banner bilim
 
Ana Sayfa « E-tarih.org    
   
Genel Bir Bakış
Hz. Muhammedin İlme Verdiği Önem
Bilimin İslam Dünyasından Avrupaya Akış Yolları
Selçuklularda Bilim
Osmanlılarda Bilim
İslam dünyasında mimarlık

 
Ana Sayfa
 Tokatlı Molla Lütfi
Bir Sokrates Trajedisi:Tokatlı Molla Lütfi Bilim, bir birikime dayanır hep. Ali Kuşçu, Kadızade Rumi’ nin , Molla Lütfi de Ali Kuşçu’nun öğrencisiydi. Tokat’ lı Molla Lütfi (Müderris Tokatlı Lütfi ), Fatih döneminde saray kitaplığının yöneticisiydi; böylece değişik bilimleri inceleme olanağı bulmuştu. Üstün bir bilgisi ve geniş hoşgörüsü nedeniyle 16. yüzyılı aydınlatanlardandır. Bilimleri sınıflandıran bir kitap yazdı: Bilimlerin Konuları ve Allahın İstedikleri . O zaman akli bilimler denen doğa bilimleriyle, felsefe ve matematikle ilgili çalışmalar yaptı. Molla Lütfi, ünlü Delos Problemi’ nin çözümünü buldu. Basit bir soru: Bir cismin boyutları iki katına çıkarsa hacmi kaç katına çıkar? İki katına değil, sekiz katına çıkar. Zamanın geometriden habersiz kadıları, bu tür sorunlarda yanlışlık... Devamı

 Müslümanların Bilim Tarihindeki Yeri
Farklı çevrelerin ilimler tarihindeki ehemmiyetiyle ilgilenen ilim tarihçilerince maruf hakikatin hilâfı­na olarak, bir kaç asırdır hakim olan şu katı tasavvur, genel tarih, kitaplarında hâlâ mevcudiyetini sürdürmektedir: İlimlerin gelişmesi, özellikle Akdeniz Havzasında, başlıca iki merhalede olmuştur. Kadim Grek aşaması ve Renaissance olarak isimlendirilen hadiseyle başlayan Batı Alemi safhası...         Beşerî düşüncenin tarihini ortaya koyma hususun­da son asırlarda yapılan araştırmalar, hafife alınmayacak bazı sonuçlar elde etmiştir. Bu sonuçlar ilimler tarihçilerinin ilgisini çekecek ve süregelen mezkûr kanâatte değişiklikler yapabilecek önemdedir.         Gerçekte asrımız 1925’lerden bu yana Danimarkalı âlim Otto Neugebauer tarafından gösterilen ve Gr... Devamı

 TOLUNOĞULLARI DÖNEMİ (868-905)
  < Buhara Türklerinden Tolun Beyin Abbasi Halifeleri döneminde, Bağdat’ta önemli bir askeri görevi vardı. Oğlu Ahmed, 835’te Bağdat’ta doğdu. Türk asıllı askerlerin ordugâhı olan Samerra’da askeri eğitim gördü. Genç bir subayken Vali olarak atandığı Mısır’da önemli hizmetleri ile tanındı. Kurduğu önemli bayındırlık eserlerinden su bendleri ve sulama kanalları ile tarım üretimini arttırdı. 868’de bağımsızlığını ilan etti. 876’da Fustât kentini kurdu. Fustât’ta ilk yerleşim, Hz. Ömer döneminde başlamış, ama o dönemden hiçbir eser kalmamıştı. Fustât’ı başkent yaptı. Kentte, çarşı, han, hamam, değirmen, fırın gibi yapılarla ticaret bölgesini, camii ve kendi sarayını inşa etti. Ne yazık ki, bu eserlerden zamanımıza sadece kendi ismi ile anılan cami kalabilmiştir. 879 inşa tarihli İbn-i Tulûn Camii, berab... Devamı

 Takiyüddin’in Elyazmaları
Takiyüddin’in günümüze uluşan elyazmaları incelendiğinde, içerdikleri bilgilerin o dönem gökbilimi hakkında sağladığı veriler yanında farklı bir önemi olduğu da görülür. Takiyüddin el yazmalarında belirli bir biçim kullanmamıştır. Eserlerin hemen hepsi birbirlerinden farklı boyutlardadır. Kitaplarda kullanılan süsler de birbirlerinden farklıdırlar. Ancak yazmalara önemli yerleri, başlıkları, tablo ve şekilleri belirginleştirmek için farklı renklerden yararlanıldığı gözlenir. Başlangıç sayfalarında yazmaların Takiyüddin’e ait olduğunu kuşkuya yer bırakmayacak biçimde kanıtlayan açıklamalar, kayıtlar ve imza yer alır. Günümüz araştırmacılarını en çok sevindiren de Takiyüddin’in eserlerinin orijinallerinin bir kısmının bugüne ulaşmış olmasıdır. O dönemlerde bilim adamlarının yazdıkları eserlerin kopyaları elle &cce... Devamı

 Koca Sinan...
Şimdi gelelim Koca Sinan’a… Sinan, 1489 veya 1491 Kayseri – Ağırnas doğumludur. Ağırnas, o zamanlar bir Ermeni köyü idi. Sinan, bu köyden devşirildi. Sinan’ın asıl adını bilmiyoruz. Sinan devşirildiği zaman, normal devşirilme yaşı olan 13-14 yaşlarından daha büyüktü. Demek ki Sinan’da bir cevher gördüler ki yaşı büyük olmasına karşın devşirdiler. Mustafa Sai’nin kaleme aldığı ‘Tezkiret-ül Ebniye’ kitabına göre baba adı Abdülmennan’dır. Bu isim Tanrı’nın izni ile ihsan eden anlamındadır ki, o zamanlar, ihtida eden gayrimüslimlerin babalarına genelde konulan bir isimdi. Burada kimsenin anlatmadığı şeyleri söylemenin ne anlamı var diye düşünebilirsiniz. Ama, Hz. Mevlânâ’nın dediği gibi, ‘Cancağızım, artık yeni şeyler söylemek lâzım’. Kanımca, bir Hristiyanın ihtida ederek Müslüman olması n... Devamı