Cengiz'in küçük oğlu Hulagü'nün babası Tuluy'u araştırıyorum. İbn'ül Esir Merv'i ele geçiren ordunun başında onun olduğunu ve 700.000 kişiyi katlettiğini aktarıyor. Cuveyni ise 1.300.000 insan öldürüldü diyor. Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi'nde hakkında biraz bilgi buldum ama dolaylı olarak. Zat'ı bir de sizden dinlemek isterim. Önereceğiniz kaynakları da bekliyorum.
Fransızcan varsa bu eserden yararlanabilirsin. René Grousset, L’empire des steppes, Attila, Gengis-Khan, Tamerlan, Payot, 1938, Paris 1965
The Cambridge history of Iran: The Saljuq and Mongol periods, 5. cilt, Cambridge Univ. Pr., 1968. Bu eserde Nişabur ve Merv katliamlarını 1221 yılı içinde İran içlerine harekat yapan Tuluy'un yaptırdığı yazmakta.
Teşekkür ederim Türkçeye tercümesi de piyasada mevcutmuş.
(11-20-2010 04:31 PM)Bourbon demiş ki [ -> ]Teşekkür ederim Türkçeye tercümesi de piyasada mevcutmuş.
Heh lafı ağzımdan aldınız bende aynı şeyi diyecektim.

Tuluy (1191?–1232)
Cengiz Han'ın yasal evlatları içinde en küçük olanı ve Moğol İmparatorluğu içinden çıkan iki büyük Han olan Möngke ve Kubilay Han'ların dedesidir.
Babası Cengiz Han'ın Moğol birliğini tesis ettiği yıllarda yaşı küçük olduğu için bu mücadeleler içinde yer almamasına rağmen, 5 yaşında düşman bir kabile tarafından öldürülme tehlikesi atlattı. 1203 yılı içinde Moğollaşmış bir Hıristiyan (Nasturi) bir Türk kavmi olan Kerayit lideri Tuğrul'un (Wang veya Ong Han olarak da adı geçmekte) yeğeni Sorkaktan Beki hanım ile evlendirildi. İlk evladı Möngke 1209 yılında dünyaya geldi. Cengiz Han evlatları içinde bilhassa Tuluy'un iyi bir savaşçı olması için ihtimam göstermiştir. 1213 yılında babası tarafından ilk görev olarak kuzey Çin'de hüküm süren Kin İmparatorluğuna karşı girişilen harekata gönderildi. Bu harekat esnasında ilk iş olarak kendisine kayınbiraderi Çigü ile birlikte Dexing şehrinin surlarını ölçme ve istihbari bilgi toplama görevi verildi. İlk büyük görev ise kendine 1221 yılında İran içlerinde serbestçe harekat etme görevi olarak babası tarafından tevcih edildi. Horasan mıntıkasında cereyan eden ayaklanmaları şiddetle bastırdı. Bilhassa Merv ve Nişabur gibi şehirlerin halklarının kaçabilmeyi başaranları hariç neredeyse tamamı yok edildi. Hatta hayvanlar bile bu katliamlardan nasibini aldı. Babası ile birlikte son harekatını ise Çin'de hüküm süren Şia hanedanlığına karşı icra etti. 1227 yılında babasının vefatını müteakip abisi Ögeday ile birlikte tahtın iki varisinden birisiydi. Diğer abileri Çağatay ve Çöçi (Cuci olarak da okunur. Çöçi babasından önce vefat etmiştir.) ise aralarındaki husumetten ötürü babaları tarafından tahta varis gösterilmemişlerdi. 1229 yılında Karakurum'da yapılan kurultayda, Moğol erkanının ekserisinin abisi Ögeday'dan yana tavır koyması neticesi tahta geçemedi ancak İmparatorluğun ikinci adamı olarak asıl devleti kendisi yönetiyordu. (Ögeday daha ılımlı, eğlenceye ve işrete düşkün olduğu için devleti temsilen yönetiyordu). Babasının vefatından önce Maveraünnehir ve Uygur bölgesi Çağatay'a, batı bölgelerinde feth edilen topraklar Çöçi'ye, Çin mıntıkasında feth edilen topraklar Ögeday'a, en küçük oğlu olduğu için Tuluy'a ise Cengiz töresince ana toprak olan Moğolistan toprakları payına düşmüştü. Dolayısıyla Moğol ulusunun önderi Tuluy nesli olacaktır. Tuluy'a başlangıçta Moğol ulusunun idaresinin verilmesi tahtı getirmemişse de ileride oğullarının Moğol İmparatorluğu tahtına oturmalarını kolaylaştırmıştır. 1229-32 yılları arasında Kin İmparatorluğuna karşı girişilen harekata abisi Ögeday ve büyük oğlu Möngke ile birlikte iştirak etti. Baba, oğul Tuluyların her ikisinin de harekatın stratejik ve taktiksel yükünü omuzlaması özellikle oğlu Möngke'nin yıldızını parlattı. 1232 yılında Kin İmparatorluğunun ana savunma gücü çökünce arta kalan işleri daha küçük çaplı ordulara veren Ögeday Han ana güçlerini Çin'in kuzeyine çekti. (Kin İmparatorluğu iki sene sonra tamamen çökecektir) Bu geri çekiliş esnasında Tuluy vefat etti. İran asıllı Moğol tarihçisi Cüveyni'ye göre ölüm sebebi aşırı alkol tüketmesidir. Kimi Moğol kaynaklarında Tuluy'un abisi Ögeday Han'ın gölgesinde kalması yüzünden oluşan havadan etkilenerek Moğollar arasında bölünmeyi engellemek maksadıyla şaman rahipler huzurunda zehir içerek kendini feragat ettiği hususu yer almışsa da modern kaynaklar bu bilginin kesin bir bilgi olamayacağı hususunu dile getirmekteler.
Yararlanılan Kaynaklar:
1. Moğol İmparatorluğu Tarihi (Histoire de L'Empire Mongol), Jean Paul Roux, Kabalcı Yayınevi, İstanbul Aralık 2001, ISBN 975824040-4
2. Encyclopedia of Mongolia and the Mongol Empire, Christopher P. Atwood, Indiana University, Bloomington, 1964, Facts On File, Inc., ISBN 0-8160-4671-9 (hardcover) ISBN 978-1-4381-2922-8 (e-book)
Çok teşekkürler. Oldukça faydalı bilgiler. Gürgenç'in zaptı sırasında kendisiyle ilgili oldukça fantastik şeyler zikrediliyor. Bilginiz varmı?
Sorkaktan Beki (1198-1252)
Sorkaktan Beki hanım Nasturi Hıristiyan inancına sahip bir Türk kökenli bir topluluk olan Kerayit önderi Ong Han'ın yeğenidir. Kendisi Moğol İmparatorluğunun en güçlü olduğu bir dönemde zamanının en etkili kadınlarından biri olmayı başarmıştır.Cengiz Han'ın en küçük oğlu olan Tuluy ile 1203 yılında henüz 5 yaşındayken evlendirildi. Cengiz Han'ın torunları içinde Moğol İmparatorluğu tarihinde bilhassa kendi oğulları olan , Möngke Han, Kubilay Han, Arık Böke ve İlhanlı Devletinin kurucusu olan Hülagü Han'ın ön planda olan şahsiyetler olması münasebetiyle kendisine de Moğol tarihinde hatırı sayılır bir yer edinmiş ve İmparatorluğun en önemli kadını mevkiine yükselmeyi başarmıştır. (Türk-Moğol Devlet geleneğinde hakan zevceleri değil valideleri en önemli kadın sayılırlar). Sorkaktan hanım bilhassa imparatoriçeliği döneminde ticari ve kültürel faaliyetlerin sorumluluğunu üstlenmiştir. Bu faaliyetleri nedeniyle Dünya tarihinin en etkili kadınları arasında yer almıştır.
Sorkaktan beki hanım Moğollaşmış bir Türk kavmi olan Kerayitlerin 1203 yılında yine Nasturi Hıristiyan inanışa sahip Türk kökenli bir kavim olan Naymanlar tarafından öldürülen lideri Tuğrul'un (Ong veya Wang Han) en küçük erkek kardeşi olan Jakha Gambu'nun kızı olarak 1198 tarihinde dünyaya geldi. Moğolların gizli tarihine göre (Cengiz Han'ın 1227 yılında vefatından sonra Uygur el yazısının Moğolcaya uyarlanması ile yazılmaya başlanan Moğol hanedanının tarihi) 1203 yılında Tuğrul Han Temüçin'e göre daha güçlü bir liderdi (bu iddiayı destekleyen bir başka yazıyı da Moğol tarihçisi Harold Lamb'in Kerayit önderi Tuğrul ile Kutsal Roma-Germen İmparatoru I.Fredik Barbaros'un arasında ki yazışmaların İtalyan seyyah ve tüccar Marco Polo tarafından kaleme alındığını tespit etmiş olmasıdır.) Temüçin iki kavmi birbirine yakınlaştırmak için en büyük oğlu Çöçi'nin Tuğrul'un kızlarından veya torunlarından birisi ile evlendirilmesi talebinde bulunmuştur. Bununla birlikte Temüçin'in bu izdivaçla daha da güçleneceğini öngören Tuğrul Han bu teklifi geri çevirmiştir. Ancak nihayetinde Temüçin'in desteğinden de mahrum olan Tuğrul Han, Naymanlarla giriştiği mücadele de tek başına hareket ettiğinden mağlup olur ve ortadan kaldırılır. Tuğrul'un aksine Temüçin'i destekleyen kardeşi Jakha ise gelişmeler üzerine iki kızını Temüçin'e gelin olarak gönderir. Gelinlerden büyük olanını generallerinden birsi ile evlendiren Temüçin daha küçük olan 5 yaşındaki Sorkaktan Beki'yi ise en küçük oğlu 12 yaşındaki Tuluy'a nikahlar.Ancak kısa bir zaman sonra Kerayitler ile Temüçin'in arası açılır ve bir savaş sonucu Jakhar'da 1204 yılı içinde Temüçin tarafından ortadan kaldırılır. Zamanının Moğol kadınları gibi büyük bir otorite ve disiplin altında yetiştirilen Sokaktani, o zamanın Çin'inde, Avrupa'sında mevcut olan kadın haklarının çoğundan muaftı. Dönemin Moğolistan'ında erkekleri uzak diyarlarda at koştururken evin tüm sorumluluğu kendi omuzları üzerinde taşırlardı. Ancak bilgisizliğine rağmen okur-yazarlığın farkına çok erken yaşlarda vardı. Oğullarının her birinden farklı lisanlar ve bilgiler öğrendi. Nesturi bir Hıristiyan olmasına rağmen diğer dinlere de ilgi duydu bunları araştırdı. Oğulları da dedeleri Cengiz Han gibi diğer dinlere karşı eşit mesafede durmayı öğretmeye çalıştı. Onun imparatoriçeliği döneminde zamanın tüm önde gelen dinlerine eşit mesafede yaklaşılacağı devletin resmi doktrini olarak ilan edildi. Buhara'da bir medresenin inşasına mali destek vermiş ve Hıristiyan, müslüman ayırımı yapmadan zor durumda olanlara mali yardımlarda bulunmuştur.
Kocası Tuluy'a babası Temüçin'den Moğolistan'ın idaresi kalmıştı. Tuluy babasının vefatından sonra başarılarıyla abisi Ögeday Han tarafından ödüllendirilerek İran'ın batısının az bir kısmı (bu fethi daha sonra oğlu Hülagü tamamlayacaktır) ve Çin'in kuzey topraklarının idaresini de elde etmeye muvafık olmuştu. Gizli Tarihe göre Büyük Han Ögeday, kardeşinin 1232 yılındaki vefatından sonra yengesi Sorkaktani'ye sık sık başvurur, fikirlerini önemserdi. Hatta Ögeday oğlu Güyük için onu gelin olarak bile düşünmüştü. Ancak Sorkaktani Beki dört erkek evladının bakımına muhtaç olduklarını ileri sürerek bu izdivaç teklifini geri çevirmiştir. Oğullarının eğitimine önem veren Sorkaktani Beki hanım oğullarını dedeleri Cengiz'in yerini almaları için şüphesiz geleceğe hazırlıyordu ve bu izdivaç teklifini kabul etseydi, şüphesiz bu gerçekleşemeyecekti.
Ögeday Han'da olacakları önceden sezdiği için kendi neslini sağlama almak için bu teklifi kendisine yapmıştı. 1236 yılında Ögeday'dan Kuzey Çin'de bulunan Hebey bölgesinin bir kısım topraklarının idaresini istedi ancak bu Ögeday tarafından tereddüt ile karşılandı. Burası kocası Tuluy tarafından zapt edilmişti ve Kin İmparatorluğu kocasının vefatında iki sene sonra tamamen ortadan kaldırıldıktan kısa bir süre sonra kendince oğullarının hakkı olan bu toprağı istiyordu ancak Ögeday'ın tereddütlü tavrı karşısında kendisini kınadı. Ögeday'ın bu tavra karşı yanıtı ise Tuluy'a ait olan bazı toprakları kendi bünyesine katarak kendi nüfuz alanını genişletmesi oldu. Ayrıca Tuluy nesline ait olan bir çok askeri de kendi bünyesine aldı. Tüm bu gelişmeler gelecekte olan Ögeday-Tuluy nesli çekişmesinin fitilini ateşlemiş oldu böylece.
Ögeday Han'ın 1241 yılında vefatını müteakip, hanımı bir Nayman Türk'ü olan Turakine Hatun ilk Moğol İmparatoriçesi olarak naip sıfatıyla 1246 yılındaki kurultaya kadar Moğol İmparatorluğunu yönetti. 1246 yılında yapılan kurultayda nüfuzunu kullanarak oğlu Güyük'ü Büyük Han olarak seçtirmeye muvaffak oldu. Ancak validesinin gücünden çekinen Güyük Han annesinin nüfuzunu kırma mücadelesine girişti. Bunun için yengesi Sorkaktani Beki hanım, Moğollaşmış Nestuti bir Türk kavmi olan Öngütlerin naibi olan halası Alakay Beki hatun ve amcası Çağatay Han'ın dul eşi yengesi Ebuskun hanım gibi devrin önde gelen Moğol hanımları ile ittifak yaptı.
Tüm olanlara rağmen oğullarının geleceği için işi sağlama almayı düşünen Sorkaktani Beki, Çöçi neslinin önderi ve Altınorda Devleti'nin kurucusu da olan ve Güyük ile arası hiç te iyi olmayan Batu Han ile de gizlice mesajlaşıyordu. Çünkü Batu ve kardeşi Berke, hanedanın en yaşlı erkekleri idi ve bir sonraki yapılacak kurultayda etkilerinin kurultay üzerinde doğrudan etki yapacağını biliyordu. 1248 yılı içinde asıl niyeti Batu Han'ı ortadan kaldırmak olan Güyük Han sözde Ortadoğu'ya yapılacakmış gibi bir sefer tertip etti. Ancak bu sefer esnasında Sincan eyaleti mıntıkasına geldiğinde şüpheli bir vaziyette vefat etti. Aslında Güyük'ün Batu üzerine sefer tertip ettiği bilgisini Sorkaktani Beki daha önceden Batu Han'a haber vermişti. Güyük'ün Batu veya Sorkaktan Beki tarafından zehirletilip, zehirletilmediği hususu hala netlik kazanamamıştır. Bu konuda modern tarihçilerin bile farklı görüşleri mevcuttur. 13. asırda yaşayan ve Fleman asıllı Fraskisken bir rahip ve kaşif olan Rubrucklu William'a göre Çöçi'nin oğullarından ve Batu'nun kardeşlerinden olan Şeyban tarafından (15. asırda Özbek Hanlığını bunun torunları kurmuştur)şiddetli bir kavgaya tutuşarak öldürüldüğü iddiası da mevcuttur.
Güyük'ün vefatını müteakip büyük oğlu Mönkge'yi kuzeni Batu Han'ın yanına gönderdi. Bu sırada naip olarak tahtta Güyük'ün kendisi gibi Merkit soylusu (René Grousset'e göre bir kendisi bir Öngüt soylusuydu) olan dul eşi Ogul Kamiş hanım bulunmaktaydı. Ancak bu hanım döneminin diğer kadınları kadar dirayetli olmadığı için kendisine sıkıntı çıkartmamıştır.
Kendi tarafını 1251 yılında yapılan kurultayda bir tek İmparatorluğun Çağatay kanadının başında olan Çağatay Han'ın oğlu ve Hanlığın üçüncü hükümdarı olan Yesü Möngke desteklemiştir. Aslında Batu 1249 yılında Sibirya'da bulunan Ala Kamak'ta bir kurultay tertip etmiş ve Möngke'yi bu kurultayda Han olarak seçtirmiştir. Bu seçimden sonra 1250 yılında Avrupa üzerine yaptığı sefere de Mönkge ile birlikte çıkmış ve kendisine Han muamelesi yapmış ve dünya kamuoyunda böyle tanınmasını
sağlamaya yönelik adımlar atmıştır. Ancak naibe Ogul Kamiş hanım bu ilk kurultaya icap etmemiş ve adamlarından Bala'yı Batu Han'a göndererek üvey oğlu Şiremun'u veya iki öz oğlundan birisini Han seçmeleri durumunda kurultayın kararını tanıyacağını bildirmiştir. Bunun üzerine Moğolistan'ın doğusunda ve Baykal gölünün güneyinde bulunan Herlen nehri kıyısında her iki tarında katılacağı ikinci bir kurultay tertip edilmiş ve oğlu Hoca, diğer ögeday nesli önde gelenleri ve Çağatay Hanlığı prenslerinin desteği altında kurultaya giden Ogul Kamiş hanım, bu kurultayda Çöçi nesli ve Tuluyların tam desteğini alan Mönkge'nin Büyük Han seçilmesini engeleyemiştir. Şüphesiz Altınorda önde gelenlerinin yaşça ileri olması ve Batu'nun kardeşi Berke Han'ın bu seçimde ağırlığını koyması böyle bir sonucu doğurmuştu. Aslında tüm bu olacakları önceden sabırla planlayan Sorkaktan beki hanımın başarısıydı bu.
Ancak tüm bu olup bitenleri kabul edemeyen Ögeday kanadının bu hükmü geçersiz saymaları üzerine harekete geçen Mönkge hanedan içinde ilk kanı akıtmış, taht için kendisine en büyük riski oluşturan Şiremun'u katlettirmiş,d iğer tehlikeli kardeş olan Hoca'yı yeni yeni fethedilmekte olan Güney Çin topraklarına sürgüne göndermiştir. Şiremun'un öz annesi Kadakaç ile Ogul Kamiş hanımlar yargılanmışlar ve hapsedilmişlerdir. Ancak işi sağlama almak isteyen Sorkaktan Beki'nin çabalarıyla Ogul Kamiş ölüm cezasına çarptırılmış ve işkence edildikten sonra nehre atılmak suretiyle ortadan kaldırılmıştır. Şüphesiz tüm olan biten bu hadiseler Ögeday-Tuluy nesli çekişmesini başka bir boyuta taşımış olup, Ögedaylılarla Tuluylular arasında yıllarca sürecek olan kavgayı fiili olarak başlatacaktır.
Sorkaktani Beki hanım ise 1252 yılında ağır bir hastalığa yakalanmaya müteakip aynı yıl içinde Moğol takvimine göre yeni yılın olduğu zamanlarda vefat etmiştir. Bu vefattan bir ay sonra ise Mönkge katıldığı resmi bir merasimle kendisini Çin'in Kansu eyaleti içinde bulunan bir kiliseye defnettirmiştir.
Yararlanılan Kaynaklar:
* Jack Weatherford, The Secret History of the Mongol Queens: How the Daughters of Genghis Khan Rescued His Empire Crown, 2010, ISBN-10: 0307407152, ISBN-13: 978-0307407153, 317 p.
* Encyclopedia of Mongolia and the Mongol Empire, Christopher P. Atwood, Indiana University, Bloomington, 1964, Facts On File, Inc., ISBN 0-8160-4671-9 (hardcover) ISBN 978-1-4381-2922-8 (e-book)
* René Grousset, The Empire of the Steppes: A History of Central Asia,Rutgers University Press, 1970, ISBN-10: 0813513049, 718 p.
o kadar uzun yazılar yazmışınızki okumakta güçlük çekiyorum