e-tarih forum

Tam Versiyon: Türk ve Moğol Kavimleri
Şu anda tam olmayan bir versiyonun içeriğine bakıyorsunuz. Tam versiyona bakınız.
Sayfa: 1 2 3
Çinggis Kağan'a kadar Moğol adı yalnızca Çinggis'in kabîlesinin adıydı. Moğol sözcüğü Çinggis'in "Bundan sonra adamlarım Moğol, düşmanlarım ise Tatar olarak anılacaktır." buyruğundan sonra bugünkü anlamına kavuştu.

Türk ve Moğol adları bugünkü anlamına 7-12. yüzyıllar arasında yavaş yavaş kavuşmuştur. Bundan önceki Türk ve Moğol adları yalnızca birer kabîlenin adıydı. Dolayısıyla bu iki milletin atalarını yalnızca tek bir kabîleye dayandırmak saçmalıktır. Eskiden Türkik bir dille konuşan kimi kabîleler Moğol, Mongolik bir dille konuşan kimi kabîleler ise Türk olmuştur. Benzer durum Orta Asya'nın kadîm otokton halkları olan Soğdlar, Toharlar, Tüe-chiler, Ku-shanlar, Hotenliler, Sakalar, kısmen Tibetliler için de geçerlidir.

Orta Asya halklarının târihiyle ilgilenen bir kişi isimlere fazla takılmamalıdır. Örneğin, modern Uygurlar'la kadîm Uygurlar arasında bir bağlantı yoktur. Kadîm Uygurlar'ın çocukları bugün Gansu'da yaşarken eski Uygur topraklarında yaşayan modern Uygurlar bu bölgeye XV.-XVII. yüzyıllarda göç eden Fergana Türkleri'dir (Gumilev LN, Etnogenez, s. 102). Hattâ "Türkçe konuşmayı öğrenen Hint-Avrupâîler'in yerleştiği ülkeyi 'Türkistan' olarak adlandırmak saçmalıktır." (age, s. 101)
(01-24-2010 12:59 AM)Köktürk demiş ki [ -> ]Eskiden Türkik bir dille konuşan kimi kabîleler Moğol, Mongolik bir dille konuşan kimi kabîleler ise Türk olmuştur. Benzer durum Orta Asya'nın kadîm otokton halkları olan Soğdlar, Toharlar, Tüe-chiler, Ku-shanlar, Hotenliler, Sakalar, kısmen Tibetliler için de geçerlidir.

Mesela Cengiz döneminde Moğollaşmış bir kabile olan Tatarlar, Keraitler aslında Türkik kökenli kabilelerdir. Ancak biz bunu Moğol tarihinde ele almayı daha münasip görüyoruz. Soğdlar ise günümüzde olmamakla beraber yoğun olarak "Tacik" halkının temelinde bulunan İranik kökenli bir topluluktur. Kuşhanlara (Ku-shanlar) gelince ise bu kavim aslında bir millet olarak tanımlayabileceğimiz Yüeçilerin 5 ana kolundan biridir ve Türk baskısı ile ana yurtlarından olup önce günümüz Afganistan'ına daha sonra ise Kuzey ve Orta Hindistan topraklarına yerleşmiş ancak zamanla kaybolmuş bir halktır. Özellikle Pakistan halkının kanında biraz Yüeçilik vardır desek yalan olmaz.

Günümüzde Doğu Türkistan topraklarına yerleşmiş olduğunu söylediğiniz Fergana Türkleri ise temel olarak Karahanlı Türkmenlerine yani Karluk, Çiğli ve Yağma topluluklarına (Karluklar zaten başlı başına bir boydur.) dayanan bir toplumdur. Ancak 14 ve 15 asra baktığımızda Fergana'da Moğol kökenli topluluklar ile Çağatay kökenli topluluklarda bulunmaktadır. Bu unsurlar içinde de Doğu Türkistan'a yerleşmiş olan topluluklar söz konusu olabilir.
Moğollar ile Türkler ortak kökten gelerek tarihsel süreç içerisinde ayrışmalar yaşamış iki akraba millettir. Hun federasyonu içerisinde yer alan bu topluluklar arasındaki ilk ayrımlar da o vakitlerde baş göstermiştir. Tarihçiliği dünya tarafından takdir edilen Zeki Velidi Hoca ile en büyük Türkologlardan birisi olan Atsız Moğollar ile Türklerin yakın akrabalığına dikkat çekmişlerdir. Cengiz Han'dan önce Moğol topluluklarına ne dendiği kati suretle belli değildir. Atsız'aa göre Moğol sözcüğü siyasi bir addır. Aynı Osmanlı gibi.. Yabancı Türkologlardan birisi olan Jean-Paul Roux da ''Türklerin Tarihi'' adlı kitabında Moğollar ile Türkleri yakın akraba olarak göstermektedir.

Arkadaşın birisi dna verileri yayınlayarak Moğol-Türk ve Tunguz'un birbirleri ile alakaları olmadığını savunmuş. Öncelikle şunu bilmek gerekir ki, bu veriler harici odaklar tarafından hazırlanarak bizlere dayatılan mesnetsiz iddialardan mürekkep faraziyelerdir. Bilgileri işimize geldiği ölçüde doğru kabul etmek gerçelik ile bağdaşmaz. Kimi arkadaşlar da Bahattin Ögel'e istinaden bilgiler aktarmış. Ögel'in tarihçiliği her ne kadar takdir toplamış olsa da Türklerin soyunu bilimsel ve tarihsel hiç bir geçerliliği olmadan Yafes'e dayandırması işi dinsel boyutlara çektiğinin bir emaresidir. Dini bilgiler ile tarihi yorumlamaya kalkacak kolursak ümmet felsefesinden kurtulamayız ve olaylara at gözlükleriyle bakmaya devam ederiz. Bugün hatırı sayılı tarihçiler(?) Kürtleri 24 Oğuz boyundan birisi olarak göstermektedir. Ve aynı zihniyet, müslümanları katletti gerekçesiyle objektif tarihçilikten sıyrılarak Hülagü'yü kötü göstermekte, Osmanlı ile savaştığı için Timur'u Türklük kadrosundan afaroz etmektedir.

Türk ve Moğol tarihleri birbirlerinden ayrı olarak telakki edilemeyecek derecede iç içe geçmiş bir yapıdadır. Bu yakınlık o kadar kompleks bir düzeydedir ki, Moğol adı taşıyan bir kabile Türkçe konuşmakta ya da Türk isimli bir topluluk ise Moğolca konuşmaktadır. Naymanlar bu konuya güzel bir örnek teşkil eder. İlaveten, Cengiz'in ardılları olan Altın Ordu, İlhanlı ve Çağatay Hanlığının çok kısa bir süreçte Türkleşmeleri ancak ve ancak müşterek dilsel ve kansal birlikteliğin var olmasıyla açıklanabilir. Aksi takdirde 1000 yıldır iç içe yaşadığımız Kürtlerin de Türkleşmeleri ve kendi dillerini unutarak Türkçe konuşmaları gerekirdi. Oysa ki Kürtlerle Türkler arasında ne lisan ne de fenotip açısından hiç bir ortak nokta bulunmamaktadır.
(06-09-2010 12:09 AM)Tigin Batur demiş ki [ -> ]Arkadaşın birisi dna verileri yayınlayarak Moğol-Türk ve Tunguz'un birbirleri ile alakaları olmadığını savunmuş. Öncelikle şunu bilmek gerekir ki, bu veriler harici odaklar tarafından hazırlanarak bizlere dayatılan mesnetsiz iddialardan mürekkep faraziyelerdir. Bilgileri işimize geldiği ölçüde doğru kabul etmek gerçelik ile bağdaşmaz.

Türkiye de yapılan en geniş DNA araştırması iddia ettiğiniz gibi '' harici odaklar'' tarafından değil Türk prof. Cengiz Cinnioğlu tarafından yapılmıştır ve Moğollardaki baskın gen olan hg C'nin Türkiye de sadece % 1 oranında raslanmıştır.
Orta Asyada da bu durum farklı değildir,Kazaklar hariç bu oran Orta Asyada % 5-10 civarındadır,açtığım başlıkta bu oranları verdim.
Üstelik bu oranlar harici odakların ''gerçek Türkler çekik gözlü ve Moğoldur,Türkiyelilerse beyazlar;o halde Türkler Türkleşmiş Anadolululardır''propagandasını da altüst etmiştir.
Türklerin Moğollarla aynı soydan geldiği teorisi hem bilimsel-filolojik-genetik gerçeklere aykırıdır hem de Türklerin kökeniyle ilgili düşmanca propagandalara zemin hazırlamaktadır.
Lütfen artık gözünüzü açın,yabancı kaynaklarda Türklere karşı nasıl propagandalar yapıldığına bir göz atmak için etnoloji-antropoloji sitelerine bir göz atın.
Türklerin bu Moğol saçmalığını-takıntısını kullanarak adamların nasıl ''ne Türkler,ne de orta asyalılar gerçek Türk değil'' sonucuna vardığını görün.
Wikipediaya bile sonunda kuzey Azerilerinin Türkleşmiş Kafkasyalı,güney Azerilerininse Türkleşmiş İranlı olduğunu geçirdiler ya gerisi hikaye...
Eee adamlar haklı;Moğollarla aynı soydan geldiğini iddia eden Türkler,e ortada Moğol geni de bulamayınca adam propagandayı yapıştırıyor.
Siz daha hala Moğolları Türk yapmaya uğraşın.
Türklerle Moğolların ırk ve dil birliği yoktur

Meslek hayatımda en çok muhatap olduğum sorulardan biri, Türklerin hangi kavimlerle akraba oldukları veya olmadıklarıdır. “Sümerler Türk mü?, Hititler Türk mü?, Moğollar Türk mü?” gibi. Çünkü bir zamanlar pek çok kavmin (meselâ Arapların) Türkler’den indiği gibi saçmalıklar, bizde resmî tarih oldu. Çocuklarımıza çok yanlış şeyler belletildi. Sümerler de, Hititler de Türk değildir (Hititlere biz bir de Eti uydurma adını takmıştık). Ama bu yazımda Moğolları ele almak istiyorum. Sümerlerle bir ilişkimiz yok. Hititler (Etiler), 3000-2000 yıl önce Anadolu’da yaşadıkları için, ırkî değil, dil yakınlığı değil, bu bakımdan ilgimiz olabilir. Ama Moğollar öyle değil. Zira Türk ve Moğol tarihleri iç içe girmiştir.
Önce kesinlikle belirteyim: Türklerle Moğolların bir ırk ve dil birliği yok. Moğollar, Türk kavimlerinden biri değil (eski Türk kavimlerinden bazı örnekler şunlardır: Hunlar, Tabgaçlar, Göktürkler, Uygurlar, Hazarlar, Halaçlar, Kaşgaylar...) Çok yaygın bir nazariye, dil bakımından Moğolca ile Türkçe’yi Altay dilleri saymışsa da, bu nazariye mesnetsizdir. Türkçe ile Moğolca’nın bir akrabalığı yoktur. Dillerin birbirinden kelime almasının tabiatiyle akrabalıkla alâkası olmaz.
Ancak, tarihçi ve lengüist (dilbilimci) olmayan büyük fikir adamı Ziyâ Gökalp, Moğollarla Türkleri birleştirmiş ve Atatürk öğretisinde bu nazariye kabûl edilmiştir. Ancak:
Bir Turan kültürü vardır. Tarihte zaman zaman Türkler, Moğollar, Macarlar gibi bozkır (step) kökenli kavimler, aynı çatı altında yaşamışlardır. Kültür alışverişleri bahis konusudur.
Cumhuriyet döneminde, İttihadçıların Gökalp politikasının devamı olarak Moğol modası devam edip arttı. Öyle ki, 23 Aralık 1925’te Paris’te doğan bir şehzâdeye Cengiz (Efendi) adı verildi. Şehzâdesine bu adı veren babası Şehzâde Abdülhalîm Efendi (1894-1926), Enver Paşa’nın eşi Nâciye Sultân’ın ağabeyidir. Cihan Savaşı’na meslekten subay olarak katıldı, albay olarak ayrıldı, Millî Mücadele’yi destekledi. İttihadçı ve Gökalp tilmizi idi. 1924’te sürüldükten sonra Doğu Türkistan’da Uygur Türklerini ayaklandırmak için Kâşgar’a giderken yolda öldü.
Cumhuriyet döneminde Cengiz’den başka Kubilay, Batu, Oktay gibi Cengiz Soyundan -Müslüman olmayan- hakânların ismi de çocuklarımıza verildi ki Osmanlıların pek hoşlanmadıkları hükümdarlardır. 1995’te Hulâgû adına rastladım ki, artık bu Moğol hâkanı yalnız Osmanlı’nın değil, bütün Müslümanların nefret ettiği bir kişidir, Bağdad’ı kesip biçmiş, Abbasî halîfeliğine son vermiştir.
Osmanlı, Türk olan Timur’u da pek sevmez ama, bu ad tek tük Osmanlı’da görülür, Cumhuriyet’te çoğalır. Altan, Kaan gibi Moğolca isimler de revaçla kullanılmıştır. Başka Moğolca kelimeler de Cumhuriyet’te -Türkçe sanılarak- kullanılmıştır, devam ediyor: ulus, kamutay, yargıtay, danıştay gibi ki, -tay- bir Moğolca ektir.
Bu gibi konuları iyi bilen tarihçilerimizden İsmail Hâmi Dânişmend’e göre Moğollar, Türk düşmanı bir kavimdir. Eski Türk ve Osmanlı tarihlerini ve kültürünü çok iyi bilen Nihal Atsız’a göre Moğollar, Türk olmamakla beraber, Türk’le iç içe girmiş, Türk’ün kardeşi bir millettir.
Bugün Moğollar, Moğolistan Cumhuriyeti’nde, Çin’in kuzeyi olan Dış Moğolistan’da, Rusya Federasyonu’nda Buryatistan, Kalmukistan gibi otonom illerde yaşıyorlar. Kafkasya ve Volga’ya yakın olanlar Sünnî-Hanefî, diğerleri Lamaist Budist’tir.

CENGİZ TÜRK MÜ?
Cengiz Han (1167-1206-1227), Mete Hânedânı’ndan olan Göktürk hânedânından inen Şato hânedânından gelen Moğollaşmış (yani Türkçe’yi bırakıp Moğolca konuşmaya başlamış), Moğolistan’da Onan Nehri kıyısında Deliğunboldah beylerinin çocuğudur. Cengiz, Osmanlıca telaffuzudur, Moğol telaffuzu Çinggis şeklindedir ve “deniz” demektir (Deniz Han, Oğuz Han Mete’nin 6 oğlundan biridir).
Türk asıllı Moğollaşmış bir kişi elbette Moğol’dur. Ancak Cengiz’i “acun beyi=cihan fâtihi” yapan orduda, Türk atlıları çoğunluktu. Bu da Cengiz’in Moğol sayılmasını engellemez. Tabiatiyle Cengiz, Türk dünyasının esaslı ülkelerini sınırları içine alan bir imparatorluğun kurucusudur. Torunu Kubılay Kaan döneminde bu imparatorluğun egemen bulunduğu ülkelerin yüzölçümüne, cihan tarihinde hiçbir devlet ulaşamadı. Ne İngiltere, ne daha önce Osmanlı cihan devletleri, ne de çok geniş toprakları ile Sovyetler Birliği...
Müslüman olmayan ve Pekin’de (Türkçe: Hanbalık yani Han Şehri) oturan Kubılay’a (ölümü 1294), Tebrîz’de oturan kardeşi Hulâgû İlhan, Hulâgû’ya Konya Anadolu (Türkiye) Selçuklu pâdişâhı, ona Kastamonu’da oturan büyük uç beyi (duka) Çobanoğulları Türkmen hânedânı, buna da Söğüt’te oturan Kayıhanoğlu Osman Gazi tâbi idi. Bu tâbiiyet şeceresini ilk defa 1965’te yazdığım zaman, hayret uyandırmıştı. Sonuç: Cengiz’in Türk değil, Moğol olduğudur. 4 oğlundan üçünün nesillerinden yürüyen muhteşem ve 19. asra kadar süren hanedanlarının tamamen Türkleşmeleri, bu gerçeği değiştirmez. Gökalp’in ve dostum Atsız’ın yüce ruhlarından af dileyip, Cengiz’in Türk olmadığı tarîh gerçeğini okuyucularıma sunuyorum.

Yılmaz Öztuna

http://www.turkiyegazetesi.com/makaledet...?id=481572
Güzel bir yazı Bayundur tamamen katılıyorum.Türk ve Moğol halklarının tarihsel süreçteki içiçeliği bu yanlış anlaşılmanın popülerleşmesini sağlamış,karşılıklı kelime ve gramer transferi her iki halkın ve dillerinin aynı kökene dayandırıllmasıyla sonuçlandırılmıştır.

Eğer Türkçe hala Altay dillerinde sayılıyorsa bunun nedeni eski dilbilimcilerin böyle düşünmeleridir,günümüzde bir çok dilbilimci Türkçe'nin ayrı bir dil grubu olarak sınıflandırılmasından yanadır.Sadece Anti-Altaicist olarak adlandırılan dilbilimciler değil,Makro-Tungusistlerin de Türkçe'ye yaklaşımı böyledir.
Ben bazı Türk dilbilimcilerin bu eski görüşe sahip çıkmalarını yukarıda ki yazıda anlatılan tarihsel beraberliğin binlerce yıl sürmüş olmasının ve etkileşimin doğal olduğunun gözden kaçırılmasının bir sonucu olduğunu düşünüyorum.

Her kültür kendisinden daha gelişmiş ve-yada yerleşik olan kültürden etkilenir,Türklerle Moğollar arasındaki etkileşim de böyle olmuştur.Nasıl ki biz İran,Bizans gibi yerleşik toplumlardan etkilendiysek Moğollarda devlet yönetimi,örgütlenme,kültürel çeşitlilik gibi konularda kendilerinden daha ileride sayılabilecek olan Türk gruplarından etkilenmişlerdir.Her iki dil grubundaki ortak kelimelerin geçiş yönünün çoğunlukla Türkçe'den Moğolcaya şeklinde olması,Moğol İmparatorluğunun ve devamcılarının başta yapılanma,dil ve kültür olmak üzere bir çok konuda Türklerden etkilenmesi bunun açık göstergesidir.

Ama tüm bunlar aynı zamanda Türklerin Moğol İmparatorluğunda ve varislerinde -bir anlamda-hak iddia etmelerini de anlaşılır kılar,üstelik İmpartorluk ordusu ve halkın önemli bir bölümünün Türklerden oluşması,Türkçe'nin yaygın kullanımı,varis devletlerdeki Moğolların ve bu devletlerin tamamen Türkleşmesi de bu iddiayla paraleldir.
Kırım Hanlarının,Timur'un ve dolayısıyla Baburşahlar'ın Cengiz'in soyundan geldiklerini iddia etmeleriyse tamamen meşruiyet arayışıdır,gerçekçi bir yanı yoktur.Cengiz İmparatorluğunun o döneme kadar varolan en büyük imparatorluk sayıldığını da unutmamalıyız.

Ama bu meşruiyet amaçlı köken iddiası Baburlerin ''Mughal'' adıyla anılmalarına,Kırım Türkleri ve Özbeklerin kısmen Moğol oldukları gibi yaygın ve dayanaksız bir kanının oluşmasına sebep olmuştur,bunun genetik olarak da doğru olmadığını,bu Türk gruplarında eriyen Moğol unsurların oranının çok düşük olduğunun ortaya çıktığını açtığım başlıkda anlatmıştım.
Moğollarla tüm bu ortak özelliklerimizi aynı soydan geldiğimiz yada Moğolların Türk olduğu gibi dayanaksız teorilere dayandırmadan da ifade edebiliriz ortak noktalarımız zaten ortada.Herkesi Türk yapmaya çalışma alışkanlığımızın uluslarası bilim çevrelerinde inandırıcılığımızı kaybetmemize sebep olduğunu da artık görmeliyiz.
(02-26-2011 11:41 PM)ümit demiş ki [ -> ]Ama bu meşruiyet amaçlı köken iddiası Baburlerin ''Mughal'' adıyla anılmalarına,Kırım Türkleri ve Özbeklerin kısmen Moğol oldukları gibi yaygın ve dayanaksız bir kanının oluşmasına sebep olmuştur,bunun genetik olarak da doğru olmadığını,bu Türk gruplarında eriyen Moğol unsurların oranının çok düşük olduğunun ortaya çıktığını açtığım başlıkda anlatmıştım.

Babür kendi eseri olan Babürname'de atalarının ve kendisinin Türk olduğunu belirtir. Moğol kelimesini sadece dayıları ve annesinin akrabaları için kullanmıştır. Ancak annesi olan Kutluk Nigar hanımın Çağatay kolundan Cengiz Han'a soyunun dayanması ise halefleri tarafından bu mirasa sahip çıkma olarak ve üstelik aşırı şekilde kullanılmıştır. Sonuç olarak Babürlüler (aslında devletin asıl ismi Gürganiyye idi) kendilerini Moğol manasına gelen "Mughal" olarak tanımlamışlardır.
bunlarin hangisi Turk hangisi mongol boyu Naymanlar
Merkitler
Uygurlar
Tatarlar
Moğollar
Keraitler
Yanılmıyorsam Nayman ve Merkitler Moğol boyuydu.Uygur ve Tatarlar Türk boyu. Kerait'leri bilmiyorum. Moğolların da moğol boyu olması kaçınılmaz herhalde Smile
(05-14-2012 03:14 AM)turkum demiş ki [ -> ]bunlarin hangisi Turk hangisi mongol boyu Naymanlar
Merkitler
Uygurlar
Tatarlar
Moğollar
Keraitler

it eki zannedersem moğolcada çoğul eki... Burdan yola çıkarak Merkitler ve Keraitler moğoldur diyebiliriz.
Sayfa: 1 2 3
Referans URL