07-18-2008, 07:55 PM
Arkadaşlar sizin oralarda uygulama var mı bilmiyorum.
Rizede özellikle köyde defalarca izlediğim hatta bizzat katılıp yaşadığım bir adeti anlatmak istiyorum.
Öncelikle tereyağlı Sütlü Ekmek yapılır. (Artık bunu yerine kek yapılıyor
) Sonra çok sık düşen çocuk getirilir. yere oturtulur ayakları iplikler ile bağlanır. Bu ipliklerin dibine makas konur. Ve yanına bu yağlı sütlü ekmeğin tepsisi koyulur. Sonra köyün/mahallenin çocukları çağırılır. En başa biraz büyükçe 8-9 yaşlarında bir çocuk koşar ve iplikleri keser. Çocuğu alır kucağına ve koşmaya başlar. Sonra geri kalan küçük çocuklar koşarlar ve yağlı ekmeklerden birer tane alıp koşturmaya başlarlar.
Eğer bu sırada kimse düşmez ise çocuk bundan sonra daha az düşerek yürüyeceğine inanılır.
_________________________________________
Geçen gün ise Cengiz Aytmatov 'un "Selvi Boylum Al Yazmalım" Adlı eserinde de aynı adeti biraz değişik görünce şaşırdım kaldım. Direk onuda hikayeden buraya aktarıyorum:
-Aysel dedim. Hadi Yarın çocuğa börek şenliği yapalım. Sen beyaz ve siyah yün iplikği bul.
-iyi Bake
Razı oldu.
- Evet, tam öyle beyaz ve siyah yün iplik...
Bir ata bindim. Hayvan bakıcı dostları dolaşarak taze et getirdim ve ertesi gün komşularımızı "börek şenliğimize" davet ettik.
Samet'i oturttum. ayaklarını siyah beyaz iplikle bağladım. Yanına da makas koydum ve avlunun öbür ucunda bulunan çocukları tembihledim.
-Kim en hızlı koşar ipliği keserse birinci hediyeyi alacak. Geri kalanlara sıra ile. Haydi çocuklar!...
Çocuklar haykırarak yarışırcasına koşmaya başladılar.
İplik kesildikten sonra Samet'e:
-Hadi oğlum, dedim. Sen de koş bakalım. Çocuklar onu da alın sizinle.
Selvi Boylum Al Yazmalım --- Cengiz Aytmatov (Elips Yayınevi)
Arkadaşlar son söz olarak şunu belirtmek istiyorum. Taa Sibiryadan Gagauzyaya Kırımdan Tebrize kadar Türk kültürü birdir.
MUHAMMET ÇELİK
Rizede özellikle köyde defalarca izlediğim hatta bizzat katılıp yaşadığım bir adeti anlatmak istiyorum.
Öncelikle tereyağlı Sütlü Ekmek yapılır. (Artık bunu yerine kek yapılıyor
) Sonra çok sık düşen çocuk getirilir. yere oturtulur ayakları iplikler ile bağlanır. Bu ipliklerin dibine makas konur. Ve yanına bu yağlı sütlü ekmeğin tepsisi koyulur. Sonra köyün/mahallenin çocukları çağırılır. En başa biraz büyükçe 8-9 yaşlarında bir çocuk koşar ve iplikleri keser. Çocuğu alır kucağına ve koşmaya başlar. Sonra geri kalan küçük çocuklar koşarlar ve yağlı ekmeklerden birer tane alıp koşturmaya başlarlar. Eğer bu sırada kimse düşmez ise çocuk bundan sonra daha az düşerek yürüyeceğine inanılır.
_________________________________________
Geçen gün ise Cengiz Aytmatov 'un "Selvi Boylum Al Yazmalım" Adlı eserinde de aynı adeti biraz değişik görünce şaşırdım kaldım. Direk onuda hikayeden buraya aktarıyorum:
-Aysel dedim. Hadi Yarın çocuğa börek şenliği yapalım. Sen beyaz ve siyah yün iplikği bul.
-iyi Bake
Razı oldu.
- Evet, tam öyle beyaz ve siyah yün iplik...
Bir ata bindim. Hayvan bakıcı dostları dolaşarak taze et getirdim ve ertesi gün komşularımızı "börek şenliğimize" davet ettik.
Samet'i oturttum. ayaklarını siyah beyaz iplikle bağladım. Yanına da makas koydum ve avlunun öbür ucunda bulunan çocukları tembihledim.
-Kim en hızlı koşar ipliği keserse birinci hediyeyi alacak. Geri kalanlara sıra ile. Haydi çocuklar!...
Çocuklar haykırarak yarışırcasına koşmaya başladılar.
İplik kesildikten sonra Samet'e:
-Hadi oğlum, dedim. Sen de koş bakalım. Çocuklar onu da alın sizinle.
Selvi Boylum Al Yazmalım --- Cengiz Aytmatov (Elips Yayınevi)
Arkadaşlar son söz olarak şunu belirtmek istiyorum. Taa Sibiryadan Gagauzyaya Kırımdan Tebrize kadar Türk kültürü birdir.
MUHAMMET ÇELİK