e-tarih forum

Tam Versiyon: İslam Deklarasyonu --- Aliya İzzetbogovic
Şu anda tam olmayan bir versiyonun içeriğine bakıyorsunuz. Tam versiyona bakınız.
Bosna-Hersek'in efsane cumhurbaşkanı tarafından yazılmış ve kendi fikirlerini yansıtan harika bir kitap.

Müslüman devletlerin neden geri kaldığı. Avrupanın nasıl vahşi olduğu. Doğunun buna karşı nasıl misafirperver cömert ve yiğit olduğunu bir avrupada bulunan ama kendini doğulu hisseden anlatıyor.

İslam'ın geri kalmışlığını irdelerken temel iki problemin üzerinde duruyor.
birincisi İslamı iyi anlamamış olmamız ikincisi İslamı gerektiği gibi uygulamıyor olmamız.

Makalelerden oluşan kitap gerçekten çok hoş orjinal bir çalışma olmuş. Büyük adamların büyük fikirleri olur. Bu fikirler yol gösterir zihin açar. Çalışma azmı kuvveti verir. Bu nedenle bu fikirleri almalı okumalıyız.

Kitaptan birkaç cümle:

  • İslam sadece teolojik olarak anlaşılması onun sadece din mesajı olarak algılanması ve böylece dış dünyayı düzenleyen ve değiştiren rolünün dışlanması hatta yok sayılması, islam toplumunun gücü ve direncini içerden zayıflatarak barbarların kolay yemi haline gelmesine neden olmuştur.
  • Tarihi gerçekler varken İslamin fanatizm cehalet ve zülm dini olarak tanıtıldığı yalan ve yaygın efsane nasıl devamlı gündem de tutulabildi.
  • Sert ve neredeyse puriten mao hareketi ve hippilerin aşırı serbest nihilist hareketi birbirinin çağdaşıdır. Bu iki hareketten hangisi çağdaştır? Acaba çağdaş dünya hiç çağdaş mıdır? Nasıl bir ölçü kullanalım?.
  • Daha özel bir bela ise halkıyla her türlü bağını kaybetmiş olan belli entellektüel sınıf içersinde ki yerli yabancılardır.
Bir fikrin,görüşün,ideolojinin,devletin,dinin yükselebilmesi için onu hakkıyla tanıtan,anlatan ve savunan liderlere ve aydınlara ihtiyaç vardır.Rahmetli İzzetbegoviç de bu kitabıyla birlikte İslam dinini hakkıyla anlattığını düşündüğüm bir lider ve aydındır.

Kitap pek çok makaleden oluşmakta.Bu makalelerde özellikle müslüman toplumların içinde bulunduğu sorunlardan bahsedilmekte.Müslümanların modern sorunlarıyla ilgili kitapları okuduğumuzda genelde diğer milletlere ve medeniyetlere suç atılır hep,özellikle de yahudi ve hırsitiyanlara.Ancak İzzetbegoviç öyle yapmamış sorunu müslüman halkların kendi içinde aramış.Hatta kitabın muhtelif yerlerinde müslümanlarla yahudilerin eskiden beri pek çok ülkede birlikte yaşadığından ve ortak kültür dairesi içinde bulunduğundan bahsetmiş.Buna örnek olarak Endülüs gösterilebilir.Ama günümüzde ortadoğunun kanayan bir yarasıdır İsrail ile Arap devletleri arasındaki sorunlar.Neyse, bu konuya daha fazla girmeden devam edeyim.

Kitapta özellikle müslümanların kaderci ve aşırı mistisizme kaymış olan anlayışları eleştirilmiş.Eleştirilen bir diğer nokta da müslümanlar tarafından İslam'ın asıl anlamının kaybedildiğidir.Kitapta bu konu hakkında ilginç bir yaklaşım var.Hepimizin bildiği gibi bize okullarda İslam'ın beş şartı öğretilir.Bu şartları söylemek özüne inildiğinde İslam için bir tanımlama yapmaktır.Tanım ise bir gerçeği, bütününü ve temel içeriğini bozmandan özetlemektir.İslam'ın şartlarına baktığımızda şehadet,namaz,oruç,zekat ve haccı görürüz.Acaba bu tanımla İslam'ın özünü tam olarak yansıtmakta mıdır?Bu tanımlama aslına bakarsanız Kuran okumayan ve anlamayan müslümanları şekilciliğe sürüklemekte ve ibadetlerin anlamlarını köreltmektedir.İslam aslında bir mücadele ve cihattır.Bunun için de parola "iman etmek ve iyi amellerde bulunmaktır".İbadetler ise imanı korur ve iyi işlere bizi yönledirmede destek olur.Bunlar müslüman toplumların gözünden kaçmakta ve İslam içi boş şekli bir hal almaktadır.

Aşırı kaderci ve mistik anlayış insanları atıllaştırır.Bugün müslümanlarda hasıl olan büyük bir kurtarıcı beklentisi de bunun bir göstergesidir.Geleceği ve kaderi biz bilemeyiz elbette.Allah bir rahmeti olarak belki de böyle bir kurtarıcı gönderecektir,bilinmez.Ama buna bel bağlayıp sessizce oturmak kesinlikle yanlıştır.Allah ilerleme,gelişme ve zenginleşme hususlarında kesinlike müslümanlara ayrım yapmaz.Acılarını ve fakirliklerini dindirmek için özel önlemler almaz.Bu konuda Hz. Muhammed'in hayatına bakarsak oralarda da bunun örneklerini görebiliriz.Mekke'de acılar ve fakirlik çeken,işkence edilen ve boykot uygulanan bir topluluk olarak görürüz müslümanları.Uhud Savaşı'nda da gerekli teknik önlemler alınmadığı için(peygamberin sözü dinlenmedi) savaşı kaybeden müslümanları ve dişi kırılan peygamberimizi görürüz.

Kitapta dikkatimi çeken bir diğer husus da şu.İslam'ın evrenselliğinden bahsederiz ya hep.Ne demektir bu?İzeetbegoviç'e göre İslam'ın en temel görüşlerinden birisi de adalet anlayışıdır.Müslüman toplumlar kendilerinin haricinde tüm insanlığa iyilik yapmalı ve adalet dağıtır pozisyonda olmalıdırlar.İşte evrensellik buradan gelir.

Kitapta İslam ile ilgili anlatılan bir diğer önemli husus da, bu dinin özüne sadık kalarak kendini yenileyebilme özelliği olduğudur.Bakınız Hz. Muhammed'den yüz yıl sonra müslümanlar diğer medeniyetlerden pek çok şeyler almış ve bunu dinlerine adapte etmişler ve kullanmışlardır.Bugün de bunu yapılması şarttır.Bu konuda İslam önderlerine,düşünürlerine,aydınlarına büyük görevler düşmektedir.

Sözün özü müslümanlar Kuran'ı iyi anlamalılardır.Bundan sonra da reel olmalı,çalışmalı,üretmeli,iyilik yapmalıdırlar.Sürekli bir cihat ve mücadele içinde olmalıdırlar.

Ben yukarıda elimden geldiğince ve aklımda kaldığınca kitapta anlatılan genel hususlara değinmeye çalıştım.Kitabı herkese tavsiye ederim.
Ayrıca kitap İslam'ı düşünmeden eleştirenlerin temel konuları olan poligami yani çok eşlilik gibi konulara da değinmiş.

Uzun uzadıya anlattığı konuda hoşuma giden cevaplardan biri, Avrupalının flört ederek yasallaştırmadan cinsellik yapmaya müsade eden kültürüne nazaran İslam'ın bu tutumu çok daha duyarlıdır.
Poligami için İzzetbegoviç artık sınırlandırılmalı ve vazgeçilmelidir diyor.

Bu arada aklıma gelmişken belirteyim.Kitaptan edindiğim bir bilgiye göre günümüz müslüman dünyasında okuryazarlık oranları % 50'ler civarındayken(kitaptaki makalelerin yazıldığı yıllar olan 1970'ler için geçerli bir değer) Endülüs'te bu oran %100'müş!
Referans URL