e-tarih forum

Tam Versiyon: Timur'un Feraseti
Şu anda tam olmayan bir versiyonun içeriğine bakıyorsunuz. Tam versiyona bakınız.
Ulu Hakan Timurlenk son seferi olan Çin seferine 1405 kışında çıkmıştı. Amacı bahara doğru Çin topraklarına varmak ve fetih hareketine başlamaktı. Timur bu sefer esnasında bazı yerlerde duraklayıp mola veriyordu. Çünkü yaşlı bedeni eskisi gibi hareket etmesine olanak sağlamıyordu. Bu istirahatlerinin birisini Aksulat şehrinde gerçekleştirdi. Ancak burada kendisini seferden hemen önce çıkan İmparatorluğun geleceğini etkileyecek bir süreliğine ertelediği aile sorunları bekliyordu. Torunu Halil Sultan, Timur'un vefat etmiş emirlerinden Seyfeddin'in hareminden Şadimülk adında ki bir odalıkla evlenmişti. Bu haberi alan Timur sinirlenmiş ve allak bullak olmuştu. Küplere binen Timur, kadının tutuklanmasını emretmiş; ancak Halil Sultan dedesinin emrine karşı gelerek onu saklamıştı. Kadın ele geçirildiğinde ölüme mahkum edildi. Ancak Timur'un veliaht ettiği ve hayatta olan hanedan mensuplarından en sevdiği torunu olan Pir Muhammed olaya müdahale etti (Timur'un merhum olan büyük oğlu Cihangir'den olma 2 sene kadar önce ölen Pir Muhammed adlı başka bir torunu daha bulunmaktaydı). Bu müdahale sonrası eski odalık, yeni sultan Şadimülk boğazlanmaktan kurtuldu. Bu hadiseden sonra Timur Çin seferine çıktı. Aksulat'a geldiğinde mevzuyu yeniden ele aldı ve torunu Halil Sultan'ı çağırttı ve kadından ayrılmasını istedi. Ancak torunu Ulu Hakan'a tekrar karşı geldi. Öfkeden deliye dönen Timur, ikinci kez kadının öldürülmesini istedi. Bu kez de araya elinde büyüyen delikanlının acısına dayanamayan başkadın efendi Saraymülk Hanım girdi. Timur'un en güvendiği adamları olan Şeyh Nureddin ve Şah Melik'i kandırarak Timur'a Şadimülk'ün hamile olduğu yalanını söylettiler. Bu hileye inanan Timurlenk ölüm cezasını kaldırdı bunu gebelik müdetince uygulanacak göz hapsine çevirtti. Doğumdan hemen sonra ise Şadimülk haremağalarına teslim edilerek Halil Sultan'la ikisinin biraraya gelmemeleri sağlanacaktı. Acaba Timur neden Şadimülk'e karşı bu kadar olumsuz yaklaşıyordu? Bunu hemen ölümünün ardından gelecek olaylar gösterecekti. Timur senelerdir kendisini yanıltmayan sezgiler ve ferasetiyle muvaffak olmuştu. Ancak yine en sevdiği karısının (Bu hanım Cengiz Han soyundan gelmektedir. Timur bu hanımı ile evlendikten sonra "Hanlar Han'ının damadı" anlamındaki "Gürkan" ünvanını almıştır. Babür devletinin diğer adı Gürganniyye de buradan gelmektedir) kendisine bir oyun oynamasıyla kurduğu devlet ölümünden hemen sonra parçalanmaya başlayacaktı.
Timur'un ölümünün ardından güvendiği adamları olan Şeyh Nureddin ve Şah Melik haricinde üst rütbelerde bulunan hiç bir bürokrat verdikleri sözlere uymadılar. Timur hanedan içinde hayatta olanlardan en sevdiği ve yeteneğine güvendiği torunu Pir Muhammed'i veliaht ilan etmişti. Tahta ilk teşebbüsü torunu Hüseyin Sultan'dan geldi ancak yaptığı harekat başarısızlıkla sonuçlandı. Sultan Hüseyin bu başarısız girişimden sonra Horasan valisi olan amcası Şahruh'a sığındı. Şahruh ise onu hiç zaman kaybetmeden öldürttü. Bu başarısız girişimden sonra başkente en yakın yerde Taşkent'te olan Halil Sultan karısının yönlendirmesi ve Çağatay asıllı olmayan askerlerle (çoğu Kıpçak ve Harezmlilerden oluşmaktaydı) coğrafik avantajdan yararlanıp Semerkant'a girdi ve kendini hükümdar ilan ettirdi. Pir Muhammed ise başkente uzak olan Kuzey Hindistan topraklarında bulunmaktaydı bu sırada. Yani coğrafik şartların elverişsizliğinden tahtı yitirmişti. Otrar'dan hareket eden Timur'un sadık emirleri bu tahta çıkmayı geçersiz saydılar ve Semerkant'a hareket ettiler. Ancak şehrin yeni valisi bu iki devlet adamını şehre sokturmadı. Tahtın kanuni varisi ise 1406'da kuvvetleri ile harekete geçip kuzeye doğru yürüdü. Halil Sultan onu müthiş bir bozguna uğrattı. Pir Muhammed bu başarısız hareketten bir yıl sonra en güvendiği adamının elebaşılık ettiği bir darbe sonucu öldürüldü ve Kuzey Hindistan hakimiyeti Timuroğullarının elinden çıktı. Böylelikle dörde parçalanan Timur Devletinden geriye üç parça kalmış oluyordu. Batı'da kalan Irak-ı Acem bölgesi Timur'un oğlu Miranşah'a (ki o da kısa bir süre sonra Karakoyunlular ve Celayirliler tarafından ortadan kaldırımış, ülkesi neredeyse tamamen elden çıkmıştır), ortada bulunan Herat merkezli Horasan ve civarı oğlu Şahruh'a, başkent Semerkand'ı da barındıran diğer bölgeler Halil Sultan idaresine kalmıştı. Halil Sultan ise giderek karısını elinde kukla olmaya başlamıştı. Timur'un bir ömür harcayarak elde ettiği servet ve zenginlik kısa sürede tükenmeye başlamış, yaklaşık otuz yıldan beridir yokluk görmeyen halkta artık huzursuzluklar oluşmaya başlamıştı. Halil Sultan karısına o kadar bağlıydı ki ondan ayrılamamak için İmparatorluğun gayesi olan fetih hareketlerinden de vazgeçmişti ve bu da savaşa dayalı ekonomisi olan ülkeyi iyice geriletmişti. Verecek hiç birşeyi kalmayan ve gücünün giderek azaldığının gören Halil Sultan 1409'da dört yıl süren bir hükümdarlıktan sonra kalan adamlarıyla Semerkant'tan ayrılıp amcası Şahruh'a sığındı. Ona kucak açmış gibi görünen Şahruh yeğeni zehirleterek ortadan kaldırdı. Kocasını öldüğünü öğrenen ve tüm bu felaketlere zemin hazırlayan Şadimülk ise İbn Arapşah'ın ifadesi ile eline bir bıçak alıp, gırtlağına dayayıp canına kıydı.
Bundan sonra çıkan ayaklanmaları bastırıp tahtı ele geçiren Şahruh kırk yıl kadar ülkeyi başarıyla yönetti. Ancak ülkeyi ele geçirdiğinde Kuzey Hindistan ve Irak-ı Acem bölgeleri elden çıkmış ve o muazzam servet yerle bir olmuştu. Eğer çok önceleri tahta geçebilseydi Timur Devletini daha güzel günler bekliyor olabilirdi.

Not: Ek bilgi olarak Justin Marozzi'nin Timurlenk (YKY Yayınları) adlı eserinden istifade ettim.
(07-27-2008 08:29 PM)bayundur demiş ki [ -> ]
Halil Sultan ise giderek karısını elinde kukla olmaya başlamıştı. Timur'un bir ömür harcayarak elde ettiği servet ve zenginlik kısa sürede tükenmeye başlamış, yaklaşık otuz yıldan beridir yokluk görmeyen halkta artık huzursuzluklar oluşmaya başlamıştı. Halil Sultan karısına o kadar bağlıydı ki ondan ayrılamamak için İmparatorluğun gayesi olan fetih hareketlerinden de vazgeçmişti ve bu da savaşa dayalı ekonomisi olan ülkeyi iyice geriletmişti. Verecek hiç birşeyi kalmayan ve gücünün giderek azaldığının gören Halil Sultan 1409'da dört yıl süren bir hükümdarlıktan sonra kalan adamlarıyla Semerkant'tan ayrılıp amcası Şahruh'a sığındı. Ona kucak açmış gibi görünen Şahruh yeğeni zehirleterek ortadan kaldırdı.

Halil Sultan'ın amcası Şahruh tarafından ortadan kaldırıldığı bahse konu eserde geçiyor ancak incelediğim diğer kaynaklarda ki Hayrünisa Alan hanımın hazırladığı Timurlular kitabında birincil kaynaklardan bilgiler aktarılmakta orada öldürülmediği, İran'a (Rey) sürüldüğü yazmakta. Tanınmış Türkolog Jean Paul Roux'un Babür adlı eserinde de Halil Sultan'ın öldürülmediği ancak Irak'a sürgün edildiği ve sürgün de bulaşıcı bir hastalık neticesi vefat ettiği ve bu vefat sonrası da Şademülk'ün intihar ettiği bahsi geçmekte.
Referans URL