03-12-2009, 07:19 PM
Yaşayan En Eski Musevi Tarikatı
Yahudiler’in Şomronim dediği, İngilizce’de “Samaritan” olarak geçen, Türkçe’de ise “Samiri” olarak adlandırılan bir avuç insan, kendilerini İsrail’in gerçek sahibi olarak tanımlıyor ve “Siz kimsiniz?” diye sorduğunuzda, “Biz “İsrailliyiz” diyorlar. Burada bahsettikleri İsrail’in ise bugünün Yahudi İsrail Devleti ile hiçbir ilgisi yok. Onların İsrail’i, binlerce yıl öncesine dayanan bir İsrail devleti. Bu yazıda, dinyanın yaşayan en eski Musevi tarikatını tanıyacağız…
Türkiye’de, Samirilerle ilgili bir yazıya henüz rastlamadım. Oldukça ilginç sosyolojik, dini ve politik özellikler barındıran bu tarikat hakkında edineceğiniz bilginin, sizler için de ilginç ve akılda kalıcı olacağını düşünüyorum.
Ayrıca peşinen yazayım; bu konunun Filistin ve İsrail’deki Türk İzleri ile bir ilgisi de yok. Ancak kısa süre önce yayınlamaya başladığım yazılarımda, zaman zaman, Türk mirası dışında kalan konulara da değineceğimi, nitekim Filistin ve İsrail’deki Türk İzlerinin, zaman ve mekandan bağımsız olarak tek başına ele almanın bir anlamı olmayacağına inandığımı belirtmiştim. Algılama sınırlarını zorlayan ve pek çok açıdan spekülasyonlara açık bölgenin, yani Filistin ve İsrail coğrafyasının, sosyolojik yapısı, monoteist dinlerin birbiri içine geçmiş ihtilaf ve ittifakları ve siyasi tarihini bir tarafa bırakarak anlatılacak bir Türk mirasının, doğru algılanması da mümkün olamayacaktır.
Neyse, biz konu başlığımıza geri dönelim…
İsrail’in 12 kavmi, Hz. Musa ile Mısır’dan İsrail’e göç ettiklerinde, bugünkü Nablus şehri yakınındaki bir dağın tepesine yerleşir ve tarihteki ilk İsrail devletini kurarlar.
Bu dağın adı Har Grizim” yani “Kutsanmış Dağ”dır.Bu dağın üzerinde Museviliğin ilk mabedini inşa ederler. Burada kurulan devlet tarihteki ilk İsrail devletidir ve dili Aramcadır. Museviler burada bir mabed inşa ederler. Bu mabed, daha sonra Hz. Süleyman tarafından inşa edilen Kudüs’teki mabedden yüzyıllar önce inşa edilmiştir. İşte bu ilk İsrail devleti, MÖ 722 yılında Asurlular tarafından yıkılır ve Museviler sürgüne gönderilir. Burada bahse göçen sürgün, Musevi tarihindeki ilk diaspora olarak kabul edilir.
Kendilerinden Yahudi Tevrat’ında, Hıristiyan İncil’inde ve Ölü Deniz Parşömenlerinde de bahsedilen Samiriler, Museviliğin yaşayan en eski temsilcisi olduklarına inanmakta ve Yahudi soyundan gelmediklerini ifade etmektedirler. Nitekim, bugünün İsrail’ine hükmeden Yahudi Museviler, tüm Museviler tarafından Har Grizim’de kurulan İsrail devletinin yıkılmasından sonra Yuda kavmi öncülüğünde bugünün Kudüs’ünü de içine alacak şekilde kurulan bir Yahudi devletinin devamıdır.
Bu noktada, ilginç bir detaya dikkatinizi çekmek istiyorum: Samiriler tarafından halen muhafaza edilen eski Tevrat yazması, Museviliğin merkezi olarak Har Grizim’i işaret eden bir Tevrat’tır. Yani, pek çoğumuzun bildiğini sandığı şekilde, Tevrat, Museviliğin merkezini Kudüs olarak işaret etmez. Kudüs’ü dini merkez olarak kabul eden Tevrat, Samiriler tarafından kurulan ilk Musevi devleti olan İsrail’den çok daha sonra, Yahudiler tarafından kurulan bir başka Musevi devletinde ortaya çıkan bir başka Tevrat’ta ilan edilmiştir. Pek tabii ki, bu konular çok tartışmalı konular. Genel kabul görmüş iddialara değinecek olursak, Filistin topraklarında kurulmuş ilk devletin adının İsrail olduğunu ve bu İsrail devletinin bugünkü Samirileri de içeren Musevi kavimler tarafından kurulduğunu ve Yahudi kavmi hegamonyasında olmadığını ifade edebiliriz. Yahudiliğin Musevilikle bir anılışı, asırlar sonra ortaya çıkan ve dini olmaktan çok, politik bir konumlandırma içeren bir tezdir. Genel kabul görmüş bir diğer tez ise, tarih boyunca Yahudi tezinin galip geldiği ve Samirilerin yok olma noktasına geldiğidir. 2009 tarihi itibarıyla Filistin ve İsrail sınırlarında yaşayan Samiriler, sadece 710 kişi kadardır.
Samiriler, bugünün Filistin (Batı Şeria) sınırları içinde kalan Nablus yakınlarındaki Kiryat Luza köyünde ve İsrail sınırları içinde kalan Holon şehrinde, ikiye gölünmüş olarak yaşıyorlar. İsrail ve Filistin arasında bölünmüş olarak yaşayan Samirilerin dini merkezleri de, binlerce yıl öncesinde olduğu şekilde, halen Kiryat Luza içinden çıkılan Har Grizim dağı üzerinde. Uzun yıllardır üzerinde arkeolojik kazılar yürütülen Har Grizim dağındaki kutsal Musevi mabedinin kalıntıları arasından her geçen gün Samiri tarihine yönelik bulgular gün ışığına kavuşturulmakta.
Samiri Museviliğini, Yahudi Museviliğinden ayıran diğer bir nokta ise, Yahudi Museviliği içinde doğmuş Yahudi ruhban sınıfının Samiri Museviğinde mevcut olmaması. Nitekim Samiriler, ilk kurulan İsrail devletinin daha sonra bölünmesini ve ruhban sınıfı doğuran Yahudi Museviliğinin merkezi olan Yuda Devletinin ortaya çıkış sebebi olarak da bu noktaya dikkat çekiyorlar. Bugünkü Yahudi Museviliğinin günlük hayata uyarlandığı kurallar silsilesini oluşturan Talmud’un bir karşılığı Samiriler’de mevcut değil. Samiriler, Talmud’un ortaya çıkışı ile Museviliğin bozulduğuna ve Tevrat’ın yeniden yazıldığına inanıyorlar.
2004 yılından beri Samirilerin dini liderliğini yürüten 1927 Nablus doğumlu İshak oğlu Tsedaka oğlu Elazar (Elazar Ben Tsedaka Ben Yitzhak), eski bri matematik öğretmeni.
Samiriler, Müslümanlar gibi kurban kesmekte ve abdest almaktalar. İbadet dilleri ise Aramca. Çok tartışmalı konuları barıdıran dünyanın yaşayan en küçük ancak en eski tarikatı olan Samiriler hakkında internette mevcut bilgiler ise, farklı iddia ve tezlere dayanmakta. Bu yazıda esas aldığım görüşler ise, konunun Samiri tezine uygun kendi ağızlarından duyduğum sunumundan ibaret.
Kaynaklar:
(1) Benyamim Tsedaka (Samiri Enstitüsü Başkanı, Holon, İsrail)
(2) Elazar ben Tsedaka ben İshak (Samiri Dini Lideri, Kiryat Luza, Filistin)
Fotoğrafları görüntülemek için web sitemi ziyaret edebilirsiniz: http://www.israpedia.com
Yahudiler’in Şomronim dediği, İngilizce’de “Samaritan” olarak geçen, Türkçe’de ise “Samiri” olarak adlandırılan bir avuç insan, kendilerini İsrail’in gerçek sahibi olarak tanımlıyor ve “Siz kimsiniz?” diye sorduğunuzda, “Biz “İsrailliyiz” diyorlar. Burada bahsettikleri İsrail’in ise bugünün Yahudi İsrail Devleti ile hiçbir ilgisi yok. Onların İsrail’i, binlerce yıl öncesine dayanan bir İsrail devleti. Bu yazıda, dinyanın yaşayan en eski Musevi tarikatını tanıyacağız…
Türkiye’de, Samirilerle ilgili bir yazıya henüz rastlamadım. Oldukça ilginç sosyolojik, dini ve politik özellikler barındıran bu tarikat hakkında edineceğiniz bilginin, sizler için de ilginç ve akılda kalıcı olacağını düşünüyorum.
Ayrıca peşinen yazayım; bu konunun Filistin ve İsrail’deki Türk İzleri ile bir ilgisi de yok. Ancak kısa süre önce yayınlamaya başladığım yazılarımda, zaman zaman, Türk mirası dışında kalan konulara da değineceğimi, nitekim Filistin ve İsrail’deki Türk İzlerinin, zaman ve mekandan bağımsız olarak tek başına ele almanın bir anlamı olmayacağına inandığımı belirtmiştim. Algılama sınırlarını zorlayan ve pek çok açıdan spekülasyonlara açık bölgenin, yani Filistin ve İsrail coğrafyasının, sosyolojik yapısı, monoteist dinlerin birbiri içine geçmiş ihtilaf ve ittifakları ve siyasi tarihini bir tarafa bırakarak anlatılacak bir Türk mirasının, doğru algılanması da mümkün olamayacaktır.
Neyse, biz konu başlığımıza geri dönelim…
İsrail’in 12 kavmi, Hz. Musa ile Mısır’dan İsrail’e göç ettiklerinde, bugünkü Nablus şehri yakınındaki bir dağın tepesine yerleşir ve tarihteki ilk İsrail devletini kurarlar.
Bu dağın adı Har Grizim” yani “Kutsanmış Dağ”dır.Bu dağın üzerinde Museviliğin ilk mabedini inşa ederler. Burada kurulan devlet tarihteki ilk İsrail devletidir ve dili Aramcadır. Museviler burada bir mabed inşa ederler. Bu mabed, daha sonra Hz. Süleyman tarafından inşa edilen Kudüs’teki mabedden yüzyıllar önce inşa edilmiştir. İşte bu ilk İsrail devleti, MÖ 722 yılında Asurlular tarafından yıkılır ve Museviler sürgüne gönderilir. Burada bahse göçen sürgün, Musevi tarihindeki ilk diaspora olarak kabul edilir.
Kendilerinden Yahudi Tevrat’ında, Hıristiyan İncil’inde ve Ölü Deniz Parşömenlerinde de bahsedilen Samiriler, Museviliğin yaşayan en eski temsilcisi olduklarına inanmakta ve Yahudi soyundan gelmediklerini ifade etmektedirler. Nitekim, bugünün İsrail’ine hükmeden Yahudi Museviler, tüm Museviler tarafından Har Grizim’de kurulan İsrail devletinin yıkılmasından sonra Yuda kavmi öncülüğünde bugünün Kudüs’ünü de içine alacak şekilde kurulan bir Yahudi devletinin devamıdır.
Bu noktada, ilginç bir detaya dikkatinizi çekmek istiyorum: Samiriler tarafından halen muhafaza edilen eski Tevrat yazması, Museviliğin merkezi olarak Har Grizim’i işaret eden bir Tevrat’tır. Yani, pek çoğumuzun bildiğini sandığı şekilde, Tevrat, Museviliğin merkezini Kudüs olarak işaret etmez. Kudüs’ü dini merkez olarak kabul eden Tevrat, Samiriler tarafından kurulan ilk Musevi devleti olan İsrail’den çok daha sonra, Yahudiler tarafından kurulan bir başka Musevi devletinde ortaya çıkan bir başka Tevrat’ta ilan edilmiştir. Pek tabii ki, bu konular çok tartışmalı konular. Genel kabul görmüş iddialara değinecek olursak, Filistin topraklarında kurulmuş ilk devletin adının İsrail olduğunu ve bu İsrail devletinin bugünkü Samirileri de içeren Musevi kavimler tarafından kurulduğunu ve Yahudi kavmi hegamonyasında olmadığını ifade edebiliriz. Yahudiliğin Musevilikle bir anılışı, asırlar sonra ortaya çıkan ve dini olmaktan çok, politik bir konumlandırma içeren bir tezdir. Genel kabul görmüş bir diğer tez ise, tarih boyunca Yahudi tezinin galip geldiği ve Samirilerin yok olma noktasına geldiğidir. 2009 tarihi itibarıyla Filistin ve İsrail sınırlarında yaşayan Samiriler, sadece 710 kişi kadardır.
Samiriler, bugünün Filistin (Batı Şeria) sınırları içinde kalan Nablus yakınlarındaki Kiryat Luza köyünde ve İsrail sınırları içinde kalan Holon şehrinde, ikiye gölünmüş olarak yaşıyorlar. İsrail ve Filistin arasında bölünmüş olarak yaşayan Samirilerin dini merkezleri de, binlerce yıl öncesinde olduğu şekilde, halen Kiryat Luza içinden çıkılan Har Grizim dağı üzerinde. Uzun yıllardır üzerinde arkeolojik kazılar yürütülen Har Grizim dağındaki kutsal Musevi mabedinin kalıntıları arasından her geçen gün Samiri tarihine yönelik bulgular gün ışığına kavuşturulmakta.
Samiri Museviliğini, Yahudi Museviliğinden ayıran diğer bir nokta ise, Yahudi Museviliği içinde doğmuş Yahudi ruhban sınıfının Samiri Museviğinde mevcut olmaması. Nitekim Samiriler, ilk kurulan İsrail devletinin daha sonra bölünmesini ve ruhban sınıfı doğuran Yahudi Museviliğinin merkezi olan Yuda Devletinin ortaya çıkış sebebi olarak da bu noktaya dikkat çekiyorlar. Bugünkü Yahudi Museviliğinin günlük hayata uyarlandığı kurallar silsilesini oluşturan Talmud’un bir karşılığı Samiriler’de mevcut değil. Samiriler, Talmud’un ortaya çıkışı ile Museviliğin bozulduğuna ve Tevrat’ın yeniden yazıldığına inanıyorlar.
2004 yılından beri Samirilerin dini liderliğini yürüten 1927 Nablus doğumlu İshak oğlu Tsedaka oğlu Elazar (Elazar Ben Tsedaka Ben Yitzhak), eski bri matematik öğretmeni.
Samiriler, Müslümanlar gibi kurban kesmekte ve abdest almaktalar. İbadet dilleri ise Aramca. Çok tartışmalı konuları barıdıran dünyanın yaşayan en küçük ancak en eski tarikatı olan Samiriler hakkında internette mevcut bilgiler ise, farklı iddia ve tezlere dayanmakta. Bu yazıda esas aldığım görüşler ise, konunun Samiri tezine uygun kendi ağızlarından duyduğum sunumundan ibaret.
Kaynaklar:
(1) Benyamim Tsedaka (Samiri Enstitüsü Başkanı, Holon, İsrail)
(2) Elazar ben Tsedaka ben İshak (Samiri Dini Lideri, Kiryat Luza, Filistin)
Fotoğrafları görüntülemek için web sitemi ziyaret edebilirsiniz: http://www.israpedia.com