e-tarih forum

Tam Versiyon: Topal Osman Ağa Belgeseli
Şu anda tam olmayan bir versiyonun içeriğine bakıyorsunuz. Tam versiyona bakınız.
Sayfa: 1 2
GEçen sene Niğbolu savaşının 10 dakikalık belgeselini hazırlayan ekibimiz bu sene konu olarak birkaç farklı seçenek ile ilgileniyor.

Kendi payıma düşen kısmında TOpal Omsna Ağa ile ilgili yardımınıza ihtiyacım var.

Yardım edebileceğiniz konular:
1.Foto video
2. Bilinmeyen bilgiler
3. Konuşma yapabileceğimiz ünlü şahıslar.
Özellikle Ankara İstanbul İzmir ve Giresunda


Bu konular toparlandıktan Sonra Turgay Arkadaşımızın yoğun emek ve zaman harcadığı belgeselimizi hazırlyacağız.
Topal Osman Ağa' nın torununu tanıyorum bizim sınıftan ama pek bilgisi olduğunu sanmıyorum gene de uğraşırım.
Ön araştırma yapmışsınızdır gerçi ama yinede yazayım, internet ortamında konuya genel bir göz attım,
Resimler videolar mevcut. Baktığım yerler basit olarak google resim ve video bölümleri. Yapabileceğimiz bir şey varsa, elimizden geldiğince yardımcı olmak isteriz.
aslında ben de burdaki kütüphaneden bir şeyler bulabilirim
ama onun için zaman gerek
yaratmamı ister misin? Big Grin
Ya bilgi sıkıntımız yok. Aslında onun yerine iyi bir etüt ile foto bulabilir misiN?

Özellikle Eski Giresun Fotoları. Çok önemli. Birde telefonuna bak.
eski giresun fotoları internette bol miktarda var
ama yine kütüphanede bulabilirm belki
TOPAL OSMAN AĞA
O, Emrullah Nutku’nun dediği gibi: “Hayatı ateş ve barut kokularıyla geçen adam, kalbi vatan diye atan, milli mücadelenin en zor zamanında hayatını hiçe sayan ve üzerinde yaşadığımız topraklara Bağımsız Türkiye Cumhuriyeti diyebilmemizi saplayan Giresun’lu Topal Osman Ağa’ydı.” Onu anlatabilmek için böyle binlerce güzel kelimeler ve cümleler kullanılabilir. İşte bugün hayatı savaş meydanlarında geçen Topal Osman Ağa’dan ve milli mücadeledeki yararlarından bahsedeceğiz. Kimileri onu çıkarları gereği yanlış anlattı. Ölümünü Atatürk istedi diyecek kadar gafil duruma düştüler. Oysa Atatürk, ona yaşarken şereflerden en ulusunu yani canını emanet edecek kadar güvendiği gibi öldükten sonrada mezarını anıt mezar yaptırarak tekrar şereflendirmiştir.
Topal Osman Ağa, Giresun’un Hacı Hüseyin mahallesindeki Feridunzade ailesinden olup, 1884 yani milletin büyük buhranlarda olduğu ve üst üste felaketler yaşadığı bir dönemde dünyaya gelmiştir. Osman Ağa gibi, o senelerde doğmuş bütün çocukların gözlerinde bir ışık vardı bu ülkenin geleceğinde ki ışıklı günlerden yansıyan bir ışık. Osman Ağa’nın Babası


Hacı Mehmet Efendi Annesi Zeynep hanımdır.
Ailesi deniz taşımacılığıyla uğraşan Osman Ağa çocukluğunda ve gençliğinde karizmatik kişiliği ve lider duruşuyla öne çıkarak arkadaşları arasında ‘’Ağa’’ tabiriyle anılmaya başlanır.
Gençliğinde eşkıya geçinen rum gençlerine Giresun sokaklarını dar eden Osman Ağa, Hacı Hüseyin Mahallesindeki yalıkahvede arkadaşlarıyla ülke sorunlarını tartışırdı. Ülkenin düştüğü durumlara kendilerince çözüm üretmeye çalışırlardı. Beklide o dönemlerde bir sürü kahvede kalbi milleti için çarpan onlarca genç birbirinden habersiz fakat aynı konuları arkadaşlarıyla paylaşmaktaydı.
Varlıklı bir ailenin çocuğu olan Osman Ağa, her insanda bulunmayan erdemi gösterek babasının askerlik bedelini ödemesine rağmen Giresun’dan gönüllü birliğe katıldı. Çorlu’da savaş esnasında sağ bacağına şarapnel parçasının isabet etmesiyle yaralandı. Şişli’de bulunan Etval Hastanesinde 7-8 ay kaldıysada bacağı düzelmeyen Osman ağa Giresun’a dönerek hem ‘’gazi’’ hem ‘’topal’’ lakablarıyla anılmaya başlandı.(1912)









“Topal Osman Ağa Balkan Harbine gitmeden önce çektirdi bir fotoğraf”
Görev verildiği hatta verilmediği zaman bile vatan için hiçbir fedakarlıktan kaçınmayan Topal Osman ağa’ya Batum’da Ruslara karşı ihtiyaç vardı. Hemen harekete geçen Topal Osman Ağa oluşturduğu 150 kişilik Giresun’lu ekibiyle deniz yoluyla Batum’a vardı. (30 Kasım 1915) Giresun gönüllüleri Ruslara karşı Teşkilat-ı Mahsusa bünyesinde önemli başarılar elde etsede ilerleyişi durduramayarak Giresun’a geri dönmek zorunda kaldılar. Giresun’a döndüklerinde Osmanlı imparatorluğunun durumu hiçte iyi değildi. Batının hasta adam dediği imparatorluk can çekişiyor buda yetmezmiş gibi asker kaçakları başlıyor ordu zor duruma düşüyordu.Topal Osma ağa
Giresun’a dönünce ilk iş olarak bölgede ve yöresindeki asker kaçaklarını toplayarak birliğine kattı. Böylece Giresun gönüllülerinin sayısı 800’e ulaştı.
Tarih 14 şubat 1918 yılına geldiğinde Ruslar yıllardır akıllarından geçirdikleri rüyayı gerçeğe dönüştürmek üzere harekete geçmiş Artvin Rize ve özellikle Of ve Akçabaat da ki büyük Karadeniz direnimini kırmış trabzonu aşmış Tirebolu’nun harşit çayına kadar gelmiş ve yöreyi taciz etmeye başlamışlardı. Bunun üzerine Tirebolu’ya hareket eden Topal Osman ağa ve ekibi Ruslar’a karşı çok başarılı savunma yaptılar ve birçok başarılar elde ettiler. Rusya’da gerçekleşen rejim değişikliği sebebiyle geriye çekilen rus askerlerini Batum’a kadar kovaladılar daha sonra ise Batum’dan aldıkları silah yapımında kullanılan araç gereçlerle beraber Giresun’a döndüler. Topal Osman Ağa Giresun’a döndüğünde büyük sevinç gösterileri arasında şehire girdi yer gök inliyor Giresun’lu büyük başarılar gösteren evlatlarını bağrına basıyordu. İşte bu ruh ve beraberlik ileride ülkenin düştüğü durumdan kurtarılmasını sağlayacaktı.
Bu sıralarda Giresun Belediye Reisliğinde bulunan Hacı Bey artık yaşlanmış bu sebebten dolayıda reisliği güvenilir bir ele bırakarak emekliye arılmak istiyordu. Bu haberi duyan Giresun halkı bu göreve en uygun kişi olarak Topal Osman Ağa’yı düşünüyor görevi kabul etmesi için baskı yapıyordu, Topal Osman Ağa hemşerilerinin yoğun ısrarlarına dayanamayarak Nisan 1918 yılında reislik görevine başladı. Reisliği yıllarında şehrin önemli işlerine el atan Topal Osman Ağa bir çok okul yaptırdı, halka yardımcı oldu ve şehir’in iskan’ı için çalıştı. Bu çalışmaları sırasında ailesinden ona kalan parayı hiç düşünmeden harcadı. Bu sıralarda Muhafazai Hukuk-u Milliye Cemiyeti Giresun Şubesini kurdu.
İstanbul Hükümeti Topal Osman Ağa’nın ölü yada diri yakalanmasını istiyor
Topal Osman belediye reisliğinde görevine devam ederken şehire İstanbul Hükümeti tarafından bir haber düştü ama bu haber öyle böyle bir haber değildi. İstanbul Hükümeti Topal Osman Ağa’nın ölü yada diri yakalanmasını istiyordu. Basiretsiz İstanbul hükümeti sebep olarak 6 Haziran 1915’te yörede gerçekleştirilen rum ve ermeni tehcirine karışmasını gösteriyordu. Bu tehcir meselesine geri dönersek zamanında Karadenizde yaşayan rum ve Ermeniler’in bir bölümü Müslüman halka yaptıkları zulüm, silah kaçakçılığı ve Ruslara yaptıkları casusluk olayları yüzünden haklı olarak urfa istikametine doğru sevk edilmişlerdi bu sevkte Şebinkarahisar’a kadar olan kısmını Teşkilat-ı Mahsusa bünyesinde Topal Osman Ağa ve ekibi gerçekleştirmişti. Topal Osman Ağa ve müfrezesi olmasaydı göç eden insanlar içinde bulunan onlarca katil ve hırsız bölgenin halkı tarafından öldürülecekti. Bunu engellemek için dönemde Osmanlı ordusu ve teşkilati mahsusa bu zorunlu tehciri koruma görevini almıştı.
Giresun’a düşen bu şok haber karşısında bir müddet sessiz kalan ve olayı anlamaya çalışan Topal Osman Ağa bir müddet daha Giresun’da kaldı.Giresun valisi Nizamettin Bey Milli Kuvvetlerden olduğu için İstanbul Hükümetini oyalamaya çalışıyordu. Günler geçtikçe olay daha da aydınlanıyordu, İstanbul Hükümetini saf dışı bırakan itilaf devletleri karadenizdeki milli mücadelenin belini kırmak istiyordu bu da ancak mücadelenin Karadeniz lideri Topal Osman Ağa’yı bir yolla ortadan kaldırmakla olacaktı. Osman Ağa’nın yanı sıra Sarımahmudzade Eşref ve Hasan beylerinde yakalanıp Trabzon’a götürülmesi isteniyordu. Burada kurulan bir mahkeme tarafından yargılanacaklardı. Giresun valisi Nizamettin Bey’in kendilerini oyaladığını anlayan itilaf Devletleri Nizamettin Bey’i görevden almış ve Giresun üzerindeki baskılarını arttırmışlardı. Giresun’da daha fazla kalamayacağını anlayan Topal Osman Ağa Tirebolu Harşit cephesinde beraber savaştığı Tomoloğlu İsmail Ağa’ya haber yollar Tomoloğlu İsmail Ağa ve adamları bir gece Giresun’a gelir ve Keşap Tepeköy daha sonrada Kayadibi köyüne geçerler.Buradada sıklaşan aramalardan bunalan Topal Osman Ağa adamlarıyla birlikte Şebinkarahisar’a gider ve burada bir süre kalır. Bu sırada ortamı boş bulan Rumlar Giresunda çetecilik ve Pontus propagandalarına başalarlar çünkü artık korktukları Topal Osman Ağa aranmaktadır. Pontus propagandaları o kadar büyümüştüki Giresun limanına Kızılhaç yardımı adı altında silah ve cephanenin yanı sıra pontusculuğu anlatan dergi ve çeşitli yayınlar gelmeye başlamıştı.
Rum okul’una Pontus ve Yunan bayrağı asma olayı ve indirilişi
Rumlar asayişin aksadığı Giresun’da o kadar ileriye gitmişlerdiki Şu an Giresun’da Ticaret Lisesi olarak kullanılan Rum okuluna 5 Haziran 1919 günü Pontus ve Yunan bayrağı astılar. Çaresizlik içinde bayrağı izleyen Giresun halkına hele de kadın Müslüman halka zulümler o kadar artmıştıki Giresun’da halk sokağa çıkmaz olmuştu. Bu çaresizlikte ne yapacaklarını şaşıran Giresun ileri gelenleri Şebinkarahisar’da buluna Topal Osman Ağa’ya hemen haber gönderdiler. Haberi alan Topal Osman Ağa hiç vakit kaybetmeden adamlarıyla birlikte bir gece ansızın Giresun’a gelerek Rum Okuluna baskın yapar içerideki çetecileri çıkan çatışamada öldüren Osman Ağa ve adamları Pontus ve Yunan bayrağını indirerek yerine tekrar Türk bayrağını asarlar ve tekrar Şebinkarahisar’a geri dönerler. Gece olanlardan halkın haberi olmamıştır. Uyandıklarında şehir meydanındaki utanç verici manzara gurur verici bir hal aldığını duyduklarında seviçten sokaklara dökülmüşlerdir. Türk milleti sahipsiz değildir. Elbet bir gün devran dönecek ve o bayrak sonsuza kadar orada kalacaktır.
M.Kemal ve Topal Osman Ağa’nın buluşması
İstanbul Hükümeti Samsun ve yöresindeki olayları anlamak için Mustafa Kemal’i Samsun’a gönderme kararı alır. İzmir’in işgalinden sonraki günlerde Samsun’a ayak basan Mustafa Kemal ilk işi durumu rapor etmek olur. Raporunda Osman Ağa ve adamlarından söz ederek soyguna ve anarşiye yönelik olmayan tek çete diye bahseder. Daha sonra Havza’ya geçen M.Kemal Miralay Rasim beyi Giresun’a göndererek Topal Osman Ağa’yı yanına çağırır. Osman Ağa haberi aldığı zaman tuzak zannederek olaya biraz temkinli yaklaşır ve Havza’ya giderek bölgeyi kendince araştırır gerçekliğinden emin oluncada bulışmaya karar veren Topal Osman Ağa, Mustafa Kemal ile 29 Mayıs 1919 günü buluşur. Sivil giyinen ve yanına iki adamını alan Topal Osman Ağa Mustafa Kemal ile uzun bir görüşme yapar. Mustafa Kemal Topal Osma Ağa’dan Karadeniz’in ve memleketin durumu hakkında görüşlerini alır ve Topal Osman Ağa’ya önemli görevler verir, ve şunları der:
‘’Karadeniz köy veşehirlerini siz koruyacaksınız. Pontusçular hangi usulleri kullanıyorsa sizde o usulleri çekinmeden kullanın bu mücadeleyi kaybedersek tarihten silinme tehlikesiyle karşı karşıyayız.” Buradan da anlaşıldığı üzre Mustafa Kemal Doğu Karadeniz’in kurtarılması ve güvenliğinin sağlanması için Topal Osman Ağa’ya güvenmektedir.
M.Kemal ile Havza’da önemli bir görüşme yapan Osman ağa M.Kemal’in verdiği görevlerin saklanarak yapılamayacağını bildiği için kendine ve arkadaşlarına af çıkartmak için harekete geçti.Karadeniz yerel yöneticilerine ve bölge ahalisine baskı yaparak İstanbul Hükümetine suçsuz olduğunu anlatan telgraflar çektirdi. 30 Haziran 1919 günü Şebinkarahisar mutasarıflığına giderek arkadaşları ve kendisi için af dilekçesi verdi. Günler 8 Temmuz 1919 gösterdiğinde Giresun’a bir telgraf geldi.Bu Telgrafta Topal Osman Ağa ve 168 adamının Padişah Vahdettin tarafından affedildiği yazıyordu. Bu haber’e çok sevinen Topal Osman Ağa Mustafa Kemal’den aldığı emirleri yerine getirmek üzere Giresun’a geldi.Temmuz 1919 yılında tekrar Belediye reisi ve Giresun Muhafaza-i Hukuk-u Milliye Başkanı oldu. Artık ışık iyice seçilir olmuştu. İşe başlamak işin yarısını bitirmek demekti. Bu sıralarda Gedikkaya adı altında bir gazetede çıkartmaya başladı.
Topal Osman ağa ve adamları Kars’ta
1920 yılının kasım ayında ülkenin her yerinde anarşi artmış ve ermeni çeteler halkımızı katletmeye başlamıştı. En çok katliyam ve Ermeni çetelerin faaliyet gösterdiği yerler arasında ise Kars yöresi geliyordu. Kars’ta ki Rrmeni çetelerle savaşan Kazım Karabekir Topal Osman Ağa’dan yardım istiyordu yine hiç düşünmeden vatan için harekete geçen Topal Osman Ağa ve Giresun gönüllüleri Kars’a hareket ettiler.Eylül 1920 yılında Kars’a varan Topal Osman Ağa ve 800 adamı buradaki ermeni hareketini başarılı bir şekilde bastırarak tekrar Giresun’a geri döndüler.
Giresun uşakları Atatürk’ün muhafızları oluyor…
Mustafa.Kemal Giresun’a bir telgraf çekerek Topal Osman Ağa’yı yanına istiyordu. Fırtınalı ve tehlikeli bir havada deniz yoluyla İnegöl’e oradanda Ankara’ya varan Topal Osman Ağa ondört adamıyla çankaya’ya gelmişlerdi.Topal Osman Ağa ve Atatürk akşam yemeğini beraber yedikten sonra balkonda muhabbet etmeye başladılar. Bu sırada Topal Osman Ağa’nın adamları bahçede dolanıyorlardı. Atatürkle birlikte aşağı inen Topal Osman Ağa’nın emiriyle tek sıra halinde dizildiler.Atatürk tek tek hepsiyle ilgilenerek üzerlerinde bulunan aksesuarları bakıyordu bu sırada Topal Osman Ağa’nın adamlarından Keşap’lı Köseoğlu Kemençeci Hamit’in koltuğunun altında bulunan kemençeyi görerek sordu:
- Bu nedir? Topal Osman Ağa:
- Kemençe Paşam. Atatürk:
- Ne işe yarar? Topal Osman Ağa:
- Paşa hazretleri bunlar cephede en ufak boşluk buldumu kemençeci Hamit kemençe çalar uşakta horona başlar. Atatürk:
- Oynasınlarda göreyim

Atatürk’ün emriyle uşak horona başlar tam horonun ‘’al aşağı’’ denilen figürü yapılırken bir silah patlaması duyulur. Uşak aldırmadan devam eder taki Atatürk Coğ Hüseyin Ayağındaki kanları görene kadar. Atatürk hemen oyunu durdurur ve hastaneye götürülmesini emreder fakat Coğ Hüseyin: “gerek yok bu yarayı arkadaşlarım halleder” deyip ayağa kalkar. Bu olayın üzerine Topal Osman Ağa’ya dönen Atatürk “Bu adamları bana muhafız olarak bırakır mısın?” der. Topal Osman Ağa’da kabul eder böylece Atatürk’ün ilk muhafız alayı 12 Kasım 1922’de Giresun’lulardan oluşturularak kurulmuş olur. Topal Osman ağa oradan ayrılırken Atatürk’ün muhafızı olan 14 adamına dönerek: “Paşa nereye giderse sizde onunla birlikte gidecek canınız pahasına koruyacaksınız şayet paşa hazretlerine bir şey olursa kendinizi yok bilin hatta Giresun’da bıraktıklarınızıda” der.
42.ve 47. Gönüllü Giresun Alayının kurulması
Osman ağa Ankara’da bulunduğu sırada Genelkurmay Başkanı Mareşal Fevzi Çakmak’ı ziyaret eder ve gönüllü bir birlik kurmak istediğini anlatır. Fevzi Çakmak ise Topal Osman ağa’nın asker mensubu olmadığı için buna ancak bir ordu mensubu gözetiminde izin vereceğini söyler bunu üzerine Topal Osman Ağa Giresun Askerlik Şube Başkanı Binbaşı Hüseyin Avni Alpaslan’ı tanıdığını anlatır Fevzi paşa Topal Osman ağa ve Hüseyin Avni Alpaslan’ın antlaşmaları üzerine 42.ve 47. alayın kurulmasına izin verir. Bunun üzerine 42. Alay Binbaşı Hüseyin Avni Alpaslan komutasına 47.alayda Binbaşı rütbesi verilen Topal Osman Ağa komutasında olacaktı.
Ankara’da bu olaylar olurken Pontusçular Giresun’da bazı oluşumlar içine girmişler ve bir düğün adı altında gizli bir toplantı planlamışlardı bunu haber alan Topal Osman Ağa ve Hüseyin Alpaslan ortak bir baskın yaparak gizli toplantıyı basarlar çıkan çatışmada köşkte bulunan Hacıka, Hristo, Lazeri, Dimitri, Mavri adlı kişiler ölü ele geçirildi ve pontusçuluğa çok ağır bir darbe indirilmiş olur. 1921 yılının mayıs ayında bazı bölgelerde büyük isyanlar başlamıştı bunlardan biri olan Koçgiri ayaklanmasını bastıran Topal Osman Ağa bunlada kalmıyor Zara, Niksar, Merzifon ve Kavak yöresindeki pontusçuların direnişlerini kırarak isyanları bir bir bastırıyordu. Artık bölgede pontusculuk tekrar güçlenemeyecek kadar büyük darbeler yemiştir. Şimdi ise vakit ülkeyi kurtarma vaktidir.

Başkumandanlık Sakarya Meydan Muharebeleri
Yazımızın başında dediğimiz gibi ömrü savaş topraklarında geçen Topal Osman Ağa 47. Alay’la Binbaşı Hüseyin Avni Alpaslan’da 47. Alay’la birlikte Sakarya Meydan muharebelerine katıldı. Savaşta Ordunun sıkıştığı her yere koştular hemde ne koşma burası zorda dediler oraya atladılar burası zorda dediler büyük bir cesaretle ve şerefle oraya koştular sonuçta ne mi oldu? Hüseyin Avni Alpaslan’la birlikte 42.alay tamamen şehitlik mertebesine ulaştılar. 47.alaydan ise Topal Osman Ağa’yla birlikte 285 kişi hayatta kaldılar. 47. Alay Topal Osman Ağa komutasında tekrar düzenlenerek savaşlara devam etti. Sakarya meydan muharebelerinden 1 yıl sonra Osman Ağa ve adamları Afyon ili İsçehisar ilçesi Karaağaç ve Doğanlar köyü sınırları içerisindeki Kapaçkıran ve dedesivri mevzilerinde savaştılar.
30 Ağustos 1922 Dumlupınar’da kazanılan zaferin ardından savaşlar ile geçen ömür artık kendini siyasetin içinde buldu. Atatürk’ün halen en güvendiği insanlar olan Topal Osman Ağa müfrezesi yakın korumalığa devam ediyordu. Mecliste çıkan bir tartışmanın ardından Trabzon milletvekili Ali Şükrü Bey'in Atatürk’e yaptığı sert ve manasız muhalefet nedeni ile öldürdü. Olayın üzerine Mustafa Kemal Paşa zor durumda kaldı. Ama Topal Osman Ağa’nın kaçmasına göz yumdu. Ne yazık ki muhalefetin güçlü seslerinin yaptığı baskı ve çalışmalar Topal Osman Ağa’nın saklandığı yerin bulunmasına yetti. 2 Nisan 1923 yılına gelindiğinde ise böyle şerefli olaylara imza atan Topal Osman Ağa Ankara’da çıkan bir çatışmada öldürüldü. Nisan 1923 yılında ise Giresun kalesine defnedildi. İki sene sonrada Atatürk’ün emriyle kaleye anıt mezar yapıldı. Burada hatırlatmakta büyük fayda olan bir konu var.








“Topal Osman Ağa’nın Atatürk tarafından yaptırılan Giresun Kalesinde ki anıtmezarı.”


Anlatıldığı gibi Topal Osman Ağa Atatürk ile kavga edip meclisteki eşyaları kırıp dökmemiştir. Tamamen uydurma bir ifadedir. Yine Atatürk’ün emri ile öldürüldüğü de boş ve asılsız ve hatta çirkin bir iddiadır.
Dedik ya onun gibi birini anlatmaya ne kelimeler, ne cümleler ne de kitaplar yeter, O Ömer Sami Coşar’ın dediği gibi:
“Karadeniz boylarında Pontus Rum Devleti hayallerine darbe vuran adam’dı.” Dr.Rıza Nur’un dediği gibi:
“O, yeni bir köroğludur.”
Altemur Kılıç’ın dediği gibi:
“Gerçek bir Anadolu yiğidi, gerçek bir kahramandır.”
İsmet İnönü’nün dediği gibi:
“Karadenizli milli kuvvetlerin başında Osman Ağa isminde bir kumandan bulunuyordu. Bunlar Karadenizden, Giresundan gelmişlerdi. Bir askeri kuvvet olarak hemen bütün muharebelere sevk olundular. Muhaberelere iştirak ettiler, kahramanca cansiperane çalıştılar. Muharebelerden sonra çok itibarlı ve fedakar bir milis kuvveti oldular!”

İşte bu Cumhuriyet böyle kahraman Türk evlatlarının sayesinde kuruldu kimse vatanından başka bir şey düşünmedi. Onun içindir ki Bütün Türk evlatları böyle sayısız kahramanını örnek almalı ve ebediyen onları yaşatmalıdır. Topal Osman Ağa’yı iyi bilmek gerekmektedir. Kırk senelik Hayatının otuzdokuz senelik kısmında ki büyük başarıları anlatılmak yerine son senesi anlatılır. Ve ne yazık ki yalan yanlış kaynaksız onlarca iddia ile
Topal Osman Ağa’yı, Binbaşı Hüseyin Avni Alpaslan’ı ve Giresun Uşaklarını saygı ve rahmetle anıyorum.
“Şan verdi memlekete unutulmasın adı
Topal Osman dediğin bu vatanın evladı”
Yazan: Muhammet Anıl KAYA
Düzenleyen: Muhammet Çelik







KAYNAKLAR:
1-Ahmet GÜRSOY’un çektiği ve yönettiği Atatürk’ün Muhafızı Yarbay Topal Osman Ağa adlı belgeselden alıntılar yapılmıştır.
2-Yazar Erden MENTEŞEOĞLU İle söyleşiden yaralanılmıştır.
3-Prof.Dr.Süleyman BEYOĞLU ile söyleşiden yararlanılmıştır.
4-Yazar Ayhan YÜKSEL İle ilgili söyleşiden yararlanılmıştır.
5-Giresun Belediyesi’nin web sitesindeki Topal Osman Ağa adlı yazıdan alıntılar yapılmıştır.
6-Giresun valiliği’nin web sitesinden alıntılar yapılmıştır.
7-Polatlı İstiklal Gazetesinden Nejdet Gürbüz’ün yazısından yararlanılmıştır.
Bu yazıyı hazırlamak bana çok büyük bir onur verdi.İlk Tenrikut böyle bir yazıyı yazmamı ve araştırmamı isteyince gerçekten çok büyük mutluuk duydum çünkü o benim hem memleketlim hemde gerçekten Topal Osman Ağanın anlatılmaya değen bir tarihi vardı.uzun uğraşlar sonucu bazı kaynakları ele geçirdim,bir kaç belgeselleri izledim...

ve yazıyı hazırladım inşallah beğenirsiniz....


Bu arada Muhammet yazıyı iyi derlemişsin,sağolasın.....

Saygılar
Aslında ben genelde resimleri derledim. Ama resimleri siteye yüklemeye üşendim Big Grin
Birikim dergisi yazarlarından olan Ayşe Hür, Topal Osman Ağa hakkında ileri geri konuşmuştur ve daha bir çok sitede Topal Osman Ağa' nın arkasında atığ tutuluyor..Birikim dergisi Murat Belge tarafında çıkartılıyor. Kendisi Ayşe Hür ile aynı kanaatte değil.

Arkadaşlar Osman Ağa' ya yapılan haksızlıkları, sahtekarlıkları yapan kişilerin Ermeni Soykırımı propagandasından etkilendikerini ve soykırımın varolduğuna inandıklarını düşünüyorum. Sizce bu kanımda haklı mıyım ?

Ayrıca Topal Osman Ağa hakkındaki "sahte çürük raporu" ile asker kaçağı olduğu konusundaki sözler de yalandan ibarettir. Kendisi Balkan Harbi' ne babasının bedelli askerlik fikrini reddederek bir grup toplayıp gitmiştir. Orada bacağından yaralanıp Karadeniz' e dönüp Ermeni ve Rumlara karşı uşakları da yanına alaarak direniş başlatmıştır. İşte "çürük raporu" diye belledikleri konu budur. Alakası yok sanırım Smile

Sitede gördüğüm güzel bir yazıyı da sizlerden esirgemek istemedim doğrusu..

Topal Osman ve ATATÜRK
Yunanlıların İzmir’e, İngilizlerin Samsun’a asker çıkarmalarıyla birlikte Karadeniz sahillerinde Rum çetelerinin sayısı süratle artmış, Türk köylerine ve halkına yaptıkları zulüm ve tecavüzler önlenemez hale gelmiştir.

Dağlar asker kaçaklarıyla doludur. Sırf Samsun havalisinde kırk, Amasya mıntıkasında yirmi bir Rum Pontus çetesi faaliyet göstermektedir.

29 mayıs 1919’da, Mustafa Kemal Paşa’nın görüşme isteği üzerine; Karadeniz sahillerindeki en etkili, Rum Pontus’un baş belası olan teşkilatın reisi Topal Osman Ağa yakın arkadaşları Temoğlu İsmail, Dalgaroğlu Bilal, Çavraklı Kara Ahmet’le Havza’ya gelir.

Mustafa Kemal Paşa; ”Çok buhranlı günler yaşıyoruz.Ümitsiz değiliz.Bundan sonra el ele çalışacağız. Pontus’lurarın Karadeniz kıyılarında neler yaptıklarını bir de erbabından, senin ağzından dinleyelim dedik.”der.

Osman ağa, Karadeniz sahillerindeki Rum Pontus ve Ermeni faaliyetleri hakkında ayrıntılı bir rapor sunar.

Mustafa Kemal Paşa:

-Görüyorum ki, vatansever duyguları taşımaya gençliğinde başlamışsın. Senin bugünkü yolun, o günlerde açtığın çığırdan geliyor. Memleket kurtuluncaya, içinde bir tek iç ve dış düşman kalmayıncaya kadar çarpışmak zorundayız. Sen karadeniz köy ve şehirlerini koruyacaksın. Çeteni derme çatma bir kuvvet olmaktan çıkar, bir alay teşkil et. Bu alayın kumandanı da sen olacaksın. Pontuscular hangi usulleri kullanıyorsa, sizde o usulleri çekinmeden kullanın.Vatanı kurtarmakta bu son şansımızdır. Bu mücadeleyi kaybedecek olursak, tarihten siliniriz. Pontus belasının temizlenmesini tamamiyle senin tecrübeli ellerine bırakıyorum. Madem ki Türk halkı tamamiyle seni destekliyor, git Giresun’da belediye başkanlığı makamına otur.Şehir bilfiil senin ve adamlarının işgalinde olsun. Bunu yapabilir misin?

Topal Osman Ağa güler:

-Ne demek paşam? Çocuk oyuncağı bu! Orasını ele geçirmek sadece gün meselesidir. Hele sizin gibi bir kumandan arkamızda olduktan sonra, evvel ALLAH... Pontusculara gelince, siz merak etmeyin. Bu Pontus Rumlarına öyle bir tütsü vereceğim ki, hepsi mağaralarda eşek arıları gibi boğulup gidecekler.

Ve hemen arkasından Giresun ve havalisinden:

Aba, zıpka, başlık
Beş para harçlık
Ağa dayı beni de yaz.

Özdeyişi ile;

Kimin ekmeğine yağ sürer savaş
Kimin kanına batırır lokmasını
Kimin karnını doyurur
Yoksulun yakılmış harmanı...

A benim aslan yarim
Dilleri destan yarim
Dağları düşman tutmuş
Mavzere yaslan yarim

Mani ve türküleriyle binlerce kişi, müfreze ve gönüllü alaylarına yazılırlar.Giresun gönüllülerinden kurulan müfrezeler, Osman ağa’nın alay komutanlığı yaptığı iki gönüllü alay Sakarya muhaberelerine katılmadan önceki dönemde, Giresun merkez olmak üzere batıda Sinop, Doğuda Trabzon arasındaki sahil şeridi ve dağlarda Rum Pontus çetelerine son derece sert ve değişik metotlar uygulayarak kök söktürdüler. Ya tamamen yok edildiler, ya da tamamen dağıtıldılar.

Kaynak: http://www.milliyetciler.com/modules.php...cle&sid=36

Saygılar..Yardımım dokunduysa ne mutlu..
Sayfa: 1 2
Referans URL