05-01-2009, 02:52 PM
Osmanlı Sömürgeci miydi
Devletler doğar yaşar ve ölürler." İbni Haldun tarihin karanlık sayfalarından bu sözlerle bizlere sesleniyor.Bize tabii bir hadiseyi çok güzel bir şekilde açıklıyor.
Tarih denilen ilim vasıtasıyla devletler çok derin izler bırakır ve bu izler belki günümüz dünyasınıda büyük oranda etkiler.Bu sebeple devletler ve politikaları tarih ilmi varolduğu müddetçe hep tartışılacak bir hadisedir.
Osmanlı devletide bir gerçeği tasdik ederek doğup yaşayıp ve ölüm evresiyle kendi işlevini tamamalamıştır.Ama ardında birçok soru işaretiyle de büyük bir tartışma sahasını kendisi için ayırmıştır.Çağımızın tarih ilminde en çok tartışılan hususlardan biriside Osmanlı mparator'luğunun sömürgeci olup olmadığıdır.
Osmanlılar Söğütte çadırlık bir aşiretken dünyaya hükmeden bir devlet hanedan konumuna gelmişlerdir.Böyle bir durumun husule gelmesindeki başlıca amil ise gönül kazanmadır.Yani istimalet politikasıdır.Osmanlı devleti fetih ve gazalarına Anadolu'nun Türkleşmesinde muhim bir rol oynayan derviş ve erenlerininde katılmasını sağlıyor ve fethettiği topraklardada bu eren ve dervişlerin teşkilatlanmasını sağla[KÜFÜR YOK] istimalet politikasıyla ihtida hareketlerine girişiyordu.Osmanlı devleti başta balkanlara doğru yayılma gösterirken tahakküm altına aldığı gayri müslimlere geniş haklar veriyor ve onların devletlerinde bulamadığı hür irade Osmanlılar tarafından kendilerine iade ediliyor bu şekilde gayri müslimler dinlerine milliyetlerine ve mezheplerine bakmaksızın adil bir düzen içerisinde huzurlu bir ortamda hayatlarını idame ettiriyorlardı.
Osmanlı devletleri fethettiği topraklarda hoşgörü anlayışını hakim kılarken diğer yandanda bu toprakları kendisine vatan ediyor ve türklerin devlet felsefesinde var olan cihana hükmetme anlayışınıda bir anlamda tatbik ediyordu.
Peki hal ve durum bu kadar açık bir konumda iken osmanlı devleti emperyalist midir soruları neden gündemdedir ve ilmi boyutlarda Osmanlı bu iddianın neresinde durmaktadır.Emperyalist zihniyetin tek bir vatanı vardır ve onlar için vatan kendi ırkına mensup oldukları coğrafya sınıırlarıdır.Diğer sahip oldukları topraklar ise esas vatanın zenginleşmesi için kaynak ve işçi sınıfının olduğu büyük bir hazinedir.bu kaynak ve işçi sınıfı yetersizleştiğinde sömürülmek için sahip olunan topraklarda artık giderler gelirlerden fazla olmaya başilamışsa sömürgeci anlayıştaki devletler ve topraklşarı hür ve serbest bırakmakta bir dakika bile tereddüt etmezler.
Emperyalist zihniyetteki İngiltere güneş batmayan imparatorluklşarında h,indistan mısır kıbrıs gibi önemli toprak paröçalarını kendilerine sömürmek için kaynak olarak göçrmüşlerdir.ırak ve arap coğrafyasının zengin petrol kaynaklarını sömürmek için o topraklarda hüküm sürmüşlerdir.ancak gerektiğinde hindistan kıbrıs gibi topraklara bağımsızlıkalrını vermekten çekinmemişlerdir ancak bu sürecve gelindiğinde bu topraklardaki tüm zenginlikler ingiltere kralisyet ailesinin ve devlet kurumlarının kasasına para olarak g,irmiştir.
Aynı durum fransada da geçerlidir. Fransa'da Tunus, Cezayir, Fas gibi devletleri sömürgeci bir anlayışla yüzyıllarca yönetmiştir ancak gerektiğinde bu toprakları hakimiyet sahasının dışına itmiştir.Sovyet Rusya,Amerika,İtalya,Almanya vb. ülkeler bu amaçlarla çeşitli toprakların sahibi olmuşlar ama oraları asla vatan olarak görmemişler ve zenginliklerini sömürerek esas vatanlarındaki huzur ve refah ort[KÜFÜR YOK] oluşturmuşlardır.Yüzyıllarca bu siyasetle bugünlere gelen bizce medeni ve demorkasi yıldızları ülkelerin Türkiye'ye ekonomik paketler önermesi Türkiye'nin iktisadi ve siyasi kalkınma hamleleri doğrultusunda güzel akıllarınca bizlere ekonomiyi öğretmeleri sizcede biraz garip bir durum değil mi? Başka topraklarda zenginlikleri doğrudan kendi ülkelerine kendi sarauylarına nakleden bir medeni zihniyet bize namuslu!!!!! yoldan nasıl zengin olunacağını nasıl ekonomik huzur ve refahın temin edileceğini anlatmaları sizcede komik bir durum değil mi? Peki ya Avrupa'nın sömürgeci bir anlayışla teknik ve sınai manada büyük hamleler yapmalarını bizlere çağdaşlıktan ötürü bir durum olarak anlatan yerli avrupalı şakşakç.ılarımızın saçmalarını dinlemek artık sizcede sıkıcı değil mi?????
Peki emperyalist zihniyet hakkında bu şekilde örnekler verdikten sonra osmanlı imparatorluğu hakkaten sömürgeci bir anlayışla mı sahip oldupu toprakları yönetmiştir?
Osmanlı imparatorluğu sahip oldukalrtı topraklarda ne kültürel nede iktisadi manada bir sömürge hareketine girişmemiştir .Osmanlı devletinin kültürel manada sömürgeci olduğu iddiası bugün Anadolu coğrafyasında ve balkan coğrafyasında Osmanlı Devleti'nin yaptırdığı ve bugün varolan kliselerle yalanlanmıştır.Misalen İstiklal Caddesindeki Santa Maria Klisesinin girirş kısmındaki kitabede Osmanlı Sultanı 2.Abdulhamidin bu klisenin yapımına katkılarından dolayı bir teşekkür levhası konulduğunu biliyoruz ve GÖRÜYORUZ.Nitekim Sırp Kralının "Memleketimizi alınca ne yapacaksınız ?" sualine "Macar Kralı'nın ülkenizi katolik yapacağız." cevabı karşısında Türk Padişahı'nın "Her camii yanında bir klise yapacağız"cevabı bile Osmanlı devletinin diğer unsurlara yönelik politikaları hakkında bizlere bir fikir vermektedir.
İktisadi manada bir sömürgecilik iddiası ise Osmanlı Devlet arşivindeki eyaletlere yapılan harcamalarda oldukça açık bir şekilde görülmektedir.Osmanlı Devleti her bölgeye müsavi bir anlayışla hizmet götürmek amacıyla çeşitli politikalar üretmiş ve uygulamıştır.Gayri müslim tebadan aldığı cizye vergisi ise askerlikten mükeleffiyetleri sebebiyledir yani bugünki bedelli askerlik tartışmaları o dönemde hristiyanlar için ciztye vergisi yoluyla şekillendirilmiştir.
Diğer yandan Osmanlı Devleti o bölgelerde isyanlar çıktığında emperyalsit zihniyette olduğu gibi oraları serbest bırakmamıştır.Çünkü Osmanlı Devleti için Yemen'den,Kuzey Afrika'ya kadar Anadolu'dan,Balkan coğrafyasına kadar şehit kanı döktüğü ve al bayrağın dalgalandığı her yer vatandı ve bu sebeple Osmanlı Devleti biraz duygusalca ama Türk Devlet fesefesince sahip olduğu toprakları bırakırken büyük askeri kayıplar vermiş ve bu şekilde ezeli ve ebedi türk yurdu olan Anadolu'ya sığmak zorunda kalmıştır.Enver Paşa'nın Trabslugarpa giderken notlarına aktardığı haleti ruhiyesi Türk Milletinin asırlardan öte gelen milli ahlak anlayışnıın da bir tezahürü idi
"Vazifem bu sefer beni hiçbir maddi netice alamayacağım bir amca doğru götürüyor.Trablus zavallı memleket ş,imdilik kaybettik belkide ebediyen kaybedeceğiz.Peki o zaman niye gidiyorum?İlsam dünyasının bizden beklediği ahlaki görevi yerine getirmek için."
İşte bu şekilde sahip çıkma ve vatan anlayışıyla Trablusta, Ymende, Medinede Balkanlarda mücadele veren ve milyonlarca şehit bırakarak Anadoluya sığan bu anlayış yıllar sonra hem emperyalsit damgası yiyecek hemde bu anlayıştan Yemende,Trablusta ne aradıklarının ve orada şehit olan Anadolu yiğitlerinin hesabı sorulacaktı.Oysa köksüz ve redci bu tarih anlayışının mensupları Yemende Arap coğrafyasında Balkanlarda ve birçok yerde savaştığımız İngilizlerin Fransızların Rusların oralarda ne aradığını sormayacaklardı......
KAYNAK
Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi /// Osman Turan
Osmanlı'nın Hayaleti/// Erhan Afyoncu
Şehit Enver Paşa/// Nevzat Kösoğlu
Abdulhamit'in Kurtlarla Dansı /// Mustafa Armağan
