Mesaj Önizleme 
 
Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Çinli Seyyah'ın Türkler Hakkında söyledikleri
07-04-2008, 01:18 AM
Mesaj: #1
Çinli Seyyah'ın Türkler Hakkında söyledikleri
BİR ÇİNLİ’NİN TÜRKLER HAKKINDA SÖYLEDİKLERİ

Orta Asya Türk Tarihi hakkında bildiğiniz gibi kaynak sıkıntısı had safhadadır. Olan kaynakların çoğu başka milletlerin yazdığı kaynaklar olduğundan tarafsız olmamaktadır. Bu nedenle çok ince eleyip sık dokunan bir husustur. İşte bu konuda elimizde altın değerinde bir kaynak vardır. Burada bu kaynağın bir kısmını paylaşacağız.

Kaynağın yazarı Çinli Elçi Wang Yen-té dir. 981 yıllarında yazdığı bu eserde Turfan ve Beşbalıg bölgesinde ki Türk şehirlerinde ki gezilerinden edindiği bilgileri toplamıştır.

Sözü fazla uzatmadan Kaynağa geçiyorum. Kaynağı ve yorumların çoğunun temelini Bahaeddin Ögel’in “Türk Kültür Tarihine Giriş” kitabı 1. Cildinden alıntı yapmışımdır. İçerde acizane kendi yorumlarım da vardır. Bir tarihçi olmadığım halde Tarihe olan sevgim ve mühendislik analitik zekası ile bir şeyler karaladım. Umarım haddimi aşmam. Şimdiden bütün tarihçilerden özür dilerim.

Bu memlekette ne yağmur ne de kar düşer. Sıcakta fevkalade çoktur. Her yıl sıcaklıkların çok olduğu mevsimlerde halk, yeraltında yapılmış izbeklere çekilmek zorunda kalır. Bu sırada kuşlar da sıkışık sürüler halinde suların kıyısında toplanır. Eğer kuşların biri kaza ile uçup havalanmış olursa, sanki güneşin sıcağından yanmış gibi gökten yere düşer ve kanadı kırılır. 970 yılında beş Parmak kalınlığında yağmur düştü. Tarlalardaki hububat sapı yığınları ile evleri sel alıp götürdü.

Burada zannedersem elçi geldiği yöreye göre bir kıyaslama yaparak böyle bir yargıya varmıştır. Zira Çinin çoğu bölgesi bol yağışlıdır. Ayrıca Turfan bölgesine birçok göç eden kuşun uğradığını bu ifadelerden anlamaktayız.

Burada Ch’ing-ling adı verilen bir dağdan, bir ırmak gelir. Bu ırmağın suları, kanallarla o şekilde düzenlenir ki devletin başkentinin her tarafa çevreler. Bu su ile tarlalar, bahçeler sulanır ve değirmenlerin taşları döndürülür.

Gelişmiş kanal sistemleri gösteriyor ki Türkler gelişmiş bir zirai bilgiye sahip buda gösteriyor ki Türkler tam manası ile “Göçebe” değil bilakis şehir hayatı olan ama belli vakitlerde yaylacılık dolayısıyla hayvancılık ekonomisi de yapan bir millettir. Zira tarım ile ilgilenmese bu tarz kanalları yapmazdı.

Bu memlekette beş türlü hububat yetişir. Burada yalnızca Ch’iao-mai adlı buğday cinsi yoktur. Bunu bilmezler. Yüksek aileden olanlar at eti yerler. Halkın geriye kalanı ise koyun, kaz ve ördek eti yerler. Müzik aleti olarak saza benzer bir alet olan Pipa çalarlar. Ayrıca 25 telli bir saz olan Kung-hou da kullanırlar.

Burada ilginç olan domuz sıçan gibi hayvanların yenen hayvanlar arasında sayılmamasıdır. Bu da Türklerin çok eski çağlardan beri komşu milletlerden farklı olarak domuzu yemediği bilgisinin kanıtıdır. Ayrıca akbudun karabudun ayrımı burada belli eder. akbudun bireyleri at eti karabudun ise koyun vs. yemektedir.

Erkekler ata binmeği ve ok atmayı çok severler. Kadınlar ise vernikle cilalanmış bir külah giyerler. Bu başlıklara so-mu-ch adı verilir. Onlar Çin’de M.S. 587 yılında yayınlanmış olan takvimi kullanırlar. Bu takvime göre, yer ruhlarına kurban verirlerdi. Kışın, gün dönümünde de kurban vermek âdeti vardı.

Manihzm ve Budizm genelde yaygın din olsa da ve bu dinin gereği biraz daha savaşçı özellikleri kaybettirmesi gerekirken Uygurlular buradan da anladığımız kadarı ile özelliklerini ısrarla korumuşlardır. Kurban verme nerdeyse bütün milletlerde görülen bir uygulamadır.

Burada, samur kürkler beyaz keçeler, altınla işlenmiş ve çiçeklerle süslenmiş kumaşlar yapılır. Onlar, gümüş veya bakırdan borular yaparlar. Bu borulara su doldurup birbirlerine üflerler. Bazen de bu suyu elle atarak eğlenirler. Dediklerine göre böyle yaparak kötü ruhların etkilerini yok ederlermiş. Bu yolla hastalıkları kendilerinden uzaklaştırırlarmış. Onlar gezinti yapmağı ve uzun seyahatlere çıkmağı çok sever. Gezintilere çıkanlar yanlarında müzik aletlerini de eksik etmezler.


Turfanda elliye yakın buda mabedi vardır. Bu mabetlerin bazılarının üzerinde Tang sülalesinden gelen Çin imparatorlarının ferman yazıtları bulunur. Bu mabetlerde Budizm’e ait büyük kitap koleksiyonları vardır. Bunlar arasında Çhang-Yung ve Yung-Pien Çince zözlükleri ile Çhing- Yin Budizm sözlüklerinin adları sayılabilir. Ayrıca orada mani mabetleri de vardır. Bunlardan başka İranlı din adamları da görünür. Bunlar da inandıkları dini yaymaya çalışır. Bunlar Budizm’in din kitaplarını batıl ve din dışı olarak kabul ederler.

Türkler her tarihte başka dinlere karşı saygılı olmuşlardır. Türklerin ilk dini Kök-tengriciliktir. İleriki zamanlarda Budizm manihzm Musevilik hristiyanlık gibi dinler ufak kitleler şeklinde Türkler arasında yayılmıştır. Bu denli çok dinin yayılması ve yaşatılmasının nedeni ise yukarda Elçinin de anlattığı gibi birçok dinin mabedi ve misyonerinin çalışmasına Türkler hoşgörü ile bakmış olmasıdır. Orta Asyada benzer bir şekilde skolastik düşünceden uzak bir tarz din anlayışı yine Türklerden özellikle Uygur Türklerinden çok etkilenmiş olan Cengiz Han’ın devletinde görülmektedir.

Bahar ayları gelince, şehirde oturanlar gruplar halinde toplanır ve buda muhabbetlerini ziyaret etmek için gezintiler düzenler. Bu gezintilere katılanların birçokları atlara binerler ve oklarıyla yaylarını kuşanırlar. Bu sırada ne görürlerse ona ok ve mızraklarını atarlar. Bu talimleri kötülükleri cezalandırma diye adlandırırlar.

Bu toplantılar günümüz anlayışıyla şenlikler diye yorumluyorum ben. Bahar aylarında yapılan şenlikler günümüz Anadolu Türklüğünde halen vardır. İslam öncesi dönemde kalmış bazı inançlar yaşatılmaktadır. Halen daha Giresun bölgemizde Sığırlar Baharda yapılan bir şenlikte yıkanarak kötü ruhlardan arındırılır.

Onların devletinin içinde hiç fakir yoktur. Yiyeceği olmayanlara devlet hesabından yardım edilir. Onların birçokları birkaç yüzyıl yaşar. Olgunluk çağına erişmeden genç yaşta ölen hiç görülmemiştir.

Türklerde ki sosyal anlayışın en güzel ifadesi olarak Elçinin bu yazdıklarını gösterebiliriz. Yine bilindiği gibi Kağan gerektiğinde halkına kendi malını yağmalatmaktadır. Orhun abidelerinde “Açı doyurdum Çıplağı giydirdim” ifadesi de benzer niteliktedir. Eski Türklerde halk arasında sınıf farklılıkları yok gibi bir durumdaydı. Bundan dolayı da yardımlaşma hat saffa da olmuştur. Ayrıca abartılı da olsa verilen ortalama yaş ibaresi de yine Türklerin sağlık hususuna verdiği önemi göstermektedir.

Bu memleket de pek çok at vardır. Kağan hatun ve prenslerin her biri ayrı ayrı at yetiştirir. Atların hepsi 100 mil kadar uzunlukta bir vadi içinde yayılırdı. Her at sürüsü birbirinin renklerine göre ayrılırdı. Hiç kimse kendisinin ne kadar atı olduğunu bilmezdi.

Türk milletinin beklide en belirgin özelliğidir At yetiştirme ve Atı kullanarak bir hayat biçimi benimseme. Birçok millete at kullanmasını Türkler öğretmiştir.

Şehirde birçok pavyonlar kuleler ve bahçeler vardır. Uygurlar vazolar yapmak altın gümüş ve demirden alet ve süs yapma işlerinde fevkalade bir maharetle donatılmıştır. Onlar aynı zamanda nefrit taşlarını da işlemesini de bilir. İyi bir atın fiyatı bir top ipekli kumaş kadardır. Eti için yetiştirilen adi atlar ise 3 metre kadar ipekli kumaştan daha pahalı değildir.

Burada net bir biçimde büyük şehir varlığını görmekteyiz. Zaten Balıg kelimesi Etrafı surlar ile çevrili büyük şehir demektir. Beşbalıg ise bu tarz şehirlerin bulunduğu bir bölgedir. Yine Elçinin yazdıklarından sanatın ne kadar geliştiğini görmekteyiz.

Kaynak: Türk Kültür Tarihine giriş Cilt bir sayfa: 121 122 123 124



Muhammet Çelik
15 Ara. 07
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
07-04-2008, 02:34 PM
Mesaj: #2
RE: Çinli Seyyah'ın Türkler Hakkında söyledikleri
Muhammet abi kendi yorumlarınla güzel olmuş ancak sitedeki bazı tarihçi arkadaşlarımızın bu konudaki tezlerini hazırlarken kaynağın orjinalini görmek isteyeceklerinden eminim.. Smile Yine de gayet güzel bir çalışma olmuş tebrikler.

Negü der eşitgil Tunga Alp Erig
Bilip sözlemiş kör bu öt sav erig
Et ol bu kişi kangü artar yıdır
Ânı ked küdezgü ay kıldı kader
Kullanıcının websitesini ziyaret et Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
07-04-2008, 10:29 PM
Mesaj: #3
RE: Çinli Seyyah'ın Türkler Hakkında söyledikleri
Kaynak yazmışım ya Wink Big Grin
Benim kaynağım Bahaeddin Ögel Hocadır. Herkese tavsiye ederim kitaplarını.
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
Mesaj Önizleme 


Foruma Git: