Mesaj Önizleme 
 
Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
40 Kişiyle Çin Sarayı'nı Basan Büyük Türk: Kürşad
11-22-2008, 08:36 PM (En son düzenleme: 11-24-2008 12:38 PM Temür Melik.)
Mesaj: #1
40 Kişiyle Çin Sarayı'nı Basan Büyük Türk: Kürşad
Nina Hocamın açtığı "Türk Tarihi Hakkında Ne Biliyoruz?Kendimizi Test Edelim..." başlıklı konunun altında bulunan Türklük testindeki bir soru benim çok dikkatimi çekti..Soruda,bir Türk'ün kırk kişiyle Çin sarayını bastığını söylüyordu.Böyle birşeyi daha önce duymadığım için doğal olarak soruyu bilemedim tabii,ama daha sonra geriye dönüp doğru cevaba baktığım zaman bu kişinin isminin Kürşad olduğunu öğrendim ve o olayı araştırmaya karar verdim.Araştırmam sonucunda gerçekten çok etkilenip tarihimize bir kez daha hayran kalıp kendimden bir kez daha utandım.. Şimdi bu olayı bilmeyenler için ayrıntısıyla beraber aşağıya yazıyorum;

Kürşad, Göktürk hanedanindan 10. büyük Türk hakani olan Çuluk Kagan'in küçük ogludur,635 yılında vefat etmiştir.Babası,bir Çin prensesi olan, üvey annesi İçing Hatun (Katun) tarafından zehirletildi.Babasının yerine amcası Kara Kağan geçiyor. Kara Kağan, kendinden önce hakan olan ağabeysini zehirleyen Çinli yengesiyle evlenmekte mahzur görmüyor ve bu katil kadının fettanlığının esiri olarak Çinlilere alet oluyor. Bu yüzden Göktürk devleti, birçok parlak muharebelere rağmen yıkılıyor ve o bölgede bulunan Türkler Çinlilere esir düşüyor. Çinliler Türkleri Çin'e hicret ettirerek şehirlere dağıtıyorlar. Bu arada Kara Kağan'la kardeşinin iki oğlunu ve diğer Türk ileri gelenlerini Çin'in merkezi bulunan SÎYANGFU şehrine götürerek orada ikamete memur ediyorlar. Çok geçmeden Kara Kağan orada tutsak olarak ölüyor. Bunun üzerine Çinliler rehine olarak Kara Kağan'ın kardeş çocuklarından Tung Yabgu'yu Çin sarayına hapsediyorlar. Serbest bulunan Kara Kağan'ın diğer yeğeni KÜRŞAD ise her gün Türkleri kurtarmak için çareler arıyor.
Tam bu sırada diğer Türk beyleri de gizli toplantılar yaparak, Çinlilere isyan edip Çin împaratorunu öldürmeye ve böylece, yere düşen gök bayrağı yeniden yükseltmeye karar veriyorlar. Bunun için çok yiğit olan herkes tarafından çok sevilen KÜRŞAD'I kendilerine Hakan seçiyorlar. Fakat bunu duyan KÜRŞAD ihtilale baş olmayı, saldıranların en önünde dövüşmeyi kabul etmekle beraber. Hakanlığı reddediyor, '"Millet için dövüşmek ve bu uğurda gerekirse Ölmek bana yeter. Hakanlık sarayda hapis bulunan amcamın oğlunun hakkıdır." diyor. Birçok yalvarmalara rağmen Hakanlığı kabul etmiyor. Böylece herkes, uzun tartışmalardan sonra KÜRŞAD'in feragat örneği olan ısrarı karşısında onun teklifini kabul etmek zorunda. kalıyor. Ertesi akşam saraydan dışarıya gezmeye çıkacak olan Çin Hükümdarım öldürmeye ve hep beraber Çin sarayım basarak Tung Yabgu'yu kurtarıp Hakan ilan etmeye ve yeni bir Türk devleti kurmaya karar veriyorlar. Baskın gecesi sözleşilen zamanda, Çin sarayının etrafında toplandıkları vakit, aksi bir talih eseri olarak bardaktan boşanır gibi bir yağmur yağmaya başlıyor.Yağmurun altında biraz bekledikten sonra, Çin Hükümdarının bu akşam dışarı çıkmaktan vazgeçtiğini öğreniyorlar. Bunun üzerine, Çinlilerin bu teşebbüsten herhangi bir şekilde haberdar olmaları ihtimaline karşı, baskının başka bir akşama bırakılmasını doğru bulmuyorlar. Bu ihtimali önlemek için, baskının geciktirilmeden hemen o gece yapılmasını uygun görüyorlar.
KÜRŞAD arkadaşlarının adlarını bir,bir okuyarak hepsini yoklama ediyor. Türk milletinin en ileri gelenlerinden 40 Bey'in orada hazır olduklarım görüyor. Artık daha fazla beklemeden Çin İmparatorunun sarayına saldırıyorlar. En önde yalnız KÜRŞAD yürüyor... Sarayı binlerce Cin askeri muhafaza etmektedir. Saldıranlar ise yalnız kırk kişi... Yıldırım gibi düştüğü yeri yakan, kasırga gibi önüne geleni süpüren 40 kişi... Birkaç dakikada dış kapıdaki muhafızları tepelediler, sarayın bahçesine doldular ve oradan iç kapıya yüklendiler. Orayı da geçtiler... Şimdi İmparatorun dairesine doğru yürüyorlar. Fakat bu Çinli askerler ne kadar da çok... İlerden, geriden sürü, sürü saldırıyorlar.
40 kahramandan ikişer, üçer yaralanıp düşenler var. İşte nihayet İmparatorun dairesine ulaşabildiler. Fakat odalar bomboş. Hiç kimseler yok. Acaba İmparator bu kadar çabuk nasıl da kaçabilmiş?
Ne ise uzun boylu düşünmeğe meydan yok. Geri dönmek lazım. KÜRŞAD, "ahırlara doğru çekileceğiz" diye buyruk veriyor ve ahırlara doğru yol alıyorlar. Fakat her adımda karşılarında yüzlerce Çinli peyda oluyor, dövüşe dövüşe yürüyorlar. Beş on Çinli yıkılıyor ve bizden de bir kahraman devriliyor. Nihayet kırklardan ancak ondördü ahırlara ulaşıyor. Kendileri yürüyüp gidinceye kadar vakit kazanmak için, üç kişi, ahır kapılarında artçı olarak bırakılıyor. Diğer onbir kişi atlara binerek Vey Irmağına doğru dörtnala koşuyorlar. Yorgun ve yaralı onbir kişi, ırmağın kenarına vardıkları zaman, akşamdan beri yağan yağmurlar yüzünden kabaran suların köprüleri söküp götürdüğünü görüyorlar. Sekiz saat önce, geçit veren sular, şimdi geçilmez olmuştur. Düşman durmadan yaklaşıyor, saldıranlar sürüler halinde binlerle geliyorlar. Karşılarında yalnız onbir kişi var... Yağmur durmadan yağıyor. Ara sıra çakan şimşekler gerilmiş yüzlerini, büyümüş gözlerini aydınlatıyor. Ellerinde kılıçları, Türk'e yaraşan bir fütursuzlukla atlarının üstünde dimdik duruyorlar ve ölünceye kadar çarpışmak üzere düşmanın yaklaşmasını bekliyorlar.
Artık düşman yaklaşmıştır. Göğüs göğüse atılıyorlar ve çarpışmaya başlıyorlar. Onbir kahramandan her biri birer birer devriliyor. En son da KÜRŞAD gün doğarken 40 yarasından kanlar sızarak can veriyor ve gözleri açık olarak cesedi atının üstünde dimdik kalıyor. Bu esnada Vey Irmağının suları deli deli akıyor ve yağmur yağmaya devam ediyordu.
Bu kahramanlık menkıbesi birkaç gün içinde Çin'de bulunan bütün Türklere yayılıyor ve onlar arasında bir kurtuluş ruhu ve bir ihtilal havası yaratıyor. Çok geçmeden de hepsi birden isyan ederek KÜRŞAD'ın yolundan hürriyet ve istiklale kavuşuyorlar ve Göktürk Devleti'ni yeniden kuruyorlar. Türk tarihi, uzak ve yakın böyle kahramanlık olaylarıyla doludur. Kahramanlık Türklüğün başlıca vasıflarından biridir.
[Resim: kursadd9mexh4.jpg]
[Resim: w803.png]
Kürşad'ın temsili resmi

Not :Kür Şad bazı kesimlerce Türklerin bugüne kadar gelebilmesinin ilk ve en büyük nedeni olarak kabul edilmektedir.

Büyük Türk kahramanı Kürşad ve arkadaşları için yazılmış şiir;

KÜRŞAD VE KIRK ÇERİSİ


Bu yer Çin Seddi'dir,
Bozkurtlar da düşecektir esir,
Bu yer Çin Seddi'dir,
Bozkurtların da kahır gecesidir.
Bir elleri ateş tutar,
Bozkurt ufkudur.
Bir elleri kılıç tutar,
Kahramanlığın sembolüdür.
Gökyüzünde özgürlüğün havası,
Yaralı Bozkurtların kanar yarası,
Yiğitlik inkar edilmez,
Teke tek dövüşte yenilmediler.
Bin yıllardan bu yana,
Gel haberi nerden verek.
Korkak takımı değil bu,
Gökte ay burcu değil,
Kırk bir kılıçlı yürek,
Kırk bir kan pınarı,
Akmaz.
Göl olmuş Ney Irmağında,
Derenin kenarından kalktı Kürşad,
Kollarında kan,
Yüreğinde ok yarası,
Sanki iki canlı kahraman,
Tövbeye getirir insanı,
Tenhaydı, tenhaydı vakitler,
Çırılçıplak kusursuz bir yağmurdu yağan,
Baktı gerilerden Bozkurtlar,
Karnında açlığın ağır boşluğu.
Kınlarında kılıç,
Baktı kolları vurulu...
Cehennem yürekli bir yiğit,
Baktı bir garip Ötügene,
Bir gerilere,
Düştü geride bıraktığı yavruları aklına,
Düştü, Kürşad'ın oğlu aklına,
Düştü, gerilerde bıraktığı Tay'ı
Nasıl uçarlardı Çin Seddi'nde.
Şimdi böyle çaresiz ve bağlı,
Böyle kaderinde esirlik,
Sığana bilirdi Tanrı Dağlarına,
Bu dağlar kardeş dağlardır,
Nice Bozkurtlar doğurandır,
Bu dağlar utandırmaz adamı,
At koşturan kahramanları,
Bir atımda Çinli vuran,
Usta elleri utandırmaz,
Bu oklar bir kere bile faka basmadı,
Çinliydi karşısındaki korkup kaçmadı,
Esir düşse de kırk bir kahraman asla yılmadı.
Yamtar bir devdi,
Oturunca bir sürü et yerdi,
Güreşte yere gelmezdi sırtı,
Karnı tokken, bir vuruşta Çinli sererdi,
Ne yazık ki bu esirlik onu da bitirdi.

Kıtlık başlayalı,
Ay üçe bölüneli,
Acaba Tanrı Türklere mi kızmıştı?
Bozkurtlar esir düşmüştü,
Kara Kağan kahrından ölmüştü,
Şimdi ne olacaktı,
Çıktı kırk birlerden biri,
Baktı sonu gelmez bu esirliğin,
Vakitlerden bir güneş doğumu,
Düşündü Kürşad,
Düşü gecelerden kara,
Bir hayra yoran çıkmaz,
Yer bitirir bu esirlik adamı,
Sığdıramaz kaygısını kainata,
Düşünür Kürşad, sorgusuz sualsiz,
Ey Türküm! Hallarımı aynen böyle yaz,
Rivayet sanılır belki,
Rüya değil, bu bir gerçek,
Paramparça olmuşum,
Okumuzu, atımızı ve avımızı
Töremizi, kağanımızı alıp gittiler,
Hepside armağandı bize Ötügen’den,
Düşmanımızdı, kanlımızdı,
Çin Seddi'yle komşuydu sınırlarımız,
Kız alıp vermişiz yılar boyu
Komşuyuz yaka yakaya,
Birbirine karışırdı insanlarımız,
Bilmezlikten değil,
İyi niyetten,
Budur katlimize sebep suçumuz,
Yoktur Türk'ten başka dostumuz,
Gayri barbara çıkar adımız,
Kavgacıya,
Türküm! Hallarımı aynen böyle yaz
Öğüt sayılır belki,
Rüya değil,
Bir destan, bir kahramanlık,
Vurun ulan! Vurun dedi Kürşad,
Ben kolay kolay ölmem,
Özümde yiğitlik,
Kavmime verilmiş sözüm var,
Halden bilene,
Nice kan döktük,
Ömrüne doymadan
Nice Kağanlar yitirdik,
İçing Katun denen bir illete yenildik,
Kalleşçe... hayınca Çinli'ye yakışır şekilde,
Arkadan...
Dağlardan, tepelerden, at üstünden
Çocuk, çoluk, ana, bacı, Bozkurtlar
Çin baskınına karşı koyanda,
Yaşları daha on yedi de,
Çinli vuranda,
Bizim genç Bozkurtumuz Kürşad
Yakışıklı, kahraman
Vurun yiğitler vurun! demiş,
Namus günüdür,
ve şaha kaldırmış atını,
Türküm! Hallarımı aynen böyle yaz
Rivayet sanılır belki
Rüya değil bu
Gerçek
Kırk bir yürekli yiğit saldırmış,
Kürşad, Yamtar, Gök Böğü, Bögü Alp, Yumru,
ve daha niceleri...
Gök çökse, yer delinse vazgeçmem demiş yiğitler,
Tanrı kızmış mı acaba Türklere,
Bu fırtına, bu yağmur, bu rüzgar
Nasıl yağardı, nasıl boşalırdı bardaktan,
Bir hayra yoran çıkmaz,
Bir bilseniz!
Kala kala kalmıştı on üç kılıçlı yürek,
Çıkmış içlerinden Kara Ozan,
Kılıçsız, kopuzuyla gider Kara Ozan
Oyalamak için çalarda bir türkü,
Çinli almak istemiz kopuzu,
Demiş Kara Ozan;
Çin Sarayını versen de değişmem kopuzumu,
Çin çekerde kılıcı ozana,
Fırsat vermeden vurur kafasına,
Vey Nehrine varınca,
Çare yok,
Barmarkal ve Çobayıkmış
Suya atlayacak,
İpi tutacak,
İki canlı kahraman uçmağa varacak.
Vurun, vurun! dedi Kürşad;
Namus günüdür,
Kaldırmış kılıcı havaya,
Birer birer yıkılırken Bozkurtlar toprağa,
Kalan varsa ayakta, o da Kürşad,
'Yirmi ok yesem de düşmem' dedi Kürşad,

Siz uçmağa varsanız da, yaşayacaktır Budun,
Kanımızın son damlasına kadar kanlanır Yurdun,
Gözün arkada kalmasın,
Yüce Kürşad Başbuğum...

KAYNAK: http://www.payidar.net
http://www.gecekahvesi.org

"Buhara Semerkand Der Ağlarım,
Nerede? Nerede Benim Ural,Altay Dağlarım"
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
11-23-2008, 11:37 PM
Mesaj: #2
RE: 40 Kişiyle Çin Sarayı'nı Basan Büyük Türk: Kürşad
ben bu olayı biliyordum ama ayrıntılı olarak senden okudum
eline sağlık güzel bir araştırma yapmışsın
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
11-24-2008, 01:02 PM
Mesaj: #3
RE: 40 Kişiyle Çin Sarayı'nı Basan Büyük Türk: Kürşad
Atsız'ın "Bozkurtların Ölümü" isimli eserinde bu olayı gayet tafsialtlı ve dramatize edilmiş şekilde okuyabilirsiniz.

Non Silba Sed Anthar...
Kullanıcının websitesini ziyaret et Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
11-25-2008, 01:10 AM
Mesaj: #4
RE: 40 Kişiyle Çin Sarayı'nı Basan Büyük Türk: Kürşad
70'li yıllarda Kürşad ve arkadaşlarının isimleri, milliyetçiler arasında çok popülerdi.O yıllarda doğan çocuklardan adı Kürşad,Teoman,Timuçin...olanlar pek çoktur...

Adaleti besleyen düzen değildir;düzeni ortaya koyan,gün ışığına çıkaran adalettir... Albert Camus
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
11-25-2008, 05:53 PM
Mesaj: #5
RE: 40 Kişiyle Çin Sarayı'nı Basan Büyük Türk: Kürşad
kutup yıldızı demiş kiAtsız'ın "Bozkurtların Ölümü" isimli eserinde bu olayı gayet tafsialtlı ve dramatize edilmiş şekilde okuyabilirsiniz.

Nihal Atsız üstad zaten bambaşka bir boyut

"Buhara Semerkand Der Ağlarım,
Nerede? Nerede Benim Ural,Altay Dağlarım"
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
11-28-2008, 05:12 PM
Mesaj: #6
RE: 40 Kişiyle Çin Sarayı'nı Basan Büyük Türk: Kürşad
efsane yahut gerçek kesin olan şu ki Türk kahramandır. Her efsanemizde,her yaşanmışlığımızda bu kahramanlığın misalleri vardır. efsanenin mühim bir noktası da bizlerin çabuk karar verme mekanizması ile ilgilidir.der ki:" çin imparatoru belirli vakitlerde sarayından çıkar pazarları gezerdi. kürşat ve yiğit beğleri bir vakit beklediler amaçları pusu kurup çin imparatorunu rehin tutmak karşılığında esir düşen kut sahiplerini ve diğer yiğitleri geri almaktı. fakat yağmurlu hava imparatorun dışarı çıkışını engelledi. beklemeye dayanamayan kürşat da saraya hücum etti..." -yukarıda temür melik arkadaşımızın naklettiği hadisenin yanında bu rivayette mevcuttur.-

"Adalet değeri ölçülemeyecek bir hazinedir,ancak onu merhametin çapulculuğundan kurtarmak gerekir."
Muhammed ikbal
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
11-30-2008, 05:11 PM
Mesaj: #7
RE: 40 Kişiyle Çin Sarayı'nı Basan Büyük Türk: Kürşad
Arkadaşiar geçtiğimiz senelerde özellikle Göktürk tarihi hakkında akademik çalışmalar yapan bir kardeşimiz Kürşad diye birisinin yaşayıp, yaşamadığı hakkına net bir bilgiye sahip olunmadığını bunu biraz da Atsız Ata'nın (Nihal Atsız fanatikleri kendisini halen Orta Asya Türk dünyasında saygın bir nitelendirme olan Ata ünvanıyla anarlar) Çin kaynaklarında ismi Kürşad değil de başka bir isimle anılan bir Türk prensinin bazı maceralarına dayanarak yazdığını söylemişti. Atsız'ın hayranı olan bu kardeşim bile bu hadiseye bu kadar mesafeli durabiliyorsa sizlerde çok fazla itibar etmeyin diye düşünmekteyim.

rasti rusti
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
12-01-2008, 07:43 PM
Mesaj: #8
RE: 40 Kişiyle Çin Sarayı'nı Basan Büyük Türk: Kürşad
Kür Şad, Çin kaynaklarında Kie-Şie olarak yer almaktadır. Çinliler, Türkçe Kür Şad'ı okuyamadıkları için böyle seslendirmişlerdir. Olay gerçektir ve Atsız Hoca bunu Çin kaynaklarından öğrenmiştir. Kaldı ki, Atsız Hoca, sadece bir yazar ya da öğretmen değil, aynı zaman mükemmel bir tarihçidir.

Sayın Bayundur, Atsız Hoca'ya hayran olan biri Kür Şad'ı rehber edinir, O'na mesafeli durmaz.
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
04-08-2009, 10:21 PM
Mesaj: #9
RE: 40 Kişiyle Çin Sarayı'nı Basan Büyük Türk: Kürşad
bir TÜRK dünyaya bedeldir bu örnek kesinlikle doğrudur işte 40 kişi ile çin sarayını bastı

Ne Mutlu Türküm Diyene !
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
04-08-2009, 11:57 PM (En son düzenleme: 04-09-2009 12:03 AM enver paşa.)
Mesaj: #10
RE: 40 Kişiyle Çin Sarayı'nı Basan Büyük Türk: Kürşad
bayundur demiş kiArkadaşiar geçtiğimiz senelerde özellikle Göktürk tarihi hakkında akademik çalışmalar yapan bir kardeşimiz Kürşad diye birisinin yaşayıp, yaşamadığı hakkına net bir bilgiye sahip olunmadığını bunu biraz da Atsız Ata'nın (Nihal Atsız fanatikleri kendisini halen Orta Asya Türk dünyasında saygın bir nitelendirme olan Ata ünvanıyla anarlar) Çin kaynaklarında ismi Kürşad değil de başka bir isimle anılan bir Türk prensinin bazı maceralarına dayanarak yazdığını söylemişti. Atsız'ın hayranı olan bu kardeşim bile bu hadiseye bu kadar mesafeli durabiliyorsa sizlerde çok fazla itibar etmeyin diye düşünmekteyim.
Abi destanlar mitolojiler milletin özgüvenini temsil eder.Kürşad ihtilalinden bahseden yalnızca nihal atsız değildir.Yılmaz Öztuna gibi saygın tarihçilerde bu konuya eğilir ben bunu osman turan erol güngör yılnmaz öztuna gibi mühim isimlerdende okudum evet bunlarda milliyetçiydi ama nihal atsız gibi ilmi boyuta romantizmi sokmuyorlardı.Geçenlerde birileride çıkmış güya ilmi araştırmalar neticesinde Ergnekon Destanının aslında Türk destanı değilde Fars Edebiyat'ına ait bir destan olduğundan bahseder oldu birileri İstanbul'da surlara çıkıp bayrağı dikenin Ulubatlı Hasan olmadığından dem vurar oldu neymiş efenim ulubatlı yöresinden fethe iştirak eden bir şahıs kayıtlı değilmiş iyide bunlar doğru yada yanlış milletimizin övünç kaynağı özgüven kaynağı meselelerdir.EEEE yarında Koca Seyit gibi bir çavuşumuz Çanakkale'de o kadar ağır bir toğu kaldırmamış derlerse şaşırmam artık Türkiye'de herşeyi bitirdiler bu milletin en önemli güç kaynağı olan özgüvenini bitirmeye kalkıyorlar anlaşılacak iş değil.Ben kürşad ihtilalinin gerçek olduğuna inanıyorum herşeye rağmen bunu söyleyen bugün tarih diye ele aldığımız yazılı kaynakları gün ışığına çıkartan onları bugünkü türkçeyle neşriyata hazırlayan nihal atsız olması münasebetiyle dahada itibar ediyorum.

Mehmet Akif Asım'ın nesli cepheden dönmediği için Türkiye'den gitti!

Galip Erdem
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
Mesaj Önizleme 


Benzer Konular...
Konu: Yazar Cevaplar: Gösterim: Son Mesaj
  METE HAN'IN ÇİN İMPARATORİÇESİNE MEKTUBU mete_han36 1 1,175 03-12-2011 07:30 PM
Son Mesaj: ümit

Foruma Git: