|
Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı-Mustafa Armağan
|
|
02-15-2009, 06:36 PM
Mesaj: #1
|
|||
|
|||
|
Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı-Mustafa Armağan
Mehmed Akif, Birinci Dünya Harbi'nde Asım'ın neslinin kıt'a kapma oyunu oynadıklarından söz eder. Bu gençlerin kimi Galiçya'da, kimi Sina çölünde, kimi Kafkaslarda, kimi de Çanakkale'de emperyalizme karşı çağları alt üst eden bir mücadele veriyorlardı. Bugün de eğitim neferlerimiz aynı rolü oynamıyorlar mı? İnsanlığa bu defa Yunus'un gönüllerine ektiği güzellikleri demetleyip sunmuyorlar mı? Bu çağın vebasına inançlarından derledikleri güzellikleri derman olarak sürmüyorlar mı? Ve en önemlisi de, Bizden adam çıkmaz hurafesinin çatısını çatır çatır yıkmıyorlar mı?
Bu bir Sonsuzluk Kervanı dostlar! Dün Tarık B. Ziyad'ın kutlu askerleri bu vazifeyi üstlenmişlerdi, bugün ise eğitim gönüllüleri. Dün Abdülhamid Han bu kervanın bir halkası olmuştu, bugün vazife bizim omuzlarımızda. Abdülhamid'in dansı devam ediyor dostlar.. Kurtlarla, yani insanlığın düşmanlarıyla insanlığın dostlarının ezeli mücadelesi.. |
|||
|
02-15-2009, 08:03 PM
Mesaj: #2
|
|||
|
|||
|
RE: Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı-Mustafa Armağan
Türk tarihçiliğinde sıkça tekraralanan taraftar tarihçilik bu kitaptada karşımıza çıkıyor abdülhamit elbette büyük bir padişahtır. Osmanlının reform sürecini hızlandırmış eğitimi ele almasıyla mücadeleci ve idealist türk gençliğini oluşturmuş ve bu gençlik haçlı zihniyetinin bu büyük millete giydirmek istediği kefeni başlarında paralamasını bilmiştir ancak yazar böyle bir büyük hükümdarı haddinden fazla tarafgir bir üslupla değerlendirmesi çok büyük bir hata olmuştur
Mehmet Akif Asım'ın nesli cepheden dönmediği için Türkiye'den gitti! Galip Erdem |
|||
|
02-15-2009, 08:34 PM
Mesaj: #3
|
|||
|
|||
|
RE: Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı-Mustafa Armağan
Kitabı okumadım ama üyenin mesajındaki son bağlayış ile anladığım kadarı ile Abdülhamit Han'ın -ki benim için Gök Sultandır- hamlelerini bugünkü cemaatçi sözde eğitimci anlayışla benzetmiş.
KARADENİZ OKUSUN
|
|||
|
02-16-2009, 04:13 PM
Mesaj: #4
|
|||
|
|||
|
RE: Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı-Mustafa Armağan
Bu kitabı iki sene kadar önce okumuştum. Kitabın çıktığı yayınevi Ufuk Yayıneviydi sanırım. Bu yayınevi de bir cemaate yakın yayınevi sezgilerimde yanılmıyorsam. Ancak bundan önemli olan yazarın kitabın bir yerinde Başbakan'ımızı bir yönüyle Abdülhamit Han'la buluşturarak kendi siyasi görüşünü kitaba yansıtması olmuştur. Bu büyük bir hatadır. Evet Mustafa Armağan'ın kitaplarını umumi manada okurum ancak bir yazarın kendi siyasi görüşünü bir kitaba yansıtması oldukça yanlış bir yaklaşımdır. (Buradan illa yazarın siyasi görüşü olmayacak mülahazası çıkartmayalım. Ancak tarihe karşı sorumlu olan kişiler ellerinden geldiği kadar bu hususta ki görüşlerinden uzak bir bakış açısıyla okuyucusuna karşı sorumlu bir şekilde hadiselere yaklaşmlıdır)
rasti rusti |
|||
|
02-16-2009, 04:32 PM
Mesaj: #5
|
|||
|
|||
|
RE: Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı-Mustafa Armağan
Sayın Bayundur'a aynen katılıyorum...
İttihatçılar vardı, hilâl bıyıklıydılar.. Sustasına basılmış birer çakıydılar... |
|||
|
02-16-2009, 06:04 PM
(En son düzenleme: 02-16-2009 06:08 PM enver paşa.)
Mesaj: #6
|
|||
|
|||
RE: Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı-Mustafa Armağan
bayundur demiş kiBu kitabı iki sene kadar önce okumuştum. Kitabın çıktığı yayınevi Ufuk Yayıneviydi sanırım. Bu yayınevi de bir cemaate yakın yayınevi sezgilerimde yanılmıyorsam. Ancak bundan önemli olan yazarın kitabın bir yerinde Başbakan'ımızı bir yönüyle Abdülhamit Han'la buluşturarak kendi siyasi görüşünü kitaba yansıtması olmuştur. Bu büyük bir hatadır. Evet Mustafa Armağan'ın kitaplarını umumi manada okurum ancak bir yazarın kendi siyasi görüşünü bir kitaba yansıtması oldukça yanlış bir yaklaşımdır. (Buradan illa yazarın siyasi görüşü olmayacak mülahazası çıkartmayalım. Ancak tarihe karşı sorumlu olan kişiler ellerinden geldiği kadar bu hususta ki görüşlerinden uzak bir bakış açısıyla okuyucusuna karşı sorumlu bir şekilde hadiselere yaklaşmlıdır)Evet bende bu kitapta geçen o bölümden oldukça rahatsız olmuştum(Galiba siz "Halk onu çok severdi ve çocuklarına hamit ismini koyardı tıpkı bugünkü.........." bölümünden bahsediyorsunuz) size birde bu yazarın geri gel ey osmanlı isimli eserine bakmanızı tavsiye ederim orada bu durum gittikçe netleşiyor zaman gaztesindeki bir makalesindeki bahsi ise yaptığı yanlışta ısrarlı olmasının göstergesidir son günlerde güneydoğuda teröre karşı mücadele vermiş bir kumandanımızın çeşitli sebeplerden dolayı intihar etmesini kuleli vakasında intihar eden darbeci bir paşayla benzeştiriyor. Bugün arkadaşımla bu konu üzerinde konuştum gerçek tarihçi ile Mustafa Armağan gibiler nasıl ayrışacak ???? Mehmet Akif Asım'ın nesli cepheden dönmediği için Türkiye'den gitti! Galip Erdem |
|||
|
02-16-2009, 06:11 PM
Mesaj: #7
|
|||
|
|||
|
RE: Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı-Mustafa Armağan
Şimdi burada Sezar'ın hakkını Sezar'a vermek gerekir diye düşünüyorum. Mustafa Armağan'ın ben sahtekar olduğunu dile getirmiyorum. Çalışmlarına ve emeğine saygım var ancak yazarın böyle de bir zaafı var ve ben bunu eleştiriyorum sadece. Yoksa adamı sırf bu yönü zayıf diye ele alıp sahtekar ilan edeceksek orada işte ben yokum.
rasti rusti |
|||
|
02-16-2009, 06:26 PM
Mesaj: #8
|
|||
|
|||
RE: Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı-Mustafa Armağan
bayundur demiş kiŞimdi burada Sezar'ın hakkını Sezar'a vermek gerekir diye düşünüyorum. Mustafa Armağan'ın ben sahtekar olduğunu dile getirmiyorum. Çalışmlarına ve emeğine saygım var ancak yazarın böyle de bir zaafı var ve ben bunu eleştiriyorum sadece. Yoksa adamı sırf bu yönü zayıf diye ele alıp sahtekar ilan edeceksek orada işte ben yokum. Elbette belli bir emeği var geçen televizyonda kendisini seyretme imkanını buldum gözlüğünün merceği bayağı bir kalındı ancak birçok eserini okuduğumda yanlış bir anlayışla tarihi konuları ele aldığı hükmüne vardım.Türkiye'de Necip Fazıl'ın başladığı bir ekol vardır Osmanlıyı koruma esasında Necip Fazılın başlattığı bu akım kendi döneminde haklı ve gerekli bir durumdu çünkü geçmişe ve ecdada saldıran bir kitle vardı Abdulhamiti istibdat yönetimi sebebiyle kızıl sultan olarak nitelendiren bir kitle vardı bu sebeple önce Nihal Atsız gök sultan diye haykırdı daha sonra Necip Fazıl ulu hakan diye haykırdı. Bu eserler dönemin ideolojik kamplaşmasında şairinden yazarına şarkıcısından türküsüne kadar ayrışmanın olduğu dönemde zaruri bir durumdur ancak günümüze baktığımızda belli bir çatışma yok ideolojik kamplaşmalar doğru düzgün bir zeminde tartışma imkanına engel koyacak derecede baskın değil hal böyle iken artık Osmanlıya ve tarihe yönelik daha sağlıklı değerlendirmeler yapılırklen Mustafa Armağan gibilerin hala Necip Fazıl üslubunu takınması hoş olmayan bir durumdur ben birçok tarihçi okudum ama Mustafa Armağanın üslubuna artık çok kolay rastlamıyorum bu haftaki makalesinde Abdulhamitle ilgili soru işaretlerine değinmiş Abdulhamitin haliçte donanamayı çürütmesini ekonomik yoklukla anlatmış kara ordusuna önem vermesini dile getirmiş. Üç yanı denizlerle çevrili olan boğazlar gibi hayli stratejik bir konum üzerinde kurulan bir devletin üzerine araştırma yapan Mustafa Armağanın kara orduları daha önemliydi gibi bir açıklama getirmesiyle donanama gibi önemli bir kurumun değerini düşürtmesi hayli garip bir durum. Şimdi soruyorum size 33 yıllık bir Abdulhamithan iktidarı var şüphesiz büyük başarılarla dolu bir dönem ama hak vermeliyiz ki Abdulhamit hata yapmıştır ve bu hatalarından en büyüğü donanamayı haliçte çürütmesidir tarih takım tutar gibi bir anlayışla değerlendirirlemez bu şekilde bir anlayış var olduğu müddetçe geçmişte yapılan hatalar açığa çıkamaz ve bizler tarihi tekerrür ettirmekten başka bir işlev saihib olamayız diye düşünüyorum...... Mehmet Akif Asım'ın nesli cepheden dönmediği için Türkiye'den gitti! Galip Erdem |
|||
|
02-16-2009, 07:58 PM
Mesaj: #9
|
|||
|
|||
RE: Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı-Mustafa Armağan
enver paşa demiş kiAbdulhamitin haliçte donanamayı çürütmesini ekonomik yoklukla anlatmış kara ordusuna önem vermesini dile getirmiş. Üç yanı denizlerle çevrili olan boğazlar gibi hayli stratejik bir konum üzerinde kurulan bir devletin üzerine araştırma yapan Mustafa Armağanın kara orduları daha önemliydi gibi bir açıklama getirmesiyle donanama gibi önemli bir kurumun değerini düşürtmesi hayli garip bir durum. Şimdi soruyorum size 33 yıllık bir Abdulhamithan iktidarı var şüphesiz büyük başarılarla dolu bir dönem ama hak vermeliyiz ki Abdulhamit hata yapmıştır ve bu hatalarından en büyüğü donanamayı haliçte çürütmesidir tarih takım tutar gibi bir anlayışla değerlendirirlemez bu şekilde bir anlayış var olduğu müddetçe geçmişte yapılan hatalar açığa çıkamaz ve bizler tarihi tekerrür ettirmekten başka bir işlev saihib olamayız diye düşünüyorum...... Şimdi bu mevzu ne sizin öngördüğünüz gibidir ne de Mustafa Armağan'ın söyleiği gibidir. Maalesef bu mevzu (Abdülhamit ve donanma) başka tarflardan ele alındığı iin hep yanlış anltılmıştır. Ben iki sene kadar önce bir yazı yazmıştım kendi aramızda çıkartığımız bir dergide. Haddime sığınarak o yazıyı burada da yayınlamak istiyorum. Bir Yalanın Anatomisi Nedense bizim resmi tarihimiz ve tarihçilerimizin ekseriyeti Sultan II. Abdülhamit döneminde dünyanın en güçlü donanmalarından birisine (3. olduğu iddia edilmekte) sahip olan donanmamızın aynı padişah tarafından (kendisinde her an hal edilebileceği kanaati hâsıl olduğundan ve bunun tıpkı amcası Sultan Abdülaziz Han'ın hal edilmesindeki gibi donanma vasıtasıyla yapılması kuvvete muhtemel olacağı şüphesi iddia edildiğinden) Haliç'te çürümeye terk edildiğini yazar. Hâlbuki Sultan Hamit gibi Osmanlı Devleti'ni bulunduğu müşkül durumdan kurtarmak için dış sahada oldukça hassas ve dengeli bir siyaset güden ve uygulayan bir devlet başkanı neden bu kadar güçlü bir donanması mevcutken onu atıl hale getirtip, bindiği dalı kessin sorusunu sormamak araştırmacı ruhlu kişiler için mümkün değildir. Bu soru üzerinden kafa yoran, soruşturmacı ve araştırmacı kişiler ancak bu iddianın ne kadar asılsız olduğunu birazcık tarih sayfalarını araladıklarında görebilirler. Sultan Hamit'in seleflerinden amcası Sultan Abdülaziz Han sık sık aralarından yaşayacak kadar askeriye ve donanma aşığı bir hakandı. (Nedense büyük yanlışlar yaparak ordunun başına getirdiği serasker Hüseyin Avni Paşa gibi kindar ve kendini beğenmiş bir adamın ve donanmanın başına getirdiği Kaptan-ı Derya Kayserili Ahmet Paşa gibi ihtiras ve hırs sahibi insanların baş aktörleri olduğu ve arkasında Britanya Krallığının parmağının olduğunun kanıtlandığı bir askeri darbe ile devrildi). Gelişmiş ülkelerin her türlü askeri gelişimlerini yakından takip eder, onların askeri seviyesine ulaşabilmek için masraf yapılmasından çekinmezdi. Nitekim Donanma-yı Hümayun'un gemi sayısının yetersiz olduğunu ve mevcut gemilerin çağdışı kaldığını yakinen görmüş, bu sorunu giderebilmek için yoğun çabalar harcamış ve buna büyük ölçüde muvaffak olmuştur. Ancak Osmanlı Devleti'nde ki mevcut gelişmeler rakipleri olan özellikle İngiltere, Fransa ve Rusya gibi devletleri endişelendirmiştir. Hatta dış temsilciliklerimizdeki görevlilerimize: Sizin bu kadar büyük donanmaya ne gereksinmeniz var? Akdeniz, Karadeniz ve Kızıldeniz'de mevcut kıyılarınızın güvenliği için bu kadar sayıda gemi fazladır diyerek üstü kapalı baskılar yapmışlardır. Fakat o dönemde hariciyecilerimizin becerikli oluşları ve Sultan Aziz'in kararlılığı tüm dış baskılara rağmen bu hareketi lehimize neticelendirmiştir. Ancak rakiplerimiz bunun acısını çıkartmak için fırsat kollamaya başlamışlardır. (Şimdi özellikle İngiltere ve Fransa gibi dönemin cihanşümul devletleri buna neden mani olamadılar sorusu aklınıza takılmış olabilir. Bunun başlıca nedeni bu iki devletin Rusya'nın o dönemde gittikçe güçlenmesinden rahatsız olmalarından ötürü Osmanlı'ya daha yakın durmaları ve bu ilişkiyi muhafaza etmek istemeleridir. Hatta daha sonraları Osmanlı Devleti'nin kaybetme olasılığı kuvvete muhtemel olacağı gün gibi aşina olan 93 Harbi dediğimiz 1877–78 Osmanlı-Rus savaşının yapılmaması için yoğun diplomatik faaliyetler yürütmüşler ancak Osmanlı içinde o sıralarda güçlü konumda olan Meşrutiyet taraftarlarının (Bunların başını Mithat Paşa çeker. Sultan Hamit ise savaşmayı kesinlikle istemez) ısrarla savaş istemeleri ve bunun için her türlü diplomatik hamleyi yapmaları sebebiyle muvaffak olamamışlardır.) 93 Harbi bizim için felaket denilebilecek (Sultan Hamit sazı eline alıp İngiltere'yi devreye sokup Rusya'ya karşı yoğun baskısı yaptırtmasaydı neredeyse İstanbul'u bile kaybedecektik) bir neticeyle sonuçlandıktan sonra yapılan Ayestafanos Mütarekesine müteakip Berlin'de toplanan Barış konferansı ile İngiltere ve Fransa gibi ülkelerin aradıkları fırsat ayaklarına kadar geldiğinden bizim güçlü donanmamızın kaderi belirlenmiş oldu. Toplam 64 maddeden müteşekkil, Ayestefanos Antlaşmasının çok ağır olan maddelerini büyük ölçüde azaltan; ancak son haliyle bile oldukça ağır maddeler içeren Berlin Antlaşmasının en önemli maddelerinden birisi de Osmanlı Devletinin donanmasından ciddi oranda gemi sayısını azaltması unsurunu içeriyordu. Yani mevcut donanmasının neredeyse tamamına yakını (özellikle büyük ve modern gemiler) atıl hale getirilecekti. Dolayısıyla meşrutiyet önderlerinin basiretsizlikleriyle bu noktaya gelen bu elim hadise her nedense aynı meşrutiyetçilerin ve aynı zihniyetin iftirası ve karalamasıyla ve tüm gerçekler örtbas edilerek (özellikle basın tamamen onların elinde olduğundan) kendilerine düşman belledikleri ve halen günümüzde söylendiği gibi Sultan Hamit'e mal ediliyordu. Gerçi iddialarını destekleyecek Sultan Hamit'in donanmadan önemli mevkide ki bazı amiralleri tasfiye etmesi gibi bir tez de mevcuttur ancak bu tezin ne kadar olayla alakasız olduğunu gelecek yazımda dile getireceğim. Esenlikle rasti rusti |
|||
|
02-16-2009, 08:21 PM
Mesaj: #10
|
|||
|
|||
|
RE: Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı-Mustafa Armağan
Öncelikle teşekkür ederim hakkaten güzel bir yazı olmuş yeni şeyler öğrendim ancak şöyle bir soruda aklıma gelmedi değil o antlaşma maddelerinde doğuda ermeni ıslahatları yapılacağı gibi çok daha ağır şartlar mevcuttu ama Abdulhamithan bu maddeyi diplomasi usulüyle çok güzel bir şekilde geçiştirmişti donanamamızıda bu şekilde koruyabilseydi keşke............
Mehmet Akif Asım'ın nesli cepheden dönmediği için Türkiye'den gitti! Galip Erdem |
|||
|
« Önceki Konu | Sonraki Konu »
|

Arama
Üye Listesi
Takvim
Yardım


