haberler

Ana Sayfa
Biyografiler Tarih Sözlüğü Haberler Makaleler Görüş ve Önerileriniz Kütüphane Linkler Arama Kaynakça

Silahlar Sorularla Osmanlı Tarihi Eserler Tablolar Osmanlıca Sözlük
Savaş daha önce tecrübe etmemişlere tatlı gelir   Pindar

  Ana Sayfa  

» KUMKALE’DEKİ TARİHİ TÜRK MEZARLIĞI YENİDEN DÜZENLENİYOR
» Malkoçoğlu'nun babasının mezarı bulundu
» Türk tarihini alt üst edecek iddia
» Fatih'in darbecilere verdiği ceza
» ABDULHAMİT'İN ÖZEL YAPTIRDIĞI ÇEŞMEYİ KIRDILAR
» Kayıp Pers ordusu bulundu
» DİYAP AĞA NEDEN BAŞTACIDIR,SEYİT RIZA NEDEN ASILDI?
» Nedir bu Yavuz Sultan Selim’le alıp veremediğiniz
» KÂBE'deki son Osmanlı izi de SİLİNİYOR
» Soğuk Savaş?ı o başlattı
» Korkunç İvan Müslüman mıydı
» Büyük İzmir Yangını ilk kez yayınlanacak
» Tarihçiler 120 kahraman çocuğu araştırdı
» Özdaş: Deniz altındaki tarih turizme açılsın
» 8 Bin Yıl' Duvarı!

Toplam 324 Adet
 
 
E-Tarih.org
farkedermi@Web


 
Kemeraltı'nın kitabını yazdı

HAKAN KAZIM TAŞKIRAN'DAN 386 SAYFALIK TARİHİ YOLCULUĞA DAVET

Kemeraltı'nın kitabını yazdı

"Çarşı içinde birçok irili ufaklı tarihi eser var, bunların etrafı özensiz kullanılıyor, insanlarda ne yazık ki tarih bilinci oldukça zayıf"

"Tatlıcı Hasan Usta'nın Kemeraltı'ndaki ilk mekanı bugün şube oldu. Oysa, Brüksel'de saraya hizmet vermiş olan bisküvitçi eski ambiyansını hala koruyor"

GÜLENGÜL USLU

sar2.jpgKemeraltı adının nereden geldiği, bu bölgeye ne zaman Kemeraltı denmeye başlandığı konusu belirsizlik taşısa da, Kemeraltı isminin Kemeraltı Camisi'nin inşaatı sırasında yapılmış olan köprü- kemer karışımı bir yapıdan geldiği düşüncesinin hakim olduğu söylenir. Çocukluğu da Kemeraltı'nda geçmiş araştırmacı- yazar ve yayıncı Hakan Kazım Taşkıran son derece titiz bir çalışma gerçekleştirerek , Kemeraltı'nda geçmişten bugüne kadar görülebilecek ne varsa yazı ve fotoğraflarla belgelemiş. Taşkıran ailesine ait "Tepekule Kitaplığı" ise 29 Şubat 2008 tarihinde Sabah Gazetesi tarafından Türkiye'nin ilk on sahafından biri seçilmiş, 2003 ve 2008 yıllarında İzmir Büyükşehir Belediyesi "Tarihe Saygı" ödüllerini almıştır.
Bildiğiniz gibi, son yıllarda kentimizi ayakta tutan ve iskeletini teşkil eden en önemli kültürel ve ticari mekın sessizce bölgeyi terk etmesi, tarihi Kemeraltı çarşısını da güçten düşürdü.  Kemeraltı'nın sorununun cansızlık olmadığını, kültürel mirası koruma tarzındaki nitelik ve yalınlık eksikliği olduğunu dile getiren Taşkıran "Kemeraltı'nı Kemeraltı yapan otantik oluşudur" diyor.
386 sayfadan oluşan ve ''Kemeraltı'nın İzmir''i adını taşıyan kitabın içine girdiğinizde, tarihi bir yolculuk sizleri bekliyor. Geçmişin izlerini bugünlere taşıyıp, nakış gibi işleyerek bu kitabı hazırlayan yazar Hakan Kazım Taşkıran'la Kemeraltı'nda gerçekleştirdiğimiz röportajı keyifle okumanızı diliyorum.
Kitabınızın adı çok enteresan, kulağa hoş geliyor. Neden "Kemeraltı'nın İzmir'i"?
Kitabın isminin "İzmir'in Kemeraltı"sı olması gerektiği düşünülecekse de, ben Kemeraltı'nın öneminin altını çizmek için öyle karar verdim, yani Kemeraltı olarak algılanan bu bölgenin aslında "Eski İzmir" olduğunu ve bugünkü İzmir'i doğuran, geliştiren yer olduğuna inandığımdan..
İzmir'de fotoğraflı bir gezi rehberinin yokluğu hep hissedilirdi. Sizin bu kitabınız neredeyse bir Kemeraltı gezi rehberi olmuş..
Kemeraltı çok karmaşık bir tarihi mekanlar topluluğu, adeta bir labirent.. Söz konusu mekanlar yıllardır değişmeyen tarihi mekanlar olsa da, nerede başlayıp nerede bittiği belli olmayan sokaklar, bu tarihi mekanları bulup görmek isteyenlere güçlük çıkarıyor. Cumhuriyet döneminden bugüne İzmir üzerine pek çok gezi rehberi yayınlandı ancak bu rehberlerde Kemeraltı için ayrılan bölümler, bu tarihi bölgenin hak ettiği özenden çok uzaktı. Kemeraltı bu kadar ayrıntılı bir şekilde ilk defa çalışıldı.
Bu kitabın önemi nedir?
Bugüne kadar, Kemeraltı'nda yer alan tüm tarihi eserleri belgeleyen, Kemeraltı'nı gezi yolları ve fotoğraflarla destekleyen bu kitap, konusunda ilk çalışmadır. Bu çalışmayı farklı kılan diğer bir özellik, tanıtılan mekanda yani Kemeraltı'nda ve oradaki yaşamın akışı içinde hazırlanmış olmasıdır.
Çocukluğunuzdan bu yana Kemeraltı'nı yaşayan bir insansınız. Kitapta çok  hoş anılarınız var. Sizin Kemeraltı'nızdan söz eder misiniz?
Ben 1966 doğumluyum. Eski Kemeraltı'nın son demlerine yetiştim. 1970'li yılların başlarından itibaren babam beni yanına alırdı. Bir çocuk duyarlılığıyla söyleyebilirim ki eskiden insanlar birbirlerine daha mütevazi ve saygılı davranırdı. Şimdi geçmişi daha iyi değerlendirebiliyorum elbet. Rahmetli babam, Kemeraltı yakın çevresinde ticaretle uğraşırdı. Ben de bu çevrede büyüdüm. Daha sonra babamla açtığım kitabevini birlikte işlettik. Eski Kemeraltı kitap sergilerinde de birlikteydik. Zamanla, buradaki değişim süresi içerisinde Kemeraltı adına çok az şey yapıldığını gördüm. Bu kitabı hazırlama nedenim yalnızca burada yaşamaktan kaynaklanmıyor, benim için biraz da entelektüel bir çaba. Bir de kitap ve yayın hayatının içinde bulunmam, resim ve fotoğrafçılık yönümün olması bütün bunları bağladı. Bugüne kadar yapılanların yetersizliği, beni şehrin kültürel kavgasına ve böylesi bir çalışmanın içine soktu diyebilirim.
19 yy. sonu ile 20.yy. başında Kemeraltı, zengini yoksulu ile her dinden insanın yaşadığı bir bölge. Cumhuriyet sonrası yeni açılan imarla birlikte burada yaşayan köklü ailelerin Kemeraltı'ndan çekildiğini yazıyorsunuz..
Evet, bu insanların gidişiyle burada maddi ve manevi anlamda bir çöküş yaşandı ve yaşanıyor. Toplumumuzdaki aidiyet duygusu bağlamında ciddi olarak kültürel sürekli(siz)liğin sorgulanması gerekiyor. Çarşıdaki bazı bölgelerin değeri hızla artıyor ancak, bölge tarihi ve kültürel açıdan sürekli kan kaybediyor. Kemeraltı'nı Kemeraltı yapan otantik yapının yeniden keşfedilmesi ve bu konunun üzerinde çalışılması gerekiyor.
Kemeraltını canlandırma konusundaki girişimler hakkındaki düşünceleriniz nedir?
2000'li yılları İzmir için yeni bir kültürel milat olarak görüyorum, İzmir'in kent kültürüne ve tarihine rahmetli Ahmet Piriştina ile birlikte yeni bir açılım ve bakış sergilendi. Başlayan bu sürecin üzerinden yaklaşık sekiz yıl geçti fakat çok köklü şeylerin yapıldığı pek söylenemez. Kemeraltı, yangından etkilenmemiş bir bölge ancak bölgeye gerekli önemin verilememesi sonucunda 85 yıldır yapılmayanlar üst üste bindi. Universiad ve Expo gibi süreçlerde Kemeraltı da gündeme geldi ancak gündem değişince konu da neredeyse kapandı gibi. Ancak, önemle farkında olmamız gereken şey İzmir'i kucaklayan başka bir cazibe merkezinin bulunmayışıdır. Efes Tiyatro'sundan daha büyük bir antik tiyatromuz var ancak ne yazık ki bu yapı hala kullanılacak duruma gelmedi. Oysa, restore edilip, konserler orada verilebilse, Agora kısmen ortaya çıksa, Mezarlıkbaşı düzenlenebilse, İzmir'in merkezinde yeniden bir hareketlenme görebiliriz. Bu sürecin startı verildi ancak çok ağır ilerliyor diyebilirim.
Daha çok canlandırmaktan neyi kastediyorsunuz?
Konak Belediyesi Kent Konseyi'nde bulundum. Orada da düşüncelerimi iletirken şehir için arzuladığım şey yalınlıktı. Ne yazıktır ki doğu şehirlerinde tarihi eserlerin net bir şekilde sunulması ve kullanılması sorunu yaşanıyor. Parçadan bütüne gitmek yerine büyük şeyler hayal ediliyor. Küçük bir ayrıntının şehre kazandırılması nedense tatmin etmiyor. Öncelikle tarihi eserlerin onarılmasını bekliyorum çünkü Kemeraltı'na gelen yerli ve yabancı ziyaretçinin en azından fotoğrafını çekeceği, gölgesinde konaklayacağı, şehrin tarihinin izlerini sürebileceği mekanların öne çıkarılması lazım.
Bu kültür mirasına burada mekan sahibi olanların hiçbir desteği olmuyor mu?
Bence, mekan sahipleri elde edecekleri maddi gelirin ötesinde bir tasa taşımamaktalar. Bugün, Kemeraltı'nın içerisinde birçok irili ufaklı tarihi eser var, bunların etrafı özensiz kullanılıyor yani insanlarda ne yazık ki tarih bilinci oldukça zayıf. Kemeraltı adına gösterilecek herhangi bir gayret ya yönetimden ya da komşudan bekleniyor, oysa değişim bireyin kendisinden başlamalı diye düşünmekteyim.
O zamanlar Kemeraltı'nda basın ve yayın hayatı çok hareketliymiş. Bütün gazeteler burada basılırmış..
1869 yılında çıkan "Aydın Gazetesi" ve 1884'te çıkan "Nevruz" dergisi gibi yüzlerce yayın Kemeraltı'nda yayın hayatına başlamıştır. Müslüman, Hıristiyan ve Musevi'lere ait birçok basın-yayın kuruluşu Kemeraltı ve yakın çevresinde yer alıyordu. Oysa bugün birkaç mahalli gazete haricinde hiçbir gazetenin merkezi burada bulunmamakta. Zaman içerisinde gelişen bu eksikliği duyarak 2000 yılında "Tepekule Tarih" dergisini çıkardım. Bu dergi Kemeraltı ve İzmir'in ilk tarih dergisiydi.
Kemeraltı'nda yeme içme kültürüne de değinmişsiniz?
Yaklaşık otuz sayfayı bu konuya ayırdım. İzmir ve Ege yemeklerinin sunulduğu lokantalar, tatlıcılar, şerbetçiler, turşucular ve kahvehaneler her dönemde önemini korumuş. Kemeraltı'da yemek kültürü konusunda her yerde olduğu gibi hızlı bir değişim yaşıyor. Örneğin; eskiden var olan birçok meyhaneden şu anda ayakta kalan üç meyhane var. Genelde kitaplarda, anılarda ve şiirlerde eski meyhanelerden çok söz edilir. Sorun burada bugün üç meyhane kalmış olması değil, hayatın buradan kopmuş olması. Entelektüel yaşantı artık burada yok, ticari kaygı ağır bastı. İzmir'in entel ajansı da artık Alsancak'a kaymış durumda.
Kemeraltı hakkında son olarak neler söylemek istersiniz?
Kemeraltı'nın canlanması ve yaşanılır hale gelmesi zaman zaman düzenlenen haftalık festivallerle başarılacak gibi değil. Kemeraltı'nda  bir burjuva kültürü ile ortadirek kültürü yaşatılamamışsa buradaki yapının çözülmesine şaşmamak gerekir. Örneğin, "Kemeraltı'nın Ünlüleri" sözünü can sıkıcı buluyorum çünkü o ünlüler ünlerini alıp gittiler. Bunlar üzerinden kültür üretmenin Kemeraltı'na artık pek bir faydası yok. Eskilerden kalan pek çok mekan bugün artık el değiştirdi ve bu süreç devam ediyor. Maddi açıdan kendini toparlayan tüccarlar buradan adeta kaçıyor. Mesela tatlıcı Hasan Usta'nın Kemeraltı'ndaki ilk mekanı bugün şube oldu. Oysa, Brüksel'de saraya hizmet vermiş olan bisküvitçi eski ambiyansını hala koruyor, mütevazi bir mekan olarak yerinde duruyor ve işlevini sürdürüyor. Yeniliğe karşı çok duyarlıyız ancak bu duyarlılığı, eskiyi iterek neredeyse gömerek gösteriyoruz. Şahsen, Kemeraltı'nın gerçekten kurtarılmak istendiği yönünde sergilenen çabaların içeriği ve yapılan uygulamalar konusunda şüpheler taşıyorum. Bence, Kemeraltı konusunda bir yol ayrımında bulunuyoruz: Kemeraltı ya ticari ağırlıklı tarihi bir mekan, ya da, tarihi ağırlıklı ticari bir mekan olarak yola devam edecek.

 
 
Yorumlar
Yorum Ekle  
 
 


Sitemiz bilgilendirme amaçlıdır, kesinlikle ticari bir amaç gütmemektedir.
Bu sayfa En iyi 1024x768 boyutlarında Görüntülenmektedir. E-Tarih.org - Farkedermi@WebTeam