haberler

Ana Sayfa
Biyografiler Tarih Sözlüğü Haberler Makaleler Görüş ve Önerileriniz Kütüphane Linkler Arama Kaynakça

Silahlar Sorularla Osmanlı Tarihi Eserler Tablolar Osmanlıca Sözlük
Türk milleti ikibin yıldır profesyonel askerdir. Bütün Türklerin mesleği askerliktir.   Donaldson

  Ana Sayfa  

» KUMKALE’DEKİ TARİHİ TÜRK MEZARLIĞI YENİDEN DÜZENLENİYOR
» Malkoçoğlu'nun babasının mezarı bulundu
» Türk tarihini alt üst edecek iddia
» Fatih'in darbecilere verdiği ceza
» ABDULHAMİT'İN ÖZEL YAPTIRDIĞI ÇEŞMEYİ KIRDILAR
» Kayıp Pers ordusu bulundu
» DİYAP AĞA NEDEN BAŞTACIDIR,SEYİT RIZA NEDEN ASILDI?
» Nedir bu Yavuz Sultan Selim’le alıp veremediğiniz
» KÂBE'deki son Osmanlı izi de SİLİNİYOR
» Soğuk Savaş?ı o başlattı
» Korkunç İvan Müslüman mıydı
» Büyük İzmir Yangını ilk kez yayınlanacak
» Tarihçiler 120 kahraman çocuğu araştırdı
» Özdaş: Deniz altındaki tarih turizme açılsın
» 8 Bin Yıl' Duvarı!

Toplam 324 Adet
 
 
E-Tarih.org
farkedermi@Web


 
Atatürk'e Gazete Satan Urfalı

 
21 Kasım 2008 Cuma Saat 17:17
Şanlıurfalı 105 yaşındaki İbrahim Atalay, bugün halen sağlığı yerinde ve dimdik ayakta duruyor.

Atatürk’ü son gören asker olduğunu iddia ederek Kurtuluş Savaşının son tanıklarından Şanlıurfalı 105 yaşındaki İbrahim Atalay, bugün halen sağlığı yerinde ve dimdik ayakta duruyor. 9 çocuğu ve 100 torunuyla köyündeki evinde hayatını sürdüren yaşlı dede, 80 yıl önce askerliğini yaptığı Konya’da komutanlarına karşı okuduğu o dönemin uzun künyesini bugün bile hiç aksatmadan okuyarak görenleri şaşırtıyor.

Şanlıurfa’nın Halfeti İlçesine bağlı Balaban Köyü’nde canlı bir tarih yaşıyor. Çocukları ve torunlarıyla aynı köyde hayatını sürdüren İbrahim Atalay (105), kurtuluş savaşına katılmadığını ancak o yılları çok iyi hatırladığını söylüyor. Çok iyi Türkçe konuşan ve askerin topuk selamını dimdik ayakta veren Atalay’ın Atatürk dönemindeki Türkiye’yi içi buruk bir şekilde anlatıyor. Atalay, “Onun zamanında hırsızlık yoktu, adam öldürmek, mahkumluk yoktu. Kürdüyle, Türküyle, lazıyla herkes kardeşçe yaşardı. Komşu komşunun hatırını bilir herkes bir birine yardım ederdi” diyor. İbrahim Atalay, Atatürk’ü en son 1930’lu yıllarda İstanbul Sirkeci’yi gezdiği sırada gazeteye bayiliğini yaparken kendisine gazete sattığını söyledi. O zaman Atatürk’le geçen kısa bir sohbetini anlatan Atalay, “Yanında üsteğmen bir yaveri vardı. Gazeteyi aldığında bana nereli olduğumu sordu. Şanlıurfalıyım paşam dedim. Askerden geldim ve burada çalışıyorum. Gazete ücretini almak istemedim ama o bana zorla verdi. Çok istediğim halde Kurtuluş Savaşına yaşım biraz küçüktü diye gidememiştim. Atatürk’ü görmek ve onun yanında cephede savaşmak istemiştim. Olmadı kısmet ona gazete satarken görmek varmış” dedi.

60 yıllık ikinci eşiyle hayatını sürdürdüğü köyünde torunlarına ve kendisini ziyaret edenlere anılarını anlatan Atalay’ın en büyük üzüntüsü ise İstanbul’da Atatürk’le birlikte çok istediği ve eline fırsat geçtiği halde birlikte bir hatıra resmi çekememesi olmuş. Kurtuluş Savaşının yaşandığı yıllarda yaşının küçük olmasından dolayı köyünde kaldığını anlatan Atalay, babasını ise Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti’nin Yemen Savaşı sırasında kaybetmiş. Babasını henüz 10 yaşındayken, Yemen Savaşına giderken yolculadığını hatırlatan Atalay, kendisini bir daha göremediğini söylüyor. O yılları hatırlarken gözleri dolan Atalay şöyle devam ediyor: “Kurtuluş Savaşı yıllarında ben küçüktüm. Tarla sürerken komşu ilimiz Gaziantep’ten top seslerini duyuyordum. Köyümüzden birçok yakınımız, tanıdıklarımız Kurtuluş Savaşına katıldı. Zaten gidenler bir daha geri dönemedi. Ben de çok gitmek istediğim halde yaşım küçüktü diye almadılar. Atatürk’ün askeri olmak istiyordum kısmet olmadı.”

Konya’da 6 yıl askerlik yaptıktan sonra İstanbul’a giden ve orada Atatürk’le tanışıp gazete satan Atalay, o sıralarda ona ait bir belge veya fotoğraf çekememenin üzüntüsü buruk bir dille anlatıyor. Dördüncü kuşak çocuklarıyla köyünde oturan İbrahim Atalay, sağlığı konusunda şimdiye kadar ciddi bir rahatsızlığı olmamış. Sadece yıllar önce gözlerindeki rahatsızlık nedeniyle katarakt ameliyatı olan yaşlı dede, uzun ömrünü ise yıllardır yediği üzüm pekmezine bağlıyor. Atalay, askerden önce de başladığı namaz ve orucunu ise halen aksatmıyor. Hac farizasını da yerine getiren Atalay, Kurban Bayramlarında kurban da vererek bu görevi yerine getirmeye çalışıyor. Gözlük kullanmadan Osmanlıca ve Türkçe adını ve soyadını yazarak imza atan Atalay, şimdiki gençlere ülkelerine sahip çıkmalarını dış güçlere karşı birlik ve beraberlik çağrısında bulunuyor.

70 yıllık eşi Fatma Atalay (80) ise onunla birlikte uzun ömrünü tarlalarda çalışmaya ve tereyağı ile pekmez yemeye borçlu olduğunu söylüyor.

Atalay çiftinin en büyük oğulları Tayyar Atalay ise babasının zaman zaman geçmiş yılları hatırlayarak hüzünlendiğini ve Atatürk’le geçen sohbetini bıkmadan anlattığını söylüyor.

 
 
Yorumlar
Yorum Ekle  
 
 


Sitemiz bilgilendirme amaçlıdır, kesinlikle ticari bir amaç gütmemektedir.
Bu sayfa En iyi 1024x768 boyutlarında Görüntülenmektedir. E-Tarih.org - Farkedermi@WebTeam