makaleler

Ana Sayfa
Biyografiler Tarih Sözlüğü Haberler Makaleler Görüş ve Önerileriniz Kütüphane Linkler Arama Kaynakça

Silahlar Sorularla Osmanlı Tarihi Eserler Tablolar Osmanlıca Sözlük
Bir kimsenin budalalığı başka birinin işine yarar   Bacon

  Makaleler  
En son eklenen 10 Makale


Kıbrıs'ta ele geçen İncil'e ne oldu ?


İngilizce nasıl dünya dili oldu ? -2


İngilizce nasıl dünya dili oldu ?


Dünya dili İngiizce nasıl doğdu ?


TEK RAKİBİ HAVA YOLLARI BURT MUNRO


Kalem, kelam ve kılıç imparatoru


Tarihin akışı değiştirilebilir mi?


Oturulabilir şehir Ve Türk Vakıf Sistemi


FARABİ ÜNİVERSİTESİ ŞARKİYAT FAKÜLTESİ DOĞU TOPLUMLARINDA GEÇİŞ DÖNEMLERİNDE KÜLTÜREL VE TARİHİ SÜREÇLER MİLLETLER ARASI KONFERANSI


YAKIN DÖNEM TARİHİ METODOLOJİSİ


Toplam Makale Sayısı 2062
 
Ben de Makale Eklemek İstiyorum
E-Tarih.org
farkedermi@Web


 
Mevlid-i şerif şairi Süleyman Çelebi
İz Bırakanlar
Ahmet Sırrı Arvas
ahmetsirri.arvas@tg.com.tr
Doğum olur, ölüm olur, düğün, dernek, sünnet, asker uğurlama... Hepsi birer vesile olur.
Mahalle mescidinin son cemaat yerindeki kara tahtaya, hani "müslüman kardeş ayakkabını şöyle tut" ve "cep telefonunu kapa" ikazları yazılan kartonların yanındaki tahtaya tebeşirle "filan gün öğle namazını müteakip mevlid-i şerif okunacak" yazıldı mı tamam. Uzak semtlerdeki ahbaplar bile duyar, gelir yerlerini alırlar.
Hele kadınlar pek heyecanlanır, bayramlıklarını kuşanır, oyalı tülbentler takarlar. Başka zaman daracık kotlarla minicik eteklerle dolananlar bile ağırbaşlı kıyafetler (hiç değilse etek döpiyes) giyer, en azından başlarına bir şal atarlar. İşin hoşça yanı en fazla onlar hislenir, en çok onlar ağlar.
Çocuklar kayıttadır, mesela pirinç gülabdanlardan silkelene silkelene serpilen gül suyunu hafızalarına kazırlar. Sonra o şekerim külahlar... Üstte eridiği için kağıda yapışmış bir lokum, bir güllü akide, altta minik minik beyazlar. Dayanamayıp yerseniz bir tane daha verir, asla "sen aldın ya" demez, gönül kırmazlar.
Üç kuruş para için çatır çatır pazarlık yapan zamane mevlüthanları manadan ziyade makama bakar, değil cümleleri heceleri bile yutarlar. Türkücüler gibi ellerini kulaklarına atar, kafalarını sallaya sallaya haykırırlar. Avuç içi kadar mescidde mikrofona abanır, onu da ağızlarına yakın tutar, hatta gırtlaklarına sokarlar. Zaten köşedeki elektrikçinin bağışladığı tesisat uyduruktur, sesler çatlayıp patlar, sükut anlarında "cızzzouiiing" diye tüyleri diken diken eden bir sinyal çınlar. Her taraf kablo, her sütuna bir kolon, kubbede katlanan yankılar kulak zarlarını çökerte yazar. Mevlid-i şerif "münacaat, veladet, risalet, mirac, rıhlet ve dua olmak üzere" altı kısımdır ama "aklında ne kaldı" diye sorulsa (değil çocuklardan, büyüklerden bile) üç cümle çıkmaz.
Halbuki nağme yapmadan okusalar da birkaç satır istifademiz olsa...
Di mi ama...

Bursa eşrafından
Efendim bu destanlaşan şiirin yazarı Süleyman Çelebi Bursa eşrafındandır. Zikrolunan aileden şeyhler, vezirler, mollalar çıkar. Mesela dedesi Mahmud Bey Rumeliye sal salan, suya seccade yayan Şehzade Süleyman'ın silah arkadaşıdır, unutulmaz şehidin adını torununa koyar.
O devir Bursa'sı ciddi bir ilim merkezidir, çelebimiz, en gözde mekteplere gider, en ünlü alimlerin önünde diz kırar. Gün gelir Divan-ı hümayun'da Yıldırım Bayezid'e imam olur, derken Ulucami de vazifeye başlar. Aslında şiirle filan uğraşmaz, ancaaak...
Ancak, yaşı 60'a dayandığı günlerde (H.812) kürsüye çıkan İranlı bir vaiz, Bekara suresinin 285'inci ayet-i kerimesini "Hazret-i Muhammed, Hazret-i İsa'dan üstün olamaz, aralarında ne fark var?" diye açıklayınca cemaat arasından biri fırlar "Be hey cahil" der, "elbette bizim peygamberimiz diğerlerinin fevkindedir. Bu ayeti kerimeyi â??nübüvvet ve risalet yönünden fark yok' şeklinde açıklamalıydın ki biz dahi hepsine ve getirdiklerine inanır, dilimizle ikrar, kalbimizle tasdik ederiz. Ancak bundan, faziletleri aynıdır anlamı çıkmaz. Nitekim Bekara sure-i celilesinde mealen; â??... peygamberlerin bir kısmını, kendilerine verilen hususiyetlerle diğerlerinden üstün kıldık' buyruluyor ki şüpheye mahal kalmaz.
Süleyman Çelebi'nin de söyleyeceği şeyler vardır ama Acem tevbe eder, konu kapanır.
Kapanır ama içinde bir sızıdır kalır, zihnine deliller yağar, diline mısralar dolanır.
"Ölmeyüb İsa göğe bulduğu yol,
Ümmetinden olmak için idi ol."
"Dahi hem Musa elindeki asa,
Oldu O'nun izzetine ejderha.
Çok temenni kıldılar Hak'dan bunlar,
Kim Muhammed ümmetinden olalar.
Gerçi kim bunlar dahi mürsel durur.
Lakin Ahmed efdal-ü-ekmel durur.
Gönlü Habibullah aşkı ile yanmayan biri şu edeb ve muhabbet kokan satırları yazabilir mi?
"Bir acib nur kim güneş pervanesi" Güneşin pervane olduğu bir nur...
İşte size sehl-i mümteni...

600 yaşında...
Süleyman Çelebi söze Allahü tealanın ism-i şerifi ile başlar. Server-i alemin temiz, pak ceddinden ve alınlarında parlayan nurdan söz açar. Kutlu doğuma geniş yer ayırır ve annesinin o an neler duyup, neler gördüğünü yazar. Bütün mahlukatın, hatta zerrelerin neşesini dillendirmeye bakar.
Yanık şiir hem içli, hem öğreticidir. Sadedir, samimidir ama sırf coşkudan da ibaret değildir. Kolay gibi görünse de yazması çetindir. Nitekim zaman zaman nazireler yapılsa da hiçbiri onun yerini tutamaz.
Mevlid-i şerif, Arapça, Farsça, Rusça, Boşnakça Urduca, İngilizce, Çerkezce'ye çevrilir ve kıtalar ötesinde yankılanmaya başlar. Dinlenme oranına bakarsanız Süleyman Çelebi tek şiiriyle Puşkin, Goethe, Rimbaud ve Lord Byron'un (haydi Fuzuli, Baki, Nedim'i de ekleyin) şiirlerinin toplamına fark atar.
Bu arada hatırlatalım yolu Bursa'ya düşenler, Çelebimizi unutmasınlar. Çekirge'deki şirin kabrine uğrasın, bir fatiha okusunlar.
Bugün bayram ya...

>>> Önsözden satırlar
Muhammed aleyhisselamı bütün yaratılmışların sebebi, en şereflisi ve azizi yapan, makam-ı Mahmud ile şefaat hakkı veren, bütün Peygamberlerden üstün kılan, ismini O'nun ismiyle yanyana yazan, hasedci şeytanın burnunu sürten Allahü tealaya hamd-ü-senalar olsun. Muhammed aleyhisselam, Allahü tealanın indinde çok makbuldür, melekleri O'na yardımcıdırlar. Ağaçlar, toprak ve taşlar, O'nunla konuştular. O'nu sevenler dünyada ve ahirette kurtulurlar. O'na düşman olanlar kovulup, Cehennem'e atılırlar.
 
 
 
Yorumlar
Yorum Ekle  
 
 
Sitemiz bilgilendirme amaçlıdır, kesinlikle ticari bir amaç gütmemektedir.
Bu sayfa En iyi 1024x768 boyutlarında Görüntülenmektedir. E-Tarih.org - Farkedermi@WebTeam