makaleler

Ana Sayfa
Biyografiler Tarih Sözlüğü Haberler Makaleler Görüş ve Önerileriniz Kütüphane Linkler Arama Kaynakça

Silahlar Sorularla Osmanlı Tarihi Eserler Tablolar Osmanlıca Sözlük
Bugün halledemediğiniz bir sorunun nedeni, dün onu doğru yapmak için zaman ayırmamış olmanızdır   Harrington

  Makaleler  
En son eklenen 10 Makale


Kıbrıs'ta ele geçen İncil'e ne oldu ?


İngilizce nasıl dünya dili oldu ? -2


İngilizce nasıl dünya dili oldu ?


Dünya dili İngiizce nasıl doğdu ?


TEK RAKİBİ HAVA YOLLARI BURT MUNRO


Kalem, kelam ve kılıç imparatoru


Tarihin akışı değiştirilebilir mi?


Oturulabilir şehir Ve Türk Vakıf Sistemi


FARABİ ÜNİVERSİTESİ ŞARKİYAT FAKÜLTESİ DOĞU TOPLUMLARINDA GEÇİŞ DÖNEMLERİNDE KÜLTÜREL VE TARİHİ SÜREÇLER MİLLETLER ARASI KONFERANSI


YAKIN DÖNEM TARİHİ METODOLOJİSİ


Toplam Makale Sayısı 2062
 
Ben de Makale Eklemek İstiyorum
E-Tarih.org
farkedermi@Web


 
Yerdekilere merhamet edin ki...
İz Bırakanlar
Ahmet Sırrı Arvas
ahmetsirri.arvas@tg.com.tr
Kur'an-ı kerimde insanlara daima merhamet ve şefkat emrolunmaktadır. Bu emirlere kıymet vermeyenlerin Müslümanlıkla irtibatı kalmaz. Merhamet; şefkat, acıma, bağışlama anlamlarına gelmektedir. Allahü teala, Bekara suresinin 207. ayet-i kerimesinde, kendi zatı için mealen:
(... Allahü teala kullarına çok merhamet edicidir) buyurmaktadır.
Ayrıca Zümer suresinin 53. ayet-i kerimesinde de mealen:
(... Allahü teala sonsuz mağfiret ve nihayetsiz merhamet sahibidir) buyurulmaktadır.
Mahlukatın hepsine merhametle muamele eylemelidir. Zira Peygamber efendimiz bir hadis-i şeriflerinde:
(Birbirlerine merhamet edenlere, Allahü teala merhamet eder. O, merhamet edicidir. Yeryüzünde olanlara merhamet ediniz ki, gökte olan melekler de, size merhamet etsin) buyurmuşlardır.
Bir kalbde merhametin bulunabilmesi için, o kalbde imanın bulunması şarttır. Kalbinde imanı olmayan kimsenin, merhametli olması bekelenemez. Bunun için, öncelikle doğru bir imana sahip olmamız gerekir. Sonra, hareketlerimizi, davranışlarımızı, sözlerimizi, Allahü tealanın kitabına uydurmak zorundayız. Bunun için de, her şeyden evvel, ruhumuzu beslemeliyiz. Ruhun gıdası imandır, dindir. Ruhunu beslemeyen, kalbinde imanı olmayan bir kimsenin, hayvandan da aşağı olacağı, Kur'an-ı kerimde bildirilmektedir. Böyle bir insanda, sevgi, acıma, şefkat, anlayış ve merhamet kalmaz. Bu tip insanları, en kötü maksatlar için kullanmak, çok kolaydır. Çünkü, bunları kötü işlerden koruyacak inandıkları, itaat ettikleri, teslim oldukları, yüksek bir varlık kalmamış, inançları kaybolmuştur. Bu gibi insanlar, korkunç bir canavar gibidirler, nerede, kimlere, ne şekilde kötülük yapacakları belli olmaz. İnsanlık alemini mahveden en deni, en fena işler, böyle kimselerden zuhur eder.

Güzel ahlakın kaynağı

Ebüssü'ud el-Bazini hazretleri bir vaazında, güzel ahlakın ve kötü huyların kaynağını şöyle anlatmaktadır:
"Bütün güzel huylar kalbden, kötü huyların tamamı ise nefsten doğar. İyi huylu olmak istediğini söyleyen bir kimse, hemen nefsini tezkiye edip, dinin emir ve yasaklarına itaat eder bir hale getirmeli, kalbini de tasfiye ile, Allahü tealadan başka şeylerin sevgisini ondan çıkarmalı, bütün günahlar ve kötü düşüncelerden temizlemelidir. Kötü huylar gidip, yerini iyi huylar alınca, kalbden şüphe kalkıp, yerini tasdik alır. Dilde ve kalpteki çekişme duygusu yok olup, Hakka teslimiyet meydana gelir. Başa gelene ve emredilene kızıp itiraz etmek şöyle dursun, tam teslimiyet hali hasıl olup, cenab-ı Hakkın takdir ettiği her şeye razı olunur. Gaflet sona erer. Tabiatındaki sertlikler, kabalıklar, kırıcı ve incitici davranışlar yok olup, onların yerini yumuşaklık, güzellikler ve tatlılıklar alır.
Kalb temizlenip, nefs doğru yola girince, insanın her hali değişir. Artık kimsenin ayıpları görülmez olur. Gözler, insanların hep iyi hallerini görür. Onlara karşı kalbde bulunan katılık, acıma duygusu, şefkat ve merhamete dönüşür. İnsanlar arasında düşmanlıklar tamamen ortadan kalkar.
Kendisinde iyi hallerin meydana çıktığı kimse, kusurunu bildiği ve aczini anladığı için korkar ve kusurlarının hesaba sığmayacak kadar çok olduğunu bilir. Allahü tealanın kendi üzerindeki hakkını, hiçbir zaman ödeyemeyeceğini, kendisine nasib edilen sayısız nimetlerin, hayırlı işlerin şükrünü yapmaktan aciz olduğunu anlar. İşte bu anlayışa erişen kimse, Allahü tealaya hakkı ile kulluk etmeye başlar. Gönlündeki mabudlar teker teker yıkılıp gider. Halleri ve yaşayışı güzelleşir. Cennet'tekilerin yaşayışı gibi, hep Allahü teala ile beraber olarak yaşar. Daha dünyada iken, Cennet hayatı yaşamaya başlar. Bu güzel huyların hepsi, peygamberlerin, sıddikların, evliyanın, salih kulların, ilmiyle amel eden alimlerin ahlakıdır."
Mevlana Celaleddin-i Rumi hazretleri, bir gün eline bir ekmek alıp bir viraneye gider ve o ekmeği yeni yavrulamış bir köpeğe kendi elleriyle yedirir. Bu hali gören bir talebesine hitaben şöyle buyurur;
"Bu hayvan yedi gündür açtır ve yavrularına şefkatle bakmış ve hiç yanlarından ayrılmamıştır. Resulullah efendimiz; (Allahü teala, kullarından merhametli olanlara merhamet eder. Ey ümmet ve Eshabım! Siz de O'nun yarattıklarına merhamet ediniz ki, size de gök ehli merhamet etsin) buyurdu..."

"Merhamet eden merhamet bulur"

Lokman Hakim hazretleri, oğluna hitaben;
"Ey oğlum! Merhamet eden merhamet bulur. Sükut eden selamete erer. Hayır söyleyen kar eder, kazanır. Kötü konuşan, günahkar olur. Diline hakim olmayan pişman olur" buyurmuştur.
Cafer bin Ebi Talib hazretleri, Habeş hükümdarı Necaşi'ye hitaben:
"Ey hükümdar! Biz Cahiliye devrinde putlara tapardık, ölmüş hayvan leşi yer, her türlü kötülüğü işlerdik. Kuvvetlilerimiz zayıflara zulmeder ve merhamet nedir bilmezdik. Allahü teala bize, kendimizden doğru, emin, iffet sahibi, soyu temiz bir peygamber gönderinceye kadar bu vaziyette kaldık" buyurmuştur.
Ve Peygamber efendimiz buyuruyor ki:
(Lanet etmek için gönderilmedim. Hayır dua etmek için, her mahluka merhamet etmek için gönderildim.)
 
 
 
Yorumlar
Yorum Ekle  
 
 
Sitemiz bilgilendirme amaçlıdır, kesinlikle ticari bir amaç gütmemektedir.
Bu sayfa En iyi 1024x768 boyutlarında Görüntülenmektedir. E-Tarih.org - Farkedermi@WebTeam