<?xml version='1.0' encoding='ISO-8859-9' ?>
<rss version='2.0'>
<channel>
<title>E-Tarih.org | Sorularla Osmanlı</title>
<link>http://www.e-tarih.org</link>
<description>E-Tarih.Org - Türk Tarihi Anlatımı ... </description>
<language>tr</language>
<category>TURKSAVASLARI</category>
<generator>Emanet-Çepni</generator>
<lastBuildDate>14.03.2012 - 04:20:59</lastBuildDate>
<image>
<title>E-Tarih.org</title>
<link>http://www.e-tarih.org/</link>
<url>http://www.e-tarih.org/images/rss.jpg</url>
<width>354</width>
<height>82</height>
</image><item><title><![CDATA[ İttihat&ccedil;ılar ka&ccedil; gruptur? ]]></title>
<description><![CDATA[ İttih&acirc;d ve Terakki Cemiyeti i&ccedil;inde cereyan eden &ccedil;eşitli g&ouml;r&uuml;ş ve fikirlerin tamamı iki kola ayrılıyordu:  Birincisi; Maalesef, tamamen batı taklit&ccedil;isi, mason, farmason ve hatta Osmanlı ve din d&uuml;şmanı grubudur ki, Osmanlı Devleti&rsquo;ni Avrupalı devletlere şik&acirc;yet edecek kadar al&ccedil;alan ekip bunlardır. Bunların i&ccedil;inde Tevfik Fikret gibi tamamen dinsiz olanlar; Prens Sabahaddin gibi İngilizlerin oyuncağı haline gelecek kadar basiretsiz olanlar; Erme]]></description><pubDate><![CDATA[ 06.01.2008 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=147 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ İttih&acirc;d ve Terakki adı verilen siy&acirc;s&icirc; cemiyet nasıl teşekk&uuml;l etti ve nasıl iktidara geldi? Bunların fikr&icirc; yapıları nedir? ]]></title>
<description><![CDATA[ 1908 yılında Abd&uuml;lhamid&#8217;in şahs&icirc; idaresi 30. Y&#8217;.lını bulmuştu. Bu idarenin devlet ve millet a&ccedil;ısından m&uuml;reffeh ve fel&acirc;ketsiz, ama &ouml;zellikle son zamanlara doğru kısmen baskıcı bir yapıya b&uuml;r&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; biliyoruz. İktidarın uzaması, az da olsa bazı baskıların yapılması, Anayasanın sadece Meclis ve se&ccedil;imlerle alakalı maddelerinin y&uuml;r&uuml;rl&uuml;kte olmaması ve en &ouml;nemlisi de i&ccedil; ve dış d&uuml;şmanların Abd&uuml;ihamid aleyhine ittifak etmeleri, yeni bir muhalefet hareketinin ortaya &ccedil;ıkmasına sebep olmuştur ki]]></description><pubDate><![CDATA[ 06.01.2008 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=146 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ II. Abd&uuml;lhamid, Filistin&#8217;de bir Yahudi Devleti&#8217;nin kurulmaması i&ccedil;in ne gibi tedbirler almıştır? İsrail Devleti&#8217;ni kendi zamanında engellediği doğru mudur? ]]></title>
<description><![CDATA[ Y&uuml;ce Ecdadımız, Yahudilerle olan m&uuml;nasebetlerinde, Kur&#8217;&acirc;nın şu d&uuml;stur ve ikazını g&ouml;zden uzak tutmamıştır: &quot;Andolsun ki, Yahudilerle M&uuml;şrikleri, m&uuml;&#8217;minlere d&uuml;şmanlık bakımından insanların en şiddetlisi bulacaksın&quot;.  Osmanlı Devleti başta olmak &uuml;zere b&uuml;t&uuml;n M&uuml;sl&uuml;man T&uuml;rkler&#8217;in ezel&icirc; d&uuml;şmanları, daima lehimize olan ve iftihar vesilesi kabul edilmesi gereken tarih&icirc; hakikatleri ters &ccedil;evirerek]]></description><pubDate><![CDATA[ 06.01.2008 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=145 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ Ermenilerin Sult&acirc;n Abd&uuml;lhamid&#8217;i &ouml;ld&uuml;rmek &uuml;zere planladıkları Bomba Olayının aslı ve esası nedir? ]]></title>
<description><![CDATA[ II. Abd&uuml;lhamid, Osmanlı Devleti&#8217;ni sadece b&uuml;y&uuml;k devletlere karşı değil, onların kuvvetinden yararlanmak isteyen i&ccedil; ve dış fesad şebekelerine karşı da korumak durumundaydı. 1895 ve 1896 yıllarında İstanbul&#8217;da &ccedil;ıkarılan ve Ermeni Patriği İzmirliyan tarafından tahrik edilen Ermeni Patırtıları, Abd&uuml;lhamid&#8217;in kararlı tutumu ile bastırılınca, Ermeni Komitacıları, bu sefer II. Abd&uuml;lhamid&#8217;in canına kastetmişlerdir. Maalesef onlara bu konuda yardım edenler, 1897&#8217;de Osmanlı ordusu karşısında perişan olan Yunanlılar, Filistin&#8217;den istedikleri]]></description><pubDate><![CDATA[ 06.01.2008 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=144 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ İkinci Abd&uuml;lhamid neden Hamidiye Alaylarını kurmuştur? ]]></title>
<description><![CDATA[ &Ccedil;oğu basit sebeplerle başlayan Doğu Anadolu&#8217;daki isyanların Osmanlı Devleti&#8217;ni yıkmayı hedefleyen dış g&uuml;&ccedil;ler tarafından tahrik edildiğinin II. Abd&uuml;lhamid farkına varmıştır. Ger&ccedil;ekten İngiltere b&uuml;t&uuml;n istihbarat g&uuml;c&uuml;yle 1806 yılından itibaren b&ouml;lgede faaliyete başlamıştır. B&uuml;t&uuml;n hedef, Ermenilere ve K&uuml;rtlere birer kukla devlet kurdurtmaktır. 1918&#8217;de Irak&#8217;ta Şeyh Mahm&ucirc;d&#8217;a kurdurttukları kukla devlet de bu maksada matuftur. Rusya&#8217;nın bu b&ouml;lgedeki yıkıcı faaliyetleri fiilen 1805 yılında başlam]]></description><pubDate><![CDATA[ 06.01.2008 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=143 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ II. Abd&uuml;lhamid&rsquo;in muhalifleri tarafından kullanılan Yıldız Mahkemesi olayının aslı ve kararları hakkında neler diyebilirsiniz? ]]></title>
<description><![CDATA[ Yıldız Mahkemesi, askeri siy&acirc;sete karıştırarak Sult&acirc;n Abd&uuml;laziz&rsquo;i şehid eden ve sonra da bu cinayetlerine intihar s&uuml;s&uuml; veren Midhad Paşa ve benzeri canileri yargılamak &uuml;zere kurulmuş bir mahkemedir. Temmuz 1881&rsquo;de a&ccedil;ıklanan kararlan gereği, Midhat Paşa, Damad Mahm&ucirc;d Cel&acirc;leddin Paşa, Damad Nuri Paşa ve bazı g&ouml;revliler idama mahk&ucirc;m edilmiş ve ancak cezaları Hicaz&rsquo;ın T&acirc;if Kalesinde hayat boyu hapse &ccedil;evrilmiştir. Şeyh&uuml;lisl&acirc;m Hayrullah Efendi ise, s&uuml;rg&uuml;nde bulunduğu i&ccedil;in zaten cezadan kurtu]]></description><pubDate><![CDATA[ 06.01.2008 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=142 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ II. Abd&uuml;lhamid devrinin &quot;Devri İstibdad&quot; olduğu s&ouml;ylenmektedir. Bu iddia doğru mudur ve ger&ccedil;ekten II. Abd&uuml;ihamid&#8217;in şahs&icirc; idare devrinin temel &ouml;zellikleri nelerdir? &Ouml;zellikle ittih&acirc;dı İsl&acirc;m siy&acirc;setinin bu idarede rol&uuml; var mıdır? ]]></title>
<description><![CDATA[ Abd&uuml;lhamid devrine devri istibdad adını verenler, sadece ve sadece onun muhalifi olan ittih&acirc;dcılardır. Ancak Meclis&#8217;in kapatılması meselesinde ifade etttiğimiz gibi, Sult&acirc;n Abd&uuml;lhamid, tarihin kanunlarına uyarak, Osmanlı Devleti&#8217;ni yıkılmaktan ve par&ccedil;alanmaktan kurtulmak i&ccedil;in, Bedi&uuml;zzaman&#8217;ın yerinde ifadesiyle, &quot;mecbur&icirc;, c&uuml;z&#8217;&icirc; ve yanlış olarak tamamen kendisine isn&acirc;d olunan hafif istibd&acirc;d&#8217;&quot;a mecbur kalmıştır. Peki 30 yıl devam eden ve d&uuml;nyanın muazzam bir par&ccedil;ası &uuml;zerinde h&acirc]]></description><pubDate><![CDATA[ 06.01.2008 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=141 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ 1877 Martında a&ccedil;ılabilen Meclisi Meb&#8217;&ucirc;s&acirc;n neden Şubat<span>&nbsp; </span>1878&#8217;de kapatıldı? II. Abd&uuml;lhamid demokrasi d&uuml;şmanı mıydı? ]]></title>
<description><![CDATA[ Maalesef tarihi &ccedil;arpıtanlar, Mart 1877&#8217;de a&ccedil;ılan Meclisi Meb&#8217;&uuml;s&acirc;n&#8217;ının Şubat 1878&#8217;de kapatılmasını, devri istibdada giriş olarak değerlendirmektedirler. Halbuki, Midhat Paşa ve liyakatsiz ekibi, Osmanlı Devleti&#8217;ni 93 Harbi diye bilinen fel&acirc;kete s&uuml;r&uuml;klemiş ve devlet yıkılmayla karşı karşıya kalmıştı. Eğer o g&uuml;nk&uuml; siyasi şartlar i&ccedil;inde Meclis kapatılmasaydı, şu anda T&uuml;rkiye Cumhuriyeti topraklan da M&uuml;sl&uuml;man T&uuml;rklerin elinde olmazdı. Kuvayı Milliye, İstanbul ve İzmir&#8217;i değil, Konya ve Sivas&#821]]></description><pubDate><![CDATA[ 06.01.2008 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=140 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ 93 Harbi nedir ve sebep olanlar kimlerdir? Berlin Muahedesi bu sebeple mi imzalanmıştır? ]]></title>
<description><![CDATA[ Midhat Paşa ve arkadaşları, Kanunı Es&acirc;si&rsquo;yi ilan ederek, Avrupalıların g&ouml;z&uuml;ne gireceklerini ve onların devlet &uuml;zerindeki baskılarını kaldıracaklarını umuyorlardı. Umdukları olmadı. Avrupalılar, Tersane Konferansı ile Osmanlı Devleti&rsquo;ni Bulgaristan ve BosnaHersek gibi ey&acirc;letlerde ısl&acirc;hata zorluyordu. Midhat Paşa ve arkadaşları, Ocak 1877&rsquo;de, &ccedil;oğunluğu T&uuml;rk olmayan Meclis&rsquo;e bu teklifleri reddettirdi ve Rusya ile savaşı g&ouml;ze aldı. Hatta Midhat Paşa, bu konuda yeni Padişah Abd&uuml;lhamid&rsquo;i azarladı. Batılı devletler de b&uuml;y&]]></description><pubDate><![CDATA[ 06.01.2008 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=139 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ 1293/1876 Tarihli Kanunı Es&acirc;s&icirc;&#8217;yi hazırlayan sebepler nelerdir? İsl&acirc;m Hukukuna g&ouml;re b&ouml;yle bir anayasayı ilan etmek meşru mudur? ]]></title>
<description><![CDATA[ Dışardan yapılan tazyikler ve i&ccedil;erdeki haklı&nbsp; haksız muhalefetlerle otoritesi zayıflayan Sult&acirc;n Abd&uuml;laziz, 30 Mayıs 1876&#8217;da tahttan indirilmiş, bunu takiben tahta oturan V. Murad da devleti idare edemeyince, meşruti rejimi kabul ve Kanunı Es&acirc;si&#8217;yi ilan etmek şartıyla II. Abd&uuml;lhamid&#8217;e 19 Ağustos 1293/1878&#8217;da b&icirc;&#8217;at edilmiştir. Zamanın sadrazamı olan Ahmed Mithat Paşa&#8217;nın şiddetli arzularıyla meşruti rejim ve Kanunı Es&acirc;s&icirc; meselesini g&uuml;ndemine alan II. Abd&uuml;lhamid, &ouml;nce b&ouml;yle bir anayasa ha]]></description><pubDate><![CDATA[ 06.01.2008 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=138 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ Sult&acirc;n Abd&uuml;lhamid&#8217;e neden Kızıl Sult&acirc;n denmektedir? Bu &ccedil;irkin lakabı Abd&uuml;lhamid i&ccedil;in kullanan kimdir? ]]></title>
<description><![CDATA[ Bilindiği gibi, 1878 tarihli Berlin Andlaşmasının 61. Maddesine g&ouml;re, Vil&acirc;y&acirc;tı S itte denilen Erzurum, Diy&acirc;rbekir, Sivas, Harput=El-Aziz, Van ve Bitlis&#8217;de bulunan Ermeniler lehine Osmanlı Devleti bazı ısl&acirc;hat yapmak mecburiyetindeydi. B&uuml;y&uuml;k devletler de bunu takip edeceklerdi. Maalesef Osmanlı Devleti&#8217;nin her yerinde olduğu gibi, buralarda da Ermeniler tahrik ediliyordu. Tahrik edilen Ermeniler M&uuml;sl&uuml;manları katliama tabi tutmaya başladılar. 1886&#8217;da İsvi&ccedil;re&#8217;de, Anadolu&#8217;da binlerce M&uuml;sl&uuml;manın kanına giren Ermeni]]></description><pubDate><![CDATA[ 06.01.2008 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=137 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ Gen&ccedil; Osmanlılar (Gen&ccedil; T&uuml;rkler) Cemiyeti&#8217;ni kimler ve hangi gayelerle kurmuşlardır? Namık Kemal ve Ziya Paşa bu derneğe neden girmişlerdir ? ]]></title>
<description><![CDATA[ Osmanlı Devleti&#8217;nde, Sult&acirc;n Abd&uuml;laziz&#8217;e kadar, sadrazam, Şeyh&uuml;lisl&acirc;m, yeni&ccedil;eriler ve benzeri gruplar arasında g&ouml;r&uuml;len muhalefet hareketi, Sult&acirc;n Abd&uuml;laziz zamanında gayrı resm&icirc; olarak kurulmaya &ccedil;alışılan Yeni Osmanlılar veya Gen&ccedil; Osmanlılar Cemiyeti (Batılılar J&ouml;n T&uuml;rkler demektedirler) adlı bir dernekle kurumlaşmaya başlamıştır. Reşid Paşa, &Acirc;li Paşa ve Fuad Paşa&#8217;ların ısl&acirc;hat hareketlerini az bulan ve &ccedil;oğu Avrupa&#8217;da tahsil g&ouml;rm&uuml;ş olmaları hasebiyle daha da Avrupalılaşmak taraftarı olan gen&ccedil;ler tarafından İstanbul&#8217;da 1865 Haziranında kurulmuştur. O]]></description><pubDate><![CDATA[ 06.01.2008 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=136 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ Mithat Paşa hakkında &ccedil;eşitli dedikodular bulunmaktadır? Mason olduğu ve İngilizlerin adamı olarak &ccedil;alıştığı bu iddialar arasındadır. Bunların aslı esası varmıdır? ]]></title>
<description><![CDATA[ &Ouml;nce Mithat Paşa&#8217;yı kısaca tanıyalım. Ahmed Mithat Paşa, 1822&#8217;de İstanbul&#8217;da d&uuml;nyaya gelmiştir. Babası Kadı Hacı Eşref Efendi&#8217;dir. 10 yaşında hafızlığını tamamlamış ve temel ilimleri babasından &ouml;ğrendikten sonra, İstanbul&#8217;un meşhur &acirc;limlerinden ders almıştır. Mantık, fıkıh ve hikmet gibi ilimlerin yanında Arap&ccedil;a, Fars&ccedil;a ve Fransızca&#8217;yı &ouml;ğrenen Ahmed Mithad Paşa, daha sonra Div&acirc;nı H&uuml;m&acirc;y&ucirc;n Kalemine girdi. Sult&acirc;n Abd&uuml;lmecid devrinde Reşid, &Acirc;li, M&uuml;tercim R&uuml;şd&uuml; ve S&acirc;dık Rif&]]></description><pubDate><![CDATA[ 06.01.2008 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=135 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ Sult&acirc;n Abd&uuml;laziz intihar mı etmiştir yoksa şehid mi edilmiştir? ]]></title>
<description><![CDATA[ 30.5.1876 tarihinde hal&#8217; edilen ve yıllarca ikamet ettiği Dolmabah&ccedil;e Sarayı yağma edilen Sult&acirc;n Abd&uuml;laziz, g&ouml;revden alındıktan sonra H&uuml;seyin Avni Paşa&#8217;nın adamları tarafından Topkapı Sarayı&#8217;na nakledilmiştir. Burada &ouml;l&uuml;m korkusuyla b&uuml;y&uuml;k sıkıntılar &ccedil;eken ve kendisine bakım yapılmayan Sult&acirc;n Abd&uuml;laziz, yeni Padişah&#8217;a hitaben kendisinin &Ccedil;ırağan Sarayı&#8217;na nakli i&ccedil;in insanı h&uuml;zne boğacak manalarda tezkireler kaleme almıştır. Bunun &uuml;zerine &Ccedil;ırağan Sarayı&#8217;nın &uuml;st tarafında V]]></description><pubDate><![CDATA[ 06.01.2008 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=134 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ Mustafa Reşid Paşa kimdir? Sadece Tanzimat&ccedil;ı mı yoksa mason bir din d&uuml;şmanı mıdır? ]]></title>
<description><![CDATA[ Mustafa Reşid Paşa, 13 Mart 1800&#8217;de İstanbul&#8217;da d&uuml;nyaya geldi. Arap&ccedil;a, Fars&ccedil;a ve Fransızca &ouml;ğrendi. OsmanlıRus harbinde ordu k&acirc;tipliği yaparken, II. Mahm&ucirc;d&#8217;un dikkatini &ccedil;ekti. Kavalalı ihtilafı sebebiyle yapılan K&uuml;tahya Konferansında Halil Rifat Paşa ile birlikte Osmanlı Devleti&#8217;ni temsil etti (1833). 1834&#8217;de Paris ve 1836&#8217;da Londra b&uuml;y&uuml;kel&ccedil;iliklerine getirildi ve bu vazifeleri m&uuml;nasebetiyle İngiltere ve Fransa&#8217;nın ileri gelen devlet adamları ve fikir adamları ile tanışma fırsatı buldu. İngiliz]]></description><pubDate><![CDATA[ 06.01.2008 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=133 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ 1856 (1272) tarihli Isl&acirc;hat Fermanının getirdiği yenilikler nelerdir? Neden hem M&uuml;sl&uuml;manlar ve hem de gayri m&uuml;slimler bu fermandan memnun olmamışlardır? ]]></title>
<description><![CDATA[ Isl&acirc;hat Fermanı da tıpkı Tanzimat Fermanı gibi, hukuk tarihimizde temel hak ve h&uuml;rriyetlerin g&uuml;ndeme getirildiği ilk fermanlardan değildir. Belki Isl&acirc;hat Fermanı, Tanz&icirc;m&acirc;t Fermanından da k&ouml;t&uuml; bir muhteva arz etmektedir. Zira Tanz&icirc;m&acirc;t Fermanının uygulaması ve hazırlanış gayesi tenkit edilse bile, o d&ouml;nemde, Tanzimat ya&#8217;ni yeniden d&uuml;zenlemelerin yapılması ve mevcut suiistimallere son verilmesi, bir zaruretti. Tanz&icirc;m&acirc;t&#8217;a kimse karşı duramazdı; karşı durulan, yapılan yeni d&uuml;zenlemelerin şekliydi. Isl&acirc;hat ferm]]></description><pubDate><![CDATA[ 06.01.2008 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=132 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ 1839 tarihli Tanzimat Fermanının mahiyeti nedir? Osmanlı Devleti&rsquo;nde hak ve h&uuml;rriyetler hareketi ilk defa bu fermanla mı başlamıştır? ]]></title>
<description><![CDATA[ Maalesef Cumhuriyet devri hukuk&ccedil;uları ve hususan hak ve h&uuml;rriyetlerle alakalı &ccedil;alışma yapanlar, Osmanlı Devleti&rsquo;nde 1839&rsquo;da ilan edilen Tanz&icirc;m&acirc;t Fermanından &ouml;nce insan hak ve h&uuml;rriyetlerinden bahs edilemeyeceğini, &ccedil;&uuml;nk&uuml; &uuml;lkede tam bir mutlakıyetin h&acirc;kim olduğunu, &ccedil;ekinmeden s&ouml;yleyebilmektedirler. Bunlara g&ouml;re, Mustafa Reşid Paşa&rsquo;nın gayretleriyle Padişah Abd&uuml;lmecid tarafından ilan edilen Tanz&icirc;m&acirc;t Fermanı veya diğer adıyla G&uuml;lh&acirc;ne Hattı H&uuml;m&acirc;yunu, bir hak ve h&uuml;]]></description><pubDate><![CDATA[ 06.01.2008 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=131 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ Tanzimat devri ne demektir? Tanzimat&#8217;tan sonra yapılan İdar&icirc; değişiklikler (1839-1920) nelerdir? ]]></title>
<description><![CDATA[ Tanzimat, yeniden d&uuml;zenlemeler demektir. Osmanlı tarihinin 3 Kasım 1839 (26 Şa&#8217;ban 1255) tarihli G&uuml;lhane Hattı H&uuml;m&acirc;y&ucirc;n&#8217;u veya Tanzimat Fermanı adı verilen ferman ile başlayan ve 1293/1876 tarihine kadar devam eden devresine Tanzimat; 18761878 yılları arasındaki devresine I. Meşr&ucirc;tiyet; 18781908 yılları arasında II. Abd&uuml;lhamid&#8217;in tek başına idare devri (bazı tarih&ccedil;iler tarafından istibd&acirc;d devri) ve 1908&#8217;den sonrasına ise II. Meşr&ucirc;tiyet devri denmektedir. Biz Tanz&icirc;m&acirc;t&#8217;tan sonra ifadesi ile bu devrelerin tamam]]></description><pubDate><![CDATA[ 06.01.2008 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=130 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ Yeni&ccedil;eri ocağının lağvedilmesi olayına neden Vak&#8217;ai Hayriye denmiştir? ]]></title>
<description><![CDATA[ 465 yıl, Osmanlı Devleti&#8217;nin zaferden zafere koşmasında, M&uuml;sl&uuml;manların can, mal ve ırzlarının korunmasında ve kısaca 24 milyon km2/lik Osmanlı diyarının fethedilmesinde b&uuml;y&uuml;k payı olan Yeni&ccedil;eri Ocağı, tamamen &ccedil;&uuml;r&uuml;m&uuml;şt&uuml;. Yeni&ccedil;eri ocağına yaklaşık 200 senedir vasıfsız insanlar alındığından, bu ocağın kanunları ayaklar altına alındığından ve en &ouml;nemlisi de yeni&ccedil;eri ocağı askerleri, askerliği bırakıp siy&acirc;sete, servete ve sef&acirc;hete bulaştıklarından dolayı, son Rus Harbinde patır patır d&ouml;k&uuml;lm&uuml;şlerdi. Padişa]]></description><pubDate><![CDATA[ 06.01.2008 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=129 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ Fener Patriği Gregorios&#8217;un idam edilmesi ve cesedinin Patrikhanenin Orta Kapısına asılması olayının aslı nedir? ]]></title>
<description><![CDATA[ K&uuml;&ccedil;&uuml;k Kaynarca Mu&acirc;heden&acirc;mesi ile Rusya&#8217;ya Osmanlı Devleti&#8217;ndeki Ortodoksları himaye hakkı verileliden beri, Rumların m&uuml;stakil bir Yunan Devleti kurma hayalleri i&ccedil;inde oldukları bilinmekteydi. 1814&#8217;de Odesa&#8217;da kurulan Ethniki Hetaria isimli gizli cemiyet bunun i&ccedil;in kurulmuştu. F&acirc;tih&#8217;in ihya ettiği ve her t&uuml;rl&uuml; hak ve h&uuml;rriyetlerini tanıdığı Fener Patrikh&acirc;nesi, bizzat Patriği ve Fener Beyleri denilen İstanbul&#8217;lu Rum soyluları eliyle, bu derneğin faaliyetlerini destekler hale geldi. Mesela Fener Be]]></description><pubDate><![CDATA[ 06.01.2008 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=128 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ II. Mahm&ucirc;d devrinde yapılan k&ouml;kl&uuml; değişiklikler (1808-1839) nelerdir? Bakanlar Kurulu sistemi bu d&ouml;nemde Avrupa&#8217;dan nasıl adapte edilmiştir? ]]></title>
<description><![CDATA[ II. Mahmut, 400 senelik Osmanlı idar&icirc; teşkil&acirc;tını Tanzimat&#8217;tan sonra kemalini bulacak olan yeni şekle sokmayı başarmıştır. Ancak Avrupa&#8217;yı kuru kuruya taklitten ibaret olan bu r&uuml;zgar, şekl&icirc; olmaktan &ouml;teye ge&ccedil;ememiştir. Yaptığı yeniliklerin &ccedil;oğunluğu Osmanlı Devleti&#8217;nin merkez teşkil&acirc;tına aittir. 1241/1826 yılında Yeni&ccedil;eri Ocağını kapattıktan sonra kendisini daha g&uuml;&ccedil;l&uuml; hisseden II. Mahmut, merkez&icirc; teşkil&acirc;tta şu &ouml;nemli değişiklikleri yapmıştır:]]></description><pubDate><![CDATA[ 06.01.2008 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=127 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ II. Mahm&ucirc;d zamanında a&#8217;y&acirc;n ile devlet erk&acirc;nı arasında imzalanan Senedi İttifak ne demektir? Anayasa hukuku a&ccedil;ısından değeri nedir? ]]></title>
<description><![CDATA[ Bilindiği gibi, uzun zamandır Osmanlı Devleti&#8217;nde ey&acirc;letlerle saltanat merkezi arasındaki idar&icirc; bağ tamamen zayıflamış; yer yer ortaya &ccedil;ıkan a&#8217;y&acirc;n ve derebeylerin kimi bir kazada, kimi sancakta ve kimi de bir ey&acirc;let &ccedil;evresinde diledikleri gibi idareyi y&uuml;r&uuml;t&uuml;r olmuşlardı. Mesela Rumeli&#8217;de Sirozlu İsmail Bey, Anadolu&#8217;da Bozok Mutasarrıfı Cabbarz&acirc;de S&uuml;leyman Bey ve Saruhan Mutasarrıfı Karaosmanoğlu &Ouml;mer Ağa gibi a&#8217;y&acirc;nlar, b&uuml;y&uuml;k bir ey&acirc;lette bağımsız bir h&uuml;k&uuml;met gibi davranmakta]]></description><pubDate><![CDATA[ 06.01.2008 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=126 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ Osmanlı Devleti&#8217;nde ortaya &ccedil;ıkan ve h&acirc;l&acirc; devam eden Vehh&acirc;b&icirc; hareketinin aslı ve esası nedir? Nasıl siyas&icirc; bir harekete d&ouml;n&uuml;şm&uuml;şt&uuml;r? ]]></title>
<description><![CDATA[ Bilindiği gibi, Vehh&acirc;b&icirc;ller kendilerine Selefiye adını vermekte ve hedeflerinin İsl&acirc;mı Hz. Peygamber zamanındaki safiyetine kavuşturmak olduğunu iddia etmektedirler. Bu mezhebin kurucusu, asıl itibariyle Necid ahalisinden ve Hanbeli mezhebinin &acirc;limlerinden olan Muhammed bin Abd&uuml;lvehh&acirc;b&#8217;dır. M&uuml;seylemet&#8217;&uuml;lKezz&acirc;b&#8217;ın memleketi olan Yem&acirc;me&#8217;ye bağlı olan Ayniyye&#8217;de 1143/1730 yılından itibaren kendi mezhebini yaymaya başladı. Her konuda cahil ve bedev&icirc; olan Necid Arapları, kendi i&ccedil;lerinden &ccedil;ıkmış ve Şam il]]></description><pubDate><![CDATA[ 06.01.2008 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=125 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ Kabak&ccedil;ı İsyanı, bir irtica hareketi midir? III. Selim&#8217;in hal&#8217; edildiği İkinci Edirne Vak&#8217;asının asıl sebebi nedir? ]]></title>
<description><![CDATA[ &Uuml;z&uuml;lerek ifade edelim ki, Cumhuriyet d&ouml;neminde kaleme alınan tarihlerin &ouml;nemli bir kısmında Kabak&ccedil;ı Mustafa isyanı, sadece bir irtica hareketi olarak ele alınmaktadır. Halbuki olay, &ouml;yle anlatıldığı gibi değildir. Meseleyi olduğu gibi aktaran muteber Osmanlı kaynaklarından &ouml;zetleme yoluna gideceğiz.  Yeni&ccedil;eri teşkil&acirc;tının tamamen &ccedil;alışmaz hale geldiği, yeni usul t&acirc;lim ve terbiyeye de yeni&ccedil;erilerin rıza g&ouml;stermek istemeyerek işi yokuşa]]></description><pubDate><![CDATA[ 06.01.2008 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=124 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ Niz&acirc;mı Cedid ne demektir? III. Selim bu yeni d&uuml;zenle neyi gaye edinmiştir? ]]></title>
<description><![CDATA[ Bir devletin iki temel vazifesi vardır: Birincisi, memleket i&ccedil;inde adaleti ayakta tutarak vatandaşların haklarını korumak ve ikincisi de, vatanın sınırlarını d&uuml;şmana karşı savunmaktır. III. Selim tahta &ccedil;ıktığında yani 1789 yılında, Osmanlı Devleti, memleketin her tarafına yayılan derebeylik ve a&#8217;y&acirc;nlar idaresiyle birinci vazifesini ve imzaladığı K&uuml;&ccedil;&uuml;k Kaynarca Andlaşması ile de ikincisini yapamaz hale gelmişti. B&uuml;t&uuml;n bu bozukluklar, Lale Devrinden beri devam edip gidiyordu. I. Mahm&ucirc;d, III. Mustafa ve I. Abd&uuml;lhamid, bunların farkına varm]]></description><pubDate><![CDATA[ 06.01.2008 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=123 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ Osmanlı Devleti&#8217;nde III. Ahmed devrinden II. Mahm&ucirc;d d&ouml;neminde imzalanan Senedi İttifak&#8217;a kadar (1703-1808) yaklaşık y&uuml;z yıl derebeyler ve a&#8217;y&acirc;nların h&acirc;kim olduğu ve halka zulm ettikleri s&ouml;ylenmektedir. Bu doğru mudur? ]]></title>
<description><![CDATA[ Osmanlı taşra teşkil&acirc;tının temelini ey&acirc;let, sancak ve kaza &uuml;&ccedil;l&uuml;s&uuml; teşkil etmektedir.  &nbsp;  Ey&acirc;letin başında beylerbeyi (sonradan ey&acirc;lete vil&acirc;yet ve beylerbeyine de vali denmiştir) ve sancakların başında ise sancak beyleri (sonradan sancak beyi yerine mutasarrıf tabiri kullanılmıştır) bulunmaktadır. Beylerbeyiler ve sancak beyleri, merkezdeki sadrazamlar gibi]]></description><pubDate><![CDATA[ 06.01.2008 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=122 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ III. Selim&#8217;le başlayan yenilik hareketlerinin esası nedir? ]]></title>
<description><![CDATA[ Osmanlı Devleti&#8217;nin idar&icirc; teşkil&acirc;tında icranın ve sınırlı yasama yetkisine sahip organın başı padişah olmasına rağmen, asırlarca Divanı H&uuml;m&acirc;y&ucirc;n isimli y&uuml;ksek kurul, İsl&acirc;m hukukunun tavsiye ettiği ş&ucirc;ra meclisinin fonksiyonlarını ifa etmiştir. XVII. y&uuml;zyılın sonlarına doğru Divanı H&uuml;m&acirc;y&ucirc;n&#8217;un &ouml;nemi azalmaya ve icra yetkilerinin &ccedil;oğu padişah veya sadrazamın şahsında toplanmaya başlamıştır. Osmanlı Devleti&#8217;ni bir zamanlar en y&uuml;ksek devlet haline getiren esaslar, yavaş yavaş terk ediliyor ve s&ouml;zde kalıyo]]></description><pubDate><![CDATA[ 06.01.2008 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=121 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ Patrona Halil isyanının mahiyeti nedir ve neden &ccedil;ıkmıştır? Lale devri ile ilgisi var mıdır? ]]></title>
<description><![CDATA[ Bu olayı da, &quot;her musibet, ge&ccedil;mişteki bir cinayetin neticesi ve gelecekteki bir m&uuml;k&acirc;fatın da mukaddimesidir&quot; kaidesine g&ouml;re a&ccedil;ıklamak gerekmektedir. Ger&ccedil;ekten Lale Devrinde, Padişah Saraylarında ve Sadrazam K&ouml;şklerinde, bize ulaşan kaynaklardaki bilgilere g&ouml;re, gayri meşru bir fiil g&ouml;r&uuml;lmese ve hatta sadece dedikodu halinde kalsa bile, o d&ouml;nemin İstanbul&#8217;unda halk arasında bazı ahlaksızlıkların ve gayri meşru eğlencelerin yayıldığı kesindir. İslama sımsıkı sarılmayan devletler, hemen mağlubiyet ve a&ccedil;lık gibi umumi felake]]></description><pubDate><![CDATA[ 06.01.2008 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=120 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ Lale devrinde sadece keyif ve eğlence mi yapılmıştır? Fikir ve k&uuml;lt&uuml;r hayatına y&ouml;nelik bir şey yapılmamış mıdır ]]></title>
<description><![CDATA[ III. Ahmed&#8217;in 1718-1730 tarihleri arasında ve Nevşehirli İbrahim Paşa&#8217;nın sad&acirc;reti ile ge&ccedil;en devresine Lale Devri dendiğini daha evvel ifade etmiştik. Acaba bu devir sadece eğlencelerle mi ge&ccedil;miştir? Bu sorunun cevabı verilmelidir.  Eski adı Muşkara olan ve İbrahim Paşa&#8217;nın gayretiyle k&ouml;yden şehire d&ouml;n&uuml;şen Nevşehir&#8217;de doğan İbrahim Paşa, 1689 yılında Saray&#8217;a intisap etmiş ve 1717 yılında III. Ahmed&#8217;in kızı Fatma Sult&acirc;n ile de evleni]]></description><pubDate><![CDATA[ 06.01.2008 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=119 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ Lale Devrinde yapılan eğlenceler nelerdir ve gayri meşru eğlenceler var mıdır? ]]></title>
<description><![CDATA[ Hem III. Ahmed ve hem de damadı ve sadrazamı olan İbrahim Paşa, sulha meyilli, sakin ve eğlenceli hayatı seven, sevimli ve m&uuml;layim insanlar idiler. Bu yaratılışları gereği olarak, 1718&ndash;1730 tarihleri arasında, elimizdeki tarih kitaplarının da ortaya koyduğu gibi, ziyafetten ziyafete koşturdukları ve meşru dairede eğlenceli bir hayat yaşadıkları g&ouml;r&uuml;lmektedir. Burada &ouml;nemle vurgulanması gereken şudur: Padişah ve sadrazamının meşru dairede neşeli ve eğlenceli hayat yaşaması ayrı şeydir; İstanbul&rsquo;da bu d&ouml;nemde insanların barış ve huzurun kıymetini bilmeyerek, gayri meşru]]></description><pubDate><![CDATA[ 06.01.2008 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=118 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ atbaa neden Osmanlı Devleti&#8217;ne 1727 yılında yani Avrupa&#8217;dan 272 yıl sonra gelebilmiştir? Bu durum, Osmanlı Devleti&#8217;nin teknolojiye karşı gelmesi demek değil midir? ]]></title>
<description><![CDATA[ Bu konu her zaman dillere dolandığından ve maalesef hep aleyhte kullanıldığından dolayı, meseleyi, biraz ayrıntılı da olsa inceleme zarureti bulunmaktadır. Ş&ouml;yle ki:  &nbsp;  1)&nbsp; &Ouml;nemle ifade edelim ki, Gutenberg, matbaayı 1455 yılında icad etmemiştir. Zira baskı sanatı 8. Y&uuml;zyılda &Ccedil;in&#8217;de ve bazı araştırmacılara g&ouml;re &ouml;zellikle Uygur T&uuml;rklerinde ortaya]]></description><pubDate><![CDATA[ 06.01.2008 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=117 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ Baltacı Mehmed Paşa&rsquo;nın Rus &Ccedil;arının karısı Katerina ile gayri meşru hayat yaşayarak Osmanlı ordusunu sattığı ve b&ouml;ylece Prut Zaferi&rsquo;nin Osmanlı Devleti&rsquo;nin aleyhine geliştiği s&ouml;ylenmektedir. Bu olayın aslı nedir? ]]></title>
<description><![CDATA[ Prut zaferini en ince ayrıntılarıyla anlatan tarih kaynakları elimizdedir ve bunların en ayrıntılı olanı da R&acirc;şid&rsquo;in sadece III. Ahmed devrine 4 cilt ayırdığı meşhur tarihidir. Bu kaynakların hi&ccedil; birinde, Baltacı Mehmed Paşa&rsquo;nın Rus Katerina ile gayri meşru bir ilişkide bulunduğu veya en azından Rus &Ccedil;arı ve hanımının bu savaşın yapıldığı mek&acirc;na geldikleri yazılı değildir.  Olayın aslı şudur: &Ccedil;orum&rsquo;un Osmancık Kasabasından olan Mehmed Paşa, musikiye meyli ve]]></description><pubDate><![CDATA[ 06.01.2008 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=116 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ 1683 Eyl&uuml;l&uuml;nde meydana gelen Viyana Bozgununun sebepleri neler olabilir? Merzifonlu Kara Mustafa Paşa&#8217;nın kabahati var mıdır? ]]></title>
<description><![CDATA[ Her musibet bir cinayetin neticesidir ve bir m&uuml;k&acirc;fatın da mukaddimesidir. O halde bu bozgun felaketinin de bir sebebi vardır. Bu sebebi, sadece, Kara Mustafa Paşa&#8217;nın bazı taktik ve şahsiyet kusurlarına y&uuml;klemek doğru değildir. Hadisenin olduğu g&uuml;nlerde Osmanlı Vak&#8217;an&uuml;vis&#8217;i olan Silahd&acirc;r Mehmed Efendi bu noktayı &ccedil;ok g&uuml;zel &ouml;zetlemiştir. Bu g&ouml;r&uuml;şlerini de esas alarak bir iki noktayı a&ccedil;ıklamakta yarar vardır.  &nbsp;]]></description><pubDate><![CDATA[ 06.01.2008 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=115 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ IV. Mehmed&#8217;in annesi Turhan Sult&acirc;n&#8217;ın devleti tek başına idare ettiği s&ouml;ylenmektedir. Bu da doğru mudur? ]]></title>
<description><![CDATA[ Kısmen doğrudur; ancak Hatice Turhan Sult&acirc;n, K&ouml;sem ve H&uuml;rrem Sult&acirc;n ile kıyaslanmayacak kadar iyi kalpli ve devletin sel&acirc;metini d&uuml;ş&uuml;nen bir hanım efendidir. 1627 yılında Rus bir ailenin &ccedil;ocuğu olarak d&uuml;nyaya gelen bu g&uuml;zel kız, K&ouml;r S&uuml;leyman Paşa tarafından K&ouml;sem Sult&acirc;n&#8217;a hediye edilmiş ve daha sonra da Saray&#8217;da terbiye edilerek ve M&uuml;sl&uuml;man olarak, I. İbrahim&#8217;e c&acirc;riye verilmiştir. Sonradan kadın efendiliğe y&uuml;kselen Hatice Turhan Sult&acirc;n, IV. Mehmed&#8217;in de annesidir.]]></description><pubDate><![CDATA[ 06.01.2008 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=114 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ II. Osman&#8217;dan itibaren Osmanlı idaresinde kadınlar saltanatının başladığı ve bunun başını da K&ouml;sem Sult&acirc;n&#8217;ın &ccedil;ektiği s&ouml;ylenmektedir. Bu iddiaların aslı nedir? ]]></title>
<description><![CDATA[ Maalesef bu iddiaların bir kısmı doğrudur. Kadınlar Saltanatı, &ccedil;ok zayıf da olsa Kanuni devrinde H&uuml;rrem Sult&acirc;n ile başlamış ve IV. Mehmed&#8217;in K&ouml;pr&uuml;l&uuml;&#8217;leri iş başına getirmesine kadar devam etmiştir. Bunun da sebebi, tahta ge&ccedil;en padişahların, eski Osmanlı Padişahları gibi ehliyetli ve dirayetli olmamasıdır.&nbsp;  Bilindiği gibi, Mehpeyker Sult&acirc;n veya t&uuml;ys&uuml;zl&uuml;ğ&uuml; yahut diğer hasekilerin &ouml;n&uuml;ne ge&ccedil;mesi sebebiyle K&ouml;sem Sult&acirc;n diye adlandırılan I. Ahmed&#8217;in kadın efendisi, IV. Mur&acirc;d ve I. İb]]></description><pubDate><![CDATA[ 06.01.2008 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=113 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ IV. Mehmed&#8217;in 7 yaşında halife unvanı ile padişahlığa getirilmesi İsl&acirc;m Hukukuna g&ouml;re caiz midir? ]]></title>
<description><![CDATA[ Caiz değildir. Zira halifenin şartlarından biri de, baliğ ve m&uuml;meyyiz (&acirc;kil) olması yani tam ehliyetli olmasıdır. &Ccedil;ocuğun, akıl hastasının veya k&ouml;lenin halife olması caiz değildir. İsl&acirc;m hukuk&ccedil;uları bu ve benzeri şartları, halifenin kadı olabilecek sıfatlara sahip olması gerekir şeklinde &ouml;zetlemişlerdir.  Bu sert h&uuml;k&uuml;mlere g&ouml;re, IV. Mehmed&#8217;in buluğa erinceye kadar sult&acirc;n kabul edilmesi m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r; ancak halife kabul edilmesi m&]]></description><pubDate><![CDATA[ 06.01.2008 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=112 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ Sult&acirc;n İbrahim devrinin tam zevk &uuml; safa devri olduğu ve bunda da Telli Haseki başta olmak &uuml;zere Saray Kadınlarının rol&uuml; olduğu s&ouml;ylenmektedir. Bunlar doğru mudur  ]]></title>
<description><![CDATA[ Maalesef kısmen de olsa doğrudur. Bilindiği gibi, III. Murad zamanında şehzadeler idam olunmuş ve Osmanlı tahtı, mecburen ger&ccedil;ekten sıkıntılı bir hayatı bulunan I. İbrahim&#8217;e kalmıştır. Zira kendisinden başka Osmanlı Hanedanına mensup erkek &ccedil;ocuk mevcut değildir. Halk, asker ve &ouml;zellikle de saray, I. İbrahim&#8217;in erkek &ccedil;ocuğu olmasını şiddetle arzu etmektedirler. Bu sebeple, Valide Sult&acirc;n başta olmak &uuml;zere, &ccedil;evresi, zaten hayatı sıkıntılı olan Sult&acirc;n İbrahim&#8217;in, meşru dairede de olsa, &ccedil;ok sayıda c&acirc;riye ile beraber olmasını teşv]]></description><pubDate><![CDATA[ 06.01.2008 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=111 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ I. İbrahim&#8217;e Deli İbrahim denmektedir. Ger&ccedil;ekten deli midir? ]]></title>
<description><![CDATA[ I. İbrahim&#8217;in buhranlı bir hayatı bulunduğu, kendisinin m&uuml;tevazı, sadedil, hırs, gururdan uzak, elmas gibi y&uuml;reği olan ve hassas yapıda bir insan olduğunda tarih&ccedil;iler m&uuml;ttefiktirler. I. Mustafa ile ilgili s&ouml;ylenen hafif akıllılık gibi tabirler dahi, bu sult&acirc;n i&ccedil;in kullanılmamıştır. Her zaman hatalarını kabul eden bir şahıstır. Ancak başta Telli Haseki Hasekisi ve bazı mus&acirc;hibeleri olmak &uuml;zere, &ccedil;evresindeki bazı insanlar, onun bu zayıf şahsiyetinden istifade etmişler ve tabir yerindeyse kanına girmişlerdir. Padişah olmadan evvelki stresli hay]]></description><pubDate><![CDATA[ 06.01.2008 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=110 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ F&uuml;zenin k&acirc;şifi kabul edilen Lagarı veya Lagr&icirc; Hasan &Ccedil;elebi&#8217;nin de idam edildiği veya Şeyh&uuml;lisl&acirc;m Yahya Efendi tarafından engellendiği s&ouml;ylenmektedir. Bu da doğru mudur? ]]></title>
<description><![CDATA[ Lagari Hasan &Ccedil;elebi, f&uuml;zeciliğin atası sayılmaktadır. F&uuml;ze ile u&ccedil;an ilk T&uuml;rk&#8217;t&uuml;r. 1633 yılında IV. Murad&#8217;ın kızı Kaya Sult&acirc;n&#8217;ın doğduğu gece yapılan şenlikler sırasında f&uuml;zeyle u&ccedil;ma h&uuml;nerini g&ouml;sterdi. Evliya &Ccedil;elebi&#8217;nin Seyahatnamesinde anlattığına g&ouml;re, Hasan &Ccedil;elebi 50 okkalık barut macunuyla dolu 7 kollu, kendi &icirc;cadı olan bir fişeğe binerek yardımcılarının ateşlemesiyle u&ccedil;mayı başarmıştır. F&uuml;zenin barutu bitince de daha &ouml;nce hazırlamış olduğu kanatları a&ccedil;mış, Sinan Paşa]]></description><pubDate><![CDATA[ 06.01.2008 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=109 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ IV. Murad&#8217;ın kendi d&ouml;neminde u&ccedil;ma denemeleri yapan Hezarfen Ahmed &Ccedil;elebi&#8217;yi idam ettirdiği s&ouml;ylenmektedir. Acaba doğru mudur? ]]></title>
<description><![CDATA[ İdam iddiası doğru değildir; ancak s&uuml;rg&uuml;n edildiği doğrudur. Ş&ouml;yle ki, IV. Murad&#8217;ın h&uuml;k&uuml;mdarlık yaptığı yıllarda Hezarfen Ahmed &Ccedil;elebi adında bir T&uuml;rk bilgini u&ccedil;ma teşebb&uuml;slerine girişti. İlk &ouml;nce Ok Meydanından kısa mesafeli dokuz deneme yaptı. Hepsinde de başarılı oldu. Mil&acirc;d&icirc; takvim 1636 yılını g&ouml;steriyordu. Hezarfen Ahmed &Ccedil;elebi b&uuml;y&uuml;k u&ccedil;uşunu yapmaya hazırlanmaya başladı. Galata Kulesi&#8217;nin &uuml;st&uuml;ne &ccedil;ıktı. Kendini r&uuml;zgara bırakıp &Uuml;sk&uuml;dar&#8217;a u&ccedil;acaktı.]]></description><pubDate><![CDATA[ 06.01.2008 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=108 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ IV. Murad devri Şeyh&uuml;lisl&acirc;mlarına da dil uzatılmaktadır. Acaba ileri s&uuml;r&uuml;len iddialar doğru mudur? ]]></title>
<description><![CDATA[ IV. Murad devrinde yani 17 sene i&ccedil;erisinde &uuml;&ccedil; &ouml;nemli ilim adamı Şeyh&uuml;lisl&acirc;mlık makamını ihraz etmişlerdir.  Bunlardan birincisi, IV. Murad&#8217;ın zamanında &uuml;&ccedil; defa aynı makama getirilen Şeyh&uuml;lisl&acirc;m Yahya Efendi&#8217;dir. Yahya Efendi, daha evvel de Şeyh&uuml;lisl&acirc;mlık yapan Şeyh&uuml;lisl&acirc;m Zekeriya Efendi&#8217;nin oğludur. R&uuml;şvet ve suiistimallere karşı d&uuml;r&uuml;st bir ilim erbabı olması hasebiyle bazı m&uuml;fsidlerin telki]]></description><pubDate><![CDATA[ 06.01.2008 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=107 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ Murad&#8217;ın sef&icirc;h ve i&ccedil;kici olduğuna dair iddialar hakkında ne dersiniz? ]]></title>
<description><![CDATA[ Yıldırım B&acirc;yezid ile ilgili sorularda uzun uzadıya konuyu incelediğimizden dolayı, ancak bu kısım okunduktan sonra, IV. Murad&#8217;ın alkolik ve sefih olduğuna dair iddiaları daha yakından inceleyebiliriz. Konuyu iki a&ccedil;ıdan incelemek yerinde olacaktır:  Birincisi, IV. Murad&#8217;ın sef&icirc;h olduğu iddiasıdır. Bilindiği gibi, sef&acirc;het, şer&#8217;an yasak olan şeylere, zevk ve eğlenceye dalma manasına gelmektedir. Bug&uuml;n ifade ettiği manayla, &ouml;zellikle gayri meşru kadınlarla d&u]]></description><pubDate><![CDATA[ 06.01.2008 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=106 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ IV. Murad&rsquo;ın cins&icirc; sapık olduğuna dair iddialar hakkında ne dersiniz? ]]></title>
<description><![CDATA[ Kaynakları yorumlamakta kasıtlı davranan bazı tarih&ccedil;iler, IV. Murad&rsquo;ın M&ucirc;s&acirc; &Ccedil;elebi ile b&ouml;yle bir ilişkisi olduğunu iddia edecek kadar ileri gitmişlerdir. İ&ccedil; oğlan, Topkapı sarayını teşkil eden &uuml;&ccedil; kısımdan birisi olan Enderun&rsquo;da yani İ&ccedil; Saray&rsquo;da &ccedil;alışan devşirme g&ouml;revlilere, Enderun personeline veya diğer bir ifadeyle Devlet başkanlığı personeline denmektedir. Ayrıca Yeni&ccedil;eri Ocağında da bir gurup i&ccedil;in bu tabir kullanılır. Merak edenler, İsmail Hakkı Uzun&ccedil;arşılı&rsquo;nın Kapı Kulu Ocakları Kitabını inceleyebilirler. Konuyu daha &ouml;nce b&uuml;t&uuml;n ayrıntılarıyla a&ccedil;ıklad]]></description><pubDate><![CDATA[ 06.01.2008 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=105 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ IV. Murad&#8217;ın şahsiyeti hakkında farklı dedikodular yayılmaktadır. Konuyu &ouml;zetler misiniz? ]]></title>
<description><![CDATA[ Bağdad F&acirc;tihi, G&acirc;z&icirc;, S&acirc;hibkır&acirc;n ve benzeri unvanlarla anılan ve ancak 28 yıllık bir &ouml;m&uuml;r s&uuml;ren IV. Murad, 16 yıl, 4 ay ve 28 g&uuml;n Osmanlı tahtında kaldı. Bunun 9 yılını validesinin niyabeti ile y&uuml;r&uuml;tt&uuml; ve Osmanlı Devleti i&ccedil;in anarşi yılları oldu. Geriye kalan 8 yılını ise, bizzat s&uuml;rd&uuml;rd&uuml;. Naima&#8217;nın tesbiti ile 1.000 hicr&icirc; yılından sonra gelen Padişahların en b&uuml;y&uuml;ğ&uuml; idi. 1041/1632 yılına kadar selefleri gibi, nerdeyse hi&ccedil; bir işe karışmadı. Ancak 1632 yılından 1640 yılına kadar m&uuml;d]]></description><pubDate><![CDATA[ 06.01.2008 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=104 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ Osmanlı Padişahları neden hacca gitmemişlerdir? Gen&ccedil; Osman&#8217;ın &ouml;ld&uuml;r&uuml;lmesinde hacca gitmek istemesinin rol&uuml; var mıdır? ]]></title>
<description><![CDATA[ Bu soru &ccedil;ok&ccedil;a sorulmaktadır. Ancak bu sorunun cevaplandırılacağı en g&uuml;zel yer, II. Osman meselesidir. Zira II. Osman&#8217;ın katli olayında bu sorunun cevabı da verilmiştir. Evvela haccın farz olmasının şartlarını &ouml;zetleyelim: M&uuml;sl&uuml;man olmak; akıllı olmak; ergen olmak; hac yolu i&ccedil;in hem gıda ve hem de yol masraflarını karşılayabilecek kadar zengin olmak; haccın farz olduğunu bilmek; yol emniyeti bulunmak.  Bu kısa izahlardan sonra, Osmanlı Padişahlarının neden hacca]]></description><pubDate><![CDATA[ 06.01.2008 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=103 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ H&acirc;ile-i Osmaniye adı verilen Gen&ccedil; Osman olayını kısaca &ouml;zetler misiniz?  ]]></title>
<description><![CDATA[ H&acirc;ile-i Osmaniye, yeni&ccedil;erilerin kazan kaldırarak II. Osman&#8217;ın canına kıydıkları acı musibet demektir. Bilindiği gibi, II. Osman, I. Ahmed&#8217;in oğlu olup Hatice Mahfir&ucirc;ze Sult&acirc;n&#8217;dan Kasım 1604 yılında d&uuml;nyaya gelmişti. 14 yaşında yani Şubat 1618&#8217;de tahta ge&ccedil;en ve Gen&ccedil; Osman diye de bilinen II. Osman, Arap&ccedil;a, Fars&ccedil;a, Latince, Yunanca ve İtalyanca bilecek kadar &acirc;lim ve F&acirc;ris yahut F&acirc;ris&icirc; mahlaslarıyla şiir yazacak kadar da edibdi. &Uuml;zerinde m&uuml;essir olan &uuml;&ccedil; şahsiyetten birisi Hocası &O]]></description><pubDate><![CDATA[ 06.01.2008 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=102 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ Sult&acirc;n I. Mustafa&#8217;nın zamanını kısaca &ouml;zetler misiniz? Tamamen akıl hastası olduğu doğru mudur? ]]></title>
<description><![CDATA[ Sult&acirc;n Mustafa, iki defa Osmanlı tahtına oturmuştur:  Birincisi: Kasım 1617Şubat 1618 tarihleri arasındaki 3 aylık saltanattır. I. Ahmed vefat ettiği zaman, koyduğu ekberiyyet ve erşediyyet kaidesine g&ouml;re, kendi şehzadeleri hen&uuml;z k&uuml;&ccedil;&uuml;k idiler. Bunun &uuml;zerine II. Osman&#8217;ın şahsiyetinden &ccedil;ekinen ve K&ouml;sem Sult&acirc;n diye de bilinen M&acirc;hpeyker Haseki&#8217;nin de etkisiyle, kardeşi Sult&acirc;n Mustafa tahta oturtuldu. Kendisi saltanattan uzak kalmak i]]></description><pubDate><![CDATA[ 06.01.2008 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=101 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ Cağaloğhı (Cigalaz&acirc;de) Sinan Paşa&#8217;nın d&ouml;nme ve h&acirc;in olduğu ve Cel&acirc;l&icirc; isyanlarına onun sebep olduğu şeklinde iddialar var. Bunlar doğru mudur? ]]></title>
<description><![CDATA[ Cigala, İtalyan asıllı b&uuml;y&uuml;k bir komutan olan Visconte di Cicala&#8217;dır. Oğlu Scipione Cicala 1560 yılındaki Cerbe zaferi sırasında İsl&acirc;m gazileri tarafından esir edilmiş ve Kanuni&#8217;nin d&ouml;neminde Enderun&#8217;a verilmiştir. Daha sonra Yeni&ccedil;eri ağalığı, beylerbeyilik ve kaptanı deryalık gibi g&ouml;revlere gelen ve adı da M&uuml;sl&uuml;man olması hasebiyle Cigalaz&acirc;de Sinan Paşa olan bu zat, Lala Mustafa Paşa zamanında vezirlik makamına getirilmiş ve &ouml;zellikle İran ile yapılan savaşlarda b&uuml;y&uuml;k bahadırlıklar g&ouml;stermiştir. III. Murad zamanında 1]]></description><pubDate><![CDATA[ 06.01.2008 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=100 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ Kuyucu Mur&acirc;d Paşa kimdir? Neden Osmanlı tarihinde zulm&uuml;n k&ouml;t&uuml; mis&acirc;li olarak g&ouml;sterilmektedir? ]]></title>
<description><![CDATA[ Pe&ccedil;ev&icirc;, bu b&uuml;y&uuml;k devlet adamını, &quot;Bu ol veziri azamdır ki, Mem&acirc;liki &Acirc;li Osman&rsquo;ı eşkıyadan temizlemişdir ve 500 yıl &ouml;nce Şeyhi Ekber Hazretleri (Muhyiddini Arab&icirc;) Kuyucu Koca diye ona işaret ile kitabına yazmıştır&quot; şeklinde kısaca anlatmakta ve daha fazla izahın gerekli olmadığını ilave etmektedir.  Aslen Hırvat olan bu devlet adamı, sırasıyla keth&uuml;da, sancak beği ve ardından Diyarbekir, Anadolu ve Rumeli Beylerbeyiliği ve nihayet 1015/1606 yı]]></description><pubDate><![CDATA[ 06.01.2008 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=99 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ III. Mehmed devrindeki belli başlı Cel&acirc;li isyanlarını anlatır mısınız? ]]></title>
<description><![CDATA[ III. Mehmed devrinde Osmanlı Devleti&#8217;ni perişan eden bazı Cel&acirc;lileri kısaca anlatalım:&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;  &nbsp;  Karayazıcı İsyanı: III. Mehmed devrinde devam eden OsmanlıAvusturya savaşları sırasında ilk b&uuml;y&uuml;k Cel&acirc;l? isyanını başlata]]></description><pubDate><![CDATA[ 06.01.2008 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=98 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ Cel&acirc;l&icirc; isyanları hakkında &ouml;zetle bilgi verebilir misiniz? Sizce bunların sebepleri nelerdir? ]]></title>
<description><![CDATA[ Cel&acirc;l&icirc;, Cel&acirc;l&rsquo;e mensup demektir. Yavuz Sult&acirc;n Selim zamanında Bozok&rsquo;da 1519 yılında isyan eden Kızılbaş Şeyh Cel&acirc;lin isyanı &uuml;zerine, daha sonra meydana gelen isyanlara hep Cel&acirc;l&icirc; isyanları ve &acirc;silere de Cel&acirc;l&icirc;ler denmiştir. O halde, cel&acirc;liği, geniş anlamda, devlete isyan yani bağy veya hur&ucirc;c alessult&acirc;n diye de isimlendirebiliriz.  Cel&acirc;l&icirc; isyanlarını iki ayrı safhada incelemek m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r:]]></description><pubDate><![CDATA[ 06.01.2008 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=97 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ Sokullu Mehmed Paşa kimdir? Devşirme olduğu ve T&uuml;rk d&uuml;şmanlığı yaptığı doğru mudur? ]]></title>
<description><![CDATA[ Bosna&#8217;nın Vişegard Kazasına bağlı Rudo Nahiyesinin Sokkulovi&ccedil;i k&ouml;y&uuml;nden bir devşirmedir. Sırp olması kuvvetle muhtemeldir. Sokullu Beğ neslinden yani Şahin Oğullarından gelmektedir. 1512 yılında d&uuml;nyaya gelen Sokullu, Yeşilce Bey tarafından devşirilerek Edirne Sarayı&#8217;na getirilmiştir. Oradan İstanbul&#8217;a nakledilmiş ve K&uuml;&ccedil;&uuml;k Oda hizmetiyle Enderun&#8217;a alınmıştır. Sırasıyla Hazine Odası ve Hasoda&#8217;ya alınan ve de rik&acirc;bd&acirc;rlık, &ccedil;uhadarlık ve sil&acirc;hdarlık gibi Saray i&ccedil;i g&ouml;revlere getirilen Sokullu Mehmed, daha]]></description><pubDate><![CDATA[ 06.01.2008 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=96 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ III. Murad zamanında Astronom Takıyyuddin tarafından yapılan İstanbul Rasadh&acirc;nesi&rsquo;nin Osmanlı Şeyh&uuml;lisl&acirc;mı K&acirc;d&icirc;z&acirc;de Şemseddin Ahmed Efendi tarafından yıktırıldığı doğru mudur? ]]></title>
<description><![CDATA[ Bu olayı ayrıntılarıyla anlatmakta yarar vardır. Asıl adı Takıyyuddin Mehmed bin Ma&rsquo;r&ucirc;f ve unvanı da erR&acirc;sıd yani astronom olan Takıyyuddin, 1521 yılında Şam&rsquo;da d&uuml;nyaya gelmiştir. Babası da Mısır&rsquo;ın ileri gelen &acirc;limlerinden olan Takıyyuddin, Mısır ve Şam&rsquo;dan sonra İstanbul&rsquo;a gelerek meşhur hocaların yanında ilmini tamamladı. Tekrar Mısır&rsquo;a d&ouml;nd&uuml; ve astronomi dersleri de aldı. II. Selim zamanında tekrar İstanbul&rsquo;a d&ouml;nd&uuml; ve 979/1571 yılında M&uuml;neccimbaşılığa y&uuml;kseltilerek İstanbul&rsquo;da astronomi &ccedil;alışma]]></description><pubDate><![CDATA[ 06.01.2008 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=95 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ III. Murad zamanında Astronom Takıyyuddin tarafından yapılan İstanbul Rasadh&acirc;nesi&rsquo;nin Osmanlı Şeyh&uuml;lisl&acirc;mı K&acirc;d&icirc;z&acirc;de Şemseddin Ahmed Efendi tarafından yıktırıldığı doğru mudur? ]]></title>
<description><![CDATA[ Bu olayı ayrıntılarıyla anlatmakta yarar vardır. Asıl adı Takıyyuddin Mehmed bin Ma&rsquo;r&ucirc;f ve unvanı da erR&acirc;sıd yani astronom olan Takıyyuddin, 1521 yılında Şam&rsquo;da d&uuml;nyaya gelmiştir. Babası da Mısır&rsquo;ın ileri gelen &acirc;limlerinden olan Takıyyuddin, Mısır ve Şam&rsquo;dan sonra İstanbul&rsquo;a gelerek meşhur hocaların yanında ilmini tamamladı. Tekrar Mısır&rsquo;a d&ouml;nd&uuml; ve astronomi dersleri de aldı. II. Selim zamanında tekrar İstanbul&rsquo;a d&ouml;nd&uuml; ve 979/1571 yılında M&uuml;neccimbaşılığa y&uuml;kseltilerek İstanbul&rsquo;da astronomi &ccedil;alışma]]></description><pubDate><![CDATA[ 06.01.2008 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=94 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ III. Murad zamanında Astronom Takıyyuddin tarafından yapılan İstanbul Rasadh&acirc;nesi&rsquo;nin Osmanlı Şeyh&uuml;lisl&acirc;mı K&acirc;d&icirc;z&acirc;de Şemseddin Ahmed Efendi tarafından yıktırıldığı doğru mudur? ]]></title>
<description><![CDATA[ Bu olayı ayrıntılarıyla anlatmakta yarar vardır. Asıl adı Takıyyuddin Mehmed bin Ma&rsquo;r&ucirc;f ve unvanı da erR&acirc;sıd yani astronom olan Takıyyuddin, 1521 yılında Şam&rsquo;da d&uuml;nyaya gelmiştir. Babası da Mısır&rsquo;ın ileri gelen &acirc;limlerinden olan Takıyyuddin, Mısır ve Şam&rsquo;dan sonra İstanbul&rsquo;a gelerek meşhur hocaların yanında ilmini tamamladı. Tekrar Mısır&rsquo;a d&ouml;nd&uuml; ve astronomi dersleri de aldı. II. Selim zamanında tekrar İstanbul&rsquo;a d&ouml;nd&uuml; ve 979/1571 yılında M&uuml;neccimbaşılığa y&uuml;kseltilerek İstanbul&rsquo;da astronomi &ccedil;alışma]]></description><pubDate><![CDATA[ 06.01.2008 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=93 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ III. Mur&acirc;d&rsquo;ın ve oğlu III. Mehmed&rsquo;in ma&rsquo;sum kardeşlerini &ouml;ld&uuml;rmeleri, İsl&acirc;m Hukuku a&ccedil;ısından izah edilebilir mi? ]]></title>
<description><![CDATA[ Hayır edilemez. III. Murad, &ccedil;evresinin de etkisiyle ve siy&acirc;seten kati esasına dayandırarak beş kardeşini idama mahk&ucirc;m ettirmiştir. Bu idam hadiseleri, had cezası mahiyetinde değillerdir. Fıkıh kitaplarında tasvir edilen siy&acirc;seten kati kategorisine girdiği de ş&uuml;phelidir. Girse de, mevhum mazarratı nazara alan &ccedil;ok zayıf bir g&ouml;r&uuml;şe dayanmaktadır.  III. Mehmed, bu konuda en pervasız ve şer&rsquo;&icirc; h&uuml;k&uuml;mlere aykırı davranandır denilebilir. Zira elimiz]]></description><pubDate><![CDATA[ 06.01.2008 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=92 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ Sult&acirc;n III. Murad&#8217;ın aile hayatı aleyhinde &ccedil;ok şeyler duyuyor ve zamanında devleti kadınların idare ettiğini bazı eserlerden okuyoruz. Bunlarda hakikat payı var mıdır? ]]></title>
<description><![CDATA[ Osmanlı Padişahları i&ccedil;inde en &ccedil;ok cariyelerle m&uuml;nasebette bulunan (teserr&icirc; hakkını kullanan) ve en fazla &ccedil;ocuğu olan Padişah&#8217;dır. Biraz sonra sayacağımız tahm&icirc;nen d&ouml;rt kadını dışında 40&#8217;a yakın haseki denilen g&ouml;zdesi bulunduğu s&ouml;ylenmektedir. &Ccedil;ocuklarının sayısı 100&#8217;&uuml; ge&ccedil;mektedir. Ancak bunlar bebekken veya k&uuml;&ccedil;&uuml;k yaşlarda &ouml;ld&uuml;klerinden dolayı, &ouml;l&uuml;m&uuml;nde hayatta 19&#8217;u erkek ve 30&#8217;u kız olmak &uuml;zere 49 &ccedil;ocuğunun bulunduğu iddia edilmektedir. Maalesef 19 şe]]></description><pubDate><![CDATA[ 06.01.2008 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=91 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ III. Mur&acirc;d, şahsiyeti, devrindeki olaylar ve &ouml;nemli devlet ve ilim adamları hakkında kısaca bilgi verir misiniz? ]]></title>
<description><![CDATA[ Selim II ile Hasekisi NurB&acirc;n&ucirc; Sult&acirc;nın oğulları olub, babasının Saruhan Sancak Beğliği sırasında 5 Cem&acirc;ziyelevvel 953/4 Temmuz 1546 tarihinde Manisa&#8217;nın Bozdağ Yaylağında d&uuml;nyaya gelmiştir. 966/1558 tarihinde Şehzade Murad Akşehir Sancak Beğliğine getirilmiş ve babasıyla amcasının taht m&uuml;cadelesinde Konya Muhafızlığı g&ouml;revini y&uuml;r&uuml;tm&uuml;şt&uuml;r. 1562 tarihinde Manisa Sancak Beğliğine tayin edilmiş ve padişah oluncaya kadar bu vazifede kalmıştır.  III.]]></description><pubDate><![CDATA[ 06.01.2008 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=90 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ Sarı Selim&#8217;in hayatının diğer Osmanlı Padişahları gibi istikametli olmadığı ve bu y&uuml;zden de Osmanlı Devleti&#8217;nin duraklama yıllarının bunun zamanında başladığı iddia edilmektedir. Bu doğru mudur? ]]></title>
<description><![CDATA[ Selim&#8217;in, kendisine kadar gelen Osmanlı Padişahları arasında, Osmanlı tahtına oturan en ehliyetsiz insan olduğunda ş&uuml;phe yoktur. Ancak bu, hakkında s&ouml;ylenenlerin tamamının da doğru olduğu manasına alınmamalıdır. Meselenin &ouml;zeti şudur:  &nbsp;  A)&nbsp; Şehzade Selim, Manisa&#8217;da sancakbeyi olarak g&ouml;rev yaptığı g&uuml;nlerde, gen&ccedil;liğin ve &ccedil;evresinin tesiriy]]></description><pubDate><![CDATA[ 06.01.2008 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=89 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ Sarı Selim diye de bilinen II. Selim&#8217;le alakalı kısaca bilgi verir misiniz? Hanımları ve &ccedil;ocukları kimlerdir? Zamanındaki devlet b&uuml;y&uuml;kleri ve devletin ulaştığı sınırlar hakkında kısaca a&ccedil;ıklama yapar mısınız? ]]></title>
<description><![CDATA[ Sarı Sult&acirc;n Selim diye de bilinen II. Selim 1566&#8217;da babasının vefatından 23 g&uuml;n sonra İstanbul&#8217;a gelerek Osmanlı tahtına oturmuştur. Daha sonra da bizzat Belgrad&#8217;a gelerek ordunun huzurunda da c&uuml;lus merasimini tekrarlamıştır. Yeni&ccedil;eri teşkil&acirc;tı c&uuml;lus bahşişinden dolayı ilk defa bu Padişah&#8217;a baş kaldırma belirtileri g&ouml;stermiştir.  II. Selim, diğer Osmanlı Sult&acirc;nlarına benzemeyen ve hem dirayette ve hem ilim irfanda onların seviyesine &ccedil]]></description><pubDate><![CDATA[ 06.01.2008 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=88 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ D&uuml;nyanın ilk &Ccedil;evre Niz&acirc;mn&acirc;mesinin Kanuni zamanında hazırlandığı doğru mudur? ]]></title>
<description><![CDATA[ &Ccedil;evre temizliği ve korumasının hukuk&icirc; mevzuata konu teşkil edecek kadar &ouml;nemli olduğunun farkına varılması, tesbitlerimize g&ouml;re 20. asırdan &ouml;teye gitmemektedir. Yani fertlerin ve devletlerin bu mes&#8217;ele &uuml;zerinde &ouml;nemle durmalarının tarihi yenidir. &Ccedil;evre ile ilgili hukuk&icirc; d&uuml;zenlemenin T&uuml;rkiye&#8217;deki tarihi, hen&uuml;z iki veya &uuml;&ccedil; senedir dersek, mesele daha iyi anlaşılır. &Ccedil;evre temizliği ile al&acirc;kalı tedbirlerin tarihini de, bir asırdan &ouml;ncesine g&ouml;t&uuml;remezsiniz.]]></description><pubDate><![CDATA[ 06.01.2008 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=87 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ Mimar Sinan&#8217;ın Ermeni olduğu s&ouml;ylenmektedir. Mimar Sinan kimdir? ]]></title>
<description><![CDATA[ Mimar Sinan veya Koca Sinan, muteber kaynakların anlattığına g&ouml;re, 895/14891490 yılında Kayseri&#8217;nin Ağırnas k&ouml;y&uuml;nde d&uuml;nyaya gelmiştir. İbrahim Hakkı Konyalı&#8217;ya g&ouml;re, İbrahim Paşa&#8217;nın &acirc;z&acirc;dlı k&ouml;lesidir. Ancak bu g&ouml;r&uuml;ş kabul g&ouml;rmemiştir. Doğru olan kısa hayat hik&acirc;yesi ş&ouml;yledir:  Abd&uuml;lmenn&acirc;n oğlu Sinan, Yavuz zamanında devşirme olarak İstanbul&#8217;a gelmiştir. Kanuni zamanında yeni&ccedil;eri olan Sinan, 1521&#8217]]></description><pubDate><![CDATA[ 06.01.2008 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=86 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ Piri Reis Neden Katledildi? ]]></title>
<description><![CDATA[ B&uuml;y&uuml;k T&uuml;rk denizcisi ve coğrafyacısı Piri Reis&#8217;i idama g&ouml;t&uuml;ren sebepler &uuml;zerinde durulurken farklı yorumlar yapılmakta, kimisi onun H&uuml;rm&uuml;z&#8217;de muhasarayı kaldırmak i&ccedil;in Portekizlilerden r&uuml;şvet aldığını, kimisi devleti adına hara&ccedil; ve hediye aldığını ve kimisi de bu para işinin imkansız olacağını belirterek stratejik sebeplere bağlı olarak muhasaradan vazge&ccedil;tiğini belirtiyorlar. B&uuml;y&uuml;k T&uuml;rk denizcisi &uuml;zerindeki spek&uuml;lasyonları gidererek sağlıklı d&uuml;ş&uuml;nmek gerekiyor.]]></description><pubDate><![CDATA[ 06.01.2008 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=85 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ Kanuni d&ouml;neminde d&uuml;zenlenen &Ccedil;ingene Sancağı Kanunn&acirc;mesinde &quot;gayri meşru iş yapan &ccedil;ingene kadınlarından kesim adı altında vergi alındığı&quot; ifade edilmektedir. Bu doğru mudur ve İslama g&ouml;re nasıl izah olunabilir? ]]></title>
<description><![CDATA[ Bilindiği gibi Osmanlı Devleti, XVI. y&uuml;zyıldan itibaren, Rumeli&#8217;deki &ccedil;ingeneleri, askeri maksatlarla bir teşkil&acirc;tlandırmaya teşvik etmiştir. Merkezi Kırk Kilise olan ve Eski His&acirc;rı Zağra, Hayrabolu, Malkara, D&ouml;ğenci Eli, İnc&uuml;g&ouml;z, G&uuml;m&uuml;lcine, Yanbolu, Pınarhis&acirc;r, Prevedi, Dimetoka, Ferecik, İpsala, Keşan ve &Ccedil;orlu mıntıkalarını &ouml;zellikle ihtiva eden bir Cing&acirc;ne Sancağı ihdas edilmiştir.  &Ccedil;ingene Sancağı Beğine &Ccedil;ingene B]]></description><pubDate><![CDATA[ 06.01.2008 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=84 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ Kanun&icirc; Sult&acirc;n S&uuml;leyman&rsquo;a Kanun&icirc; denmesinin sebebi nedir? Bazı kimseler, şer&rsquo;i şerifi terk ederek Avrupa&rsquo;dan kanunlar almasından dolayı bu isimle y&acirc;d edildiğini s&ouml;ylemektedirler. Bu iddianın aslı nedir? ]]></title>
<description><![CDATA[ Hem ilim adamlarımızdan ve hem de diğer okuyucularımızdan aldığımız bir &ouml;nemli soru, &uuml;&ccedil; ciltte toplam 200&rsquo;e yakın kendi devrinde hazırlanan Kanunn&acirc;me neşrettiğimiz Sult&acirc;n S&uuml;leyman&rsquo;ın &quot;Kanun&icirc;&quot; unvanıyla alakalıdır. Bir kısım okuyucular, doğrudan bu unvanın verilişinin sebebini sorarken, bir kısmı da, &quot;isl&acirc;m hukuku yani şer&rsquo;&icirc; hukukun h&uuml;k&uuml;mlerini bir tarafa bırakıp kendi iradesiyle kanun yaptığından dolayı mı bu unvanı almıştır?&quot; diye soruyorlar. Hatta bir kısım okuyucularımız, b&uuml;y&uuml;k İsl&acirc;m &ac]]></description><pubDate><![CDATA[ 06.01.2008 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=83 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ Kanuni Sult&acirc;n S&uuml;leyman ve devrini kısaca anlatır mısınız? ]]></title>
<description><![CDATA[ Kanun&icirc; Sult&acirc;n S&uuml;leyman devrine şarkiyat&ccedil;ı Ortalon&#8217;un s&ouml;ylediği şu s&ouml;zlerle başlamak İstiyoruz: &quot;Sult&acirc;n S&uuml;leyman&#8217;ın eserleri bir sıraya konulsa, en alt katta muharebeleri, onun &uuml;st&uuml;nde bıraktığı &acirc;bideler ve en &uuml;stte ise, kurmuş olduğu ilm&icirc; ve hukuk&icirc; m&uuml;esseseler gelir&rdquo;  Yukarıda zikredilen &ouml;zelliğinden dolayı Osmanlı tarihinde Kanun&icirc;; sadece Osmanlı Padişahlarının değil, d&uuml;nyada g&ouml;r&uu]]></description><pubDate><![CDATA[ 06.01.2008 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=82 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ <span style="font-size: 12pt; font-family: &#8217;Times New Roman&#8217;">Yavuz&#8217;un&nbsp; pala&nbsp; bıyıklarının&nbsp; Peygamber&#8217;in&nbsp; s&uuml;nnetine&nbsp;&nbsp; uymadığı s&ouml;ylenmektedir? Doğrusu nedir?</span> ]]></title>
<description><![CDATA[ İsl&acirc;m Hukukunda, Hz. Peygamber&#8217;in &quot;Bıyıkları kısaltınız, sakalları da bırakınız&quot; manasını ifade eden hadisi sebebiyle, bıyıkların kısaltılması s&uuml;nnettir. Ancak bunun tek istisnası, d&uuml;şmana heybetli g&ouml;r&uuml;nmek i&ccedil;in, gazilerin bıyıklarını uzatmasının caiz g&ouml;r&uuml;lmesidir. Nitekim Eb&uuml;ssuud Efendi de bir fetvasında bu hakikati dile getirmiştir:  &quot;S&ucirc;filer bıyıkları dibinden kırkmak s&uuml;nnetdir dey&uuml; i&#8217;tikad eyleseler, şer&#8217;an mezb&ucirc;rlara nesne l&acirc;zım olur mı?]]></description><pubDate><![CDATA[ 01.01.2008 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=81 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ <span style="font-size: 12pt; font-family: &#8217;Times New Roman&#8217;">Yavuz Sult&acirc;n Selim&#8217;in sol kulağında k&uuml;pe bulunan bir resmi mevcuttur. Bu doğru mudur?</span> ]]></title>
<description><![CDATA[ Konuyu bir ka&ccedil; a&ccedil;ıdan ele almakta yarar vardır:  1)&nbsp; İsl&acirc;m Hukukuna g&ouml;re kulakların k&uuml;pe takılmak &uuml;zere delinmesi ve k&uuml;pe takılması, kadınlar i&ccedil;in caiz g&ouml;r&uuml;lm&uuml;ş; ama erkekler i&ccedil;in caiz g&ouml;r&uuml;lmemiştir. Bazı hukuk&ccedil;ular, erkek &ccedil;ocukların da kulaklarının delinebileceğini ve bu t&uuml;r bir olayın Hz. Peygamber zamanında yapıldığı halde yasaklanmadığını ileri s&uuml;rmektedirler. Her hal &uuml; k&acirc;rda ergen erkeklerin kulaklarını deldirmeleri ve k&uuml;pe takmaları, &ccedil;o]]></description><pubDate><![CDATA[ 01.01.2008 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=80 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ Osmanlı Devleti&rsquo;nin Arapları zorla h&acirc;kimiyeti altına aldığı ve onları s&ouml;m&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; iddia edilmektedir. Bu iddiaların aslı ve esası var mıdır? ]]></title>
<description><![CDATA[ Maalesef bu t&uuml;r iddialar, ilm&icirc; olmaktan ziyade siyas&icirc;dir. Osmanlı Devleti&rsquo;nin idaresi altında asırlarca yaşayan topraklar &uuml;zerinde iktidarı elinde bulunduran siyas&icirc; g&uuml;&ccedil;ler kendi suiistimallerini &ouml;rtmek i&ccedil;in b&ouml;yle bir propagandaya baş vurmaktadırlar. Osmanlı Devleti, zorla ve zul&uuml;mle h&acirc;kimiyetini mazlum milletlere kabul ettiren bir imparatorluk değildir. Belki, M&uuml;sl&uuml;manların ve gayrim&uuml;slimlerin, eski t&acirc;birle istim&acirc;let ile yani kendi meyil ve arzularıyla, adaletinden ve huzurundan istifade etmek gayesiyle h&acirc;kimiyeti altına girmeyi arzu]]></description><pubDate><![CDATA[ 01.01.2008 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=79 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ Osmanlı Padişahları, Yavuz&rsquo;un Mısır&rsquo;ı fethetmesinden itibaren halife unvanını kazanmışlar mıdır? Dinen bu m&uuml;mk&uuml;n m&uuml;d&uuml;r? Şayet m&uuml;mk&uuml;nse, Osmanlı Padişahları halife unvanını kullanmışlar mıdır? ]]></title>
<description><![CDATA[ İsl&acirc;m hukukunda icranın başı olan şahıs i&ccedil;in &uuml;&ccedil; unvan zikredilmektedir; Halife, em&icirc;r&rsquo;&uuml;lm&uuml;&rsquo;minin ve imam. Hil&acirc;fet, aslında bir kimseye halef olmak, onu temsil etmek demektir. M&uuml;sl&uuml;manların lideri olan şahıs da şerl h&uuml;k&uuml;mlerin icrasında Hz. Peygamber&rsquo;e halef olduğu i&ccedil;in kendisine halife denmiştir. Bu unvanı taşıyan &acirc;mme m&uuml;essesesi yani hil&acirc;fet ise, değişik şekillerde tarif edilmiştir. Bunlardan ikisini zikredelim: &quot;Hz. Peygamberin halefi olarak din&icirc; ve d&uuml;nyev&icirc; meselelerde b&uuml;t&uuml;n M&uuml;sl&uuml;manları t]]></description><pubDate><![CDATA[ 01.01.2008 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=78 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ <span style="font-size: 12pt; font-family: &#8217;Times New Roman&#8217;">Yavuz Sult&acirc;n Selim&#8217;in Doğuda bağımsız bazı k&uuml;&ccedil;&uuml;k K&uuml;rt Devletlerine m&uuml;saade ettiği ve asırlarca bu devletlerin varlığını s&uuml;rd&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; iddia edilmektedir. Osmanlı Devleti&#8217;nin Doğuda kurduğu idare tarzı nasıldı ve bu iddialar doğru muydu?</span> ]]></title>
<description><![CDATA[ Bu iddia, Osmanlı Devlet teşkil&acirc;tını bilmemekten ve konu ile ilgili bazı belgeleri yanlış yorumlamaktan kaynaklanmaktadır. Bilindiği gibi, Osmanlı Devleti&#8217;nin idar&icirc; yapısının temelini kaza, sancak ve ey&acirc;letler teşkil ediyordu. Ancak Osmanlı Devleti, bug&uuml;n&uuml;n Amerika&#8217;sı gibi, mutlak bir merkeziyet&ccedil;ilikten tamamıyla uzak bir anlayışa sahipti ve idaresi altına aldığı b&ouml;lge ve cemiyetleri, &ccedil;eşitli &ouml;zelliklerine g&ouml;re farklı idare tarzlarına tabi tutuyordu. Yani eyalet ve sancakların İstanbul&#8217;a olan bağlarında ayrı ayrı stat&uuml;ler s&ouml;z konusuydu. İşte Osmanlı Devle]]></description><pubDate><![CDATA[ 01.01.2008 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=77 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ Yavuz&rsquo;un K&uuml;rtleri katliama tabi tuttuğu ve hatta onlar hakkında ağza alınmayacak ifadelerle dolu olan bir d&ouml;rtl&uuml;ğ&uuml; olduğu doğru mudur? ]]></title>
<description><![CDATA[ Bu iddianın tam tersi doğrudur. Yani Yavuz olmasaydı, bug&uuml;n Doğu Anadolu&rsquo;daki ehli s&uuml;nnet olan K&uuml;rtler, Ş&icirc;&rsquo;a&rsquo;nın tasallutu altında olurlardı. Osmanlı Devleti&rsquo;nin Doğu Anadolu ile alakası, XV. y&uuml;zyıla kadar uzanır. Ancak b&ouml;lgenin Osmanlı Devleti&rsquo;ne ilhakı veya daha doğru bir tabirle iltihakı, 1514&rsquo;de kazanılan &Ccedil;aldıran Zaferi&rsquo;nden sonradır.  Bilindiği gibi, Şah İsmail, İran&rsquo;da kısa bir zamanda Safev&icirc; Devletini kurmuş ve Doğuda hem Osmanlı Devleti i&ccedil;in ve hem de &acirc;lemi İsl&acirc;m&rs]]></description><pubDate><![CDATA[ 01.01.2008 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=76 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ <span style="font-size: 12pt; font-family: &#8217;Times New Roman&#8217;">Yavuz Sult&acirc;n Selim&#8217;in Alev&icirc; katliamı yaptığı s&ouml;ylenmektedir. Bu doğru mudur?</span> ]]></title>
<description><![CDATA[ Osmanlı Padişahları M&uuml;sl&uuml;mandırlar ve kendi idare ettikleri devlette de İsl&acirc;m Hukukunu tatbik etmişlerdir. İsl&acirc;m Hukukunda ise, k&acirc;firlerle yapılan savaşlarda dahi katliam yani soykırım yapmak haramdır. Zira Hz. Peygamber, savaş halinde dahi, &ccedil;ocuklar, kadınlar, din adamları ve yaşlılar gibi yedi grup insanı katletmenin caiz olmadığını b&uuml;t&uuml;n komutanlarına talimat olarak vermiştir. M&uuml;&#8217;ey yed min indillah denecek kadar maneviy&acirc;tı y&uuml;ksek olan Yavuz&#8217;un dinin yasakladığı katliamı ve hem de M&uuml;sl&uuml;manım diyen bir gruba karşı yapmış olması m&uuml;mk&uuml;n değildir.]]></description><pubDate><![CDATA[ 30.12.2007 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=74 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ <span style="font-size: 12pt; font-family: &rsquo;Times New Roman&rsquo;">Yavuz Sult&acirc;n Selim&rsquo;i kısaca bize tanıtabilir misiniz? Ailesi, en &ouml;nemli devlet adamları ve Osmanlı Devleti&rsquo;nin onun zamanında ulaştığı sınırlar hakkında kısa bilgiler verebilir misiniz?</span> ]]></title>
<description><![CDATA[ Karakterinin sertliğinden dolayı &quot;Yavuz&quot; ve şehzadeliğinden beri &quot;Selim Şah&quot; denen Sult&acirc;n Selim, 7 Safer 918/Nisan 1512&rsquo;de Osmanlı padişahı olmuş ve 8 sene, 9 ay bu tahtta oturduktan sonra 8 Şevval 926/ 21 Eyl&uuml;l 1520&rsquo;de vefat etmiştir: Zulkadiroğlu Al&acirc;&uuml;ddevle&rsquo;nin kızı Ayşe H&acirc;tun&rsquo;un oğlu olan Yavuz, şehzadeliğinden beri, istikbalinin parlak olduğunu g&ouml;steren bir hayat &ccedil;izgisi takip etmişti.  Anadolu&rsquo;nun Safev&icirc; devletinin işgali tehlikesine karşı, babasının ihmali ve aynı zamanda dedesi olan]]></description><pubDate><![CDATA[ 30.12.2007 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=73 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ Molla L&uuml;tfi kimdir? Osmanlı &acirc;limlerinin akla &ouml;nem verdiği i&ccedil;in bu &acirc;-limi zındıklıkla su&ccedil;layarak idama mahk&ucirc;m ettirdikleri doğru mudur? ]]></title>
<description><![CDATA[ Molla L&uuml;tfi, Deli L&uuml;tfi ve Sarı L&uuml;tfi diye de bilinen, Tokat&rsquo;tan İstanbul&rsquo;a gelerek, Molla H&uuml;srev ve Sinan Paşa (Sin&acirc;n&uuml;ddin Yusuf, Hoca Paşa diye bilinir) gibi meşhur Osmanlı &acirc;limlerinden ders alan bir &acirc;limdir. Ancak Osmanlı tarihinde m&uuml;lhidlik ve zındıklık ile su&ccedil;lanarak idam edilen ilk &acirc;lim olarak da tarihe ge&ccedil;miştir. F&acirc;tih Sult&acirc;n Mehmed&rsquo;in &ouml;zel k&uuml;t&uuml;phanesinde h&acirc;fız-ı k&uuml;t&uuml;b olarak g&ouml;rev yapan Molla L&uuml;tfi, burada bulunan nadir eserleri inceleme fırsatını yakalamıştır. Hoca Paşa ile birlikte Seferihisa]]></description><pubDate><![CDATA[ 30.12.2007 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=72 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ Erdebil Şeyhleri&rsquo;nin torunu bulunan Şeyh C&uuml;neyd, oğlu Şeyh Haydar ve bunların halifelerinden olan Şah Kulu isyanlarını nasıl a&ccedil;ıklarsınız? Bunların evl&acirc;dı Resul oldukları da iddia edilmektedir. Halbuki ilk A-lev&icirc; isyanını &ccedil;ıkartan ve Anadolu&rsquo;yu Şiileştirmeye &ccedil;alışanların bunlar oldukları s&ouml;ylenmektedir. Şah İsmail fitnesi nasıl başlamıştır?   ]]></title>
<description><![CDATA[ Erdebil, eskiden Azerbaycan beldelerinden olan Tiflis, Baku ve Şiraz arasında m&uuml;him bir tic&acirc;ret merkezi olduğu gibi, bir zamanlar b&uuml;t&uuml;n İran&rsquo;a h&acirc;kim olan ŞP&icirc; Safev&icirc; s&uuml;l&acirc;lesinin de taht merkezidir. Safiyy&uuml;ddin&rsquo;in yerine oğlu Şeyh Sadreddin Musa Erdeb&icirc;l&icirc;; onun yerine de oğlu H&acirc;ce Al&acirc;&rsquo;addin Ali Erdeb&icirc;l&icirc; (833/1429); onun yerinede Şeyh Şah diye bilinen oğlu İbrahim Erdeb&icirc;l&icirc; (851/1447) m&uuml;rşidlik makamına ge&ccedil;miştir. Şfa&rsquo;nın siy&acirc;s&icirc; &acirc;leti olana kadar, bu aile, Erdebil&rsquo;de ehl-i ma&rsquo;r]]></description><pubDate><![CDATA[ 30.12.2007 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=71 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ <span style="font-size: 12pt; font-family: &#8217;Times New Roman&#8217;">II. B&acirc;yezid d&ouml;neminde, İspanya ve Portekiz&#8217;deki Katolik devletler tarafından katliama ve s&uuml;rg&uuml;ne maruz bırakılan Yahudilerin Osmanlı topraklarına yerleşmeleri nasıl olmuştur?</span> ]]></title>
<description><![CDATA[ Ecdadımızın &quot;şer&#8217;-i şerif dediği İsl&acirc;m hukukuna g&ouml;re, M&uuml;sl&uuml;manlarla sulh yapan ve İsl&acirc;m Devleti&#8217;nin h&acirc;kimiyetini kabul eden gayr-i m&uuml;slimlere &quot;zimmr adı verilir. Renk, dil ve ırk farkı g&ouml;zetilmeksizin hepsine aynı şekilde ve &quot;şer&#8217;-i şerif&quot; ne diyorsa &ouml;yle muamele yapılır. Yahudiler de bu h&uuml;k&uuml;mlere tabi idi.  Bilindiği gibi, XV. asırda Avrupa&#8217;da k&ouml;lelik, insanlar arasında ayırım ve nihayet bunların neticesi olarak engizisyon mahkemelerinin z&acirc;lim kararları kınla gidiyordu. A]]></description><pubDate><![CDATA[ 30.12.2007 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=70 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ 1492&rsquo;de yıkılan End&uuml;l&uuml;s Emevi Devleti&rsquo;ne Osmanlı Devleti neden sahip &ccedil;ıkmamıştır? &Ccedil;ıkmışsa neler yapmıştır? ]]></title>
<description><![CDATA[ Sult&acirc;n Cem olayından sonra bu soruyu cevaplandırmak daha kolaydır. Zira Osmanlı Devleti&rsquo;ne Cem olayı ile problem &ccedil;ıkarılmasının da Meml&uuml;kl&uuml; Devleti ile Osmanlı Devleti&rsquo;nin arasının a&ccedil;ılmasının da tek sebebi, End&uuml;l&uuml;s&rsquo;teki M&uuml;sl&uuml;manların oralardan kovulmasıdır. Osmanlı devleti, End&uuml;l&uuml;s M&uuml;sl&uuml;manlarına sahip &ccedil;ıkmıştır; ancak g&uuml;c&uuml; ve siyasi durumu, sadece onları katliamdan kurtarmaya yetmiştir. Ş&ouml;yle ki:  Maalesef, 1492 yılında End&uuml;l&uuml;s&rsquo;teki son M&uuml;sl&uuml;man de]]></description><pubDate><![CDATA[ 30.12.2007 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=68 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ <span style="font-size: 12pt; font-family: &rsquo;Times New Roman&rsquo;">Sult&acirc;n Cem olayının esası nedir?</span> ]]></title>
<description><![CDATA[ F&acirc;tih Sult&acirc;n Mehmed hayatta iken tanzim edilen meşhur Kanunn&acirc;mesinde, şehzadelere yazılacak elk&acirc;bla ilgili b&ouml;l&uuml;mde Sult&acirc;n Cem&rsquo;in ismi zikredilmiş ve Karaman&icirc; Mehmed Paşa&rsquo;nın arzusu da hep bu olmuştur. Bu paşanın vefatından sonra, Bursa&rsquo;ya gelen Cem Sult&acirc;n&rsquo;a buranın halkı b&uuml;y&uuml;k alaka g&ouml;stermişti. Hatta ağabeyi Sult&acirc;n B&acirc;yezid&rsquo;in Ayaş Paşa komutasında g&ouml;nderdiği kuvvetleri yendi ve 1481&rsquo;de Bursa&rsquo;da adına para kestirip hutbe okuttu ve saltanatını ilan etti. Daha da ileri giderek, halası Sel&ccedil;uk Sult&acirc;n başka]]></description><pubDate><![CDATA[ 30.12.2007 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=67 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ II. B&acirc;yezid d&ouml;neminde d&uuml;nyanın ilk Standartlar Kanunu, ilk Belediye Kanunları, ilk T&uuml;keticiyi Koruma Kanunları ve ilk Gıda Niz&acirc;mn&acirc;meleri hazırlandığı s&ouml;ylenmektedir. Bu kanunlardan bazı &ouml;rnek maddeler zikrederek anlatabilir misiniz? ]]></title>
<description><![CDATA[ Evet doğrudur. II. B&acirc;yezid devrine ait en m&uuml;him kanunlardan birisi ş&uuml;phesiz ki, Bursa, İstanbul ve Edirne İhtis&acirc;b Kanunn&acirc;meleridir. Bu kanunn&acirc;me, d&uuml;nyanın en ilk t&uuml;ketici haklarını koruyan kanun, ilk gıda maddeleri niz&acirc;mn&acirc;mesi, ilk standartlar kanunu, ilk &ccedil;evre niz&acirc;mn&acirc;mesi ve kısaca asrına g&ouml;re &ccedil;ok h&acirc;rika bir hukuk kodudur. Bu kanun, hem Osmanlı &ouml;rf &acirc;detlerini ve hem de İsl&acirc;m hukukunu &ccedil;ok iyi bilen Mevl&acirc;n&acirc; Yaraluca Muhyiddin tarafından hazırlanmıştır. Hazırlanış tarihi 1502 ila 1507 tarihleri arasındadır.]]></description><pubDate><![CDATA[ 30.12.2007 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=66 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ <span style="font-size: 12pt; font-family: &#8217;Times New Roman&#8217;">II. B&acirc;yezid&#8217;in h&acirc;lim ve selim bir adam olduğu ve devleti idare edemediği s&ouml;ylenmektedir. Ger&ccedil;ekten &ouml;yle midir?</span> ]]></title>
<description><![CDATA[ II. B&acirc;yezid&#8217;i g&ouml;zden d&uuml;ş&uuml;rmek i&ccedil;in s&ouml;ylenen bu s&ouml;zler, yani devleti idare edemedi şeklindeki iddialar doğru değildir. Ancak h&acirc;lim ve selim olduğu doğrudur. Osmanlı tarih&ccedil;ileri, &quot;Devlet adamlarının en hayırlısı, vatandaşlarının kalblerinde sevilenlerdir&quot; diyerek, II. B&acirc;yezid&#8217;i tavsif etmişlerdir. &Acirc;lim, ş&acirc;ir, bestek&acirc;r, hattat, m&uuml;zehhib ve yay imalat&ccedil;ısı olan B&acirc;yezid, &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k &acirc;lim ve komutanlardan hususi dersler almıştır. Batı dilleri kadar, doğu dillerine ve mesela Arap&ccedil;a, Fars&ccedil;a ve Uygurc]]></description><pubDate><![CDATA[ 30.12.2007 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=65 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ <span style="font-size: 12pt; font-family: &#8217;Times New Roman&#8217;">Osmanlı Hukukunda afyon, esrar ve kokain yasak mıdır? II. B&acirc;yezid&#8217;in gen&ccedil;liğinde esrar ve benzeri keyif verici maddeleri kullandığı ve i&ccedil;ki i&ccedil;tiği doğru mudur?</span> ]]></title>
<description><![CDATA[ &Ouml;nce şunu ifade etmeliyiz ki, İsl&acirc;m Hukukunda ve dolayısıyla Osmanlı Hukukunda, afyon, kokain ve esrar gibi uyuşturucu maddeler, haram kabul edilmiş ve b&ouml;yle uyuşturucuları kullananlara ta&#8217;zir cezalarının en şiddetlileri verilmiştir. Bu t&uuml;r uyuşturucular Hz. Peygamber&#8217;in devrinden sonra ortaya &ccedil;ıktığından, uyuşturucu maddelerin haram olduğu, diğer i&ccedil;kilere kıyasla ve i&ccedil;tih&acirc;d yoluyla sabit olmuştur. Ancak Hz. Peygamber&#8217;in konuyla ilgili yasaklayıcı bir hadisi de bulunmaktadır. Hemen şunu da ilave etmeliyiz ki, bu t&uuml;r maddelerin, g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde modern usullerle]]></description><pubDate><![CDATA[ 30.12.2007 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=64 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ <span style="font-size: 12pt; font-family: &#8217;Times New Roman&#8217;">II. B&acirc;yezid&#8217;in, oğlu Yavuz tarafından zehirlenerek &ouml;ld&uuml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; iddia edilmektedir. B&ouml;yle bir iddianın aslı var mıdır?</span> ]]></title>
<description><![CDATA[ Yavuz&#8217;un tahta ge&ccedil;mesinin, Osmanlı Devleti&#8217;nin i&ccedil;te ve dışta &ccedil;ok sıkıntılı g&uuml;nler yaşadığı ve hatta tedbir alınmazsa ikinci bir fetret devrinin Anadolu&#8217;nun Şi&icirc;leşmesiyle ger&ccedil;ekleşme ihtimalinin kuvvetli olduğu bir d&ouml;neme rastladığını &ccedil;ok iyi biliyoruz. 1512 yılının 24 Nisanında sult&acirc;n olan Yavuz, istirahata &ccedil;ekilmek &uuml;zere Dimetoka&#8217;ya gidecek olan babasını bizzat uğurlamış, elini &ouml;pm&uuml;ş ve atının yanında yaya y&uuml;r&uuml;yerek gereken saygıyı g&ouml;stermiştir. Hatta Kırım Hanı&#8217;nın Şehzade Ahmed&#8217;e karşı kendisine destek va&#8]]></description><pubDate><![CDATA[ 30.12.2007 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=63 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ <span style="font-size: 12pt; font-family: &rsquo;Times New Roman&rsquo;">II. B&acirc;yezid kimdir? &Ccedil;ocuklarını, meşhur devlet adamlarını ve onun zamanında Osmanlı Devleti&rsquo;nin ulaştığı sınırları kısaca &ouml;zetler misiniz?</span> ]]></title>
<description><![CDATA[ Sult&acirc;n II. B&acirc;yezid, G&uuml;lbahar H&acirc;tun&rsquo;dan 1450 yılında Dimetoka Sarayı&rsquo;nda d&uuml;nyaya geldi. Babası Sult&acirc;n F&acirc;tih&rsquo;in naşı 17 g&uuml;n saklandı ve Amasya&rsquo;da Sancak Beyi olan Şehzade B&acirc;yezid İstanbul&rsquo;a getirilerek tahta &ccedil;ıkarıldı. Bazı tarih&ccedil;ilerin, Osmanlı kaynaklarında ge&ccedil;en &quot;&icirc;ş &uuml; n&ucirc;şu severdi&quot; şeklindeki ifadelerini, onun gen&ccedil;liğinde eğlence ve i&ccedil;kiyi severdi şeklinde yorumlamaları asla doğru değildir. Tam aksine veli lakabını alan nadir Padişahlardan biridir. Asrındaki maneviy&acirc;t erleri ve &acirc;limler]]></description><pubDate><![CDATA[ 30.12.2007 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=62 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ <span style="font-size: 12pt; font-family: &#8217;Times New Roman&#8217;">D&uuml;nyanın ilk tapu kanununun Osmanlı Devleti tarafından F&acirc;tih zamanında hazırlandığı s&ouml;ylenmektedir. Bu iddia doğru mudur? Osmanlı Devleti&#8217;nde tapu-kadastro işlemleri nasıl y&uuml;r&uuml;t&uuml;lm&uuml;şt&uuml;r?</span> ]]></title>
<description><![CDATA[ Tapu ve kadastro işlemlerinin, bir milletin devlet idaresi, gelir ve giderlerinin kontrol&uuml;, kısaca hukuk ve iktis&acirc;t sistemi a&ccedil;ısından ne kadar b&uuml;y&uuml;k bir ehemmiyete haiz olduğunu belirtmekte fayda vardır kanaatindeyiz. Ayrıca 60 senedir, g&uuml;zel yurdumuzun tapu-kadastro işlemlerini bitiremediğimizi ve bu y&uuml;zden &ccedil;ok kimselerin haklarının zayi olduğunu da belirtmeden ge&ccedil;emeyeceğiz. Her g&uuml;zel şeyde olduğu gibi, bu mevzuda da, M&uuml;sl&uuml;manların ve bilhassa da M&uuml;sl&uuml;man T&uuml;rklerin rehberlik etmiş olduklarını ve d&uuml;nyada ilk tapu kanununun F&acirc;tih Sult&acirc;n Mehm]]></description><pubDate><![CDATA[ 30.12.2007 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=61 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ <span style="font-size: 12pt; font-family: &#8217;Times New Roman&#8217;">F&acirc;tih Sult&acirc;n Mehmed&#8217;in bazı vakıfları iptal ettiği ve ancak oğlu II. B&acirc;yezid Sult&acirc;n olunca babasının bu tasarruflarını iptal yoluna gittiği s&ouml;ylenmektedir. Bunun aslı nedir?</span> ]]></title>
<description><![CDATA[ Tek n&uuml;shası Bursa Şer&#8217;iye Sicilleri, A 3/3, sh. 303/b&#8217;de bulunan ve 885/1480 tarihinde yazılan F&acirc;tih&#8217;e ait bir ferman, s&ouml;z konusu sorunun g&uuml;ndeme gelmesine sebep olmuştur. Maalesef bu fermanın hukuk&icirc; tahlili, başlangı&ccedil;ta hatalı yapıldığı i&ccedil;in b&uuml;t&uuml;n efk&acirc;r-ı &acirc;mmede de aynı yanlış kan&acirc;at devam etmekte ve &quot;F&uuml;tuhat i&ccedil;in &ccedil;ok askere ihtiy&acirc;cı olan F&acirc;tih&#8217;in bir &ccedil;ok vakıfları &quot;mens&ucirc;h&quot; sayarak tımara &ccedil;evirdiği ve bunların, oğlu B&acirc;yezid Veli devrinde tekrar vakfa verildiği&quot; ısrarla b]]></description><pubDate><![CDATA[ 30.12.2007 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=60 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ F&acirc;tih devrinden itibaren Osmanlı devlet teşkil&acirc;tında &quot;devşirme ve m&uuml;htediler partisi&quot; ile &quot;T&uuml;rk aristokrat partisi&quot; arasında tam bir m&uuml;cadele yaşandığını; F&acirc;tih&rsquo;in daima T&uuml;rk aristokrasisinin aleyhinde yetkilerini kullandığını ve d&ouml;nme asıllı paşaların devletteki T&uuml;rk unsurları temizlediğini ileri s&uuml;ren yazarlar var. Bu iddialar doğru mudur? ]]></title>
<description><![CDATA[ Saltanatın, devlet idare etmenin ve &ouml;zetle menfaat ve yetkinin paylaşılmasının bulunduğu her yerde, bazı m&uuml;cadelelerin bulunması reddedilemez bir ger&ccedil;ektir. Ancak sadece Osmanlı Devleti&rsquo;ni tenkit uğruna, F&acirc;tih&rsquo;den itibaren Osmanlı Devleti&rsquo;nin bir kanun ve anane haline getirdiği devşirme sisteminin (gılm&acirc;n sistemi ve kapıkulu sistemi de denmektedir) veyahut bir diğer ifadeyle haremden ve kapıkulundan &ccedil;ıkanların devlet idaresinde T&uuml;rk ve şehirl&uuml; olanlara tercih edilmesinin yanlış y&ouml;nlere &ccedil;ekilmesini doğru bulmuyoruz.]]></description><pubDate><![CDATA[ 30.12.2007 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=59 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ <span style="font-size: 12pt; font-family: &#8217;Times New Roman&#8217;">F&acirc;tih d&ouml;neminden itibaren Osmanlı Padişahları h&uuml;r kadınlarla evlenmeyi neden terk etmiş ve Cariyelerle aile hayatı yaşamayı neden tercih etmişlerdir? B&ouml;ylece T&uuml;rk olmayan unsurlar Osmanlı Sarayına girme fırsatı elde ederek T&uuml;rkler dışlanmamış mıdır?</span> ]]></title>
<description><![CDATA[ Bu soru, farklı şekillerde cevaplandırılmıştır. Bizce bazı sebepleri şunlardır:  1-&nbsp; Bug&uuml;n T&uuml;rkiye&#8217;de ve başka d&uuml;nya devletlerinde, devletin başını en &ccedil;ok ağrıtan hadise devleti y&ouml;netenlerin ailesi ve hanedan s&ouml;ylentileridir. D&uuml;nyada bazı başbakanların eşlerinin adları, Mafya liderlerinin isimleriyle birlikte telaffuz edilmektedir.&nbsp; B&ouml;yle olmasa bile, yakınlarının işe karıştığı ve devlet pastasından pay talep ettikleri bir vakıadır.  Bug&uuml;n b]]></description><pubDate><![CDATA[ 30.12.2007 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=58 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ İstifr&acirc;ş Hakkı veya teserr&icirc; denilen c&acirc;riye ile yaşamanın hukuk&icirc; stat&uuml;s&uuml; ve sınırları nelerdir? ]]></title>
<description><![CDATA[ &icirc;stifraş hakkının ve buna dayanılarak teserr&icirc; yani c&acirc;riye ile karı-koca hayatı yaşamanın hukuk&icirc; stat&uuml;s&uuml; ve sınırları şu şekilde &ouml;zetlenebilir:  Padişah ile karı-koca hayatı yaşayan c&acirc;riye, Padişahın karısı gibi olur. Efendisi dışında kimse ile karı-koca hayatı yaşayamaz. Hanefi hukuk&ccedil;ulara g&ouml;re, efendi, M&uuml;sl&uuml;man veya ehl-i kitap olan c&acirc;riye ile istifr&acirc;ş hakkına dayanarak karı-koca hayatı yaşayabilir. B&ouml;yle bir cariyenin Padişah ile yaşadığı karı-koca hayatının akıbetini de ikili bir ayırıma giderek iz]]></description><pubDate><![CDATA[ 30.12.2007 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=57 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ H&uuml;r kadınlar varken cariyelerle evlenmek dinen caiz midir? Ayrıca Cariyelerle nik&acirc;hsız yaşamalarının şer&rsquo;&icirc; dayanağı nedir?   ]]></title>
<description><![CDATA[ Kur&rsquo;&acirc;n-ı Kerim, h&uuml;r erkeklerin cariyelerle nik&acirc;h yaparak evlenmelerini, M&uuml;sl&uuml;man h&uuml;r kadınlarla ile evlenebilme g&uuml;c&uuml; ve imk&acirc;nı bulunmama şartına bağlamaktadır. Bu şart ger&ccedil;ekleşmesi halinde de, ayrıca cariyelerin M&uuml;sl&uuml;man veya ehl-i kitap olmaları şartı aranmaktadır. Hanefi hukuk&ccedil;ular, h&uuml;r bir erkeğin c&acirc;riye ile evlenebilmesi i&ccedil;in, h&uuml;r bir kadınla evlenmeye imk&acirc;nının bulunmamasını, aksi takdirde evlenmenin gayr-ı sahih ve bazılarına g&ouml;re de mekruh g&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;n&uuml; bey&acirc;n etmektedirler. Bir kısım hukuk&cc]]></description><pubDate><![CDATA[ 30.12.2007 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=56 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ Osmanlı Padişahları, F&acirc;tih&#8217;den itibaren hep cariyelerle mi evlenmişlerdir? İstisnaları yok mudur? ]]></title>
<description><![CDATA[ F&acirc;tih devrinden itibaren Osmanlı Padişahları, nik&acirc;h ile ve &ouml;zellikle de h&uuml;r kadınlar ile evlenmeyi terketmişler; bunun yerine Kadın Efendi, İkbal, G&ouml;zde veya Peyk denilen cariyeler ile yaşamayı tercih etmişlerdir. Bu team&uuml;l&uuml;n Osmanlı Devletinin yıkılış zamanına kadar devam ettiğini ve pek az istisnalarının bulunduğunu g&ouml;r&uuml;yoruz. F&acirc;tih&#8217;den itibaren h&uuml;r kadınlar ile veya cariyeler ile nik&acirc;h akdi icra ederek Padişahların evlenmeleri tamamen istisnai bir durum haline gelmiştir. Bu istisnalar şunlardır:  1-&nbsp;]]></description><pubDate><![CDATA[ 30.12.2007 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=55 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ <span style="font-size: 12pt; font-family: &#8217;Times New Roman&#8217;">Bazı yazarların iddia ettikleri gibi, Osmanlı Padişahları ger&ccedil;ekten T&uuml;rk&#8217;e s&ouml;vm&uuml;şler midir? Kanunn&acirc;melerde veya bazı tarih kitaplarında yer alan &quot;Etr&acirc;k-ı b&icirc; idr&acirc;k = İdraksiz T&uuml;rkler&quot; tabirleri nasıl a&ccedil;ıklanabilir?</span> ]]></title>
<description><![CDATA[ &Ouml;nemle ifade edelim ki, yabancı tarih&ccedil;iler T&uuml;rk kelimesini M&uuml;sl&uuml;man tabiri ile eş anlamlı olarak kullanmışlardır. Osmanlılardan bahsederken T&uuml;rkler dedikleri gibi, F&acirc;-tih&#8217;den veya Osmanlı Padişahlarından bahsederken de B&uuml;y&uuml;k T&uuml;rk tabirini kullanmaktadırlar. Zamanla T&uuml;rk ve M&uuml;sl&uuml;man kelimeleri M&uuml;sl&uuml;man d&uuml;nyada da eş anlamlı olarak kullanılmaya başlanmıştır. Nitekim şu anda Arnavutluk gibi Balkan M&uuml;sl&uuml;manları, &quot;Hangi dindensin?&quot; sorusuna, &quot;Elhamd&uuml;lillah T&uuml;rk&#8217;&uuml;m&quot; cevabını vermektedirler. Pakistandaki s&o]]></description><pubDate><![CDATA[ 30.12.2007 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=54 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ <span style="font-size: 12pt; font-family: &#8217;Times New Roman&#8217;">F&acirc;tih Sult&acirc;n Mehmed&#8217;in Hur&ucirc;f&icirc;leri koruduğuna dair iddialar var. Bu iddiaların aslı nedir?</span> ]]></title>
<description><![CDATA[ Huruf&icirc;lik, 1394&#8217;de idam edilen Fazlullah Ester&acirc;b&acirc;d&icirc; tarafından kurulan ve B&acirc;tın&icirc;liğin kolu olan bir b&acirc;tıl mezhepdir. 14. y&uuml;zyılın ikinci yarısında ortaya &ccedil;ıkmış, 15. ve 16. asırlarda Anadolu ve Rumeli&#8217;de ciddi etkiler yapmış ve hatta F&acirc;tih zamanında Saray&#8217;a kadar girmeye &ccedil;alışmıştır. Bunların en &ouml;nemli b&acirc;tıl inan&ccedil;ları, harflere bazı manalar y&uuml;klemenin yanında, hulul inancı ve buna bağlı olarak mehd&icirc;lik anlayışıdır. Bunlara g&ouml;re, Fazlullah Allah&#8217;ın mazharıdır; yani h&acirc;ş&acirc; Allah Fazlullah&#8217;ın bedeninde]]></description><pubDate><![CDATA[ 30.12.2007 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=53 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ <span style="font-size: 12pt; font-family: &#8217;Times New Roman&#8217;">F&acirc;tih Sult&acirc;n Mehmed&#8217;in İstanbul&#8217;u k&uuml;ı&ccedil; g&uuml;c&uuml;yle aldığı, başta Ayasofya&#8217;yı camiye &ccedil;evirme olmak &uuml;zere, Hıristiyanlara ait mabedleri yok ettiği, şehirde katliam yaptığı ve en &ouml;nemlisi de İstanbul&#8217;u yakıp yıktığı s&ouml;ylenmektedir. Bunlar doğru mudur?</span> ]]></title>
<description><![CDATA[ Hemen şunu ifade edelim ki, bu t&uuml;r iddiaları, bizzat fethe katılan Bizans tarih&ccedil;ileri bile s&ouml;ylemeye cesaret edememiştir. Zira F&acirc;tih Sult&acirc;n Mehmed, İstanbul&#8217;un fethini de ve diğer fetihlerini de, tamamen İsl&acirc;m Hukukunun h&uuml;k&uuml;mleri &ccedil;er&ccedil;evesinde yapmıştır. İsl&acirc;m Hukukuna g&ouml;re, bil-fiil harp halinde bile, İsl&acirc;m ordularına d&uuml;şmanın şahıs ve mallarına karşı bazı fiillerin icrası, yasaklanmıştır. Ecdadımızı zaferden zafere koşturan en &ouml;nemli sebeplerden biri, bu esaslara harfiyyen uymalarıdır. Zaten zaferler, bu esaslara uymaları ile doğru orantılıdır.]]></description><pubDate><![CDATA[ 30.12.2007 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=52 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ Osmanlı Devlet teşkilatındaki i&ccedil; oğlan m&uuml;essesesini kısaca anlatır mısınız? ]]></title>
<description><![CDATA[ Evvel&acirc;, i&ccedil; oğlan kelimesini tarif etmek gerekmektedir. İ&ccedil;oğlanı, Enderun denilen İ&ccedil; Saray&rsquo;da &ccedil;alışan &ouml;zenle ve dikkatle se&ccedil;ilmiş saray g&ouml;revlilerine denmektedir. Osmanlı tarihinde, Topkapı, Galata, İbrahim Paşa ve Edirne Saraylarında yetiştirilen ve zamanla muhtelif devlet hizmetlerine &ccedil;ıkan devşirmeler olarak tarif edilmektedir. Bunlara Saray Acemi Oğlanları veya Celeb de denmektedir. Bir de Yeni&ccedil;eri Ocağının acemileri vardır; aslında bunlara i&ccedil; oğlanı dense de, bunları Saraydakilerden ayırmak i&ccedil;in Sadi adı verilmektedir.]]></description><pubDate><![CDATA[ 30.12.2007 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=51 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ İ&ccedil; oğlan kavramı kullanılarak bazı Osmanlı Padişahlarının cins&icirc; sapık ve oğlancı oldukları iddia edilmektedir. Hatta F&acirc;tih Sult&acirc;n Mehmed&rsquo;in bile bu konuda namuslu davranmadığı ileri s&uuml;r&uuml;lmektedir. Bazı Rum tarih&ccedil;ilerinin de bu manada bir kısım isnadları bulunmaktadır. Bu meselenin aslı ve esası nedir? ]]></title>
<description><![CDATA[ Batılı bir kısım tarih&ccedil;iler ve g&uuml;n&uuml;m&uuml;zdeki bazı kitap yazarları, bir kısım Osmanlı Padişahlarının gayr-ı meşru&rsquo; ilişkiler i&ccedil;ine girdiklerini iddia etmişler ve Osmanlı Tarih&ccedil;ileri tarafından uzun uzadıya incelenen i&ccedil; oğlan meselesini dillerine dolamışlardır. İ&ccedil;oğlan, Topkapı sarayını teşkil eden &uuml;&ccedil; kısımdan birisi olan Enderun&rsquo;da yani İ&ccedil; Saray&rsquo;da &ccedil;alışan devşirme g&ouml;revlilere, ender&ucirc;n personeline veya diğer bir ifadeyle Devlet başkanlığı personeline denmektedir. Ayrıca Yeni&ccedil;eri Ocağında da bir gurup i&ccedil;in bu tabir kullanılır]]></description><pubDate><![CDATA[ 29.12.2007 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=50 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ F&acirc;tih&rsquo;in i&ccedil;ki i&ccedil;tiği ve bunu teşvik eder mahiyette şiirler yazdığı iddia edilmektedir. Bu konuda neler s&ouml;ylenebilir? ]]></title>
<description><![CDATA[ Bu konudaki ayrıntılı bilgiyi, Yıldırım B&acirc;yezid ile ilgili iddialara cevap verirken &ouml;-zetledik. F&acirc;tih&rsquo;le alakalı iddiaların ise, hi&ccedil; bir g&uuml;venilir kaynakta yeri yoktur ve Hz. Peygamber&rsquo;in &ouml;vd&uuml;ğ&uuml; bir devlet adamına, bu manada iftira ve isn&acirc;dları hi&ccedil; bir delile dayanmadan yapmak ise, belli &ccedil;evrelerin kasıtlı yayınları olarak değerlendirilmelidir. Bu yayınlara karşı s&ouml;ylenmesi gerekenler şunlardır:  1)&nbsp; Elimizde mevcut olan Osmanlı tarihlerinin hi&ccedil; birinde ve buna ilaveten Bizans ta]]></description><pubDate><![CDATA[ 29.12.2007 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=49 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ İstanbul&rsquo;un fethi sırasında gemilerin karadan y&uuml;r&uuml;t&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n doğru olmadığını s&ouml;yleyenler var. Bu iddialar hakkında kaynaklar ne s&ouml;ylemektedir? ]]></title>
<description><![CDATA[ İstanbul&rsquo;un fethi sırasında gemilerin karadan y&uuml;r&uuml;t&uuml;lmesi hadisesi, hemen hemen yerli ve yabancı kaynakların ittifakı ile sabit bir olaydır. Hatta Bizans askerleri, sabahleyin Osmanlı gemilerini Hali&ccedil;&rsquo;te g&ouml;r&uuml;nce, herhalde zincirleri kırıp ge&ccedil;tiler diye zincirleri kontrol etmişler ve g&ouml;rd&uuml;kleri manzara karşısında hayrete d&uuml;şm&uuml;şlerdir. Ancak sabaha karşı yapılan bir harp planı olması hasebiyle ve de gemilerin ge&ccedil;irildiği b&ouml;lgenin o g&uuml;nlerde ormanlık olması sebebiyle, g&uuml;zerg&acirc;hı ve karadan y&uuml;r&uuml;t&uuml;len gemilerin sayılarında farklı g&]]></description><pubDate><![CDATA[ 29.12.2007 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=48 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ Ulubatlı Hasan olayı bir efsane midir? ]]></title>
<description><![CDATA[ Hayır değildir. Bunun efsane olduğunu s&ouml;yleyenler, bizzat Bizans ve batı tarih&ccedil;ileri Dukas, Fran&ccedil;is ve Got&rsquo;un beyanlarını da ink&acirc;r edememektedirler. Akşemseddin ve Molla G&uuml;rani gibi maneviyat erlerinin fethi m&uuml;jdelemeleri ve F&acirc;tih&rsquo;i teşvik etmeleri &uuml;zerine, Osmanlı ordusu 29 Mayıs Salı g&uuml;n&uuml; sabaha karşı Edirnekapı ile Topkapı arasında umumi bir h&uuml;cum başlatmışlardır. Savunmanın temel direği olan Venedikli General Giustiniani&rsquo;nin yaralanıp cepheyi terketmesi, M&uuml;sl&uuml;man askerleri heyecana getirmesi ve Fatih&rsquo;den d&ouml;rd&uuml;nc&uuml; saf Osmanlı a]]></description><pubDate><![CDATA[ 29.12.2007 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=47 ]]></link></item><item><title><![CDATA[ F&acirc;tih Sult&acirc;n Mehmed&rsquo;in &Ccedil;andark Halil Paşa&rsquo;yı idam ettirmesi doğru mudur ve sebebi nedir? T&uuml;rk asıllı bir aileden gelmesi katlinde bir sebep olabilir mi? ]]></title>
<description><![CDATA[ &Ccedil;andarlı ailesi, ilk &Ccedil;andarlı olan Halil Hayreddin Paşa&rsquo;dan beri Osmanlı Devleti&rsquo;nin hizmetinde bulunan şerefli bir ailedir. &Ccedil;andarlı Ali Paşa dışında, hepsinin de mazbut ve m&uuml;stakim kimseler olduğunda tarih&ccedil;iler m&uuml;ttefiktirler. Ali Paşa&rsquo;nın devlet adamlığında ş&uuml;phe yok ise de, istikameti konusunda bazı dedikodular mevcuttur. &Ccedil;andarlı ailesinden biri de F&acirc;tih zamanında Vezir-i A&rsquo;zam olan torun Halil Paşa&rsquo;dır. 1453&rsquo;de İstanbul feth edildikten sonra &ouml;nce zindana konulmuş ve 40 g&uuml;n kadar sonra da idam edilmiştir. Sebeplerini ş&ouml;ylece sır]]></description><pubDate><![CDATA[ 29.12.2007 ]]></pubDate><link><![CDATA[ http://www.e-tarih.org/sayfam.php?m=so&id=46 ]]></link></item></channel></rss>
