konular banner

Ana Sayfa
Biyografiler Tarih Sözlüğü Haberler Makaleler Görüş ve Önerileriniz Kütüphane Linkler Arama Kaynakça

Silahlar Sorularla Osmanlı Tarihi Eserler Tablolar Osmanlıca Sözlük
Türklerin yürekleri temizdir. Onlarda batıl fikirler, basit düşünceler yoktur.   Semame İbn-i Eşreş (Arap Bilgini)

  Ana Menü  
Büyük Selçuklu İmparatorluğu ve Ardılları

Anadolu Selçuklu Devleti

EKONOMİK HAYAT

 

E-Tarih.org
farkedermi@Web
  Konular  
KUTALMIŞ OĞLU SÜLEYMAN (1075(?)-1086)

EBU'L-KASIM (1086-1092)

I. KILIÇARSLAN (1092-1107)

ŞAHİNŞAH (Melikşah) (1110-1116)

I. MESUD (1116-1155)

II. KILIÇARSLAN (1155-1192)

I. KEYHÜSREV (1. Saltanatı) (1192-1196)

SÜLEYMAN ŞAH (1196-1204)

III. KILIÇARSLAN (1204-1205)

I. KEYHÜSREV (2. Saltanatı) (1205-1211)

I. KEYKAVUS (1211-1220)

I. KEYKUBAD (1220-1237)

II. KEYHÜSREV (1237-1245)

II. KEYKAVUS, IV. KILIÇARSLAN ve II. KEYKUBAD (Saltanat Mücadeleleri)

III. KEYHÜSREV (1266-1284)

II. MESUD (1. cülusu) (1284-1296)

III. KEYKUBAD (1298-1301/2)

II. MESUD (1301/2-1308)

ANADOLU SELÇUKLULARI VE BEYLİKLER DÖNEMİNDE KÜLTÜR VE UYGARLIK

DEVLET YÖNETİMİ

ORDU

HUKUK

EKONOMİK HAYAT

TOPRAK YÖNETİMİ

FİKİR, DİL VE EDEBİYAT

DİN

BİLİM VE SANAT

Miryakefalon

Anadoluda Haçlı Seferleri

Yassıçemen Savaşı

Kösedağ Savaşı

 

E-Tarih.org
farkedermi@Web

E-Tarih.org


 
 
08 Ekim 2008 17:04
e-Posta   Yazdır

 
EKONOMİK HAYAT

Anadolu Selçukluları sosyal ve e-konomik yönden kendilerine özgü bir politika izlediler. Maveraünnehir ve Horasan'dan Anadolu'ya gelen Türklerin büyük bir bölümünü yerli halkın boşalttığı yerlere yerleştirdiler. Uzun süren savaşlar ve yerli halkın Bizans topraklarına göç etmesi üretimin düşmesine ve vergi gelirlerinin azalmasına sebep oldu. Anadolu Selçuklu hükümdarları hem üretimi artırmak hem de vergi gelirlerini düzenli hâle getirebilmek amacıyla, isteyen gayrimüslimlere Selçuklu topraklarında yerleşme izni verdiler. XIII. yüzyıldan itibaren Anadolu'da ticarî hayat canlandı. Özellikle I. Alâeddin Keykûbat döneminde Anadolu, dünyanın ekonomik bakımdan en zengin ülkelerinden biri durumuna geldi.

Anadolu Selçuklu Devleti'nin ekonomisi tarım ve hayvancılık, sanayi ve madencilik ile ticarete dayanıyordu.

Tarım ve Hayvancılık: Türkler Anadolu'ya geldikleri zaman köylerin boşalmış olduğunu gördüler. Anadolu'ya gelen Türkler kısa sürede kırsal bölgelere hâkim oldular. Uzun süren savaşlar nedeniyle yakılıp yıkılan köyleri imar ettiler. Köylere yerleşen Türkmenler tarım ve hayvancılıkla uğraşarak ekonomiyi canlandırdılar.

Selçuklular, Bizans yönetiminin baskılarından ve ağır vergilerinden bunalan Hıristiyan halkı kendi topraklarında yaşamaları için teşvik etti. Bu uygulama ile Anadolu'nun yeniden imar edilmesi ve üretimin artırılması amaçlandı. Selçuklu sultanları tarımın gelişmesi için çiftçilere vergi affı, tohumluk ve çiftçilikle ilgili araç gereç konularında destek sağladılar. Anadolu, I. Alâeddin Keykûbat döneminde güçlü ve bayındır bir ülke hâline geldi. Hatta Celâleddin Harzemşah'ın Ahlat'ı tahrip etmesi üzerine Sultan Alâeddin, müstevfi (maliye bakanı) ve pervaneyi (arazi işleriyle uğraşan) hemen Ahlat'a gönderdi. Zarar tespiti yaptırdı; halkın zararını tazmin ettirerek, onlara tekrar üretici olabilmeleri için gerekli yardımı yaptı.

Bu dönemde buğdayın dışında pirinç, yulaf ve pamuk tarımı da yapıldı. Her türlü tarımsal üretim arttı ve Anadolu tahıl ambarı hâline geldi. Ayrıca meyvecilik ve bağcılık da halkın önemli gelir kaynaklan arasında idi.

Anadolu'da bu dönemde koyun, keçi, sığır ve at besleniyordu. Hayvancılık, halkın gıda ihtiyacının karşılanmasının yanında ülke ekonomisi bakımından da önemli bir yere sahipti. Yetiştirilen büyük hayvan sürüleri ve bunlardan elde edilen ürünler önemli miktara ulaşmıştı. XIII. yüzyılda Ankara keçilerinden elde edilen tiftikler, en ünlü ihraç ürünlerindendi. Özellikle göçebe Türkmenlerin yetiştirdiği atlar, İslâm ülkelerinde ve Avrupa'da çok meşhurdu.

 

Sanayi ve Madencilik

Anadolu Selçuklu Devleti ve beylikler döneminde tarım ve hayvancılığın yanında sanayi de gelişti. Türkler kısa zamanda demircilik, bakırcılık, dokumacılık, dericilik ve silâh sanayisinde ileri bir düzeye ulaştılar. Bu dönemde kâğıt imalâtı ve çinicilik sanatında önemli gelişmeler yaşandı. Türklerin dokuduğu halı, kilim, ipekli ve yünlü kumaşlar, Avrupa pazarlarında çok rağbet görüyordu. Anadolu Selçukluları döneminde Konya, Ankara, Kayseri ve Denizli önemli birer dokuma merkezi hâline geldi. Bu sırada Konya, Malatya ve Erzincan'da dokunan perdelik kumaşlar ülkenin bütün ihtiyacını karşılıyordu. İpek ise Diyarbakır, Siirt ve Balıkesir gibi merkezlerde işlenip ihraç ediliyordu. Dokumacılıkta kullanılan şap madeni, Kütahya ve Giresun'dan çıkarılarak büyük ölçüde yurt dışına gönderiliyordu. Anadolu Selçukluları demir, tuz ve bakır gibi madenleri işleterek dış ticaretin artmasını ve sanayinin gelişmesini sağladılar. Ordunun ihtiyacı olan silâh, zırh ve benzeri savaş araç ve gereçlerini de kendileri imal ettiler. Bunların dışında diğer sanayi kollarında kullanılan boyalar, temizlik maddeleri ve aydınlatma yağlan da ülke içinde üretiliyordu.

 

Ticaret

Ticareti geliştirmek ve ticaret yollarının güvenliğini sağlamak, Anadolu Selçuklu Devleti'nin ana politikalanndan birisi olmuştur. Selçuklu sultanları, Anadolu'nun coğrafî konumu dolayısıyla bu bölgeyi kıt'alar arası bir ticaret merkezi hâline getirmeye gayret ettiler. İzledikleri askerî ve ekonomik politikalar çerçevesinde Sinop, Antalya ve Alanya şehirleri fethedildi. Zamanla bu şehirlerdeki limanlar geliştirilerek önemli ithalât ve ihracat merkezleri durumuna getirildi. Selçuklular dış ticareti geliştirmek için çok düşük gümrük vergisi almayı kabul ederek; Venedik, Çeneyiz ve Floransa gibi İtalyan şehir devletleriyle antlaşmalar yaptılar. Selçuklu sultanları bazı askerî seferlerini bile ticarî amaçla yaptılar. Kara ve deniz yolları bakımdan ö-nemli bir mevkide bulunan Sinop ve Suğdak şehirlerinin alınması da bu amaca yönelikti. Yine ticaretin geliştirilmesi için, soyulan kervanların ve zarar gören tüccarların kaybının ödenmesi de Anadolu Selçuklu Devleti tarafından sağlandı. Bu uygulamayla ilk defa devlet sigortacılığını başlattılar. Anadolu'da ticarî hayatın canlandırılmasında kervansarayların ayrı bir yeri ve önemi vardı. Selçuklular ticaret yollarının güvenliğini sağlamak için belli aralıklarla kervansaraylar ve hanlar yaptırdılar. Kervansaraylara gelen tüccarlar ve yolcular hiçbir ücret ödemeden buralarda konaklayabilirlerdi. Kervansarayların ihtiyaçları ve giderleri vakıflar tarafından karşılanırdı.

Anadolu'nun büyük şehirlerindeki açık pazarlar, ticaret hanları ve dükkânlar, iç ticaretin yapıldığı önemli mekânlardı. Köylüler, ürettikleri malları açık pazarlara getirirler ve buralarda satarlardı. Hükümetçe atanan şıhne, şehirlerdeki ticarî hayatı kontrol eder ve devlete ait pazarlardaki vergileri toplardı. Anadolu Selçuklularında para ile yapılan alış verişin dışında göçebe Türkmenlerin değiş tokuş yoluyla da ticarî hayatı canlandırdıkları bilinmektedir.

 

Anadolu'da kervan ticaretinin yapıldığı yollar şunlardır:

1) Antalya limanından başlayan Konya, Sivas, Erzincan üzerinden Gürcistan’a ve Sivas’tan sonra Malatya, Diyarbakır üzerinden Bağdat’a ve Basra’ya uzanan yol.

2) Antalya limanından başlayarak Konya, Ankara, Sinop üzerinden kuzeye çıkarak Kırım’a giden yol

3) İstanbul’dan başlayarak İznik, Konya, Adana, Halep Şam üzerinden Mısır’a; yine aynı yol üzerindeki Halep’ten ayrılarak Musul üzerinden Bağdat ve Basra’ya giden yol.

 

Bu ticaret yolları, beylikler devrinde de önemini korudu. Anadolu Selçuklu Devleti'nin kültür ve medeniyetinin gelişmesinde, ülkeden geçen ticaret yollarının getirdiği maddî gelirin payı büyüktür. Sinop, Alanya ve Antalya limanlarının alınmasından sonra Anadolu Selçukluları bir kara devleti olmaktan çıktı. Bu limanlar sayesinde Akdeniz ve Karadeniz'de Türk malları pazar buldu ve halkın refah düzeyi arttı. Ayrıca bu dönemde İran'dan gelen mallar Venedik, Ceneviz, Floransa gibi İtalyan şehir devletlerine ihraç edildi. Anadolu Selçukluları, Karadeniz'deki Suğdak liman kentini fethederek kuzey ticaretini Rusya'ya kadar genişlettiler. Genellikle Arap ülkeleri, İran, Bizans, Venedik, Ceneviz ve Floransa ile ticarî ilişkilerde bulundular. Kösedağ yenilgisi (1243) ve ardından gelen Moğol istilâsı ile Anadolu Selçukluları, ekonomik açıdan büyük bir durgunluğa girdi. Bunun sonucu olarak ülkede üretim azaldı. Moğollar Anadolu'nun zenginliklerini yıllarca İran'a taşıdılar. Anadolu halkı, önceki zengin ve mutlu dönemlerine bir daha ulaşamadı.

Batı Anadolu'da bulunan Aydınoğulları, Menteşeoğulları ve Karesioğulları gibi sahil beylikleri döneminde ise Avrupalılarla olan ticarî ilişkiler devam etti. Kuzey Anadolu'da Sinop ve çevresini ele geçiren Candaroğullan ise Karadeniz ticaretinden faydalandılar.

 

Maliye ve para

Anadolu Selçuklularında maliye işlerine Divan-ı istifa bakardı. Devletin bütün gelirleri, hazinede saklanırdı. İki türlü hazine vardı: Bunlar, devlet gelirlerinin konulduğu hazine-i âmire (devlet hazinesi) ile hükümdarların şahsına ait olan hazine-i hassa (iç hazine) idi.

Devletin başlıca gelir kaynaklan gümrük, cizye, öşür ve haraç vergileri, maden gelirleri, hayvan sürülerinden alınan vergiler, pazaryerlerinde alım satımdan alınan vergiler, tâbi devletlerin ve beyliklerin gönderdiği vergiler ve hediyeler ile savaşlarda elde edilen ganimetlerden meydana geliyordu. Devlet bu gelirleri ile memurların maaşlarını, ordunun ihtiyaçlarını ve bayındırlık giderlerini karşılardı. Gelir ve giderler düzenli bir şekilde devlet hazinesindeki deftere işlenirdi.

Türkler, Anadolu’ya geldiklerinde, bir süre yerli halkın kullandığı Bizans parasını kullanmak zorunda kaldı. Çünkü Anadolu Selçuklu Devleti henüz kendi kurumlarını oluşturamamıştı. Selçuklu ekonomisinde para (sikke) her ülkenin ekonomisinde olduğu gibi önemli rol oynardı. İlk Selçuklu paraları, önce bakır sonra gümüş ve altından basıldı. Bunlardan gümüş paraya dirhem, altın paraya ise dinar denilmiştir. Anadolu Selçuklularında ilk para Sultan Mesut tarafından bastırılan bakır paradır.

Selçuklular Moğol hâkimiyetine girince sikkeler İlhanlı paralarına göre ayarlandı. Selçuklu sikkeleri daha sonra Moğollarca basılmaya başlandı. Türkmen beyliklerinden Artuklu, Mengücekli ve Saltuklu hükümdarları da kendi adlarına para bastırmışlardır.

Altın paraların XIII. yüzyılda basılması, Anadolu'da Türklerin bu dönemde refah seviyelerinin yüksek olduğunu ve dış dünyayla ticaret hayatına iyice girdiklerini de göstermektedir.

 
 

Sayfa Başına Dön

 
     

Sitemiz bilgilendirme amaçlıdır, kesinlikle ticari bir amaç gütmemektedir.
Bu sayfa En iyi 1024x768 boyutlarında Görüntülenmektedir. E-Tarih.org - Farkedermi@WebTeam