konular banner

Ana Sayfa
Biyografiler Tarih Sözlüğü Haberler Makaleler Görüş ve Önerileriniz Kütüphane Linkler Arama Kaynakça

Silahlar Sorularla Osmanlı Tarihi Eserler Tablolar Osmanlıca Sözlük
Tüm savaşlar iç savaştır, çünkü tüm insanlar kardeştir.   François Fénelon

  Ana Menü  
Büyük Selçuklu İmparatorluğu ve Ardılları

Anadolu Selçuklu Devleti

Miryakefalon

 

E-Tarih.org
farkedermi@Web
  Konular  
KUTALMIŞ OĞLU SÜLEYMAN (1075(?)-1086)

EBU'L-KASIM (1086-1092)

I. KILIÇARSLAN (1092-1107)

ŞAHİNŞAH (Melikşah) (1110-1116)

I. MESUD (1116-1155)

II. KILIÇARSLAN (1155-1192)

I. KEYHÜSREV (1. Saltanatı) (1192-1196)

SÜLEYMAN ŞAH (1196-1204)

III. KILIÇARSLAN (1204-1205)

I. KEYHÜSREV (2. Saltanatı) (1205-1211)

I. KEYKAVUS (1211-1220)

I. KEYKUBAD (1220-1237)

II. KEYHÜSREV (1237-1245)

II. KEYKAVUS, IV. KILIÇARSLAN ve II. KEYKUBAD (Saltanat Mücadeleleri)

III. KEYHÜSREV (1266-1284)

II. MESUD (1. cülusu) (1284-1296)

III. KEYKUBAD (1298-1301/2)

II. MESUD (1301/2-1308)

ANADOLU SELÇUKLULARI VE BEYLİKLER DÖNEMİNDE KÜLTÜR VE UYGARLIK

DEVLET YÖNETİMİ

ORDU

HUKUK

EKONOMİK HAYAT

TOPRAK YÖNETİMİ

FİKİR, DİL VE EDEBİYAT

DİN

BİLİM VE SANAT

Miryakefalon

Anadoluda Haçlı Seferleri

Yassıçemen Savaşı

Kösedağ Savaşı

 

E-Tarih.org
farkedermi@Web

E-Tarih.org


 
 
06 Kasım 2007 14:52
e-Posta   Yazdır

 
Miryakefalon
Miryakefalon (Karamukbeli) Savaşı

Anadolu Selçuklu Sultanı Rükneddin Mesud ölmeden önce oğlu II. Kılıç Arslan'ı 1155'de tahta çıkarttı. Bu dönemde Büyük Selçuklu Sultanı Sancar 1157 tarihinde ölünce, Anadolu Selçuklu Devleti, görünüşte olan bağımlılığına son vererek bağımsızlığını ilân etti. Anadolu Selçuklu Devleti'nin tam bağımsızlığına kavuşması ile, Anadolu Birliği'nin kurulm-ası yolu açılmış oldu. Bu amaçla II. Kılıç Arslan, Bizanslılar ve güney sınırındaki Zengîler ile bütün problemleri çözmek istedi. Önce 1157 yılında Antep'i yeniden toprakları içine aldı. 1159 tarihinde Bizans İmparatoru Manuel Kommenos'un güçlü ordusu ile Eskişehir yöresinde karşı karşıya geldi. Yapılan savaşta II. Kılıç Arslan, Bizans Ordusu'nu ağır bir yenilgiye uğrattı. Öyle ki, adı gibi kılıcı da keskin olan bu arslan yürekli sultan, düşman ordusundan kırk bin kişiyi kılıçtan geçirdi. Bizans Ordusu'nu darmadağın etti.
Ne var ki, İmparator Kommenos, bu acı yenilgiyi içine sindiremediği için yeniden savaş hazırlığına girişti. II. Kılıç Arslan ise, devleti içte kuvvetlendirmek için çaba gösteriyordu. Bu yüzden barış yapmayı önerdi. Bir süre savaşmamak için anlaşma sağlandı. Hatta II. Kılıç Arslan, İstanbul'a giderek üç ay, Kommenos'un konuğu oldu. Görülmedik şekilde ağırlandı. İstanbul'a ayak basan ilk Türk olduğu için, dostluk sembolü olarak karşılandı, büyük saygı gördü.
Bu dönemde 1174 tarihinde Nureddin Mahmud Zengî ölünce güneydeki Selçuklu sınırları da güvence altına girmiş oldu. 1174 tarihinde II. Kılıç Arslan Sivas ve Tokat yöresini elinde bulunduran Danişmendliler Beyliği'nin üzerine yürüyerek Selçuklu Sultanlığına bağladı.
Anadolu'daki önemli pürüzler giderilmiş, artık Bizans ile kozları paylaşmanın zamanı gelmişti. I. Haçlı Savaşları sonunda kaybedilen toprakların geri alınmasına başlanıldı. Öncelikle akıncılar Edremit ve Bergama'ya deneme baskınlarda bulundular. Bu bir savaş ilânı demekti. Bizans İmparatorluğu'nun ufuklarında kara bulutların çıkmakta olduğunu gören Manuel Kommenos, kopacak fırtınayı anlamıştı. Bütün hazinesini savaş giderleri için ortaya döktü. Yoğun bir şekilde çalışmaya başladı. Her taraftan asker toplattı. Hatta, başta Peçenek Türkleri olmak üzere, Macar, Fransız, İtalyan ve Sırplar'dan paralı askerî birlikler oluşturdu. Artık Bizanslılar da Selçuklularla savaşmaya karar vermişti.
1176 yılının eylül ayı içinde Bizans Ordusu Eğridir Gölü'nün kuzey doğusuna inmeye başladı. Bu büyük orduyu 12-14 Eylül 1176 tarihinde durduran Türkler tam üç gün, üç gece süren "Düzbel" savaşında Bizanslılar'a adım attırmadılar. Bizans Ordusu olduğu yerde mıhlanıp kaldı. Burada öyle bir direniş oluyordu ki, Manuel Kommenos, İngiltere Kralına yollamış olduğu mektubunda aynen şunları yazarak bu karşı koymayı dile getirmiş bulunuyordu:
? İhtiyar Türk kadın ve erkekleri, savaş alanını yarmak isteyen süvarilerimizin atlarının ayakları altına kendilerini atıyorlar, böylece süvarilerimizi attan düşürüp öldürüyor, sonra kendileri de ölüyorlar.
Bu savaşta etten ve cesetten bir duvar oluşturmayı göze alan kahraman Türkler, Bizans Ordusu'nun ileri bir adım atmasını önlemiştir. Bu direniş ve karşı koymanın tarihte bir eşi daha görülmemiştir. Düzbel Savaşı, Selçukluların topyekûn savaştığının bir kanıtıdır. Bunun ikinci bir örneğini yalnız "Türk İstiklâl Savaşı"nda görmekteyiz.
17 Eylül 1176 tarihinde bu kez Selçukluların hücumu başladı. Az bir kuvvetle, dağ gibi heybetli ve büyük orduya hücum etmek ancak, Allah'tan başka kimseden korkmayan Türklere özgü kahramanlığın gereğidir.
Bugünkü Gelendost ilçemizin üç kilometre kadar kuzeyindeki yörede Bizanslıların "Miryon" dedikleri, "Kefalon" deresi arasında görülmedik bir savaş başladı. Bu savaşa her iki sözcük birleştirilerek "Miryokefalon" adı verilmiştir. Burada yapılan savaş o düzeyde acımasız ve o denli korkunç bir hâlde sürüyordu ki, bunu sözcüklerle tanımlamak çok zordur. Bizans Ordusu, uçurumlarla çevrili bu dar vadide şiddetli bir hücuma uğradı. Tüyler ürpertici, insana dehşet verici bir boğuşma oldu. O dağ gibi heybetli Bizans Ordusu, güneşin ışıklarının etkisi ile yığın hâlindeki karların eriyişi gibi, eridi ve tükendi.
Bizans Ordusu, uçurumlarla çevrili bir dar vadide şiddetli bir
hücuma uğradı.
Bu savaş, Selçuklu Türklerinin bir kahramanlık destanı oldu. Öyle görkemli bir zafer kazanılmıştı ki, koskoca Bizans Ordusu'ndan bir avuç kadar asker ayakta kalmıştı. Manuel Kommenos ve komutanları tutsak edilmiş, beş bin araba dolusu savaş malzemesi, yiyecek ve cephane ele geçirilmiş, Manuel Kommenos'un başı yere eğilmişti. Utancından etrafına bakamıyor, sadece affedilmesini diliyordu. Çok ağır ve yüklü bir fidye karşılığı serbest bırakılarak İstanbul'a döndü.
Miryokefalon Zaferi'nden sonra Bizanslılar sadece deniz kenarlarındaki kaleleri koruyabildiler. Anadolu'ya bir adım bile atamadılar. İstanbul'a kapanıp kaldılar. Anadolu Selçuklu Türkleri ise, günden güne gelişerek eski görkemli dönemlerine kavuşmaya başladılar.
Bu zaferle, Malazgirt'ten sonra bir kere daha Bizans'ın Anadolu hakimiyeti plânları suya düştü. Anadolu Selçuklu Sultanı II. Kılıç Arslan'ın yüksek hakimiyet ve kudreti doruğa ulaştı.
Hemen arkasından 1178'de Malatya fethedildi.



 
 

Sayfa Başına Dön

 
     

Sitemiz bilgilendirme amaçlıdır, kesinlikle ticari bir amaç gütmemektedir.
Bu sayfa En iyi 1024x768 boyutlarında Görüntülenmektedir. E-Tarih.org - Farkedermi@WebTeam