konular banner

Ana Sayfa
Biyografiler Tarih Sözlüğü Haberler Makaleler Görüş ve Önerileriniz Kütüphane Linkler Arama Kaynakça

Silahlar Sorularla Osmanlı Tarihi Eserler Tablolar Osmanlıca Sözlük
Bazıları büyük doğar, bazıları büyüklüğü kazanır, bazılarına da büyüklük yakıştırılır   Shakespeare

  Ana Menü  
Osmanlı Devleti ve Komşuları

Osmanlı İmparatorluğu

Don-Volga Kanal Projesi

 

E-Tarih.org
farkedermi@Web
  Konular  
Osman Bey Dönemi

Bursanın Fethi

Palenkanon Savaşı ve İznik'in Fethi

İzmit'in Fethi

Karesi Beyliğinin İlhâkı

Ankara'nın Zaptı

Rumeliye Geçiş

Edirne'nin Fethi

Ankara'nın Yeniden Zaptı

Sırpsındığı Zaferi

Rumelide Fetihler

Çirmen Zaferi

Balkanlarda Fetihler

Ploşnik Bozgunu

Şehzâde Savcı İsyânı

I. Kosova Zaferi

Batı Anadolu Seferi

Yıldırım Beyazıt'ın Karaman Seferi

Ylıdırım Beyazıt'ın İstanbul Muhasarası

Yıldırım Beyazı'tın Sultan Ünvanını Alması ve diğer olaylar

Niğbolu Zaferi

Kırkdilim Savaşı

II. İstanbul Muhasarası

Karamanoğulları'nın ilhakı

Kadı Burhaneddin'in osmanlılara Bağlanması

Malatya'nın Zaptı

Ankara Savaşı

Bursa Müdafası ve Karaman Seferi

İlk Deniz Savaşı

Anadolu Harekatı

Canik Bölgesinin Zaptı

Şeyh Bedrettin İsyanı

Mustafa Çelebi İsyanı

Çamurluova Savaşı

Mustafa Çelebi İsyanı ve Öldürülmesi

II. Muratın İstanbul Muhasarası

Küçük Mustafa Çelebi İsyanı

Candaroğulları İle Mücadeleler

Rumelide İstikrarın Sağlanması

Selanik ve Yanya'nın Fethi

Belgrat Muhasarası

II. Murad'ın Karaman Seferi

Arnavutluk İsyanı

Haçlı İttifakı ve Segedin Antlaşması

II. Murad'ın 2.Karaman Seferi

Varna Zaferi

Balkanlarda Hakimiyet ve Mora Seferi

II.Kosova Zaferi

Fatih Sultan Mehmedin Karaman Seferi

İstanbul’un Fethi

Fatih'in Sırbistan Seferi

Atina'nın Fethi

Fatih'in Belgrad Muhasarası

Sırbistanın Fethi

Fatih'in Mora Seferleri ve Fethi

Eflâk'ın İlhakı

Bosna ve Hersek'in İlhâkı

Enez, İmroz ve Semadirek ve Taşoz'un Fethi

Limni'nin Fethi

Midilli'nin Fethi

Eğriboz'un Fethi

Karadeniz Seferi, Amasra ve Trabzonun Fethi

Karamanoğulları'nın İlhakı

Otlukbeli Savaşı

Cem Sultan Olayı Ve Kaplıcalar Savaşı

Şah Kulu İsyanı

Boğdan Seferi ve Akkerman'ın Fethi

İnebahtının Fethi ve Prodano Deniz Savaşı

Modon'un fethi

Koron ve Navarin'in Fethi

Denizden Haçlı Seferi ve Antlaşma

Karışdıran Savaşı ve I. Selimin Tahta Geçişi

Yenişehir Savaşı ve Şehzadeler Meselesi

İran Seferi ve Çaldıran Zaferi

Bozoklu Celâl İsyanı

Turnadağ Savaşı ve Dulkadiroğulları Beyliğinin Alınışı

Merc-i Dabîk ve Ridaniye Savaşları

Canberdi Gazalî Hadisesi ve Mastaba Savaşı

Sabacz ve Belgradın Fethi

Rodos'un Fethi

I. Macar Seferi ve Mohaç Zaferi

II. Macar Seferi ve Budin'in Fethi

I Viyana Kuşatması

III.Macaristan Seferi (Alaman Seferi)

Koron'un Yeniden Fethi

4. Macar (Istabur )seferi

Peşte ve Estergonun Fethi

Erdel Seferi

Boğdan Seferi

Kanuni Dönemi Celali İsyanları

I. İran (Irakeyn) Seferi

II. İran Seferi

Nahçıvan Seferi

Barbaros Hayrettin Paşa ve İlk Seferler

Korfu Seferi ve Preveze Deniz Zaferi

Fransa'ya Yardım Seferi

Nice Seferi

Cerbe Deniz Savaşı

Don-Volga Kanal Projesi

Malta kuşatması ve Sakız Adasının Fethi

Hint Seferi

Habeşistan seferi

Seydi Ali Reis'in Hint Seferi

Zigetvarın Fethi

Kıbrısın Fethi

İnebahtı Savaşı

Rus Seferi ve moskova Yağması

Boğdan İsyanı

Tunusun 2. Kez Fethi

Haçova Zaferi

Karayazıcı İsyanı

Taviloğlu İsyanı

Canbolatoğlu İsyanı

Çehrin Seferi

II. Viyana Kuşatması

Ciğerdelen Savaşı

Estergonun Düşüşü

Rus - Avusturya Savaşları

Kanije Kalesinin Fethi

İnebahtı Hezimeti

Hotin zaferi

Kanije Müdafası

Prut Savaşı

Çeşme Bozgunu

Varadin Hezimeti

Fas'ın Osmanlı Himayesine Girmesi Ve Vadi's Seyl Savaşı

1578-1590 Osmanlı-İran Savaşı

Koyungeçidi Zaferi

Çıldır Zaferi

Meşaleler Savaşı

Koyungeçidi Zaferi

1593-1606 Osmanlı Avusturya Savaşları

1683-1699 Osmanlı - Kutsal İttfak Savaşları

1603-1611 Osmanlı-İran Savaşı

Peşte Bozgunu

Edirne Vakası

Zenta Savaşı

Salankemen Meydan Savaşı

Koyun Adaları Zaferi

Patrona Halil Ayaklanması

Prut Savaşı

Navarin Faciası

Bender Faciası

Sinop Baskını ve Kırım Harbi

93 Harbi

Plevne Savaşları

Dömeke Meydan Muharebesi

Tepedelenli Ali Paşa İsyanı

Yunan İsyanı ve Yunanistanın Bağımsızlığını Kazanması

Girit Meselesi

Yunanistan ile Sınır Anlaşmazlığı

Nizip Savaşı

Hersek İsyanı

Bosna Hersekin Avusturya Tarafından İşgali

Sırp İsyanı

Bulgar İsyanı

Eflak-Boğdan Ayaklanması ve Romanya'nın Ortaya Çıkması

Cidde ve Suriye Ayaklanmaları

Makedonya'nın Kaybı

Arnavutluk'un Kaybı

Aziziye Müadafası

Trablusgarp Savaşı

Balkan Savaşları

 

E-Tarih.org
farkedermi@Web

E-Tarih.org


 
 
04 Ekim 2008 19:22
e-Posta   Yazdır

 
Don-Volga Kanal Projesi


Don-Volga nehirlerinin bir kanal vasıtasıyla birleştirilerek Osmanlı Türkiye'sinin Türkistan ile irtibata geçmesi fikri bize okullarda öğretildiği gibi Sokollu Mehmed Paşa'ya değil bizzat Kanuni Sultan Süleyman Han'a ait bir projedir. Hatta birazdan bahsedeceğimiz gibi daha sonraları projeyi hayata geçiren Sokollu Mehmed Paşa bu hususta oldukça gevşek davranmış ancak bu projeyi babasının vasiyeti olarak görerek hareket eden II.Selim Han'ın ısrarlarıyla bir yere kadar yol alınabilmiştir.
1556 senesinde ilk Rus Çarı Korkunç (veya Müthiş) İvan yönetiminde ki Ruslar Hazar Denizi kuzeyinde bulunan Astırhan Türk Devletine son verdi. Bu hezimet üzerine Orta Asya ile bağlarını tamamen yitirdiği fikrine kapılan Sultan Süleyman Han, öncelikle Astırhan şehrini kurtarmak daha sonra da Don ve Volga gibi belli bir noktada yaklaşık 50 km. kadar yaklaşan iki nehri birleştirerek Osmanlı Donanmasını Hazar Denizine çıkarma ve böylelikle öncelikli olarak Türkistan'la irtibat kurmak daha sonra İran'ı deniz yoluyla kuzeyden tehdit etmek gibi gayet müsbet bir dünya siyaseti güdüyordu.Ancak I.Süleyman Han'ın ömrü bu projeryi hayata geçirmeye yetmedi.
Projeden ve başarısızlığa uğramasından bahsetmeden önce biraz projenin ayrıntılarından bahsetmek istiyorum. Daha önce bahsettiğim gibi iki nehir belirli bir noktada dirsek yapıp 50 km. kadar birbirlerine yaklaşıyordu. Kanal tamamlanırsa yaklaşık 950 km.lik Azak-Astırhan nehir yolu açılmış olacaktı. Azak şehri, günümüz Rostov şehrinin banliyösü olan Don nehrinin Karadeniz'e döküldüğü noktada bulunan bir yerleşim yeridir. Astırhan şehri ise Hazar nehrini kuzeyinde, Volga nehrinin denize (göle) döküldüğü delta üzerinde bulunan, Altınorda devleti dağıldıktan sonra Hanlık olarak bir asır kadar Kuzey Kafkasya'da hüküm sürmüş olan Türk-Astırhan Hanlığına başkenlik yapmış olan bir şehirdi.Volga (İtil veya İdil) nehrinin Don nehrine yaklaştığı dirseğe en yakın yerleşim yeri olarak eski adları Çarlık Rusyası zamanında "Çaritsin", SSCB döneminde ise "Stalingard" olan günümüz Volgagrad şehri bulunmaktadır. Türklerin kanalı kazmaya başlama noktası bu şehrin yakınlarıydı. Rusların 1952 senesinde bu kanalı ancak tamamlayabildikleri göz önünde bulundurulursa bu projenin önemini kavrayabiliriz. Kanalın açılması Rusların menfaatlerine oldukça tersti. Kanalın tamamlanması demek Rusların Hazarya, Kafkasya, İran ve Türrkistan ile irtibatının kopması anlamını taşıyor, henüz yeni filizlenmekte olan Rus yayılmacılık siyasetini sekteye uğratıyordu. Dolayısıyla Osmanlı Devleti lehine siyasi ve ekonomik yönden oldukça büyük menfaatler temin edilebilecekti. sadrazam Sokollu Mehmed Paşa kanalın açılması işini bu işe yatkın olmayan Şıkk-ı Sani Defterdarı (Maliye Müşteşarıyla denk bir makam) Çerkez Kasım Bey'e verdi. Kasım Bey asker birisi değildi. Üstüne üstlük kendisinden makam ve mevkii itibariyle bu işi yapabilecek başka birileri dururken bu meseleyi halletmesi kendisinden beklendi. Öncelikle kendisine beylerbeyi rütbesi verilerek Kefe beylerbeyliğine getirildi ve Kasım Paşa olarak adlandırılmaya başlandı. Hayatı boyunca tüm meşgalesi sadece mali işler olan, siyasetten, askeri bilgiden ve idarecilik kabiliyetlerinden yoksun olan bu zatı böyle önemli bir projenin başına getirmek Sokollu'nun meseleye bakış zaviyesini kafi derecede ortaya koymaktadır. Protokol icabı Kırım Han'ının kendisine tabii olduğu bu zat idari yeteneği olamadığı için zaten projenin tamamlanmasını menfaatlerine aykırı gören Tatar Han'ına söz geçirmesi güçtü ve nitekim de öyle olmuştur. Eğer II. Selim Han'ın ısrarları olmasaydı bu işe hiç teşebbüs edilmeyecekti. Bu sefer için hazırlanan donanma 4 Ağustos 1569'da İstanbul'dan hareket etti. Kaptan-ı Derya Müezzinzade Ali Paşa, Azak limanına kadar Donanmaya kumanda etti. Yapılan planlamaya göre Kaptan-ı Derya kanal işi ile ilgilenmeyecek, donanmayı Azak limanına götürdükten sonra İstanbul'a hareket edecek, işin kanal açtırma kısmını Kasım Paşa üstlenecek, Kırım Hanı Devlet Giray Han ise Astırhan şehrini ele geçirecekti. Osmanlı donanması bu iş için 20000 tımarlı sipahi, 8000 yeniçeri, birkaç bin teknik personel ve işçi ile gelmiş, Kırım Han'ı ise 30000 Kırım atlısıyla gelmiş ayrıca yerli halktan 30000 kadar işçi ayarlamıştı. Projede yer alanların toplam sayısı 100000 kişiyi bulmaktaydı.
Projeye eylül ayı gibi bölge coğrafyası ve iklimi için çok geç olabilecek bir zamanda başlandı. Dolayısıyla Volga tarafından esen sert rüzgarlar yüzünden bir çok asker ve işçi telef oldu. Ayrıca kanal projesi tamamlanırsa Türkler için Kırım'ın artık ehemniyet taşımayacağı zannına kapılan Devlet Giray Han'da lakayt tarzda hareket etti. Bu sıralarda Yemen Meselesinin ortaya çıkışı kanal inşasının yarım kalması neticesini verdi. Verilen onca emek boşuna gitmişti. Bu projeni daha sonraları yeniden gündeme gelmemesi Rus devletinin menfaati yönünde netice vermiş ve Rusya giderek güçlenmiştir. Bizim için en büyük zararı ise Türkiye ve türkistan arasında İran ve Rusya gibi iki devletin asırlarca yerleşmesi neticesini doığurmuş, Türk dünyası hem siyasi hemde ekonomik olarak büyük zararlar görmüştür.
II.Selim Han projenin başarısızlığı üzerine oldukça üzülmüş ve damadı Sokollu Mehmed Paşa'ya "cümle masarif (masraf) ve zayiat (kayıp) görülüp senden tazmin olunmalıdır" demiş ve tüm sorumluluğu sadrazamın üzerine atmıştır. Osmanlı devlet adamlarından ve edebilerinden Katip Paşa ise böyle ehemniyet isteyen bir işe Kasım Paşa gibi liyakatsiz birisini memur ettiği için Sokollu'yu "kıssadan hisse budur ki, küçük adamla büyük işe mübaşeret (girişmek) caiz (uygun) değildir. Maslahatın (Tavsiyenin) münasip ser-karı (idarecisi) gerek. Zikrolan hususa bir padişaha varıp zamanıyle (vaktinde) mübaşeret etse, ancak uhdesinden gelebilir (görevini yerine getirebilir) ve bu makuule (tür) işler sahib-i himmet (yardım sahibi) padşah işidir, vüzera (vezirler) ve serdarlar karı (işi) değildir." diyerek tenkit etmiştir.
Yararlanılan Kaynak: Türk Tarihinden Yapraklar, Yılmaz Öztuna

 
 

Sayfa Başına Dön

 
     

Sitemiz bilgilendirme amaçlıdır, kesinlikle ticari bir amaç gütmemektedir.
Bu sayfa En iyi 1024x768 boyutlarında Görüntülenmektedir. E-Tarih.org - Farkedermi@WebTeam