konular banner

Ana Sayfa
Biyografiler Tarih Sözlüğü Haberler Makaleler Görüş ve Önerileriniz Kütüphane Linkler Arama Kaynakça

Silahlar Sorularla Osmanlı Tarihi Eserler Tablolar Osmanlıca Sözlük
Hakları ve zevkleri ellerinden alınan gençler, onların yerine daha gizli ve tehlikeli olanları koyarlar   J. J. Rousseau

  Ana Menü  
Büyük Selçuklu İmparatorluğu ve Ardılları

Anadolu Selçuklu Devleti

DEVLET YÖNETİMİ

HÜKÜMDAR ve SARAY

 

E-Tarih.org
farkedermi@Web
  Konular  
HÜKÜMDAR ve SARAY

 

E-Tarih.org
farkedermi@Web

E-Tarih.org


 
 
08 Ekim 2008 16:57
e-Posta   Yazdır

 
HÜKÜMDAR ve SARAY

Hükümdar ve Saray

Hükümdarlar: Birçok Türk devletinde olduğu gibi Anadolu'da kurulan devletlerde de taht ve iktidar, hükümdar ailesinin (hanedanın) ortak malı sayılırdı. Hükümdar, hanedana mensup kişiler arasından seçilirdi. Taht, hanedanın ortak malı sayıldığı için, hükümdar ailesinin bütün erkekleri tahtta hak iddia edebiliyordu. İşte bu yüzden şehzadeler arasında taht kavgaları hiç eksik olmamıştır.

Bazen hükümdar, yerine geçecek şehzadeyi veliaht tayin edebilirdi. Genellikle buna uyulmaz; devlet adamlarının ve emirlerin (ordu komutanlarının) desteğini alan şehzade, tahta çıkardı. Şehzadeler, melik unvanıyla çeşitli bölgelerde atabeylerin gözetiminde eğitilir ve yöneticilik yaparlardı. Bunun amacı ise ileride tahta çıkacak olan şehzadenin ülkeyi yakından tanımasını ve yönetimde başarılı olabilmesini sağlamaktı.

Anadolu Selçuklu hükümdarları, devletin kuruluşundan yıkılışına kadar sultan unvanı ile birlikte Rükneddin, Keykûbat, Sultanü'1-Âlem, Sultan-ı Galip, Emir ü'1-Müminin gibi unvanları da kullanmışlardır. Bazı beyliklerin başında bulunan beylerin de sultan unvanını kullandıkları bilinmektedir. İslâmiyet’ten önceki Türklerde mevcut olan kut anlayışı, Anadolu Selçuklularında da devam etmiştir. Bu anlayışa göre sultan, hükümdarlık yetkisini Tanrı'dan alıyordu. Yaptığı işlerden ancak Tanrı'ya karşı sorumluydu. Hükümdarın halkına karşı en önemli görevi; Müslüman Hıristiyan ayrımı yapmaksızın halkını koruyup gözetmek ve adaletle yönetmekti. Hükümdar, ülkenin mutlak hâkimiydi. Fakat gelişigüzel emir veremez; töre ve din kurallarına uyarak ülkeyi yönetirdi.

Anadolu Selçuklularında, ülkenin her yerinde sultan adına hutbe okutulur ve para bastırılırdı. Sultanlar, diğer Türk-İslâm devletlerinde olduğu gibi halifeyi manevî otorite olarak tanırlardı. Anadolu Selçuklu sultanları, hâkimiyet sembolleri olarak Büyük Selçuklu hükümdarları gibi nevbet, sancak, tuğra, sikke, otağ, saray gibi hükümdarlık alâmetlerini kullanırlardı.

Anadolu'da kurulan Mengücekli, Artuklu ve Saltuklu hükümdarları alp, kutluk, inanç, tigin gibi Türkçe unvan ve lâkaplar kullanırlardı. Daha küçük beyliklerin liderlerine d/e bey denirdi. Melik veya emir unvanı da Anadolu Selçuklularına bağlı hükümdarlar ve beyler için kullanılırdı.

 

Saray: Anadolu Selçuklularında saray teşkilâtı, Büyük Selçuklulardan örnek alınarak oluşturulmuştu. Sultanlar sarayda oturur, devlet işlerini buradan yürütürlerdi. Sarayda sultanlara devlet işlerinde yardımcı olan birçok memur ve saray hizmetlerini gören görevliler bulunurdu.

Sarayda bulunan başlıca görevliler şunlardı:

Hacibulhüccap:Hacibülhüccap (haciplerin başkanı): Sarayın genel sorumlusuydu. Sultan ile diğer devlet adanılan arasındaki irtibatı sağlıyordu. Hacip denilen yardımcı memurları vardı.

Emir-i silâh: Sarayda bulunan silâhhanenin sorumlusuydu.

Emir-i alem: Devletin sancağım taşıyıp, muhafaza eden görevli idi.

Camedar: Sultanların elbise ve giyimlerinden sorumluydu.

Şarabdar: Hükümdarların sofralarına konacak her türlü içeceklerden sorumluydu.

Havayic-i sâlar: Saray aşçısıydı.

Emir-i ahur: Saraydaki seyislerin başıydı.

Emir-i meclis; Sultanın ziyafetlerinde hizmet görenlerin başkanına yerilen isimdir.

Emir-i mahfil: Sultanin protokol görevlisidir.

Taştdar: Hükümdarın ellerini yıkamasına yardım eden leğen ve ibrikleri taşıyan kişidir.

Çaşnigirler: Hükümdarın sofrasında hizmet eden kişilerdir.

Çavuş (serhenk): Merasimlerde yol açan kimsedir.

Anadolu beylikleri de, Selçuklulardaki saray teşkilâtını örnek aldılar.

 

Divan teşkilâtı (Hükümet)

Anadolu Selçuklu Devleti ve beylikler döneminde ülkenin sosyal, ekonomik kültürel ve siyasî işlerini yürüten organa Divan-ı Saltanat (Büyük Divan) denilirdi. Büyük Divanda, başta vezir olmak üzere çeşitli divan üyeleri bulunmaktaydı. Büyük Divanın başı sultandı. Ancak, sultanın gelmediği zamanlarda bu divana vezir başkanlık ederdi. Bu divanda memleket işleri görüşülür, barış ve savaş kararları verilir ve halkın davalarına bakılırdı. Selçuklularda divan her gün toplanırdı. Divanda kâtipler, tercümanlar bulunmaktaydı. Vezir en üst derecede divan üyesiydi. Büyük Divana bağlı divanlar şunlardı:

Niyabet-i Saltanat: Bu makamı idare edene naib-i sultan adı verilirdi. Naib-i sultan devlet idaresinde vezirden sonra gelirdi. Önde gelen devlet adamları ve komutanlar arasından seçilirdi. Naibin görevi, hükümdar başkentte olmadığı zamanlarda ona vekâlet etmekti. Sultanın bütün yetkilerine sahipti.

Divan-ı Tuğra: Devletin her türlü yazışmalarından sorumluydu. Bu divanda yabancı dil ve diplomasi bilgisine sahip kişiler bulunurdu. Bu divanda hükümdarın nişan ve tuğrasını £eken kimselere tuğraî veya münşiî denirdi.

Divan-ı Arz: Devletin merkezdeki askerlerinin ihtiyaçlarım karşılamak bu divanın göreviydi. Ordunun her türlü yiyecek, giyecek ve teçhizat ihtiyaçları bu divan tarafından tespit edilir ve karşılanırdı. Bu divanın başkanına ârız veya emir-i ârız denirdi. Ârızlar, ordunun ihtiyacının karşılamak, askerin maaşını zamanında vermek ve ordunun yoklamasını yapmaktan sorumluydular.

Divan-ı İstifa: Devletin gelir ve gider hesaplarına bakan divandır. Vergilerin toplanmasını sağlar ve devletin diğer malî işleriyle uğraşırdı. Bu divanın başkanına müstevfî denirdi.

Divan-ı İşraf: Ülkede askerî ve adlî işler dışındaki idarî ve malî teşkilâtın işleyişini kontrol eder ve denetimini yapardı. Başkanına müsrif denirdi.

Divan-ı Pervane: Arazi defterlerinde tutulan has ve iktâların (tımar) düzenlenmesinden sorumluydu. Bu divanın başkanına pervaneci denirdi.

Beylerbeyi ve atabeyler ile soruşturma ve tutuklamalardan sorumlu olan emir-i dâd (adalet bakanı) da gerekli durumlarda divana katılırdı.

Anadolu Selçuklularında Divan-ı Saltanattan başka, Meşveret Meclisi de bulunmaktaydı. Bu mecliste, hükümdar olacak kişilerin belirlenmesinden devletin iç ve dış politikalarına kadar pek çok konu konuşulurdu. Bu özelliği ile Meşveret Meclisi Orta Asya Türk devletlerinde görülen kurultay geleneğinin devamı niteliğindeydi,

 

Taşra Teşkilatı

Anadolu Selçuklularında ülke, yönetiminde kolaylık sağlamak amacıyla bir takım idari birimlere ayrılmaktaydı. Bu birimler şunlardı:

a) Merkeze bağlı vilâyetler: Yönetim ve gelirleri ile Büyük Divana bağlı vilâyetlerdi. Bu vilâyetlerin başındaki idareciler sultan tarafından atanırdı. Vilâyetlerin başında bulunan bu kişilere subaşı denirdi. Subaşılar, bulundukları vilâyetin her türlü düzen ve asayişini sağlarlar ve vilâyetlerindeki askerlere komutanlık ederlerdi. Vilâyetlerde devleti temsil eden başka görevliler de bulunmaktaydı. Önemli şehir merkezlerinde şıhne adı verilen askerî valiler bulunurdu. Bunlar güvenlik ve zabıta işlerini yürütürlerdi. Şehrin adalet işlerine kadı, din işlerine imam, yönetim işlerine naip ve vergi toplama işlerine de vergi tahsildarları bakardı. Ayrıca belediye işlerine bakan muhtesip de vardı.

b) Meliklerin yönettiği vilâyetler: Selçuklu ailesinden gelen melikler tarafından yönetilen vilâyetlerdi. Bunlar Büyük Divana değil, doğrudan sultana bağlıydılar. Vilâyetlerdeki meliklere yönetim ve devlet işlerinde bir atabey yardım ederdi. Yarı bağımsız olan bu melikler kendi adlarına para bastırır ve kendi divanlarını kurarlardı.

c) Uç eyaletleri: Anadolu Selçuklu Devleti, Bizans ile sınır olan üç ayrı bölgede uç eyaletleri oluşturmuştu. Bunların başında uç beyleri bulunurdu. Uç beylerinin temel görevleri, sınır boylarında güvenliği sağlamaktı. Bu eyaletlerin başlıca merkezleri Denizli, Kastamonu ve Antalya idi.

Anadolu Selçuklu Devleti'ne bağlı beylik ve devletler de vardı. Bunlar iç işlerinde bağımsızdılar. Selçuklulara yıllık vergi verirler ve gerektiğinde asker gönderirlerdi. Mengücekliler, Saltuklular, Artuklular, Eyyubî melikleri, Ermeni Krallığı, Trabzon Rum İmparatorluğu bunların başlıcalarıydı.

 
 

Sayfa Başına Dön

 
     

Sitemiz bilgilendirme amaçlıdır, kesinlikle ticari bir amaç gütmemektedir.
Bu sayfa En iyi 1024x768 boyutlarında Görüntülenmektedir. E-Tarih.org - Farkedermi@WebTeam