sorularla osmanlı

Ana Sayfa
Biyografiler Tarih Sözlüğü Haberler Makaleler Görüş ve Önerileriniz Kütüphane Linkler Arama Kaynakça

Silahlar Sorularla Osmanlı Tarihi Eserler Tablolar Osmanlıca Sözlük
Yenileceğinden korkan, daima yenilir.   Yıldırım Bayezid

Sorularla Osmanlı
Dünyanın ilk tapu kanununun Osmanlı Devleti tarafından Fâtih zamanında hazırlandığı söylenmektedir. Bu iddia doğru mudur? Osmanlı Devleti’nde tapu-kadastro işlemleri nasıl yürütülmüştür?

Tapu ve kadastro işlemlerinin, bir milletin devlet idaresi, gelir ve giderlerinin kontrolü, kısaca hukuk ve iktisât sistemi açısından ne kadar büyük bir ehemmiyete haiz olduğunu belirtmekte fayda vardır kanaatindeyiz. Ayrıca 60 senedir, güzel yurdumuzun tapu-kadastro işlemlerini bitiremediğimizi ve bu yüzden çok kimselerin haklarının zayi olduğunu da belirtmeden geçemeyeceğiz. Her güzel şeyde olduğu gibi, bu mevzuda da, Müslümanların ve bilhassa da Müslüman Türklerin rehberlik etmiş olduklarını ve dünyada ilk tapu kanununun Fâtih Sultân Mehmed tarafından hazırlandığını, dünya ilim âlemi çok iyi bilmektedir. Meseleyi biraz daha açarsak, bizi şaşırtacak hakikatlarla karşı karşıya geleceğiz. Şöyle ki;

İslâm devletini bir dünya devleti hâline getiren Hz. Ömer, Müslümanların feth ettikleri memleketin gelir ve giderini, nüfusunu ve diğer coğrafi durumunu bilmenin, devletin zaruri görevi olduğunu anlamış, ilk gelir-gider defterleri ve tapu kayıtları demek olan Divan usulünü geliştirmiştir. Hatta Osman bin Hanif’i Irak arazisinin tapu kadastrosunu yapmak için görevlendirdiğinde şu talimatı vermiştir: "şen ve ma’mûr olan yerlerin alanlarını ölçünüz; zirâat edilen veya edilebilecek olan araziyi tesbit ediniz. Verimsiz ve çorak yerleri; çift sürülmesi kabil olmayan öyükleri, tepeleri; ormanları, bataklıkları ve sazlıkları ve benzeri araziyi vergide esas alınacak arazi arasına katmayınız".

Hz. Ömer’in bu tatbikat ve talimatı, diğer bütün Müslüman devletlere örnek teşkil etmiş ve bilhassa Osmanlı Devleti yeni fethedilen arazilerin tapu-tahririni yazma ve defterlerde tesbit etme hususunda zirveye yükselmişlerdir. Bu mevzuda ilk ve en ö-nemli yazılı hukukî düzenleme, Fâtih zamanında hazırlanmıştır. Topkapı Sarayı Revan Köşkü kitapları arasında 1935 ve 1936 nolu kanun mecmualarında yer alan bu tapu kanunu, sadece Osmanlı Devleti’nin değil, bütün dünya hukuk tarihinin ilk tapu kanunudur. 22 madde halinde yayına hazırladığımız bu kanun, Osmanlı Devleti’ndeki tapu işlemlerinin temel esaslarını ihtiva etmektedir. Kanunnâmenin orijinal adı "Ka-nunnâme-i Kitâbet-i Vilâyet" şeklindedir. Kısaca umûmî esaslarıyla şöyle özetleyebiliriz.

Fethedilen bütün arazilerin nüfusu, arazinin durumu ve benzeri hususlar, tescil gayesi ile resmî görevliler tarafından muntazam bir şekilde resmî muhafaza altına alınan defterlere kaydedilir. Arazînin bu şekilde yazım işlemine tahrir denilir. Tahrir işlerini iki resmi görevli yürütür: Defter Emini ve Vilâyet Kâtibi. Defter eminine muharrir-i memâlik, muharrir veya il yazıcı da denir. Bunlar görevli oldukları bölgelere giderler, Tahrir neticelerini iki ayrı defterde toplarlar: Birincisi, Mufassal defterlerdir. İlgili bulunduğu bölgenin köyleri, mezraları, meraları, ormanları, kışlakları ve diğer araziler ile bunların kime ait olduğu, arazisi tahrir edilen yerlerin re’âyâsı, gelir çeşitleri ve ödeyecekleri vergiler kaydedilen defterlere mufassal defter adı verilir. İkincisi, icmal defterleridir ki, bunlarda sadece arazilerin has, tımar ve ze’âmet olduğu ve bunların sahipleri kaydedilir. Özellikle mufassal defterlerde ahalinin fertlerine ait bütün vasıflar da zikredilir. Topraklı topraksız, evli ve bekar, ihtiyar, sakat, san’at sahibi vesaire benzeri kayıtlar deftere geçirilir.

 

Osmanlı ülkesinin tamamı bu usule göre tahrir edilmiş ve bin küsur defterde Osmanlı topraklarının tapusu çıkarılmıştır. Hazırlanan defterler, nişancı denilen yüksek âmir tarafından kontrol edildikten sonra Padişah’a arz edilir. Padişahın tasdikinden geçerse Hazine-i Âmire denen devlet arşivinde korumaya alınır. Şu anda bunlardan 1100 tanesi Başbakanlık Osmanlı arşivinde, 650 tanesi ise Tapu-Kadastro Genel Müdürlüğü arşivindedir. Araya başka defterler karıştığı için sayıları, 1750’yi bulmuştur. Bu bin küsur defter, şu anda üzerinde 30 küsur devletin bulunduğu eski Osmanlı topraklarının tapusu hükmündedir. Tapu Kanunnâmesini Osmanlı Kanunnâmeleri Ve Hukukî Tahlilleri adlı eserimizin I. Cildinde neşretmiş bulunuyoruz.

Bütün bu araştırmalar, Müslüman Türkler’in dinlerine ve örf âdetlerine bağlı kaldıkları zamanda her sahada ileri gittiğini göstermektedir. Tapu mevzusu da bunlardan sadece birisidir.

Böylesine teferruatlı tapu muamelelerinin nasıl yürüdüğüne bir misâl ile bakalım. 1516 tarihinde fethedilen ve 1518 yılında tahririne başlanan doğu ve güneydoğu bölgesinin tapu kadastro işlemleri, dört sene sonra yani 1522 yılında tamamlanmıştır. Günümüzün teknik imkânlarına rağmen böyle bir işe kalkılırsa en az kırk-elli sene süreceğini günümüzdeki örneklerinden anlıyoruz60.

 

Ebüssuud, Risale-i Araz!, Reşit Efendi, nr. 1036, vrk. 41 vd.;

Topkapı Sarayı Müzesi kütp. nr. R. 1935 vrk. 81/b-85/a;

Hezarfen, Hüseyin Efendi, Telhis’ül, vrk. 75/b;

Akgündüz, Osmanlı Kanunnâmeleri, c. I, 367 vd.

 
Kaynak : Prof.Dr. Ahmet Akgündüz - Sorularla Osmanlı
Sitemiz bilgilendirme amaçlıdır, kesinlikle ticari bir amaç gütmemektedir.
Bu sayfa En iyi 1024x768 boyutlarında Görüntülenmektedir. E-Tarih.org - Farkedermi@WebTeam