sorularla osmanlı

Ana Sayfa
Biyografiler Tarih Sözlüğü Haberler Makaleler Görüş ve Önerileriniz Kütüphane Linkler Arama Kaynakça

Silahlar Sorularla Osmanlı Tarihi Eserler Tablolar Osmanlıca Sözlük
Barış içinde yaşamak için savaşırız   Aristotle

Sorularla Osmanlı
Sarı Selim’in hayatının diğer Osmanlı Padişahları gibi istikametli olmadığı ve bu yüzden de Osmanlı Devleti’nin duraklama yıllarının bunun zamanında başladığı iddia edilmektedir. Bu doğru mudur?

Selim’in, kendisine kadar gelen Osmanlı Padişahları arasında, Osmanlı tahtına oturan en ehliyetsiz insan olduğunda şüphe yoktur. Ancak bu, hakkında söylenenlerin tamamının da doğru olduğu manasına alınmamalıdır. Meselenin özeti şudur:

 

A)  Şehzade Selim, Manisa’da sancakbeyi olarak görev yaptığı günlerde, gençliğin ve çevresinin tesiriyle, maalesef diğer Osmanlı Padişahları gibi müstakim bir hayat yaşayamamıştır. Yaratılışı itibariyle hâlim ve selimdi, mütevekkil bir yapısı vardı. Atalarının kâbına ulaşamayan ilk Osmanlı padişahıdır. Dahiler halkası onunla kesilmiş ve ancak arada sırada filizler verme dönemi başlamıştır. İstanbul’da doğan ve İstanbul’da ölen ilk padişahtır. Maalesef, çevresine topladığı Sâmî, Sarı Râmî, Kâsımî ve Nigâr gibi şâir ve ressamlar; Celâl Bey gibi musâhibler; Nihâî, Gülabi Bey ve Durak Çelebi gibi müzisyenler ve Mîrek çelebi ve Adanalı Tanburî Şehzade Mustafa Çelebiler gibi hanendeler ile eğlenceli ve şen şakrak bir hayatı tercih etmiştir. Bazı gayrı meşru fiillere teşebbüs ettiği mu’teber tarihçiler tarafından ifade olunmaktadır. Ancak hiç bir Osmanlı Padişahı zina fiilini işlememiştir. Bu konudaki iddialar yanlış ve iftiradır. Babasının zamanında getirilen ve gayri müslimlerce kullanılan hamr ithalat yasağını kaldırmış ve gayri müslimler için de olsa meyhanelerin açılmasına tekrar ruhsat vermiştir. Tekrar önemle beyan ediyoruz ki, bütün bunlar gayri müslimler içindir. Ancak babası Müslüman gençlerin de kaçamak olarak bu yerlere gittiğini bildiğinden ve duyduğundan böyle bir yasağa gerek duymuştur.

 

B)  İşte onun bu özellikleri sebebiyle, Osmanlı Devleti’nin bir duraklama devrine girdiği doğrudur. Zira bütün devletleri yıkan istibdat (baskı idaresi), rüşvet, sefahet ve cehalet gibi ana sebepler, II. Selim devrinde kendini göstermeye başlamış; ancak Kanuni devrinin ilim adamları cehalet düşmanına;  Sokullu Mehmed Paşa gibi dirayetli devlet adamları rüşvet düşmanına; Ebüssuud gibi kazayı elinde tutan büyük hukukçular istibdada kısmen sed teşkil ettiklerinden, bunların acı neticeleri fazlaca görülmemiştir. Koçi Bey ve benzeri âlimler, duraklamayı Kanuni devrinin sonlarına doğru başlatmışlardır ki, elhak doğrudur. Devletteki kadro yığılmaları ve bazı makamların ehliyetsiz kişilere devri ve benzeri hoş olmayan haller, Kanuni devrinin sonlarına doğru başlar. Sadrazam Rüstem Paşa’nın bunların başını çektiği, şehzadeler kavgasındaki rollerinden gayet güzel anlaşılmaktadır. Nitekim Koçi Bey şöyle demektedir:

"Ma’lûmı hümâyûnları olduğu üzere, silsilei âliyei Âli Osman Pâdişâhlarından evvelâ vüs’ati memleket ve kesreti hazîne ve şevket cihetinden kemâl bulan merhum ve mağfur Sultân Süleyman Hân olub ve yine ihtilâl—i âleme bâ’is olan ahvâl dahi anların zamanında zuhur edüb, devlet kemâli kuvvette olmağla eseri ol zamanda duyulamayub, bir kaç senedir ki, zahir oldu".

Bütün bunlara rağmen, eski gayretlerin devamı olarak, onun zamanında Kıbrıs fethedilmiş, Moskova teslim alınmış ve Yemen Osmanlı ülkesine ilhak edilmiştir. Zatenj devrinde düzenlenen Kanunnâmeler de, yükselme hızının bütün bütün durmadığını i göstermektedir. Osmanlı Devleti’nin düşmanı ve devlet adamı bir tarihçi olan Dimitri] Kantemir, hakkında en çok dedikodu bulunan II. Selim ile ilgili şunları söylemektedir:

"Âlimlerle konuşup hoş vakit geçirmeyi çok sevdiği gibi, soytarılarla da eğlenmesini bilirdi. Fakat bütün bunlara karşın, beş vakit namazını da muntazaman yerine getirirdi. Yeni bir şey söylemiş olmak için okurlarına yaranmak isteyen bazı tarihçiler, Selim’in sofuluk bahanesiyle, sırf şarap içmek ve başka dünya zevklerinden yararlanmak için, Saray’ın gizli dairelerine çekildiğini söylerler. Gerçek olan şudur ki, Selim görünüşte son derece dindar gözükürdü"91.

Peçevî, Tarih, c. I, sh. 5,15, 438-439;

Rüstem Paşa’nın aldıklarının rüşvet değil, ihsan olduğu şeklindeki izahlar enteresandır; Solakzâde, sh. 585;

Âli, Künh’ül-Ahbâr, Matbu Nüsha, c. V, sh. 125126;

Yazma Nüsha, Süleymaniye Kütp. Es’ad Efendi, nr. 2162, vrk. 455/b456/a;

Kantemir, c. I, sh. 263-264;

Yılmaz, Belgelerle Osmanlı Tarihi, c. II, sh. 205;

Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, c. III, Kısım I, sh. 4041;

Akgündüz, Osmanlı Kanunnâmeleri, c. VII, sh. 215-896; c. X, Koçi Bey Risalesi, md. 134

 
Kaynak : Prof.Dr. Ahmet Akgündüz - Sorularla Osmanlı
Sitemiz bilgilendirme amaçlıdır, kesinlikle ticari bir amaç gütmemektedir.
Bu sayfa En iyi 1024x768 boyutlarında Görüntülenmektedir. E-Tarih.org - Farkedermi@WebTeam