sorularla osmanlı

Ana Sayfa
Biyografiler Tarih Sözlüğü Haberler Makaleler Görüş ve Önerileriniz Kütüphane Linkler Arama Kaynakça

Silahlar Sorularla Osmanlı Tarihi Eserler Tablolar Osmanlıca Sözlük
Bırakalım bizden nefret etsinler, tabii bizden korktukları sürece   Caligula

Sorularla Osmanlı
Sokullu Mehmed Paşa kimdir? Devşirme olduğu ve Türk düşmanlığı yaptığı doğru mudur?

Bosna’nın Vişegard Kazasına bağlı Rudo Nahiyesinin Sokkuloviçi köyünden bir devşirmedir. Sırp olması kuvvetle muhtemeldir. Sokullu Beğ neslinden yani Şahin Oğullarından gelmektedir. 1512 yılında dünyaya gelen Sokullu, Yeşilce Bey tarafından devşirilerek Edirne Sarayı’na getirilmiştir. Oradan İstanbul’a nakledilmiş ve Küçük Oda hizmetiyle Enderun’a alınmıştır. Sırasıyla Hazine Odası ve Hasoda’ya alınan ve de rikâbdârlık, çuhadarlık ve silâhdarlık gibi Saray içi görevlere getirilen Sokullu Mehmed, daha sonra dışarı çıkarak Çaşnigirbaşılık, Kapıcılar Kethüdalığı, 1550’de Rumeli Beylerbeyliği; İran seferindeki başarısı sebebiyle vezirlik makamına yükselmiştir. 1561 yılında

II.  Selim’in kızı İsmihan Sultân ile evlenen Sokullu, 1564 yılında II. Vezir ve Semiz Ali Paşa’nın vefatından sonra da veziri azam olmuştur. İki sene Kanuni devrinde, sekiz yıl II. Selim zamanında ve 6 yıl da III. Murad zamanında bu görevi sürdürmüştür.

 

Kanuni Sultân Süleyman’ın vefatı sırasında 40 gün kadar ölüm haberini gizleyerek tam bir basiret örneği haline gelen Sokullu, II. Selim zamanında manen Padişah makamındadır. Sultân Murad’ın hocası Hoca Sa’deddin Efendi, musahibi Şemsi Ahmed Paşa ve kethüdası Canfedâ Kadın ve benzeri kişilerin aleyhteki gayretleri neticesinde,

III.   Murad’ın  nazarından düşmüştür.  Her ne kadar azledilmese de, fiilen yetkilerini kullanamaz hale gelmiştir. Nişancı Feridun Bey başta olmak üzere en yakın arkadaşları ve yakınları, kendisine sorulmadan görevden uzaklaştırılmıştır. Âdil bir Padişah olan III. Murad   bütün   tahriklere   rağmen,   Sokullu’ya   zarar  vermemekte   direnmiştir.   Ancak Sokullu, Kabasakal tarafındaki Sarayında İkindi Divanı halindeyken, meczup bir Boşnak tarafından hançerle yaralanmış ve 1579 yılında vefat etmiştir.

Peçevî, bizzat Tiryaki Hasan Paşa’dan dinlediğini söyleyerek, III. Murad’ın tahta çıktığı günden beri Sokullu’yu sevmediğini ifade etmekteyse de, onun ölümünde dahli olmadığını da ilave etmektedir. Her gece teheccüd namazını kaçırmayacak kadar takva sahibi olan Sokullu Mehmed Paşa’nın, vefatından kısa bir zaman evvel, şahadetini istediği nakledilmektedir. III. Murad’ın bu katil olayında dahli bulunduğu şeklindeki iddialar doğru olmasa gerektir. Bu görüşü destekleyecek ciddi bir kaynak mevcut değildir.

Tavîl yani Uzun Mehmed Paşa diye de bilinen Sokullu’nun elbette ki iyi ve kötü yönleri olacak ve 14 yıllık sadrazamlığı döneminde tenkit edilebilecek tasarrufları bulunacaktır. Nitekim yakınlarını ve dostlarını fazlaca tutması ve makamları öncelikle onlara vermesi şeklindeki tenkit bunlardan biridir. Ayrıca İnebahtı felâketinde önemli derecede hissesi bulunmaktadır. Onun babasının bir papaz olması ise, Müslüman olduktan sonra ifa ettiği hizmetler karşısında İslâmiyet açısından hiç bir önem arz etmemektedir. Sadâreti zamanında himaye ettiği İslâm âlimleri, inşâ ettirdiği cami ve medreseler ve Mekke’de tesis ettiği hayır vakıfları ve en önemlisi de ömrünün sonuna kadar tam bir takva hayatı yaşaması, bu tür iddiaların kasıtlı olduğunu ortaya koymaktadır.

Sokullu’nun müsbet yönleri arasında II. Selim ve III. Murad gibi atalarına asla benzemeyen iki zayıf Padişah zamanında, devleti dirayetle ve büyük bir tecrübe ile idare etmesi başta gelmektedir. Ayrıca Don ve Volga nehirlerinin birleştirilmesi ile sonuçsuz kalan Süveyş Kanalı projesi de Sokullu’ya ait önemli ve ileriyi gördüğünün delili olan fikirlerindendir. Bu özellikleri sebebiyle Hammer ve onu takip eden bazı tarihçiler, Osmanlı Devleti’nin duraklama ve hatta gerileme devrini, Sokullu’nun vefatı ile başlatsalar da, bunu aynıyla kabul etmek çok zordur.

Sokullu’nun tenkit edilebilecek olan yönlerinin başında, 14 yıllık sadrazamlığı döneminde asla serdâr olarak ordunun başında sefere gitmemesi ve Padişahları da bu noktada teşvik etmemesidir. Bu yüzden statükocu, hatta müstebid ve makamını korumakta hırslı bir devlet adamı olarak vasıflandıranlar olmuştur. II. Selim’in tahta çıkışında yeniçerilerin isyanına sebep olan tavırları ve III. Murad’ın tahta çıkışında gösterdiği temellük yani yapmacık tavırlar, onun değerini kısmen düşürmüş olsa bile, bazı araştırmacıların onun hakkında söyledikleri şeyler kanaatimize göre doğru değildir.

 

Peçevî, c. I, sh. 24-28;

Solakzâde, sh. 572 vd;

Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, c. II, sh. 552; c. III, Kısım I, sh. 49-54;

Aksun, Osmanlı Tarihi, c. I, 388-389;

Abdurrahman Şeref, "Sokullu Mehmed Paşa’nın Evâili Ahvali ve Ailesi Hakkında Bazı Malumat", TOEM, nr. 29, sh. 257265;

İnalcık, Halil, "Osmanlı-Rus Rekabetinin Menşei ve DonVolga Kanalı Teşebbüsü (1569)", Belleten, c. XII, sayı 46(1948), sh. 349-402;

Ahmed Refik, "Bahrı Hazar Karadeniz Kanalı ve Ejderhan Seferi", TOEM, nr. 43, sh. 114;

Yılmaz, Mevlüt Uluğtekin, Osmanlı’nın Arka Bahçesi, 53–75; Bu eserde Sokullu’nun Türk olmaması esas alınarak, tarihçilerin verdiği bilgilerin kırınıtıları değerlendirilerek ve de abartılarak Sokullu, Türk ve Osmanlı düşmanı bir ajan gibi gösterilmiştir ki, bu Cumhuriyet döneminde ortaya çıkan farklı bir bakış tarzının örneğidir.

 
Kaynak : Prof.Dr. Ahmet Akgündüz - Sorularla Osmanlı
Sitemiz bilgilendirme amaçlıdır, kesinlikle ticari bir amaç gütmemektedir.
Bu sayfa En iyi 1024x768 boyutlarında Görüntülenmektedir. E-Tarih.org - Farkedermi@WebTeam