Tablolar

Ana Sayfa
Biyografiler Tarih Sözlüğü Haberler Makaleler Görüş ve Önerileriniz Kütüphane Linkler Arama Kaynakça

Silahlar Sorularla Osmanlı Tarihi Eserler Tablolar Osmanlıca Sözlük
Tarihçi tezi değil, derdi olan adamdır. Tezi olmayanı zaten dinlemeyiz, hiç bir şey yapamaz. Derdi olmayan tarihçi de çok yavandır. Ancak derdini, özlemini güzelce ifade eden ve o derdi ve özlemi başkalarına da sevdirip benimseten adam geleceğin tarihçisi   İlber Ortaylı
bosluk
     
 
Tarihi Eserler
Hızlı Ara
 
  Tarihi Eserler » Manisa » Manisa sivil mimari örnekleri
 
   
 
 
Manisa sivil mimari örnekleri
Manisa sivil mimari örnekleri

Manisa sivil mimarisi Spil Dağı’nın kuzey etekleri ile Gediz Irmağı’na kadar uzanan ovada hafif eğimli bir alanda yer almaktadır. Kaynaklarda bu evlerin bahçe içerisinde iki katlı olduğu yazılıdır. Bağlık ve bahçelik içerisindeki bu evlerden ötürü şehre Bahçekent ismi de verilmiştir. XVI.yüzyılda Manisa’ya gelen Kâtip Çelebi Cihannüma isimli eserinde bu evlerle ilgili bilgi vermektedir. Ona göre şehrin her yanının bostanlık, bağlık ve bahçelik olduğu, halkın yaz aylarında bağlara gittiği yazılıdır. Evliya Çelebi de Manisa’nın şaşılacak derecede mamur olduğuna değinmiştir:
"Kalenin bulunduğu puslu dağın eteğinde, doğudan batıya, Bursa şehri gibi kurulmuş müzeyyen bir şehirdir. 6.660 kadar güzel evlerden meydana gelmiş, tamamı 60 mahalledir. Büyük saraylar ile süslü şehir baştan başa kiremit ile örtülü güzel ve temiz altlı üstlü iki katlı evlerle hoş görünümlüdür. Bunlar birbiri üzerine Kale Dağı’na yapışmış hanelerdir. Yüzleri baştan başa pencere balkon olan evler kuzey taraftaki ovada akan Gediz Nehrine bakar.Kurtuluş Savaşı sırasında Manisa Yunan işgaline uğramış ve Yunanlılar çekilirken şehri yakmışlardır. Bu yüzden de Manisa evleri ile ilgili örnekler il merkezinde günümüze gelememiştir. 1922 yılında yapılan bu yangından sonra şehir yeniden yapılırken o dönemin belediyesi eski evleri örnek alarak üç ev yaptırmıştır.

Bununla beraber Manisa evleri tek katlı veya hanaylı denilen iki katlı taş avlulu yapılardır. Bunlar dar ve çıkmaz sokakların iki yanına sıralanmıştır. Yüksek avlu duvarları ile sokaktan ayrılan bu yapıların biri küçük, diğeri büyük olmak üzere iki kapıları bulunuyordu. Bunlardan büyük kapılar at arabalarının veya develerin geçebileceği büyüklükte idi. Evlerin avlusu taş olup, çoğu kez buraya bir de çeşme yerleştirilmiştir. Avluya bakan hayat denilen büyük ve önü açık odalar çıkmalı olup, içerisinde yüklükler, dolaplar, raflar, sedirler ve kafesli pencereleri bulunuyordu.
İki katlı evlerde ortada bir sofa bunun iki yanında da odalar sıralanmıştır. Türk sivil mimarisinde Karnıyarık olarak isimlendirilen bu tür yapıların sıra halinde dışarıya açılmış dikdörtgen söveli pencereleri ve demir kepenkleri bulunuyordu.

Manisa halkı yaz aylarında bağlara göç ettiğinden bağ tipi evler yörede özellik kazanmıştır. Bu evler taşlıklı olup, bazıları üst üste iki odadan meydana gelmiştir. Bunlara kule tipi evler ismi verilmiştir. Bağ evlerinde demir kepenkler pencerelerde kullanılmış, evlerin içerisine de fırınlar konulmuştur.

Manisa il merkezi dışında Akhisar, Soma, Kula ve Kırkağaç’ta özgün Türk evleri ile karşılaşılmaktadır.

Manisa’nın Kula ilçesi özgün yapıları ile günümüze ulaşmış ender yerleşim alanlarından birisidir. Kuşla Arnavut kaldırımı döşeli sokakları, bahçeleri, taş döşeli avlulu evleriyle doğa ile sivil mimarinin bütünleştiği bir merkezdir. Kula evlerinde özellikle açık sofalar, avlular, dışarı açılan kafesli çıkmaları, alçı kafa pencereleri, pencereleri, tavanları, nakışlı dolapları, alçı veya ahşap ocakları ve sekileri ile eski Türk evlerinin tüm özelliklerini yansıtmaktadır.Kapalı bir yaşamın egemen olduğu Kula evler oldukça yüksek sağır duvarlarla sokaktan ayrılmıştır. Çoğunlukla bu evler bahçe ve bağlar arasına serpiştirilmiştir. Kara ikliminin yörede egemen olmasından ötürü de kışların soğuk, yazların sıcak ve kurak geçmesi sivil mimariyi de etkilemiştir. Bu nedenle evlerin ana duvarları 50-100 cm. kalınlığında sıcağa ve soğuğa karşı korunaklı olarak yapılmıştır. Evler kuzey-güney yönünde yapılmış ve bu yüzden de İmbat rüzgârlarından yararlanılmıştır.

Kula’nın bulunduğu bölge volkanik olduğundan yapılarda taş kullanılmıştır. Bu taşlar değişik olarak sivil mimariye yansımıştır. Örneğin; sokaklardaki Arnavut kaldırımları kayrak taşından, evlerin bölme duvarları ile bacaları köfeki taşından, zemin katları ve avlular koyu kurşuni kayrak taşından yapılmıştır. Evlerin temelleri ve ana duvarları volkanik sert bir taş olan karataştan, köşeler de aynı şekilde karataştan örülmüştür. Ahşap hatıllarla güçlendirilen duvarlar çoğu kez de samanlı çamur veya kireç taşı ile sıvanmıştır. Ahşap malzeme daha çok üst katlarda kullanılmıştır. Döşemelerde, duvarlarda, çatıda çoğunlukla kavak ağacı, ince işlemelerde ise sarıçam doğramalar kullanılmıştır.
Kula evleri iki veya üç katlıdır. Bazı evlerde odunluk, buğday ambarları, kilerler alt katlarda yer almıştır. Ayrıca birkaç bölümlü bodrumdan da depo olarak yararlanılmıştır. Evlerin üst katı genellikle dışa taşırılmış ve mekânlar genişletilmiştir. Bunun bir nedeni de bu çıkmaların dar sokaklarda gölgelik görevini de üstlenmeleridir. Evlerin cephe görünümlerinde kafesli köşkler, balkon biçimli çıkmalar bulunmakta ve bunların hepsini de geniş kaplamalı saçaklar örtmektedir.

Evlerin avlu kapıları sarıçamdan ve kabaralı olarak yapılmıştır. Bu evler dış sofalı, iç sofalı ve orta sofalı plan düzenindedir. Dış sofalı evlerde avludan ahşap basamaklarla üst kata çıkılmaktadır. Ev halkının yaşamını geçirdiği bu katın önü, parmaklıklı veya kafesli olup, Türk mimarisindeki hayatı oluşturmaktadır. İç sofalı evlerde sofa ve eyvan aynı eksen üzerinde olup, odalar sofalar boyunca sıralanmıştır. Evlerin odaları bağımsız yaşam birimleri ile düzenlenmiştir. Bu odalar oturma, yatma, yemek yemek için her türlü öğeyi içerisinde toplamıştır. Bu odalarda yüklükler, dolaplar ve gusülhaneler de bulunmaktadır. Odaların kapıları tek kanatlı olup, önlerinde eşiklikler vardır. Odalardan başoda bezemeli, diğerleri çoğunlukla sadedir. Odaların tümüne ocak konulmuştur. Dışa açılan pencereler çift kanatlı olup, bazılarının önünde yarıya kadar, bazılarında da tümünü ahşap parmaklıklar ve kafesler örtmektedir. Bunların üzerindeki alçı vitraylı, geometrik motifli kafa pencereleri ise yüksek tavanlı odaların aydınlanmasında rol oynamaktadır.
Kula evlerinde ahşap başlıca süsleme malzemesidir. Özellikle tavanlarda çıtakâri süsleme ile “S” ve “C” kıvrımları yapılmış, bunun dışındaki alanlar geometrik şekiller de tavanları kaplamıştır. Ayrıca tavan göbekleri değişik formlarda kullanılmıştır. Dolapların üzerinde ahşap üzerine oyma ve ajur teknikleri kullanılmış ve bu teknikte geometrik ve bitkisel bezemeler yapılmıştır. İlçedeki Beyoğlu ve Külkömür, Keleşler ile Tamburacılar evinde görüldüğü gibi ocak davlumbazlarına önem verilmiş ve bunlar bitkisel süsleme ile bezenmiştir. Merdiven babaları birer heykel görünümündedir. Yekbare ağaçtan oyularak meydana getirilen merdiven babalarının en iyi örnekleri Hacı Recepler, Beyoğlu, Boyacılar ve Zabunlar evlerinde görülmektedir. Kula’nın dış sofalı evlerindeki hayat ve odalarda çoğu kez gövdesi ile başlığı yekpare olan sütun başlıklarına yer verilmiştir. Ayrıca saçak kornişleri de ajur tekniğinde bitkisel bezeme ile süslenmiştir.

 

 

 
Bedesten (Soma) Manisa Arkeoloji Müzesi (Merkez)

Yorumlar
Yorum Ekle  
 
 
Sitemiz bilgilendirme amaçlıdır, kesinlikle ticari bir amaç gütmemektedir.
Bu sayfa En iyi 1024x768 boyutlarında Görüntülenmektedir. E-Tarih.org - Farkedermi@WebTeam