Tablolar

Ana Sayfa
Biyografiler Tarih Sözlüğü Haberler Makaleler Görüş ve Önerileriniz Kütüphane Linkler Arama Kaynakça

Silahlar Sorularla Osmanlı Tarihi Eserler Tablolar Osmanlıca Sözlük
Gerçi bize milliyetçi derler. Ama, biz öyle milliyetçileriz ki, işbirliği eden bütün milletlere hürmet ve riayet ederiz. Onların milliyetlerinin bütün icaplarını tanırız. Bizim milliyetçiliğimiz herhalde hodbince ve mağrurca bir milliyetçilik değildir.   Mustafa Kemal Atatürk
bosluk
     
 
Tarihi Eserler
Hızlı Ara
 
  Tarihi Eserler » Nevşehir » Hacı Bektaş Veli Külliyesi (Dergâhı) (Hacıbektaş)
 
   
 
 
Hacı Bektaş Veli Külliyesi (Dergâhı) (Hacıbektaş)
Hacı Bektaş Veli Külliyesi (Dergâhı) (Hacıbektaş)

Nevşehir ili Hacıbektaş ilçesi Bâla Mahallesi, Kayseri Caddesi üzerinde bulunan Hacı Bektaş Veli Dergâhı, Hacı Bektaş Veli zamanında yapılmış, çilehane (Kızılca Halvet) ve buna eklenen yapılardan meydana gelmiştir. Hacı Bektaş Veli’nin ölümünden sonra Orhan Gazi, I.Murad (Hüdavendigâr), Yıldırım Beyazıt ve Yavuz Sultan Selim zamanında yapılan eklerle dergâh genişletilmiş ve XVI.yüzyılda bugünkü konumuna gelmiştir. Hacı Bektaş Veli’nin türbesi, Hacı Bektaş Veli’nin oğlu Seyyid Ali Sultan tarafından 1385 yılında yeniden yaptırılmıştır. Sultan II. Beyazıt 1485-1486 yıllarında türbenin çevresini düzenlettirmiş ve kubbesini de kurşunla kaplatmıştır. Sultan IV. Mustafa’nın 1807’deki onarımından sonra Sultan II. Mahmut 1827 yılında türbe dışında kalan bütün yapıları yıktırmış ve dergâh avlusunun doğu köşesine cami yaptırmıştır. Sultan Abdülaziz İstanbul’dan gönderdiği mimarlar ile Hacı Bektaş Veli Dergâhı Postnişini Ali Celaleddin Çelebi’nin kontrolunda yapı topluluğunu yeni baştan yaptırmış ve türbeleri de onartmıştır. Sultan II. Abdülhamit de 1895’te dergâhı onartmış, genişletmiş ve bugünkü durumuna gelmesini sağlamışlardır. Cumhuriyet döneminde Vakıflar Genel Müdürlüğü 1958 yılında dergâhı restore etmiş, Milli Eğitim Bakanlığı da 16 Ağustos 1964 yılında Hacı Bektaş Veli Müzesi haline getirmiştir.

Hacı Bektaş Veli Külliyesi I.Avlu (Nadar Avlusu), II. Avlu (Dergâh Avlusu) ve III. Avlu çevresindeki yapılardan meydana gelmiştir.

I.Avlu (Nadar Avlusu):

Külliyenin I.Avlusuna Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün 1963 yılında yaptırmış olduğu ve orijinaline benzer cümle kapısından girilmektedir. Taç Kapı olarak isimlendirilen oldukça geniş ve yüksek olan bu kapının cephesi dik bir prizmayı, içerisi de bir tüneli andıran görünümdedir. Onarım öncesinde bu kapının dış yüzüne “Burası âşıkların kâbesidir. Eksik gelen tamam olur” anlamında bir kitabe bulunuyordu.

I.Avlu Altın Avlu anlamında “Nadar Avlusu” ismiyle tanınmıştır. Bu avlu geniş bir bahçe görünümünde olup, girişin solunda bulunan “At Evi” ile sağ taraftaki “Ekmek Evi”nden günümüze herhangi bir kalıntı gelememiştir. Yaklaşık boyutlarıyla bir üçgeni andıran avlunun doğusunda, girişin sağında, Postnişin Feyzullah Dedebaba zamanında, Sadrazam Halil Paşa’nın eşi Fatma Nuriye Hanım tarafından yaptırılan Üçler Çeşmesi (Feyzi Baba Çeşmesi) bulunmaktadır.

Bu çeşmenin etrafı renkli taşlarla bezenmiş, üzerine de Arapça bir kitabe yerleştirilmiş ve üzerine de Mühr-ü Süleyman motifi eklenmiştir. Üçler Çeşmesi’nin biraz ilerisindeki kapıdan bugün yalnızca temel kalıntıları bulunan Ekmek Evi’ne geçiliyordu.

Avlunun kuzeyindeki bir kapıdan II.Avluya girişi sağlayan Üçler Kapısı bulunmaktadır. Bu kapı ile aynı doğrultuda külliyenin hamamı ve çamaşırhanelerin girişleri bulunmaktadır. Çamaşırhane iki bölümden meydana gelmiş olup, birinci oda çamaşırların yıkandığı, ikinci oda da yıkanacak çamaşırların toplandığı kısımlardır. Günümüzde bu bölüm depo olarak kullanılmaktadır.

II.Avlu (Dergâh Avlusu):

Meydan Avlusu ismi de yakıştırılan II.Avlu (Dergâh Avlusu) düzgün taştan yapılmış ve bir çeşit avlu girişini andıran Üçler Kapısı denilen bir kapıdan girilmektedir. İlk yapılışında taş döşeli olan bu avlunun güneyinde Üçler Kapısının girişinde kare planlı bir havuz bulunmaktadır. Bu havuzun Üçler Kapısına bakan duvarı da üçgen bir alınlık görünümündedir. Bu üçgenin tepesine mermerden 12 dilimli bir Hüseyni tacı yerleştirilmiştir. Üçgenin havuza yönelik yüzünde de 12 mısradan meydana gelmiş bir kitabe bulunmaktadır. Bu kitabeden havuzun Beyrut Valiliğini 1906-1908 yıllarında yapan Halil Paşa’nın eşi tarafından yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Havuzun ortasına Aslanlı Çeşme’den suyu gelen bir de fıskiye yerleştirilmiştir.

Bu avlunun doğu ve batısında kesme taştan ayaklar üzerine oturtulmuş, hafif sivri kemerli revaklara yer verilmiştir. Buradaki revak kemerlerinin üzerlerine de küçük mermer taşlara yazılmış onarım kitabeleri yerleştirilmiştir. Bunlardan ilk kemerin ilk sütunu üzerinde Aslanlı Çeşme’nin eski kitabesi olduğu, çeşmeye 1853 yılında aslanla birlikte yeni bir kitabe konulunca, eski kitabe buraya getirilmiştir.

Buradaki Aş Evi önündeki revak kitabesinde ise 1869 yılında Hasan Dede tarafından tamir edildiği anlaşılmaktadır.

II.Avluda bu havuzdan başka, avlunun sağında Aslanlı Çeşme, Tekke Camisi, Aş Evi; avlunun sol tarafında da Kiler Evi, Meydan Evi, Mihman Evi ve Dedebaba Köşkleri bulunmaktadır.

Aslanlı Çeşme:

Avlunun sağ tarafında, Yusuf Bâli Çelebi’nin oğlu Bektaş Çelebi’ye konuk olan Silistre Valisi Malkoç Bâli İbn-i Ali Bey’in 1554 yılında yaptırmış olduğu bir çeşme bulunmaktadır. Renkli kesme taşlardan yapılmış olan çeşmenin üç kurnası vardır. Çeşmenin suyu Çilehane Tepesi eteklerindeki bir kaynaktan gelmektedir. Çeşmenin alınlığına da h.1270 tarihli bir kitabe açılmış bir kitap sayfası görünümünde yerleştirilmiştir. Bu çeşmeye Mısır Prenseslerinden Kara Fatma Sultan 1853 tarihinde Mısır’dan mermer bir aslan heykeli göndermiş ve bu yüzden de çeşmeye Aslanlı Çeşme ismi verilmiştir. Çeşmenin suyu üç borudan sürekli akmakta olup, bu gözlerden biri aslanın ağzındadır.

Aslanlı çeşmeden sonra doğu revaklarının altında üç ayrı bölüme açılan kapılar görülmektedir. Bunlardan çeşmenin hemen yanı başındaki kapı eski Ekmek Evi’ne açılıyordu. Günümüzde burası bir depodur. İkinci kapıdan müze yönetimine geçilmektedir. İkinci kapı eskiden Aş Evi Babası Köşküne geçişi sağlıyordu. Üçüncü kapıdan ise doğrudan doğruya Aş Evi’ne girilmektedir.

Aş Evi (Aş Evi Baba Köşkü):

Hacı Bektaş Veli Dergâhı’nın en önemli bölümünü oluşturan Aş Evi’ne iki kanatlı geniş bir kapıdan girilmektedir. İki koridordan geçildikten sonra asıl Aş Evinin bulunduğu mekâna girilir. Buradaki birinci koridorun sağ tarafındaki küçük odada Aş Evi Babasının mezarı bulunmaktadır. İkinci koridorun kapısı üzerinde 1560 tarihli bir kitabe bulunmaktadır. İkinci koridorun sağında Aş Evi Babasının odasına açılan pencere, solunda da Kiler Odası, etlerin soğutulduğu dolabın bulunduğu bölüm vardır.

Aş Evinin ana salonuna kemerli bir kapıdan girilir ve bu salon kuzey ve güney duvarlarına dayalı büyük bir kemerle ortadan ikiye ayrılmıştır. Salonun tam orta yerinde etlerin doğrandığı ve yağların süzüldüğü taş bulunmaktadır. Güney, kuzey ve doğu duvarlarında yemeklerin pişirildiği irili ufaklı altı büyük ocak vardır.

Giriş kapısının eksenindeki büyük ocak üzerinde de Bektaşiliğe gönül verenler ile Yeniçeri Ocağı’nca kutsal sayılan Kara Kazan bulunmaktadır. Kara Kazan altı büyük parça dövme bakırın birleştirilmesi ile meydana getirilmiştir. Gövdesine ikisi büyük, ikisi küçük dört ayrı kulp yerleştirilmiştir. Kazanın ağız kenarında “Tamir-i Selanikli El-Hac Hasan Dede sene 1290 te 232” “(Vakf-ı) Hacı Bektaş Veli Yadigâr Sersem Ali” ve “Vakf-ı Sultan Hacı Bektaş Veli Yadigar Sersem Ali” yazısı ile “Vakf-ı Hacı Bektaş Veli… Yadigar… İbrahim Baba 1227” yazılıdır.

Aş Evi salonunun ocakları XIX.yüzyılda yapılmış ve Kuleli Ocak denilen şekildedir. Basık kemerli olarak, kesme taştan kapalı ateşlikleri vardır. Salonun kuzeybatısında bulaşık yıkama yeri, bunun yanın da et soğutma yeri bulunmaktadır. Günümüzde bu salonun güneybatısındaki Aş Evi Babasının odasının ocağı, sofrası ve etnoğrafik eserlerle tamamlanarak teşhir edilmiştir. Buraya yerleştirilen vitrinlerle dönemine ait eserler sergilenmiştir.

Tekke Camisi:

Hacı Bektaş Veli Külliyesi’nin içerisinde bulunan Tekke Camisi’ni Sultan II.Mahmut 1834 yılında yaptırmıştır.

Cami kesme taştan, kare planlı olup, üzeri içten kubbe, dıştan da sekizgen bir kasnak üzerine sekizgen bir külah ile örtülmüştür. Caminin önünde iki sütunlu üç kemerli bir son cemaat yeri bulunmaktadır. Basık kemerli bir kapıdan girilen caminin üzerini örten kubbeye trompların yardımı ile geçilmiştir.

Caminin kuzeybatı köşesinde çıkıntı duvarı üzerine yerleştirilmiş minaresi oldukça küçük ölçüde olup, yuvarlak gövdeli ve tek şerefelidir.

Mihman Evi:

II.Avlunun batı tarafında Mihman Evi ve Kiler Evi bulunmaktadır. Günümüzde müze deposu olarak kullanılan Mihman Evi’nde dergâha gelen misafirlere ikram yapılır ve burada yatarlardı. Mihman Evi iki odalı olup, birinci oda dikdörtgen planlı ve yüksek pencerelerle aydınlatılmıştır. İçerisinde ocak ve gömme dolap bulunmaktadır. İkinci oda ise evin girişinin sağında tek pencereli ve bir de ocağı bulunan küçük bir odadır.

Meydan Evi:

Avlu revaklarının ortasındaki bir kapıdan girilen Meydan Evi’nin giriş kapısının sövesinde 1367 tarihli Arapça bir kitabe bulunmaktadır. Bu kitabe külliyenin en eski tarihli kitabesidir. Meydan Evi’nde yabancılar ayin sırasında burada misafir edilmişlerdir. Meydan Evi’nin tavanı çaprazlama atılan kirişlerle değişik bir kubbe görünümündedir. Bu çaprazlama sistem ile gökyüzünün dokuz katı temsil edilmiştir. Çoğunlukla Bektaşi Tarikatına girenlere ikram verme, nasip alma ve ayin yapılması konusunda dersler burada verilmiştir. Giriş kapısından sonra iki büyük sekisi olan bir sofa ile karşılaşılmaktadır. Bu sofadan dört köşe planlı, etrafı ahşap sedirlerle çevrilmiş asıl meydan odasına girilmektedir. Giriş kapısının ekseni üzerinde bir de ocak bulunmaktadır. Bu odanın girişinin sol tarafında ve ocağın sağına Bektaşi tahtı yerleştirilmiştir. Buradaki ocağın üzerine de XV.yüzyılda yapıldığı sanılan Hacı Bektaşi Veli’nin kök boya ile yapılmış bir tablosu bulunmaktadır. Bu resimde Hacı Bektaşi Veli sağ eli ile tuttuğu bir ceylanı göğsüne bastırmış, sol eliyle de ceylana bakan bir aslanı okşamaktadır. Bektaşi inanışına göre bu resim Hacı Bektaşi Veli’nin barışçı felsefesini simgelemektedir. Bunun dışında odanın duvarlarında Veysel Karani, Hacı Bektaşi Veli ile halifeleri, Balım Sultan, Mekke’nin eski görünümü, Şah İsmail, Kaygusuz Abdal resimleri ve çeşitli levhalar bulunmaktadır.

Meydan Evi Odasının güneyindeki bir kapıdan da Meydan Evi Babasının odasına geçilmektedir. Bu evde Bektaşi tarikatının yüksek dereceli konukları kalmıştır. Bunun da tavanı orijinal olarak günümüze gelmiş ve çaprazlama atılmış kirişlerle göğün dokuz katı simgelenmiştir.

Kiler Evi:

Günümüzde Halk Kütüphanesi olarak kullanılan Kiler Evi’ne, Meydan Evi’nin bitişiğindeki bir kapıdan girilmektedir. Kiler Evi iki katlı bir yapı olup, evin alt katında dergâhın kasası, değerli eşyaları ve yiyecek malzemeleri korunuyordu. Evin ikinci katı ise Dedebaba Köşkü olarak kullanılmıştır.

III.Avlu:

Dergâhın III.Avlusuna Altılar Kapısı denilen çift kanatlı bir kapıdan girilmektedir. Giriş kapısı renkli taşlardan yapılmış yuvarlak kemerli olup, bu kemerin üzerine büyük bir teslim taşı yerleştirilmiştir. III.Avluda Hacı Bektaşi Veli Türbesi (Pir Evi), Balım Sultan Türbesi ve dervişlerle babaların mezarları bulunmaktadır. Avlunun sağ tarafına Atatürk’ün büstü konulmuştur. Atatürk Kurtuluş Savaşı sırasında Sivas Kongresi’nden sonra Ankara’ya ilk gidişinde, 22 Aralık 1919’da bu dergâha uğramış ve burada bir süre kalmıştır.

Hacı Bektaş Veli Türbesi (Pir Evi):

Dergâhın III.Avlusunda, Kırklar Meydanı’nın girişinde bulunan Hacı Bektaşi Veli Türbesi kesme taştan kare planlı, üzeri kubbeli olarak yapılmıştır. Kubbenin üzeri dıştan ahşap çatılı sivri kurşun bir külahla örtülüdür.

Türbenin cephesinde yan yana üç kemerli bir eyvan bulunmaktadır. Ortadaki büyük kemerin altındaki demir parmaklıklı çift kanatlı bir kapıdan içeriye girilmektedir. Buradaki kemerin üzerine çarkıfelek, 12 İmam’ı temsil eden altılı yıldız, ay ortasında teslim taşı motifleri işlenmiştir. Türbenin giriş kapısı mermer ve oyma olup, sonradan bunlar alçı oymalarla takviye edilmiş ve daha zenginleştirilmiştir. Kapının üzerinde yazıya benzer bir kabartma, balık motifi görülmektedir. Giriş kısmındaki mermer çıkıntılar üzerine de ikisi sağda, ikisi de solda olmak üzere dört güvercin kabartması eklenmiştir. Kapının en üst noktasına “Allah”, onun biraz altına sekiz defa yinelenen “El Hayy El Kayyum El Vâcid El Macid El Vâhid El Ahad” yazısı yazılmıştır.

Türbe içerisinde Hacı Bektaşi Veli’nin yüksek sandukası bulunmaktadır. Türbenin içerisi XV. Ve XVI.yüzyıla tarihlendirilen kalem işleri ile bezenmiştir. Ayrıca çeşitli ayetler ve yazılar da onları tamamlamaktadır.

Kapıdan sekiz basamaklı bir merdivenle çıkılan türbeden sonra düz bir bölüme gelinmektedir. Bu geçidin sonunda türbe girişinin yanında yapı kalfası Yanko Medya’nın mezarı olduğu söylenen bir mezar bulunmaktadır. Bu mimar çatıda çalışırken ayağı kayarak düşmüş, düşerken de “Yetiş Ya Hazreti Pir” diye bağırdığı sırada sanki birisi tarafından tutulmuş gibi yere rahatça inmiştir. Bu mimarın Hacı Bektaşi Veli’ye bağlılığı ve Onun yolunda olduğundan ötürü öldükten sonra türbenin yanına Pirin kapısının eşiği altına, kendi vasiyeti üzerine gömülmüştür.

Pir Evi girişinin sağ ve solundaki sekilerde dergâha hizmet etmiş babaların mezarları bulunmaktadır. Bunlar arasında Hacı Mehmet Baba (1897), Şair Turabi Ali Dedebaba (1868), Kara Baba, Sersem Ali Dedebaba, Vahdeti Baba, Ak Baba, Hacı Feyzullah Baba (1913), Halil Dede, Mahmut Baba (1848), Nebi Dede (1835) bulunmaktadır.

Pir Evi giriş kapısına Ak Kapı ismi verilmiştir. Bu kapı düzgün mermerden yapılmış, üzeri de Selçuklu dönemine tarihlenen motiflerle bezenmiştir. Kapının üzeri sarkıtlıdır ve iki yanına da hücreler yerleştirilmiştir. Kapı kemerinin üzerindeki kilit taşına Selçukluların çift başlı kartalı, altına da boya ile ibrik şeklinde bir yazı eklenmiştir. Ak Kapıdan iki basamaklı bir merdivenle bir koridora geçilmektedir. Bu koridorun sağ tarafında ise Çilehane veya Kızılca Halvet denilen mekân bulunmaktadır.

Çilehane:

Hacı Bektaş Veli Türbesi’nin arkasından, Kırklar Meydanı’ndan giriş koridoruna, oradan da kesme taş söveli, basık kemerli bir kapı ile Çilehane’ye girilmektedir. Giriş kapı kemerinin üst kısmında özel bir yuvaya yerleştirilmiş kilit taşı şeklinde hareketli bir taş bulunmaktadır. Bu taşın etrafına beş köşeli ve sekizer köşeli yıldızlar işlenmiştir.

Çilehane 2.00x3.00 m. ölçüsünde basık tonoz kubbeli bir odadır. Küçük bir pencereden aydınlanan Çilehane’nin bir köşesinde eskiden kullanılmış aydınlatma araçlarının korunduğu bir bölüm vardır.

Hacı Bektaş Veli Dergâhının ana merkezini oluşturan ve dergâhın en eski yapısı olan bu bölümün Hacı Bektaşi Veli’nin halveti olduğu söylenmektedir.

Kırklar Meydanı:

Hacı Bektaş Veli Türbesi’nin önündeki geniş salona Kırklar Meydanı ismi verilmiştir. Bu salonun oldukça yüksek bir tavanı olup, üç kemer ile üç bölüme ayrılmıştır. Kemerlerin arasında ahşaptan ortada iki, yanlarda da iki basık kubbe bulunmakta olup, bunlar ayrıca güneş sembolleri ile bezenmiştir. Oldukça geniş olan bu Kırklar Meydanı Hacet (Mürüvvet) penceresi ile aydınlatılmıştır.

Meydanın doğusunda Resul Bâli’nin mezarı ile Horasan erenlerinin mezarları bulunmaktadır. Ancak bu mezarlar üzerinde herhangi bir kitabe yoktur. Mezarların yer aldığı, zeminden yüksek seki üzerinde ahşap parmaklıklar, antika saatler ve İran Şahı Rıza Pehlevi’nin armağanı İran Halısı, şamdanlar, levhalar ve ipek seccadeler bulunmaktadır. Ayrıca Bektaşilikte son derece önemli olan Kırkbudak Şamdanı da burada bulunmaktadır.

Meydanın içerisindeki vitrinlerde Bektaşi tarikatına ait çeşitli eşyalar sergilenmektedir. Bunların arasında gülaptanlar, şamdanlar, keşküller, derviş dağarcıkları, sancak alemleri, teberler, nefirler ve bir de deri kalkan bulunmaktadır. Duvarlarda da çeşitli levhalara yer verilmiştir.

Güvenç Abdal Türbesi:

Kırklar Meydanı’nın batısındaki sekiden Güvenç Abdal Türbesi’ne geçilmektedir. Yapıdan bağımsız bir durumda olan türbe kemerli bir tonoz ile örtülmüştür. Türbe içerisinde üç sanduka bulunmaktadır. Bu sandukalar Güvenç Abdal, kızı ve hizmetçisine aittir. Güvenç Abdal ile ilgili yaşam öyküsü Hacı Bektaşi Veli Velâyetnamesi’nde anlatılmaktadır.

Balım Sultan Türbesi:

Hacı Bektaş Veli Dergâhı’nda, Hazret Avlusunun sağında Balım Sultan Türbesi bulunmaktadır. Türbe önünde Hacı Bektaşi Veli ile çağdaş olduğuna inanılmış Kara Dut ağacı bulunmaktadır.

Bektaşi inanışında ikinci bir pir olarak tanınan Balım Sultan Bektaşiliğin kurulup, genişletilmesinde büyük payı olmuştur. Dimetoka’da 1462’de doğan ve 1516’da ölen (Hakka yürüyen) Balım Sultan’ın türbesini Yavuz Sultan Selim’in kumandanlarından Şehsuvaroğlu Ali Bey 1519’da yaptırmıştır.

Türbe kesme taştan, içerisi kare planlı, dışı sekizgen gövdeli olup, üzeri sekizgen taş bir külah ile örtülmüştür. Külahın ucundaki alem gökyüzüne doğru uçan bir güvercin şeklindedir. Türbenin giriş kapısı üzerine “İnna Fetahna leke fethan mübüna” ayeti, ikinci kapısı üzerine de türbenin yapılışını belirten 1519 tarihli Arapça bir kitabe yerleştirilmiştir.

 

 

 



Türbenin girişinde kalın taş duvarlar arasına iki sütunlu, yuvarlak kemerli bir giriş eklenmiştir. Türbenin içerisinde kollarında ejder ve buket taşıyan güvercin heykellerinin bulunduğu büyük bir şamdan ile küçük şamdanlar ve levhalar bulunmaktadır. Ayrıca türbenin kuzeyindeki bir niş içerisinde de Balım Sultan’ın kardeşi Şah Kalender’in mezarı vardır.

Balım Sultan Türbesi ile cami arasındaki hazirede dergâha hizmet etmiş Bektaşi babalarının 40’a yakın mezarı bulunmaktadır.


Kadıncık Ana (Balımevi) Evi:

Nevşehir, Hacıbektaş ilçesinde bulunan Kadıncık Ana (Balımevi) Hacı Bektaş Müzesi’nin yönetimindedir. Velâyetname’de ismi geçen bu ev Karahöyük’ün eteğinde, Akpınar Çeşmesi’nin arkasındadır. Söylentiye göre bu ev, İdris Hoca'nın evi olup, Hacı Bektaşi Veli bu evde konuk edilmiştir. Vakıflar Genel Müdürlüğü'nce restore ettirilmiştir.

Kadıncık Ana Evi, kesme taştan yapılmış, birbirleri ile bağlantılı üç odadan meydana gelmiştir. Odalardan birincisi tek kemerli olup, üç pencere ile dışarıya açılmıştır. Söylentiye göre odanın solundaki eğri bir duvar yıkılmak üzereyken Hacı Bektaşi Veli’nin eli ile düzelmiştir. Giriş kapısının karşısındaki köşede ise Kadıncık Ana’nın içerisinde gizlendiği söylenen bir tandır yeri bulunmaktadır. Evin ikinci ve üçüncü odalarına ayrı ayrı kapılardan girilmektedir. Üçüncü odanın tavanı diğerlerinden farklı olarak kemerlidir. Bu odalar küçük aydınlatma pencereleri ile dışarıya açılmıştır. Evin önündeki bahçe duvarında Akpınar Çeşmesi bulunmaktadır.

 
Nevşehir Sivil Mimari Örnekleri Çilehane (Deliktaş) ve Ozanlar Anıtı (Hacıbektaş)

Yorumlar
Yorum Ekle  
 
 
Sitemiz bilgilendirme amaçlıdır, kesinlikle ticari bir amaç gütmemektedir.
Bu sayfa En iyi 1024x768 boyutlarında Görüntülenmektedir. E-Tarih.org - Farkedermi@WebTeam