Ana Sayfa « E-tarih.org    
 
   
SOĞUK SAVAŞ DÖNEMİ, 1945-1960
BLOKLARDA YAPI DEĞİŞİKLİĞİ
YUMUŞAMAYA (DETANT) DOĞRU
ASYA GELİŞMELERİ
DÜNYA POLİTİKASINDA ORTA DOĞU 1960-1980
TÜRK DIŞ POLİTİKASI 1960-1980
YENİ YAPILANMAYA DOĞRU

 
Ana Sayfa
 Ürdün Hadiseleri
  Ürdün Kralı Hüseyin, Mısır ve Suriye ile birlikte Eisenhower Doktrinine ilk karşı çıkanlar arasında yer almakla beraber, bu Doktrinden ilk imdat isteyen de yine kendisi oldu.    Daha önce de işaret ettiğimiz gibi, Nasır Mısır'da iktidarı ele aldığı ilk günden itibaren, Orta Doğu'daki monarşileri devirme kararında idi. Orta Doğuyu veya Arap dünyasını "ilerici" dediği sosyalist-cumhuriyet rejimlerinin idaresi altında ve kendi liderliği etrafında toplamak istiyordu. Söz konusu monarşik rejimlerin başında da, Ürdün, Irak ve Suudi Arabistan gelmekte idi. Bu ülkelerdeki monarşik rejimlere karşı geniş ve yoğun bir propagandaya girişmişti. Bu propagandaların tesirsiz kaldığı söylenemez.    1948-1949 Arap-İsrail savaşı sırasında Filistin'den kaçan bir milyona yakın Filistinli Araptan yarım milyon kadarı Ürdün'e sığınmıştı ve bunların büyük çoğunluğu hara... Devamı

 Kore Savaşı
  1945 Mayısında Amerika ile Sovyet Rusya arasında yapılan bir anlaşmaya göre, savaş bittikten sonra Kore, Birleşik Amerika, Sovyet Rusya, İngiltere ve Çin'in ortak vesayeti altına konacaktı. 1945 Temmuzundaki Potsdam Konferansında da Sovyet Rusya Uzak Doğu savaşına katılmaya karar verince, askeri harekat bakımından Kore toprakları 38'inci enlem çizgisi ile ikiye ayrıldı ve bu çizginin kuzeyi Sovyet, güneyi de Amerikan askeri harekat sahası olarak kabul edildi. Fakat Sovyetler hemen Japonyaya savaş ilan edip Uzak Doğu savaşına girmediler. Lakin ne zaman Amerika Hiroshima ve Nagasaki'ye atom bombalarını attı, o zaman Sovyetler hemen Japonyaya savaş ilan edip, askerlerini Kuzey Kore'ye soktular ve 38'inci enlem çizgisine kadar ilerlediler  Böylece Kore, savaşın sonunda, kuzeyi Sovyet, güneyi Amerikan işgali altında olmak üzere fiilen ikiye bölünmüş oluyordu. Bir yandan Amerikan-Sovyet müzakereler... Devamı

 Türkmenistan
Türkmenistan'ın Sovyetler Birliği içindeki ekonomik pozisyonu, bir ham madde kaynağı olmasıydı. Petrol, doğal gaz ve pamuk bunların başında gelmektedir. Glasnost ve perestroyka ile beraber, Türkmenistan'da da bir takım hareketler ortaya çıkmıştır. Mesela 1989 Mayısında Aşkabat ve Nebitdağ'da, şehir çapında bir takım ayaklanmalar çıktıysa da, bunların gerçek sebebi ve niteliği konusunda o zamanlar çeşitli yorumlar yapılmıştır. Bu yorumlar arasında milliyetçilik unsuru da zikredildiği gibi, Komünist Partisi yönetimi ile halk arasındaki kopukluğun da bu ayaklanmaların altında yatan sosyal sebep olarak belirtilmiştir. Yalnız şurası var ki, gerek Sovyetler Birliği zamanında, gerek bağımsızlıktan sonra, Türkmenistan'ın tek egemen gücü Saparmurad Niyazov olmuştur. Bugünkü ünvanı "Türkmenbaşı" dır. Türkmenistan 27 Ekim 1927 de bağımsızlığını ilan etti. Saparmurad Ni... Devamı

 Sovyet-Amerikan Silahlanma Yarışı
Esasına bakılırsa, Gorbaçov'un, yeni bir ekonomik yapılanma ile Sovyet komünizminde yeni bir rüzgar estirme ve Sovyet ekonomisine yeni bir dinamizm getirme amacının itici gücü, 1960'lardan itibaren, yani füzelerin savaş teknolojisinin ana unsurunu teşkil etmeye başlamasından sonra, Sovyet Rusya ile Amerika arasında süregelmekte olan silahlanma yarışı olmuştur. Burada özellikle söz konusu olan, "stratejik" füzeler denen çok uzun menzilli füzelerdir. Her iki tarafın da, birbirlerinin topraklarını rahatlıkla vurabilecekleri bu uzun menzilli füzeler yarışı, Gorbaçov'un iktidara geldiği 1985 yılında öyle bir hal almıştı ki, Sovyet ekonomisinin bu yarışı kaldıramayacak hale geldiği görülmekteydi. Sovyetler uzaya insan gönderiyorlar ve uzay araştırmaları yapıyorlardı; ama halkın refahı pahasına. Bu kadar yüksek maliyete rağmen, Sovyetler bu yarışta bir üstünlük de ... Devamı

 NATO'nun Güney-Doğu Kanadında Çatlama
Fransa'nın, NATO'nun askeri kanadından çekilmesi şüphesiz Batı blokunun bütünlüğü için mühim bir hadise, bu bütünlük içinde bir nevi bir çatlama idi. Fransa'nın takibe başladığı "bağımsız" politika bir yana, askeri entegrasyondan çıkması NATO'nun bütün savunma planlarının da değiştirilmesini gerektirdi. Mamafih de Gaulle'ün 1969 Nisanında işbaşından ayrılması ve askeri planların da yeniden düzenlenmesi, uzun bir süre almadı. Fakat NATO'nun güney-doğu kanadında, 1964'ten itibaren Kıbrıs meselesi dolayısıyla Türkiye ile Yunanistan arasında patlak veren gerginlik, bu kanadın 20 yıldır iş yapamaz halde kalmasına sebep olmuştur. Türk-Yunan çatışmasının NATO üzerindeki tesirleri, Fransa'nın NATO'nun askeri kanadından çekilmesinden çok daha derin olmuştur. Bir diğer farklılık da şuradadır: Fransa NATO ile bağlarını gevşetme... Devamı