Ana Sayfa « E-tarih.org    
 
   
SOĞUK SAVAŞ DÖNEMİ, 1945-1960
BLOKLARDA YAPI DEĞİŞİKLİĞİ
YUMUŞAMAYA (DETANT) DOĞRU
ASYA GELİŞMELERİ
DÜNYA POLİTİKASINDA ORTA DOĞU 1960-1980
TÜRK DIŞ POLİTİKASI 1960-1980
YENİ YAPILANMAYA DOĞRU

 
Ana Sayfa
 Gürcistan
  Gürcistan'da "milliyetçi" hareketin özelliği, kendi içindeki etnik milliyetçilerle de mücadele etmenin çelişkisi içine düşmesidir. Moldova'da olduğu gibi.   Glasnost ve Perestroyka Gürcistanı da etkilemekle beraber, bu ülkede milliyetçilik hareketinin ancak 1989 da ortaya çıkmaya başladığını görüyoruz. Gürcistan'ın Sovyetler Birliği'ne katılmasının 68'inci yıldönümü olan 25 Şubat 1989 günü Tiflis'te 15.000 kişinin katıldığı gösteriler yapıldı. Sovyetlerin 1921'deki işgali protesto ediliyordu. Polisin dağıttığı ve tutuklamaların olduğu bu gösteriler, Gürcü milliyetçiliğinin lideri durumunda olan, Milli Demokratik Parti tarafından düzenlenmiştir.   Gürcistan'da bu şekilde başlayan Gürcü milliyetçiliği hareketi giderek artarken, 1989 yılında, ir yandan Abkhazia, diğer yandan da Osetya hal... Devamı

 Türk-Amerikan Münasebetleri
İkinci Dünya Savaşından sonraki Türk-Amerikan münasebetleri iki ana bölüme ayrılır. 1945-1960 arasında bu münasebetler, sarsıntısız, sağlam ve tam bir dayanışma gösterir. Bu münasebetleri sarsacak herhangi bir ciddi anlaşmazlık veya mesele ortaya çıkmış değildir.Bu münasebetler gerçek anlamında bir ittifak münasebetidir ve Amerika, Türk dış politikasının en kuvvetli ve hemen hemen tek dayanak unsurudur. NATO bile Türkiye için Amerika demektir. 1960'dan itibaren Türk-Amerikan münasebetlerinde değişmeler başlamıştır. 1960-1980 dönemi, Türk-Amerikan münasebetlerinin inişler-çıkışlar, çalkantılar, sarsıntılar ve krizler dönemidir. Bilhassa iki büyük hadise, Amerika'nın iki büyük hatası, yani 5 Haziran 1964 Johnson mektubu ve 1975-1978 ambargosu, Türk-Amerikan münasebetleri üzerinde çokyaygın tesirler meydana getirmişt... Devamı

 TÜRK DIŞ POLİTİKASI 1960-1980
Son yirmi yıllık Türk dış politikasının esas mihverini bir tek mesele teşkil etmiştir: Kıbrıs meselesi. Türk dış politikasının aktivitesi Kıbrıs meselesi etrafında dönmüş ve diğer alanlardaki faaliyetlerimiz bu meselenin dalları olarak gelişmiştir dersek, herhalde gerçeği ifade etmiş oluruz. Türk dış politikasının Kıbrıs meselesinden fışkıran veya bu meselenin tesirinde gelişen ana faaliyet dalları, Amerika, Sovyet Rusya, Yunanistan ve Orta Doğu ile münasebetlerimizdir. Bunu da normal karşılamak gerekir. Çünkü, son otuz yıl içinde Kıbrıs, Türkiye’nin hayati ve milli meselesi, milli menfaatlerimizin ağırlık noktası olmuştur. Bir dış politika her şeyden önce milli meselelere dayanmak zorundadır. Türk dış politikasının ikinci mühim unsuru, Birleşik Amerika ile olan münasebetlerimizdir. Fakat geriye, son yirmi yıla baktığımızda, tesbit edeceğimiz husus şudur ki, Türk-Amerikan münasebetl... Devamı

 Türk-Sovyet Münasebetleri
  1960'lar başlarken, Türk-Sovyet münasebetleri, 1950-1960 arasındaki Orta Doğu hadiseleri sırasında zaman zaman vukubulan karşılıklı sertleşmelerin tesiri altında meydana gelen bir soğukluk dönemini yaşamaktadır. Her ne kadar Türkiye, 1960 yılının başlarında Sovyetlerle münasebetleri düzeltmek için harekete geçmiş ise de, 27 Mayıs 1960 darbesi ile bu teşebbüs gerçekleşememiştir. 27 Mayıs askeri idaresinin başında Sovyet Rusya, bu iktidar değişikliğini ve Amerika'ya çok bağlı olan bir iktidarın düşürülmesini fırsat bilerek Türkiye'ye bir yanaşma teşebbüsünde bulunmuş ise de, askeri idarenin, Türkiye'nin Batı ittifaklarına sadık kalma kararı, Sovyetlerin, umduklarını bulamamalarına sebep olmuştur.   1961 Ekim seçimleri ile Türkiye'de demokratik rejim yeniden kurulduktan sonra ve 1964 Kıbrıs buhranlarına kadar olan dönemde, Türk-Sovyet münasebetleri so... Devamı

 Dönemi Şekillendiren Faktörler
Dönemi Şekillendiren Faktörler   II.Dünya Savaşı tarihin gördüğü en yıkıcı savaşlardan biri olmuştur.Ülkeler yanmış, yıkılmış ve milyonlarca insan ölmüştü. Bu savaş tam bir "dünya" savaşı olmuştu. Savaşın tesirlerini hissetmeyen hiç bir ülke ve toplum kalmamıştır, dense yeridir. Fakat ne var ki, altı yıllık bu ızdıraplı dönemden sonra, dünyanın ve insanlığın barışa hemen kavuşabilmesi mümkün olmamıştır. Milletlerarası mücadeleler, büyük devletlerin çatışması ve mahalli savaşlar, insanlığı zaman zaman üçüncü bir dünya savaşının eşiğine kadar getirmiştir. Böyle bir "sıcak savaş" patlak vermemiştir, lakin barış da olmamıştır. Dünya bir "soğuk savaş" atmosferi içinde, heyecanlı bir onbeş yıl geçirmek zorunda kalmıştır. Bu soğuk savaşın gelişmelerini ele almadan önce, bir başka m&uum... Devamı