Ana Sayfa « E-tarih.org    
 
   
SOĞUK SAVAŞ DÖNEMİ, 1945-1960
BLOKLARDA YAPI DEĞİŞİKLİĞİ
YUMUŞAMAYA (DETANT) DOĞRU
ASYA GELİŞMELERİ
DÜNYA POLİTİKASINDA ORTA DOĞU 1960-1980
TÜRK DIŞ POLİTİKASI 1960-1980
YENİ YAPILANMAYA DOĞRU

 
Ana Sayfa
 Türk-Sovyet Münasebetleri
  1960'lar başlarken, Türk-Sovyet münasebetleri, 1950-1960 arasındaki Orta Doğu hadiseleri sırasında zaman zaman vukubulan karşılıklı sertleşmelerin tesiri altında meydana gelen bir soğukluk dönemini yaşamaktadır. Her ne kadar Türkiye, 1960 yılının başlarında Sovyetlerle münasebetleri düzeltmek için harekete geçmiş ise de, 27 Mayıs 1960 darbesi ile bu teşebbüs gerçekleşememiştir. 27 Mayıs askeri idaresinin başında Sovyet Rusya, bu iktidar değişikliğini ve Amerika'ya çok bağlı olan bir iktidarın düşürülmesini fırsat bilerek Türkiye'ye bir yanaşma teşebbüsünde bulunmuş ise de, askeri idarenin, Türkiye'nin Batı ittifaklarına sadık kalma kararı, Sovyetlerin, umduklarını bulamamalarına sebep olmuştur.   1961 Ekim seçimleri ile Türkiye'de demokratik rejim yeniden kurulduktan sonra ve 1964 Kıbrıs buhranlarına kadar olan dönemde, Türk-Sovyet münasebetleri so... Devamı

 Moskova-Pekin Çatışması
  20'inci yüzyılın en mühim hadisesi, şüphesiz, 1917 yılında Rusya'da Çarlığın yıkılıp, Sovyet Rusya adı ile büyük bir komünist devletin ortaya çıkışı ile koskoca bir Çin kıt'asının 1949 yılında yine komünizmin kontrolu altına girerek, ikinci bir komünist "dev"in ortaya çıkmasıdır. Fakat yine bu ikisi kadar mühim üçüncü bir hadise ise,1960'lardan itibaren bu iki "komünist dev"in birbiriyle kapışması ve netice ve tesirlerini günümüze kadar ulaştıracak olan bir çatışmanın içine girmeleridir.    Şurası bir gerçektir ki, Çin Halk Cumhuriyeti ile Sovyetler Birliği arasındaki münasebetler, daha ilk günden itibaren rahat bir zemin üzerine oturtulamamıştır. Koskoca bir Çin'in bir Bulgaristan, bir Çekoslovakya, bir Romanya gibi, Moskova'nın tam kontrolu altına girmiyeceğini herhalde S... Devamı

 SEATO'nun Kuruluşu
  Vietnam Savaşı Amerikayı, Kore Savaşından sonra almaya başladığı savunma tedbirlerini daha da kuvvetlendirmeye sevketti. Bu savaş, güneydoğu Asya'nın karşı karşıya bulunduğu tehlikeyi açıkça gösterdiği gibi, bölgenin stratejik ehemmiyetini de arttırmıştı. Bu bölge komünizmin kontrolu altına düştüğü takdirde, Sovyet Rusya ve Çin Singapore ve Malacca Boğazına da hakim duruma geçerlerdi ki, bu da Pasifiğin savunması açısından büyük mahzurlar ortaya çıkarırdı.    Amerika'nın bu bölgeyi korumak istikametinde attığı ilk adım, şimdi tam bağımsızlıklarını kazanmış bulunan Tayland, Laos, Kamboçya ve Güney Vietnam'a askeri ve ekonomik yardımlarını arttırmak oldu.   İkinci adım, SEATO veya Manilla Paktı denen Güney-Doğu Asya Antlaşma Teşkilatı (South East Asia Treaty Organization)nın kurulmasıdır. Bu kollektif savunma sistemi,  Eylül 1954 de... Devamı

 1974 Kıbrıs Buhranı ve Kıbrıs Harekatı
1968 Haziranında başlayan ve Kıbrıs'a yeni bir düzen getirme amacını taşıyan toplumlararası görüşmeler, altı yıl devam etmesine rağmen, 1974 yılı geldiğinde en küçük bir mesafe dahi almış değildi. Cünkü, rumların gayesi, Türklere 1960 Anayasası'ndaki hakları dahi vermemek ve Türk toplumunu bir azınlık statüsü içinde tutmaktı. Böyle bir gayenin ilerisi ise, şüphesiz Enosis idi. Buna karşılık Türk toplumu ve Türkiye ise, geçmiş tecrübelerin ışığında, Kıbrıs'taki Türk varlığının korunabilmesini, ancak 1960 Anayasasındakinden daha fazla haklar ve yetkilerde görmekte idiler. Bu politika, başlangıçtan itibaren federal bir sistem olarak görülmüştü. Kıbrıs devletinin, Türk ve rum iki ayrı federe devlete dayanması, Türk toplumu için en sağlam teminat telakki edilmişti. Fakat 1968'de başlayan toplumlararası görüşmeler ile... Devamı

 Sonuç
  1954-1959 arasındaki Orta Doğu buhranlarının en mühim neticelerinden biri, hiç şüphesiz, Sovyet Rusyayı Orta Doğu politikasının aktif bir unsuru haline getirmiş olmasıdır. Bunun tek sebebini, Batı'nın bu bölgede yapmış olduğu hatalarda görmek yanlıştır. Şüphesiz bu hataların bir tesiri olmuştur. Fakat esas faktör; 1952 Temmuzunda Mısır'da monarşinin yıkılmasından sonra Başkan Nasır'ın takip etmiş olduğu çok geniş amaçlı ve hatta Mısır'ın kendi güç ve imkanlarını aşan geniş çerçeveli politikasıdır. Denebilir ki, Nasır başlatmış olduğu politika ile, kendi kontrolunu aşan gelişmelere sebep olmuş ve bu gelişmeler de Orta Doğu'da milletlerarası politikanın karmaşık bir yapı alması neticesini vermiştir. İşte bu karmaşıklıktır ki, Sovyet Rusyayı bu bölgede milletlerarası politikanın, bundan sonra daima hesaba katılması gereken bir unsuru haline getirmiştir.    Sovyet Rusya'nın Orta Doğu'd... Devamı