II. Dünya Savaşı'ndan sonra Türkiye'nin dış politikasına hakim olan esas mesele, daha savaş sırasında tahmin ettiği gibi, savaş sonrası Avrupa dengesinde meydana gelen boşluklardan yararlanan ve bütün ağırlığı ile Türkiye üzerine de çöken Sovyet emperyalizmine karşı güvenliğini sağlama endişesi olmuştur. Türkiye NATO'ya girmekle bu güvenliğe kavuşmuş ise de, Doğu Asya'da Çin Halk Cumhuriyeti'nin ortaya çıkması neticesi, Kore Savaşı ile milletlerarası komünizmin dünyanın çok geniş bir alanında tehlike yaratması karşısında, Türkiye kendi güvenlik sistemini genişletme yoluna gitmiş ve Balkan ve Bağdat ittifaklarının kuruluşunda aktif bir rol oynamıştır. Bu gelişmeler Türk dış politikasını 1945-1955 arasında meşgul ederken, 1954 de milletlerarası mahiyet kazanan Kıbrıs meselesi ise, Türk dış politikasının 1955-1960 arasındaki başlıca konusunu teşkil edecekt... Devamı
Gorbaçov'u, Parti ve Devlet siteminde bu kadar radikal değişikliklere ve hatta, Sovyet Rusya'nın siyasal yapısını bu kadar değiştirmeye iten sebep veya faktör neydi? Önce şunu söylemek gerekir ki, Gorbaçov'un 1985 Martında Sovyetler Birliği'nin kaderini eline aldığında, bu devletin, dünya politikasında bir "süper-güç" olarak mücadelesi ve bu mücadeledeki handikapları ve bunların çözümleri hakkında, bir takım tedbir ve sistemleri kafasında oluşturduğu anlaşılıyor. Sanırız bu tedbirler ve sistemleri gerçekleştirmenin ilk çaresinin de, Sovyetler Birliğinin siyasal yapısında radikal değişmeler yapılması olduğuna inanmıştı. Lakin bütün bunları yapabilmesi için de, kuvvetli bir otoriteye sahip olması gerekirdi. Bu sebepledir ki, Gorbaçov, bir yandan siyasal sistemin yapısını değiştirerek yakasını Komünist Partisi'nin hegemonyasından kurtarmaya ç... Devamı
Vietnam Savaşı Amerikayı, Kore Savaşından sonra almaya başladığı savunma tedbirlerini daha da kuvvetlendirmeye sevketti. Bu savaş, güneydoğu Asya'nın karşı karşıya bulunduğu tehlikeyi açıkça gösterdiği gibi, bölgenin stratejik ehemmiyetini de arttırmıştı. Bu bölge komünizmin kontrolu altına düştüğü takdirde, Sovyet Rusya ve Çin Singapore ve Malacca Boğazına da hakim duruma geçerlerdi ki, bu da Pasifiğin savunması açısından büyük mahzurlar ortaya çıkarırdı. Amerika'nın bu bölgeyi korumak istikametinde attığı ilk adım, şimdi tam bağımsızlıklarını kazanmış bulunan Tayland, Laos, Kamboçya ve Güney Vietnam'a askeri ve ekonomik yardımlarını arttırmak oldu. İkinci adım, SEATO veya Manilla Paktı denen Güney-Doğu Asya Antlaşma Teşkilatı (South East Asia Treaty Organization)nın kurulmasıdır. Bu kollektif savunma sistemi, Eylül 1954 de... Devamı
Stalin'in ölümü ilk mühim tesirini Polonya üzerinde gösterdi. Polonyalılar geleneksel olarak milliyetçi ve dinlerine bağlı bir milletti. 20'inci yüzyılda Polonyalıların en büyük korkusu Almanlardı. Fakat savaştan sonra Stalin'in Polonya'da kurduğu komünist rejimin baskısı çok daha ağır oldu. Bu sebeple Stalin'in ölümüne en fazla sevinenler Polonyalılardı. Stalin öldüğünde Polonya Komünist Partisi'nin başında Bierut bulunuyordu. Bierut Stalin'in adamı ve Stalin gibi bir diktatördü. Buna rağmen, Stalin'in ölümü üzerine Parti içindeki ılımlılar hemen harekete geçtiler. 1954 Martında yapılan Parti Kongresinde, Bierut'un diktatörlüğü sona erdirilerek, kolektif liderlik başlatıldı. Devlet Başkanlığına ılımlılardan Zawadski ve Başbakanlığa da Cyrankiewicz getirildi. Bu yumuşama ve liberalleşme havas... Devamı
Bu açıkladığımız gelişmeler açısından, Sovyetler Birliği'nin Kafkas Cumhuriyetlerini iki kısımda ele almak gerekir. Birincisi, Gürcistan gelişmeleridir. Gürcistan gelişmeleri, Abkhazia ve Ossetya'nın da bağımsızlık çabaları ile, Moldova gelişmelerini hatırlatır. İkincisi ise, bizim "Kafkas Üçgeni" dediğimiz, Ermenistan, Azerbaycan ve Karabağ arasında meydana gelen ve bu güne kadar da milletlerarası nitelikte devam eden durum ve krizdir. Karabağ sorunu ile, Ermenistan ve Azerbaycan'ın bağımsızlık gelişmeleri birbirine karışmıştır.