sözlük banner

Ana Sayfa
Biyografiler Tarih Sözlüğü Haberler Makaleler Görüş ve Önerileriniz Kütüphane Linkler Arama Kaynakça

Silahlar Sorularla Osmanlı Tarihi Eserler Tablolar Osmanlıca Sözlük
Bazı yenilgilerin nedeni insanların işi yarıda bıraktıklarında başarıya ne kadar yakın olduklarını bilmemeleridir   Thomas A. Edison

A B C Ç
D E F G
H I İ J
K L M N
O Ö P R
S Ş T U
Ü V Y Z
Q W X
       

İmaret

Osmanlılar döneminde çok yaygınlık kazanmış hayır kurumlarından biridir. Başlangıçta her türlü halka açık kuruluşa imaret denildiği halde sonradan aşevlerine özel isim olmuştur. Aşevi demek olan imaret, talebelerin, fakirlerin ve yolcuların bedava yiyip-içmelerini sağlayan, onları ve yolcuların hayvanlarını barındıran ve çoğu kere zengin hayırseverler tarafından kurulmuş olan sosyal yardımlaşma müesseseleridir. Hemen hepsi vakıf olarak kurulmuştur. İslam'da sadaka-ı cariye (kişi öldükten sonra da onu hayırla yad ettiren güzel işinin övülmüş olması birçok zengin hayırseverleri, cami, medrese, han köprü ve imaret gibi halkın yararına olan yapılar inşa etmeye sevk etmiştir ki bu, ahiret zahiresi kabul edilmiştir. Her imaretin kendine has bir vakfiyesi ve nasıl hizmet göreceğini belirten bir vakıfnamesi bulunurdu Bu vakıfnamelere göre, bir imaretin en az 20-25 personeli vardı. Bunlar nazır-ı imaret (müdür), emin-i hazine (bütçe sorumlusu), emin-i sarf (imaretin alım-satım işlerine bakan, mutemet), kilavi (ambar memuru), mustakbil-i misafir (misafirleri karşılayıp, buyur eder), nakıb (dağıtıcı), nakkad-ı kendim (kalburcu), nakkad-ı erz (pirinç ayıklayıcı), seracu, (kandilleri yakan), ferraş (yatak görevlisi), hadim-i me'kel-i suhtegan (imarette talebelere ait yemekhanenin müstahdemi), mevvab (kapıcı), curubi (süpürgeci), kaşeşu (bulaşıkçı), hafız-ı tas (tabakçı), seyis (yolcuların hayvanlarına bakan), hammal-ı hatap (oduncu), hammal-ı lahm (et sorumlusu), hammal- i zehair (zahireci), sertabbah ve tabbah (başaşçı ve aşçı), serhabbaz ve habbaz (ekmekçi başı ve ekmekçi), mahi'n-nukuş (oraya-buraya çizilmiş münasebetsiz resimleri silen), vezzan-ı imaret (kantarcı). XIX. yüzyıl sonlarında sadece İstanbul'da yirmi imaret mevcuttu. Her gün dört beş bin kişi bu imaretlerden yer içerdi. Meşrutiyet'in ilanından sonra 1911'de çıkarılan bir kanunname ile bu imaretlerin 18'i kapatılmış, yalnızca Laleli ve Üsküdar'da birer imaret bırakılmıştır. Ancak 1914'de duyulan ihtiyaç üzerine Şehzadebaşı, Fatih, Valide Atik ve Nuru Osmaniye imaretleri bir nizamname ile yeniden açılmıştır.
Sitemiz bilgilendirme amaçlıdır, kesinlikle ticari bir amaç gütmemektedir.
Bu sayfa En iyi 1024x768 boyutlarında Görüntülenmektedir. E-Tarih.org - Farkedermi@WebTeam