Ana Sayfa « E-tarih.org    
 
   
YENİ YAPILANMAYA DOĞRU
  Sovyetler Birliği'nin Dağılması: Yeni Dünya
      Uyduluk'tan Bağımsızlığa: Avrupa'da 1989 İhtilalleri
      Yugoslavya'da İç Savaş
  » Üst Konu
Baltık Ülkeleri
Beyaz Rusya (Belarus)
Bulgaristan
Çekoslavakya
Doğu Almanya
Kafkaslar
Macaristan
Moldova
Orta Asya Türk Cumhuriyetleri
Polonya
Romanya
Rusya Federasyonu
Ukrayna
Yugoslavya'da İç Savaş

 
Yugoslavya'da İç Savaş

Diğer sosyalist ülkelerde olduğu gibi, Yugoslav Cumhuriyetlerinde de demokratik hareketler 1989 yılında başladı. Lakin, yine diğer ülkelerdeki gelişmelere paralel olarak, 1990 yılından itibaren bu cumhuriyetlerde de bağımsızlık eğilimleri su yüzüne çıkınca, bu cumhuriyetlerin Sırbistan'la olan münasebetleri gerginleşmeye başladı ve sonunda Bosna'da, üç buçuk yıl sürecek olan bir iç savaş başladı.

Yugoslav Federal sisteminin kurulduğu 1946 yılındanberi, Sırbistan, ülkenin yönetiminde daima egemen olmuştu. Tito'nun 1980 Mayısında ölümünden sonra, Yugoslavya Devlet Başkanlığı görevi, 6 cumhuriyetin başkanları tarafından rotasyon sistemiyle yürütülmüş ise de, bu durum, Sırbistan'ın federal sistem içindeki egemen ve üstün durumunu etkilemedi. Bu arada, Sırbistan Komünist Partisi liderliğine, 1987 yılı sonunda, koyu bir "Sırp milliyetçisi"olan ve "Büyük Sırbistan" hayali peşinde koşan, Slobodan Miloseviç gelmiştir. Yugoslavya veya Bosna iç savaşının çıkmasına da Miloseviç sebep olmuştur. Miloseviç'in emperyalist emellerinin en belirgin ifadesi, halkının % 60'ı Macar olan Voyvodina ile halkının % 90'ı Arnavut olan Kosova özerk bölgesini "demir yumrukla" yönetmesi olmuştur.

Yugoslav cumhuriyetlerinde bağımsızlık eğilimleri belirdiğinde, gerçek şudur ki, bunlar yine de birliğin dağılması taraftarı olmayıp, daha ziyade "gevşek" bir federasyon veya konfederasyon şeklini benimsemek istemişlerdir. Miloseviç ise, cumhuriyetlerin bağımsızlıklarını kabul etmekle beraber, bunların kuvvetli bir merkezi otorite etrafında birleşik kalması ve bu suretle Sırbistan'ın bunlar üzerindeki kontrolünü sürdürmesi fikrinde olmuştur. Bu görüşünü kabul ettiremeyince şu tezi ileri sürmüştür: Bu cumhuriyetlerde yaşayan Sırp azınlıkların self- determinasyon hakları vardır. Miloseviç bu ilkeye, "sınırların milliyetlere göre çizilmesi" ilkesi diyordu. Bu şekilde Miloseviç, Sırp azınlıkların yaşadığı toprakları, bu cumhuriyetlerden kopararak, Sırbistan'ın sınırlarını genişletmek istiyordu.

Buna rağmen, hiç bir Sırp azınlığın bulunmadığı Slovenya, 1991 Haziranında bağımsızlığını ilan edince, Miloseviç, bu bağımsızlığı önlemek için Slovenya'ya saldırdı. Fakat Avrupa Birliği'nin ve özellikle Almanya'nın sert tepkileri üzerine çekilmek zorunda kaldı.

Hırvatistan'da ise, yukarda belirttiğimiz görüşü uygulama yoluna gitmiştir.

Hırvatistan da 1991 Haziranında bağımsızlığını ilan etmiştir. Fakat, bunu daha önceden gören Miloseviç, Hırvatistan nüfusunun % 12'sini teşkil eden, Krajina Sırplarını kışkırtmış ve bunlar, 1990 ekiminde Krajina Özerk Bölgesi'ni ilan etmişlerdir. Bunun üzerine, Krajina Sırpları ile Hırvatistan arasında, 1991 Martında, silahlı çatışmalar başladı. Hırvatistan bu özerkliği tanımadı. Fakat fazla bir şey de yapamadı. Krajina Sırpları 1995 Eylülüne kadar özerk varlıklarını korudularsa da, bu tarihte Hırvatistan, Avrupa'nın da desteği ile, burasını askeri ile işgal etti.

Makedonya da 1991 Eylülünde bağımsızlığını ilan ederken, bütün tarihi boyunca Sırbistan'ın kanadı altında yaşamış olan 600 bin nüfuslu Karadağ, 1992 Nisanında, Sırbistan ile "Yeni Yugoslavya"yı kurdu. Fakat Bosna-Hersek böyle olmadı. Bu cumhuriyetin 4.5 milyonluk nüfusunun % 43'ü Müslüman, % 32'si Sırp ve % 17'si Hırvattı. Esasında Müslümanlarla Sırpların arası hiç bir zaman iyi olmamıştı. Müslüman-Hırvat koalisyonu 1992 Şubatında Bosna-Hersek'in bağımsızlığını ilan ve bu bağımsızlık 1992 Nisanında Avrupa topluluğu ve Amerika tarafından da resmen tanınınca, Bosna-Hersek Sırpları ayaklandılar ve 1992 Haziranından itibaren, Sırbistan'ın da Bosna Sırplarının arkasında yer alması sonucu, Bosna'da bir iç savaş başladı. Bu savaşta Yunanistan da Sırbistanı desteklemiştir.

Bosna İç Savaşı, B.M.'in, Avrupa Topluluğu'nun ve NATO'nun aracılık ve barış çabalarına rağmen, Sırpların inanılmaz vahşeti ve Müslümanlara uyguladığı zulüm ve etnik temizlik hareketleriyle, üç buçuk yıl sürdü. Amerika, bu iç savaşa, bulaşmaktan kaçındı. Fakat 1996 Temmuzundan itibaren soruna el altı ve uyguladığı baskı politikası ile, Kasım ayında "Dayton Anlaşması"nı Bosna, Hırvatistan ve Sırbistan'a kabul ettirdi ve Aralık ayında da Paris'te "barış anlaşması" imzalandı. Bu anlaşma ile Bosna'nın % 49'u Sırplara veriliyordu. Bu anlaşmanın uygulanmasını kontrol için de, Bosna'ya 60.000 kişilik bir çok Uluslu bir NATO kuvveti gönderildi.

Kaynak : Fahir ARMAĞANOĞLU - 20.Yüzyılın Siyasi Tarihi